HAZDAN BAĞIMLILIĞA BİLİNMEZ BİR YOLCULUK

 

 “DÜŞÜNÜYORUM ÖYLEYSE VARIM” Ne de güzel söylemiş değil mi Descartes? Peki, neyle ve nasıl düşünürüz? Hiç düşünmeden hareket ettiğimiz olmaz mı? Yalnızca “düşünenler” varsa düşünemeyenler yok mudur? Konumuz bu defa da aynı sorunun başka bir yönü, “Direksiyonda oturan kim?” Biz mi, güdülerimiz mi? Bilinç mi, altı mı? Neden birçoğumuzun ‘bağımlılık’ları var.

Bağımlılık, zararlı sonuçlarına rağmen, dürtüsel olarak madde veya sanal alıştırıcı arayışı ve kullanımı ile karakterize, nüksedici, kronik bir beyin hastalığı olarak tanımlanır. Çünkü maddeler ve sanal alıştırıcılar beynin yapısını ve işleyiş tarzını değiştirmektedir. Bu beyin değişiklikleri uzun süreli olabilir, zararlı davranışlara yol açabilir. Beynin ödül ihtiyacı davranışları etkilerken, beklentiler ve davranışlar da beynin ödül ihtiyacını etkilemektedir. ‘Bağımlılık’ kelimesi Latinceden gelmekte ve Latince ‘köleleştirme’ ya da ‘mahkum olma’ anlamındadır. Bağımlılığın beyin üzerinde uzun ve güçlü bir etkisi vardır ve bu 3 farklı yolla kendini gösterir: Bağımlı olduğu nesneyi aşırı arzulamak, o nesne üzerindeki kontrolü kaybetmek ve olumsuz neticelerine rağmen bunun içinde olmayı sürdürmek.

Bağlılık, kişinin çevresindeki diğer insanlara karşı sorumluluk çizgisini içerisinde barındıran şefkat, aidiyet, birliktelikten duyulan memnuniyet halidir. Kişi kendisi olurken diğerlerinin de ihtiyacını gözetir. Kendi ihtiyaç ve beklentilerini, diğer kişilerin ihtiyaç ve beklentileriyle mukayese ederek ortak yol arama eğilimindedir. 

Alışkanlık ve bağımlılığın fizyolojik açılımını kavrayabilmek için, beyindeki sinir yollarında ya da ‘haz merkezi’nde nelerin meydana geldiğini bilmek gereklidir. Haz merkezinde, serotonin, dopamin, glutamat gibi beynin doğal yollarla oluşturduğu psikoaktif maddeler, bu maddelere ilgi duyan alıcılar (reseptörler) ve bu maddelerin taşıyıcıları (transporter) bulunuyor. Bütün bunlar, nörotransmitter bağlantı şebekesiyle haz, duygu ve heyecan durumlarını yaratıyor. Kişi kendisini iyi hissetmesini sağlayacak bir eylemde bulunduğunda, beynin haz merkezindeki bu kimyasal ağ, uyum içinde harekete geçiyor. Haz uyandıran eylem bir kez gerçekleştiğinde “nörotransmitter”ler, enzimler tarafından parçalanıyor ya da taşıyıcı moleküller tarafından alınarak daha sonra kullanılmak üzere depolanıyor. Narkotik olmayan bağımlı (kumar veya seks bağımlısı gibi), eyleminin kendisi için nörokimyasal açıdan teşvik gören bir özelliğe sahip olduğunu öğrenince, bu alışkanlığı tekrarlama eğilimine giriyor. Örneğin kumar, onun haz merkezini doğrudan uyarıyor ve kişi bu duygunun tutsağı oluyor. Bağımlı olmayan kişi de bunu fark ediyor. Ancak, normal sınırlar içinde eylemi ne zaman yapıp ne zaman yapmayacağı konusunda yargıya varabiliyor.

Şu anda haz peşinde koşan bir insanlık mı var, haz bağımlılığı mı oluşuyor, insanın yaşam amacı değişti mi, insan niçin yaşıyor?

Sosyal davranış açısından kuşakların iyi analiz edilmesi gerektiğini, analiz edilmesi gereken konulardan birinin de dijital bağımlılık olduğunu belirten uzmanlar, “İnternet kuşağının risklerinden birisi de teknolojinin beyindeki ödül ceza sistemini bozması ve bağımlılık yapmasıyla çok yakından ilgili. Beyindeki ödül ceza sistemi haz duygusu ile ilgili. Haz duygusunun temel maddesi de dopamin ve dopamini artıran şeyler. Bağımlılığa ödül yetmezliği sendromu deniyor. İnternet de tıpkı madde gibi ödül yetmezliği yapıyor, internetin olmadığı bir ortamda kişi krize giriyorsa ve günlük işlerini aksatıyorsa bağımlılık başlamış demektir” dedi.

 ALIŞVERİŞ İLE ARINMAYA ÇALIŞILIR

Alışveriş bağımlılığı kronik bir şekilde tekrar eden ve durdurulamayan satın alma davranışına denmektedir. Aynı diğer bağımlılıklar gibi, alışveriş bağımlılığı da bir dürtü kontrol bozukluğu olarak tanımlanmaktadır

Alışveriş bağımlısı olan kişinin ihtiyacı işlevsel bir ihtiyaçtan ziyade psikolojik bir ihtiyaçtır. Yani kişi alışveriş yaparak psikolojik bir ihtiyacını karşılamaya çalışır. Satın alma davranışı genellikle hissedilen olumsuz bir duygudan arınmaya yol açar.  Arınılmaya çalışılan duygu utanç, öfke, üzüntü, kaygı, suçluluk, yalnızlık ya da sıkıntı olabilir. Ya da alışveriş sayesinde kişi haz, heyecan, kontrol veya uyarılma sağladığı için bu davranışa bağımlı hale gelmiş olabilir. Kişinin karşılanmayan bir ihtiyacını kısa süreli de olsa karşılamaya yol açan alışveriş davranışı kişide önce haz yaratsa da, bu haz kısa zamanda yerini utanca bırakmaktadır.

İlgi bağımlılığı; kişinin bağımsız olmaktan korkması ya da başkası tarafından korunma ihtiyacı bu bağımlılığı ortaya çıkaran nedenler arasında kabul edilir. Bu tip insanlar yalnız kaldıklarında aşırı derecede rahatsızlık hissederler. Çevrelerinde insanları tutabilmek için veya ilişkilerini devam ettirebilmek için tahammül edilmesi zor her şeye katlanabilir, kendilerinden çok fazla ödün verebilir, ihtiyaçlarını hiç tereddüt etmeden ikinci plana atabilirler. Bu bağımlılığa sahip kişiler başlangıçta zevk alınan bir ilişki yaratırlar. Karşı tarafa inanılmaz bir ilgi gösterirler. Ancak bu çok sürmez. Çünkü bu bağımlılığa sahip insanın saplantılı düşüncelere dönüşen ve tekrarlayan davranış kalıpları ve aşırı kontrolcülüğü, karşısındaki insanları bu davranışlara karşılık vermeye zorlar. Bağımlı kişi kendisine haz veren duyguları belli bir kişi ile birleştirip, sonunda o kişiyi bir haz nesnesine dönüştürür. Haz verici duyguların tekrar yaşanması o kişiye bağlanır. Bu istek artarak devam eder ve iki tarafın da hayatını cehenneme çevirir. Bağımlı kişi bağımlılık ilişkisi yaşadığı insan olmadan yaşayamayacağını düşünür. Bu saplantılı düşünce iki tarafı da tüketir. İlgi bağımlısı olan kişinin yaşama gücü tamamen bir başkasına bağlıdır. Zihinsel enerjisinin büyük bölümünü o kişiyi düşünerek harcar. Bu bağımlılık türünde insan bir başkası olmadan hiçbir şey yapamaz, hayatını sürdüremez, o kişi olmadan kendisini yok sayar.

İlgi bağımlılığı duygusal ilişkilerde kendini daha net göstermekle birlikte bu bağımlılığa sahip insanlar dozu farklı da olsa herkesten ilgi görme beklentisi içindedirler. Beklediklerini bulduklarında kendilerini daha iyi hissederler. Tersi durumda yüzlerine kapılar çarpılmış gibi bir duygu durumu içine girerler.

İnsan zevkinin kölesi değil efendisi olmalıdır.

Aristoteles

“Teknoloji, iyi bir hizmetçi fakat tehlikeli bir efendidir.”

Christian Lous Lange

“Bağımsızlık bir eve benzer; onu tek tek tuğlalarla inşa edersin. Koyduğun ilk tuğla irade gücündür. Bu özellik her hangi bir anda sana doğru şeyi yapma ilhamı verir. Cesaretle davranma enerjisi verir. Sürmekte olduğun yaşam biçimini kabul etmekten çok, hayal ettiğin yaşamı sürme kontrolünü sağlar.”

                                                                    Ferrasini Satan Bilge

Hepimiz, bağımsız, farkında ve mutluluğunu yaratabilenlerden olabilelim dileğiyle…

 

Beğene bileceğinizi düşündüklerimiz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir