Fitoterapi

Son yıllarda dünyada olduğu gibi ülkemizde de bitkisel kaynaklı tıbbi ilaç kullanımı oldukça yaygınlaştı. Bu “yeşil dalga” 1970’lerde başladığından beri giderek daha çok taraftar toplamakta. Bu sayımızda, ülkemizde de Sağlık Bakanlığı GETAT (Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp) yönetmeliği bünyesinde sertifikalı hekimler tarafından uygulanmaya başlanan fitoterapiyi mercek altına alalım.

Aslına bakılacak olursa; fitoterapi hiçbirimizin yabancı olmadığı bir alan. Kışın grip olduğunda ıhlamur içmeyen ya da mide bulantısı olunca annesinin nane limon kaynatmadığı çocuk yoktur herhalde. Bitkilerin bu şekilde kaynatma ya da demleme yolu ile tıbbi amaçlı kullanımı oldukça yaygındır ve geçmişi çok eski zamanlara dayanır. Mezapotamyada bitkisel ve hayvansal ilaçlarla tedavilerin mevcut olduğuna dair Ninova Tabletleri M.Ö. 3000’ li yıllara aittir. Daha sonra Çin, Hint, Mısır uygarlıklarında bitkilerin tedavide kullanımı sürmüş ve modern tıbbın kurucusu kabul edilen Hipokrat da kitaplarında 400’ e yakın bitkiye yer vermiştir.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 1980 yılında tıbbi bitkileri “Bir veya birden fazla organıyla tedavi edici veya hastalıkları önleyici olabilen veya herhangi bir kimyasal-farmasötik sentezin öncüsü olabilen bitki çeşitleridir” şeklinde tanımlayarak bitkisel ilaçları kabul etmiştir. DSÖ 1996 yılında seçilmiş tıbbi bitkilere dair mongraflar (bitkinin yayılışı, geleneksel kullanımı, tıbbi kullanımı, yan etkileri, toksik etkileri, diğer ilaçlarla etkileşimi gibi bilgilerin yer aldığı bilimsel yayın) hazırlamaya karar verdiğinden beri 4 cilt yayınlamış ve 2010’ da da bunlara yeni bitkiler eklemiştir.

Fitoterapi ve bitkisel ilaçlarla ilgili en yaygın görüşler olan “Doğaldır, o yüzden zararsızdır” veya “Faydası olmasa dahi en azından zararı olmaz” ifadeleri ne yazık ki gerçeği yansıtmamaktadır.
Eczaneler dışında çeşitli marketlerde veya aktarlarda satılan bitkisel ürünler ve gıda desteklerine ait ciddi yan etkiler hatta ölüm vakaları bildirilmiştir. Bitkisel ilacın elde edildiği bitkinin yetiştiği yer, mevsim koşulları, bitki kısımlarının toplanma zamanı gibi çok çeşitli faktörler bitkinin sahip olduğu etken madde miktarını, dolayısıyla da etkinliğini değiştirdiğinden herhangi bir yerden yada aktardan alınan bitkiye güvenerek kullanmak hiç de doğru değildir. Bunun da ötesinde tıbbi bitkilerin kurutma, paketleme ve depolama işlemlerinin standardizasyonu son derece önemlidir. Tüm bu bilgiler ışığında aktardan alınan herhangi bir ürüne güvenilemeyeceği de açıktır.
Modern fitoterapik preperatlar daha çok bitki ekstrelerinden hazırlanmaktadır. Bunun temel nedeni ekstraksiyon yöntemleri ile etken maddenin moleküler ve mikrobiyolojik stabilitesinin sağlanması, verilen dozun tam olarak bilinebilmesi ve etkin etken madde konsantrasyonlarına, örneğin litrelerce bitki çayı içmek yerine, bir tabletle ulaşılabilmesini sağlamasıdır.

Bitkisel kaynaklar uzun yıllardır klasik ilaçlarda da kullanılmaktadır. Örneğin hepimizin bildiği aspirin söğüt kabuğundan (Salix alba), kalp yetmezliğinde kullandığımız digital yüksük otundan (Digitalis purpurea) ve kemoterpide kullandığımız taxol porsuk ağacından (Taxus brevifolin) elde edilmektedir. Dolayısıyla fitoterapi tamamlayıcı tıp ile klasik tıp arasında bir köprü hatta klasik tıbbın kökeni olarak düşünülebilir. Avrupa Topluluğu’ nda özellikle Almanya’da bilimselliği inkar etmeden bitkisel ilaçları muhafaza etmek ve bu deneyimi modern tıpla birleştirmek için güçlü bir eğilim vardır. Bu ülkede tıp öğrencileri geleneksel tedavileri ve fitoterapiyi ders olarak alırlar. Almanya’ da fitoterapi 1960’ lardan beri yaygın olarak kullanılmaktadır ve gösterdiği gelişme Avusturya, Fransa ve İsviçre’ yi de etkilemiştir.
Bitkisel ilaç pazarı tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de giderek büyümektedir ve bilinçli tüketici olmak hepimizin sorumluluğudur. Fitoterapi, doğru kişi aracılığı ile doğru kaynaktan, doğru şekilde kullanıldığında bitki örtüsü son derece zengin olan ülkemizde yadsınmayacak bir tedavi yaklaşımıdır.
Sağlıklı günler dileklerimle….

Beğene bileceğinizi düşündüklerimiz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir