İlkay Mavili; Dilini Değiştir, Dünyan Değişsin!

Dilini Değiştir, Dünyan Değişsin!

Sesinin Tonudur; Kelimeye Yüklediğin Anlamı Yöneten!

Bireysel markamızı yaratmak için çıkmış olduğumuz bu yolculukta, ’Var Oluşumuzu Yansıttığımız Aracımız: İletişim’ durağındaki alacağımız yakıt henüz devam ediyor. Ve şu an her nerede ve hangi zamandaysanız, kelimelerimle gözlerinizin buluştuğu noktada merhaba.

Mutluluk tanımınız ne olursa olsun, biraz düşünürseniz kendi mutluluğunuzun ve bireysel marka yaratmanızın ardındaki sebebin ağırlıklı olarak diğer insanlarla sahip olduğunuz ilişkilerin türüne bağlı olduğunu görürsünüz. İlişkilerimizde bizi var eden aracımız iletişimdir. İletişim bilimi; iletişim sürecini üç açıdan inceler. Sözsüz iletişimimiz, kelimelerimiz, ses tonumuz. Bu yazımda buluşma noktamız; sesimizin tonu!

Sesin sözlük anlamı bir cismin, başka bir cisme değmesiyle, çarpmasıyla veya sürtünmesiyle oluşan titreşimin yarattığı gürültüdür. İletişim biçimleri içinde en gelişmiş olanı konuşarak anlaşmaktır ve bu anlaşma biçimi sese dayanmaktadır. Sesimiz, hepimizin çaldığı enstrümanımızdır. Her birimizin hayatı tek bir kelime ile değişebilir. Lakin kelimeyi canlı kılan sesimizin tonudur. Seçtiğimiz tonlama ilişkilerimize yöne veriyor.

Yunus Emre der ki: “Dil hikmetin yoludur.” Dilimizi kullanma sürecimizde, kelimelerimizin anlamını yöneten sesimizin tonudur. Sesinden memnun olmayan, sesinin tonunu yönetemeyen bireyler konuşmayı tercih etmiyor, kısa, kaçak, vurgusuz ve sessiz şekilde konuşuyor. Söylediklerini kendisi de duyamayacağı gibi, kendine güveni olmayan bir izlenim veriyor. Vurgulama olmadığında anlam da aktarılamayacağı için kelimeler değerini kaybediyor. Bu durum da bireyin markasını yönetebilmeyi olumsuz şekilde etkiliyor. Çünkü, insanlar konuşarak bilgisini, düşüncesini aktarır ve karar sağlar. Güçlü konuşma, bizi bir fark yaratma yolculuğumuzda önde ve özgür kılar. Bu yolculuğumuzda tonlamanın kişiye sağladığı faydalar oldukça fazladır. Örneğin; kalın ve tane tane olan bir ses tonunun, kişinin karar tonlarını kolaylıkla üretebildiğini, ince, tiz bir ses tonununsa karar tonunu üretemediği ve kavgacı hissi verir. Nietczhe der ki: “Bazen bir fikri sadece ifade edildiği ses tonu, bize sempatik gelmediği için red ederiz.’’

Kelimelerimizi nasıl aktarırız sorusunun cevabıdır sesimiz. Araştırmalar, insanların günlük yaşamda, birbirlerinin ne söylediklerinden çok nasıl söylediklerine dikkat ettiklerini göstermektedir. Kelimelerde ki tonlamadır anlamı yöneten. Bu sebepledir ki konuşmada ses niteliğinin artırılması can alıcı bir konudur. İnsan sesinin üç niteliği vardır: Şiddeti (Sesin kulağımıza yaptığı etkinin büyüklüğü), perdesi (tonu, yüksekliği), tınısı (anlamı, hoşa giderliği) sesin tonu ve sesin hızı, şiddeti, tınısı, hangi kelimelerin vurgulandığı, duraklamalar, sesin canlılığı gibi özellikler sesin yönetiminde kullandığımız araçlardır.

Sesimiz, düşünce ve duygularımızı dışarı vurmada en önemli unsurdur. Sesimizin tonu içinde bulunduğumuz ruh halini dışarı yansıtan aynadır. Sesimiz kişiliğimiz, kimliğimiz, o anki ruh halimiz hakkında çevreye bilgi verir. Sesimizde kişilik özelliklerimiz, aldığımız eğitim, mazimiz, kültürel derinliğimiz, hayallerimiz, beklentilerimiz, moral bozukluklarımız, neşemiz ve umutlarımız gizlidir. Bu sebepledir ki Sokrates’in ‘’Konuş ki seni göreyim’’ sözü çok manidardır.

Bazı karakter özellikleri sesten anlaşılabiliyor. Ürkek bir ses sahibinin çekingen, utangaç, kendine güveninin az olduğu söylerken, net ve kararlı bir ses için ise güçlü, özgüveni yüksek, lider yapılı insan sesidir diyebiliriz. Kavgacı bir insan sesini ve zarif bir insan sesinin birbirinden çok farklı olduğunu görebiliriz. Gergin ve asabi insanlar da yüksek sesle konuşurlar. Sesimizin tonunu değiştirerek; aynı kelime ile birbirinden çok farklı anlamlar hissettirebiliriz. Konuşurken kullandığımız kelimelerin içeriğine göre tonlamayı ayarlamak konuşmayı monotonluktan kurtarır, farklı ve ilgi çekici yapar. Tonlamanın tarzı, bir kelimeyi veya cümleyi soru işaretinde mi, alayda mı yoksa bir kararda mı bırakacağını belli ediyor.

Sesimizin Etkin Nasıl Yönetiriz

  1. Gevşeme

Beden kaslarının düzenli hareket ve egzersizlerle gevşetilmesi gerekir. Konuşma kaslara dayalı bir faaliyettir. Kasların gergin olması, sesimize keskinlik ve gerginlik olarak yansıyacaktır.

Ayakta, omuzlarınızı topuklarınızla bir hizaya getirerek dik durunuz. Omuzlarınızı yukarıya doğru kaldırıp indiriniz. Önce sonra sol omuzda bu hareketleri beşer kez yapınız. Ayakta, omuzlarınızı önden arkaya, arkadan öne dairesel hareketlerle 5-6 kez çeviriniz. Alnınızı kırıştırın, gözlerinizi sıkıca kapayın, ağzınızı iyice açıp dilinizi damağınıza yapıştırın ve çenenizi kuvvetlice sıkın. Boyun hareketi için kafanızı önce geriye sonra göğsünüze doğru itin. Kafanızı sağ ve sol omuzunuza doğru döndürün.

  1. Boğaz kaslarını zorlamadan çalıştırmak

Boğaz bölgesi ve kasları sesimizin tınısını oluşturur. Boğaz kaslarını çalıştırmak için aşağıdaki çalışmaları yapabiliriz:

Dudaklarınızı kapatın ve ‘’ııııııımmmm’’sesini incelterek ve kalınlaştırarak söyleyebilirsiniz. Dudaklarınızı biraz açın ve ‘’a’’ sesini düz ve orta yükseklikte kesintisiz söyleyin(Aaaaaaaaaaaaaaaa) Dudaklarınızı biraz açın ve ‘’a’’ sesini inceden kalın ses perdesini yükseltip, alçaltarak söyleyin (AaaaaaAAAAAaaaaaAAAAA).

Aşağıdaki ses gruplarını her birini tek nefeste söyleyin. Her nefesin son ünlülerini birkaç saniye uzatın.

‘’Mammm-Mommm-Mummm-Mimmm-Memmm-Mömmm-Mümmm-Mımmm

Mımmm-Mümmm-Mömmm-Memmm-Mimmm-Mummm-Mommm-Mammm

Nammm-Nommm-Nummm-Nimmm-Nemmm-Nömmm-Nümmm-Nımmm

Nımmm-Nümmm-Nömmm-Nemmm-Nimmm-Nummm-Nommm-Nammm’’

Aşağıdaki ses grubunu sesten sese kayarak hiç kesintisiz, tek düze hale gelinceye           kadar söyleyin.’’OOOOOOOUUUUUUUAAAAAAAEEEEEEİİİİİİİİ’’

 

  1. Doğru Nefes Alarak Sesi Yönetmek

Mükemmel bir ses ve konuşmak için ön şart; soluğun doğru kullanılmasıdır. Sesin mükemmel çıkışı ses çıkışı ile nefesin kullanımı arasında başarılı bir uyum oluşturulmasını gerektirir.  Bu enstrümanı akort edip uygun tını, rezonans, tempo ve hızı çıkarabileceğimizi öğrenmemiz gerekir. Sesimizin yoğunluğunu ve sürekliliğini sağlayan güç nefesimizdir. Nefes almayı, beden ve boğaz kaslarını zorlamadan iyi kullanmayı bilmek gerekir. Uzak doğu felsefesinde, nefes alıp verişin insanın karakterini belirlediği inanılır. Dengeli insanlar ağır ve dengeli nefes alırken, sinirli ve huzursuz insanlar yüzeysel, kesik kesik ve sık nefes alırlar. Nefes alırken akciğerlerimizin tamamını kullanamamamızın sebebi, akciğerlerin altındaki bel ve mide kaslarımızı kullanamamamızdan bir başka deyişle diyafram nefesi alamamamızdan kaynaklanır.

Ses üretimi, akciğerlerimizden diyaframın yardımıyla boşalmaya başlayan havanın ses tellerine çarpıp onları titretmesiyle gerçekleşir. Sesin gücü ve kalitesi, akciğerlerimizden yükselip ses tellerini titreten havanın şiddeti ve kapasitesine bağlıdır. Sesimizin güçlü ve etkili olabilmesi için nefesimizin güçlü ve kontrollü olması gerekir. Bunun için diyaframın da sonlunum hareketine katıldığı diyafram nefesine ulaşılmalıdır.

Diyafram Nefesi Almak İçin

Sol elinizi meme hizasına, sağ elinizi göbek deliğinizin altına koyup, önce nefesinizi boşaltın ve sonra burundan derin nefes alıp akciğerlerinizi havayla doldurmaya çalışın. Bu sırada omuzlarınızın yukarıya doğru kalktığını ve karnınızın şiştiğini elinizin yukarıya doğru hareket ettiğini göreceksiniz. Sonra yavaş şekilde yukarıdan aşağıya doğru bütün negatif enerjinizi boşaltıyormuşçasına ağızınızdan nefesinizi boşaltın. İki kez bu hareketi yaptıktan sonra üç saniye bekleyin. Daha sonra birkaç kez bu hareketi tekrarlayınız.

Sağ elinizi karın altına koyarak nefesiniz boşalıncaya kadar kesintisiz ”Sıııııııııııııııııııı.” sesini, sonra kesintili olarak ”Sıı-sıı-sıı”sesini çıkartın. Karnınızın üzerindeki eliniz itilecektir. Bu hareketi her gün 2 hafta yapın. Bu hareket diyafram kasını çalıştıracaktır.

”Pıııh-Çııh-Tııh-Kııh” dörtlüsünü aralarda fark ettirmeden nefes alıp iki dakika boyunca tekrarlayınız. Sonra”Ip-Iç-It-Kıh” dörtlüsünü aynı şekilde tekrarlayınız.

”Hop” hecesini bir solukta bağırarak söyleyebileceğiniz kadar çok sayıda söylemeye çalışın.”Hop” hecesinin sayısını artırarak devam edin.

  1. Beslenme ve Çevresel Şartlar

Sesimizin kalitesini oluştururken sıvı tüketimi önemlidir.

Garcia: “Sesin tazeliği, doğal ve sağlam oluşu çok önelidir” diyor. Ses tazelik ve doğallığını kaybederse geri dönüşümü oldukça zor. Çok soğuk yiyecek ve içecekler ses tellerine zarar verir.  Yediğimiz ve içtiğimiz her şey sesimizi etkiler. Özellikle asitli yiyecekler, kahve, çay, kola, çikolata gibi yiyeceklerden uzak durmalı ve bol su içmeliyiz. Alkollü içkiler damarları gevşetir, sigara mukozayı bozar. İçki ve sigara kullanmak sesin bozulmasının temel sebeplerindendir. Ve yine ses sağlığı için hava kirliliği, sigara dumanı olan yerlerde bulunmamaya özen göstermeliyiz. Kuru hava da ses organlarına (başta ses tellerimiz olma üzere, gırtlak, dil, dudaklar, damak, çene ve burun) zarar verir. Bulunduğumuz ortamın nemli olmasına özen göstermeliyiz.

  1. Ses Organlarımızın Sağlığı Sesimizin Yönetiminde Etkindir

Ses aletlerimiz

  • Gırtlak (ses krişleri) sesi meydana getirir.
  • Akciğer ve bronşlar (gırtlakta titreşimler yaptıran ve onu harekete geçiren)
  • Ağız içi (boğaz) yanaklar, dil, damak dudaklar, dişler ve burun boşlukları gelmelidir.(sesin şiddetini değiştirmeye yarayan aletlerimiz)Sesimiz tırmalayıcı, tiz, hışırtılı, burundan, boğuk, sert veya çok yumuşak ise düzeltmenin yollarını aramalıyız. Ses rezonansı, sese güzellik veren güçlü bir ses titreşim kalitesidir. Göğsümüzde, burnumuzda (et, üşüme sonucu akıntı, iltihap vb), gırtlağımızda fiziksel bir sorun varsa; rezonanssız, hışırtılı ve kısık konuşuruz. Öncelikle bu sorunu halletmemiz gerekir.
  1. Ses organlarımızın eğitimi. Düşüncelerimiz en başarılı aktarımlarda bile olduğu güzellikte anlatılamazken; bir de onu cılız, bezgin, yorgun, hasta, eğitilmemiş ses organlarıyla anlatmaya çalışmak bizi başarısız yapar. Sesimizi düzenli alıştırmalarla yönetebilir ve geliştirebiliriz.
  2. Alfabeyi bilmek kadar sesleri bilmek de o kadar önemlidir. Konuşmaya derinlik kazandırmak için vurgulama ve tonlamayı öğrenmeliyiz. Aynı cümlede değişik vurgu, değişik anlamlar çıkarır. Vurgulama ve tonlama konuşmanın sanat boyutudur.
  3. Uygun pozisyonda olmak; dik duruş ve dik oturuş ses tonunuzu konuşurken olumlu yönde etkileyecektir.

Mükemmel Sesin Özellikleri

  • Sesin yüksekliği (İşitilebilirlik): Ses dinleyiciler tarafından işitilebilecek kadar yüksek olmalıdır. Çok yavaş ya da yüksek tonlarla konuşulmamalı; ses tonu konuşulan yerin ve dinleyici kitlesinin büyüklüğüne ve özelliğine bağlı olarak ayarlanmalıdır. Herkese açık alanlarda iki kişi arasında ki konuşmaları, kişinin telefon görüşmesini yanında ki kişiler duymamalıdır. Hoparlörden yayın gibi olmamalıdır sesin yüksekliği. Ayrıca duyguların yönetilemeyişinin de en belirgin özelliklerinden biri bağırarak konuşmadır. Bağırarak konuşmak kişiyi küçültür, yok eder. Çatışmayı körükler. Etik kurallarda, zarafet kurallarında yeri yoktur.
  • Hız düzeyi: Sözlerin ve düşüncelerin, dinleyicilerin algılama hızına denk düşmesidir. Dinleyicilerin algılama hızında dakikada 125-175 kelime aralığında söylenmeli, konuşma anındaki duygulara, kişiliğe, yere ve dinleyicinin niteliğine göre değişimler göstermelidir. Heyecan, korku, telaş, öfke gibi durumlarda hız artar; sevgi, üzüntü, saygı gibi durumlarda hız azalır. Ve unutmamak gerekir ki çok hızlı konuşan insanlar çevrelerinde huzursuzluk hissine yol açtığı bir gerçektir. Ayrıca hızlı konuşan insanları dinlemek ve anlamak zordur.
  • Hoşa giderlik/ Tını düzeyi: Katı, kulak tırmalayan, hırıltılı, madensel, tiz, burunsal, buğulu, çok yumuşak, gevrek, biçimden yoksun sesler, hoşa gitmeyen seslerdir. Gerilmiş bir gırtlak ve ağız, gerilmiş kaslar sesi daha delici, daha yırtıcı bir hale getirirse de hiçbir zaman daha da hoşa gidici ve güçlü kılmaz.
  • Bükümlülük/ değişebilirlik:Sesin, ton, hız ve anlam bakımından değişiklik göstermesidir. Sesimizin tonu, yüksekliği veya alçaklığı doğuştan getirdiğimiz özellikler değildir. Konuşurken sesin şiddetinde, yüksekliğinde ve konuşma adımlarında değişiklik yaparak anlatıma duygu yüklenmesidir. Sesin anlamı ile sözün anlamını birleştirmektir. Tonlama okurken ve konuşurken sesin duyguları belirtecek şekilde kullanılmasıdır. Öyle mi? Sorusuna tonlamayla değişik anlamları yüklemek mümkündür. Bu soruyu sesin şiddetinde, yüksekliği ve konuşma hızında değişiklik yaparak, büyük hayretler, şaşırarak, beğenerek, hafife alarak, alay ederek, hor görerek, sevinçle, üzülerek, çeşitli ruh hallerini yansıtacak şekilde tonlayabiliriz. Konuşmaların samimiyeti ve inandırıcılığı tonlamadaki başarıyla yakından ilgilidir. Başarılı tonlama okuduklarımızın ve konuştuklarımızın dinlenirliğini artıracaktır. Ses çıkışı monoton olmamalıdır. Ses yüksek-alçak tonda, hızlı- yavaş arası, duraklamalı-duraklamasız, vurgulu-vurgusuz arasında değişerek çıkmalıdır.  Konuşma sırasında sözcükler aynı şekilde söylenmez. Türkçede sözcükler söylenirken bazı heceler diğerlerine göre daha kuvvetli, daha şiddetli söylenir. Buna vurgu denir. Anlatımda vurgu söze duygu değeri katar; söylenen sözün daha anlaşılır olmasını sağlar ve ahengi canlandırır.
  • Telafuz (açıklık): Anlatılanların, söylenilenlerin anlaşılması.
  • Anlamlılık:Sesin genel olarak, dostça bir nitelik taşıması ve güven duygusu telkin etmesidir. Duygunun ve sesin birleşmesi. Ses, kelimelerdeki anlamın daha fazlasını ya da tam zıddını yansıtabilir.

Shakespeare der ki: “Konuşmanızı düzeltmezseniz talihinizi zedelersiniz.” Kelimeler ne kadar yerinde ve düzgün olursa olsun; kelimeleri aktarımdaki sesimizin yönetemiyorsak etkin bir konuşmaktan söz edemeyiz. Bilgimizi, entelektüel yapımızı, karakterimizi nasıl geliştirmek için çaba harcıyorsak; sesimizi geliştirmek içinde çaba harcamalıyız. Kendimizi ifade edebildiğimiz kadarız. Ve bu süreçte varoluşumuz yansıttığımız araçlarımızdan olan ses tonumuzun önemini lütfen göz ardı etmeyelim. Aksi taktirde, diksiyon ve vurgulama hataları, cansız ve renksiz ses tonu, tiz bir ses, kavgacı bir ifadeyle konuşmak, anlaşılamayacak kadar hızlı konuşmak, harfleri yutmak, duyulamayacak kadar kısık ses tonu, monoton bir konuşma tarzı, nefesimize otorite kazandırmamak, ağızımızı konuşurken yeterince açmamak, konuların geçiş noktasında sessiz aralar vermemek; tüm artıları eksiye döndürür. Ne söylediğiniz önemli, nasıl söylediğiniz daha önemli. Ancak diğer tarafa ne duygu yaşattığınız daha da önemli. Mevlana’nın dediği gibi: “Kelimeleri yükselt sesini değil; yağmurdur çiçekleri büyüten; gök gürültüsü değil.”     

             “Fikirlerini tam ifade edemeyen insanlar, düşünmeyi bilmeyenlerle aynı seviyededir” diyor düşünür. Bizler kendimizi ifade edebildiğimiz kadarız. İfade eksikliği bizi yok ettiği gibi ifade gücü var kılıyor. Ve bu durumu akışa bırakamayız. Çünkü şans diye bir şey de yok. Şans; emek ve fırsatların evliliğidir. Ne dersiniz bu konuda emek göstermeye. Bu ay ki buluşmamızın son dakikalarında, bir sonraki buluşmamıza kadar size dileğim; sesinizin gücünün farkında olduğunuz ve sesinizin içindeki gizli anlamı hissedip; hissettirdiğiniz bir haziran ayı diliyorum.

 

Beğene bileceğinizi düşündüklerimiz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir