Fulya AKSULAR, Kanatsız Kuşlar’ın Suna’sından özel açıklamalar

Kanatsız Kuşlar’ın Suna’sından özel açıklamalar

Kavak Yelleri, Benim Adım Gültepe, Muhteşem Yüzyıl, Kösem gibi birbirinden önemli projelerde yer alan Fulya Aksular, şimdilerde Kanatsız Kuşlar dizinde Suna karakterine hayat veriyor. Kanatsız Kuşlar’da hayatı zorluklarla geçmiş hırslı ve savaşçı bir kadını canlandıran sevilen oyuncu, 13 yıldır tüm Türkiye’yi gezerek kısa filmleri çocuklara masal diliyle anlatıyor. Tüm çocukların ‘Masalcı Abla’ olarak tanıdığı Aksular’ın en büyük hayali ise Sanat Köyü kurmak. Fulya Aksular; oyunculuk serüveni, hayalleri ve tüm bilinmeyenlerine dair özel açıklamaları ile sizlerle…

HABERHAYAT: Fulya Aksular kimdir? Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

FULYA AKSULAR: 23 Temmuz 1978 İstanbul doğumluyum. Köklerim Yugoslavya, Bosna Hersek’ten geliyor. ‘Aksular’ soyadının mirasını gururla taşıyorum. Ablam Hülya Aksular, Türkiye’nin baş balerini ve primadonnası olarak, Türk bale tarihine başarıyla imzasını atmıştır. İçime oyunculuğun ilk tohumları Devekuşu Kabare’yi izlerken atıldı. Çünkü ablam orada dans ediyordu. Şan tiyatrosunda usta oyuncu Nevra Serezli’yi izlediğimde, ben de sahnede olmak istediğime karar verdim.

HABERHAYAT: Oyunculuğa nasıl başladınız?

FULYA AKSULAR: Liseden sonra konservatuvar sınavlarına girdim. Önce Müjdat Gezen Sanat Merkezi Konservatuvarı ardından Akademi İstanbul Tiyatro bölümünü bitirdim. Sonra devlet tiyatrosunda ‘Küçük Adam Ne Oldu Sana’ adlı oyunla profesyonel sahne hayatıma başladım. Ardından Semaver Kumpanya’da, çok değerli hocam Işıl Kasapoğlu’nun yönetiminde Çevre Tiyatrosu’nda uzun yıllar çalıştım.

HABERHAYAT: Sizi Benim Adım Gültepe, Muhteşem Yüzyıl, Kösem gibi dizilerde izledik. Şimdiki dizi projeniz ‘Kanatsız Kuşlar’dan ve rolünüzden biraz bahseder misiniz?

FULYA AKSULAR: Evet, sevgili Zeynep Günay Tan, Deniz Koloş ve Savaş İlhan gibi usta yönetmenlerle çalışmaktan onur duydum. Benim için çok güzel projelerdi. Şimdi de ATV’de yayınlanan ve çok sevilen ‘Kanatsız Kuşlar’ dizisinde Suna karakterini canlandırıyorum. Suna karakteri yurdum kadınlarından, hayatı zorlukla ve parasızlıkla geçmiş. Bu sebeple savaşçı bir kadın. Kocasını da kaybedince çıkış yolunu farklı yollardan bulmaya çalışıyor. Orada kızmaya başlıyorsunuz Suna’ya. Kızını kullanarak kendince kurtuluş yolunu bulduğunu düşünüyor. Çünkü eski hayatına dönmek istemiyor. Ama kızı için canını verecek kadar da fedakar bir anne…

HABERHAYAT: Oyuncu olmasaydınız ne olmak isterdiniz?

FULYA AKSULAR: Araba yarışçısı ya da rock star olmak isterdim. Çünkü babam arabaları çok severdi, araba alım satımı yapardı. Hep arabalarla iç içe büyüdüm. Babamla uzun yolculuklara çıkardık. Araba kullanmayı 13 yaşında öğrendim. Hayattaki her şeyi babamdan öğrendim. Babamın ve babaannemin hayatımdaki yeri çok büyüktür. Ama ailemin her bir ferdiyle gurur duyuyorum. İyi ki böyle bir aileye sahibim. Aile fertlerimin hepsi birbirinden kıymetli.

HABERHAYAT: Peki neden rock star?

FULYA AKSULAR: Dans etmeyi ve şarkı söylemeyi oyunculuk kadar çok seviyorum. İçimde bir de Madonna var sanırım. Kendisinin çok büyük hayranıyım. Gençliğim onun şarkılarını dinlemekle geçti.

HABERHAYAT: Ünlü bir oyuncu olmanın yanı sıra aynı zamanda annesiniz. Anne olmak hayatınıza neler kattı? Hem oyunculuk hem annelik sizi zorladı mı?

FULYA AKSULAR: Anne olmak hayatımda yaptığım en güzel şey. Oğlum Süha Baran, tıpkı ismi gibi yıldız yağmuru olarak girdi hayatımıza. Onu büyütürken elbette mesleğimden uzak kalmak zorunda olduğum zamanlar oldu. Ama şimdi dokuz yaşında ve büyüyüp gelişmesini zevkle izliyorum. Her şey onun için. Onunla birlikte çocukların hayal dünyasının ve yaratıcıklarının ne kadar geniş, insani ve özel olduğunu anladım. Hayatı onlar öğretiyor size, siz onlara bir şey öğretemiyorsunuz. Oğlumdan çok şey öğreniyorum, tıpkı öğrencilerimden öğrendiğim gibi.

HABERHAYAT: Aynı zamanda oyunculuk eğitmenisiniz. Birçok öğrenciyi konservatuvara hazırlayıp onlara tiyatro dünyasının kapılarını açıyorsunuz…

FULYA AKSULAR: Teşekkür ederim. Eğitmenlik de tıpkı annelik gibi sabır ve sorumluluk gerektiren bir süreç. Onların heveslerini ve yeteneklerini doğru yönde kullanmalarına imkan sağlarken aynı zamanda onlara bu işin bir emek işi olduğunu, sadece yeteneğin yeterli olmadığını, azimle çalışmaları gerektiğini anlatıyorum. Çünkü ben hocalarımdan böyle gördüm. Aslında birbirimizi büyütüyoruz. Ben de onlardan çok şey öğreniyorum. En çok istediğim şeylerden biri, oyunculuk atölyesi açmak. Orada genç arkadaşlarımızla paylaşımlarda bulunmak ve orada oluşacak ekiple bir ‘Sanat Köyü’ kurmak istiyorum.

HABERHAYAT: ‘Sanat Köyü’ projesini biraz açar mısınız?

FULYA AKSULAR: Yaşınız büyüdükçe, büyük şehrin kalabalığından kaçmak ve yeşille, doğayla, denizle buluşmak istiyorsunuz. Yaşlılığımı Ege’de bir kıyı kasabasında geçirmek ve yaşadığım yere sanatı da götürmek istiyorum. Oradaki çocukları da sanatın güzelliğiyle buluşturmak istiyorum. Büyük bir araziye yayılmış atölyeler düşlüyorum. İçinde tiyatro, dans, müzik, seramik, resim atölyelerinin ve bir anfi tiyatronun olduğu, organik tarımın yapılabileceği, yurt dışından sanat grupların gelip hem eğitim verip hem de performanslarını sergileyebilecekleri bir konuk evinin olduğu bir köy hayal ediyorum.
Sanat Köyü’nde geçimimizi organik tarım ve konuk evlerinden sağlayıp öğrencilere gönüllü eğitim vereceğiz. Amacımız mülk sahibi olmak değil, geleceğe yatırım yapmak.
Buranın sahibi değil, sadece gönüllüsü olabilecek ekip arkadaşlarımızla birlikte orada bir dünya yaratmak istiyorum. Aslında bu ütopik bir düş. Ama neden olmasın? Bunun için elbette sanata destek verecek sponsorlara ve yatırımcılara ihtiyaç var.

HABERHAYAT: Aslında siz bu düşü ‘Masalcı Abla’ projesiyle hayata geçirmeye başlamışsınız. Nasıl bir proje bu?

FULYA AKSULAR: Bundan 13 yıl önce başladı bu güzel masal. Sevgili hocam Tilbe Saran’ın bana emanet ettiği bir proje. TÜRSAK Vakfı ve Kültür Bakanlığı’nın işbirliği ile 13 yıldır, Türkiye’nin tüm doğu illerini geziyoruz ve ben oradaki çocuklara yurt dışından gelen kısa filmleri masal diliyle anlatıyorum. Bana ‘Masalcı Abla’ diyorlar. Oradaki çocuklarla buluşmaktan inanılmaz mutluyum. Onlara başka bir dünyanın kapılarını açıyoruz, başka ufuklar gösteriyoruz. Doğu’ya gitmemizin sebebi oradaki çocukların buradaki çocuklar kadar şanslı olmamaları. Bu bir yara aslında. Çünkü hepsi birbirinden özel, birbirinden güzel pırıl pırıl çocuklar. Onların gelişimine bir nebze olsun katkıda bulunabiliyorsak ne mutlu bize. Bu işi Masalcı Teyze olana kadar tıpkı Adile Naşit gibi sürdürmek istiyorum.

HABERHAYAT: Son olarak HaberHayat okurlarına ne söylemek istersiniz?

FULYA AKSULAR: Bu güzel röportaj için tüm ekibe ve size çok teşekkür ederim. Son olarak okurlara söyleyeceğim şey; hayat çok kısa. Çocukları, doğayı, hayvanları, sanatı ve kendinizi sevin.

 

Beğene bileceğinizi düşündüklerimiz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir