Baş ve boyun kanserlerinde erken teşhis yaşama şansını yüzde 90 artırıyor

Medicana Samsun Hastanesi Kulak Burun Boğaz ve Baş-Boyun Cerrahisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Harun Küçük, baş- boyun kanserleri hakkında bilgi verdi.

Küçük, sigara ve tütün ürünleri kullanımının baş ve boyun kanserlerini tetiklediğini belirtti. Erken teşhisin önemini de vurgulayan Küçük, “Erken evrede yakalanan baş boyun kanserlerinde ortalama 5 yıllık yaşam süresi yüzde 90’lara ulaşmaktadır” dedi.
Baş ve boyun kanserlerinin dudak, oral kavite (ağız içi, dil,), nazofarinks (geniz), hipofarinks (yutak) ve larinks (gırtlak) kanserlerini içermekte olduğunu hatırlatan Yrd. Doç. Dr. Harun Küçük, baş ve boyun kanserlerinin tüm kanserler içinde en sık 6’ıncı sırada görüldüğünü söyledi.
Kansere bağlı ölümlerin yüzde 1-2’sinin baş ve boyun kanserlerine bağlı olarak gelişmekte olduğunu ifade eden Küçük, “Baş boyun kanserlerinde en sık oral kavite (ağız içi) ve larinks (gırtlak)kanseri görülmektedir. Sigara ve tütün ürünleri kullanımı baş boyun kanseri oluşumuna sebep olan en sık etkenlerdir. Sigara ile birlikte alkol kullanımı özellikle yutak kanseri oluşumunda önemli rol almaktadırlar. Bunların dışında HPV(Human PapillomaVirus), asbest maruziyeti, kimyasal boyalara maruziyet de baş boyun kanserlerinin oluşumuna neden olmaktadır” dedi.

“GÜNEŞE MARUZİYET DUDAK KANSERİ OLUŞUMUNU TETİKLİYOR”
Yrd. Doç. Dr. Küçük, güneşe maruz kalındığında baş ve boyun kanserleri arasında yer alan dudak kanserinin tetiklendiğini ifade etti. Dudak kanseri için dudakta düzelmeyen, ortasında kabuklanmanın eşlik ettiği, ara ara kanamalı olan yara şikayetleri ile başvurularda bulunulduğunu belirten Küçük, “Dudak kanserleri oluşumunda rol alan etkenlere baktığımızda güneşe maruziyet önemli bir faktördür. Hastalar genelde uzun dönem güneş altında çalışan ve direkt maruziyeti bulunan kişilerde görülmektedir.

Ayrıca dudak tiryakisi şeklinde sigara kullananlarda tütünün direkt ve yanma sırasında oluşan sıcaklığın etkisi ile dudak kanserleri oluşumunda rol oynaması diğer bir faktördür. Dudak görünür bir bölge olduğundan tanı genelde erken evrede konmaktadır. Tedavisi hastalığın evresine göre dudaktaki kitlenin çıkarılması ve boyundaki lenf bezelerinin cerrahi olarak temizlenmesi ile yapılmaktadır. Cerrahi sonrası yapılan evreleme ile ileri evre olgularda hastaların radyoterapi veya kemoradyoterapi ile tedavisi tamamlanmaktadır” diye konuştu.

“DİŞ ÇÜRÜKLERİNE DİKKAT EDİN”
Oral kavite yani ağız içi kanserlerinin oluşumunda diş çürüklerine de dikkat edilmesi gerektiğini belirten Küçük, “Oral kavite kanserleri oluşumunda diş çürüklerine veya diş protezlerine bağlı olarak oluşan dilde veya yanakta görülen sürekli travmaya bağlı olarak kanser gelişebilir. Hastalar ağız içinde düzelmeyen yara, kanama, boyunda şişlik ve bazen ağızdan kötü koku gelmesi şikayeti ile başvururlar. Oral kavite kanserlerinde sigara, alkol ve HPV önemli rol oynamaktadır. Ayrıca tütün çiğneme alışkanlığı olan kişilerde oral kavite kanserlerine sık rastlanmaktadır. Oral kavite kanserlerinin tedavisi ağız içindeki kitlenin çıkarılması ve boyundaki bezelerin cerrahi olarak çıkarılması ile yapılmaktadır. Cerrahi sonrası yapılan evreleme ile ileri evre olgularda hastalara radyoterapi veya kemoradyoterapi ile tedavisi tamamlanmaktadır” ifadelerini kullandı.

“SESTEKİ ÇATALLAŞMA GIRTLAK KANSERİNİN HABERCİSİ OLABİLİR”
İnsanların yaşadığı ses kısıklığı, seste çatallaşma, boğazda ağrı, nefes darlığı, yutma güçlüğü ve boyunda şişlik gibi şikayetlerin larinks yani gırtlak kanserinin habercisi olabileceğini dile getiren yrd. Doç. Dr. Küçük, “Erken evrede başvuran hastalar genelde ses kısıklığı veya seste bozulma şikayeti ile başvururlar” diye konuştu.

Küçük, “İleri evre olgularda daha çok boğaz ağrısı, yutma güçlüğü, nefes darlığı, kulağa vuran ağrı ve boyunda şişlik şikayeti olmaktadır. Erken evre olgularda cerrahi ve radyoterapi eşit tedavi sonuçlarına sahiptir. Hastalığın lokalizasyonuna göre cerrahi olarak veya radyoterapi ile tedavi edilmektedir. İleri evre olgularda ise önce cerrahi olarak gırtlağın alınması ve boyundaki lenf bezelerinin temizlenmesi sonrası ise hastalığın yaygınlık durumuna göre radyoterapi veya radyokemoterapi ile tedaviye devam edilmektedir” dedi.

İleri evre larinks kanserlerinde hastalığın cerrahi olarak temizlenmesi için genelde gırtlağın tamamen alınması operasyonu yapıldığını söyleyen Küçük, “Bu operasyon ile hasta konuşma yetisini kaybetmekte ve boğazında kalıcı bir delik ile yaşamak zorunda kalmaktadır. Bundan dolayı ileri evre hastalığı olan hastalar bu operasyonu pek kabul etmek istememekte, radyoterapi veya radyokemoterapi ile tedavi olmak istemektedirler. Cerrahi dışı tedavilerde tedaviye yanıt verme oranı erken evreye göre düşük olmakta ve lokal nüks görülme oranı cerrahiye göre yüksek olmaktadır. Cerrahiyi kabul etmeyip diğer tedavi yöntemi ile tedavi olmayı isteyen hastalarda tedaviye yanıtsızlık ve nüks olduğunda yine cerrahi yapılmaktadır ve cerrahiye bağlı komplikasyon oranları daha yüksek olmaktadır. Bundan dolayı ileri evre hastalığı olan olgulara öncelikle cerrahi ve gerekirse radyoterapi veya radyoterapi ile tamamlanmasını önermekteyiz” ifadelerini kullandı.

“BELİRTİLERE DİKKAT EDİN”
Yrd. Doç. Dr. Küçük, baş boyun kanserlerinin belirtilerine dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Küçük, “Yutak kanserlerinde genelde yutma güçlüğü, kilo kaybı, kulağa vuran ağrı ve boyunda şişlik şikayeti olmaktadır. Hastalar anatomik lokalizasyondan dolayı genelde ileri evrede başvurmaktadırlar. Tanı konduğunda larinks (gırtlak) ile yakın komşuluk gösterdiğinden larinks tutulumu sık gözlenmektedir. Bu hastaların tedavisinde erken evre olgularda sınırlı lezyonlarda cerrahi olarak çıkarılması ve doku transferi ile oluşan açıklığın kapatılması ile tedavi edilebilmektedir. Fakat bu şekil tedavi çoğu olguda mümkün olmamaktadır.
Larinks ile yakın komşuluk gösterdiğinden cerrahi olarak tedavi edilmek istendiğinde cerrahi gırtlağın alınmasını da içermektedir. Bundan dolayı bu hastalarda öncelikli olarak organ koruma protokolleri uygulanmaktadır. Hastaya öncelikle radyokemoterapi verilmekte ve tedaviye olan yanıt gözlenmektedir. Tedaviye yanıt alınırsa tedaviye devam edilmekte, eğer tedaviye yanıt alınamazsa cerrahi olarak kitle çıkarılmakta ve başlangıçta uygulanan tedavi tamamlanarak tedavisi yapılmaktadır” şeklinde konuştu.
Küçük, baş ve boyun kanserlerinin görünür bölgede olmasından dolayı erken tanı konmasının mümkün olduğunu söyledi. Erken evrede tanı konduğunda cerrahi ile yüzde 90 başarı sağlandığını vurgulayan Küçük, “İleri evre olgularda 5 yıllık ortalama yaşam oranı yüzde 35 ile 50’ye düşmekte ve tedaviye bağlı oluşan fonksiyonel ve kozmetik deformiteler daha fazla olmaktadır. Sigara, alkol ve HPV hastalığın oluşumunda ödemli rol almaktadır. Dudak veya ağız içinde düzelmeyen yara, ses kısıklığı yutma güçlüğü, kilo kaybı, boğaz ve kulağa vuran ağrı ve boyunda şişlik kanser belirtisi olacağından hastalarımızın bu şikayetleri olduğunda bir Kulak Burun Boğaz Uzmanına başvurması çok önemlidir” dedi.

 

Beğene bileceğinizi düşündüklerimiz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir