KİM DEMİŞ SİNEMAYI BATILI KEŞFETTİ?

DÜNYADA İLK SİNEMA GÖSTERİMİ ANADOLUDA BAŞLAMIŞTIR

Bu adam kimdir? Sinema bilgisini hangi üniversiteden öğrenmiştir? Sinema ışık ve gölgeyi oynatmak ise, ışık ve gölgeyi 1229 yılından bu yana taşların üzerinde bu kadar ustalıkla oynatabilen yansıtabilen bir dehanın ve yansıttığı kısa filmin kimler farkındaydı?

2005 yılında bir Japon turist batı taç kapısının karşısında dinlenirken bu mühendislik harikası olayı görüyor ve etrafındaki herkese gösteriyor. O zamana kadar kimsenin farkında olmadığı bu olay artık Divriği medrese ve şifahanesini ziyaret edenlerin ilgi odağı. Bu eseri yapan mimarın ve ustaların, kapılardaki motifleri ince ince hesapladığını, motifleri yaparken ilime, bilime ve Kur’an-ı Kerim’e başvurduğunu, mimarın ve ustaların devrin teknolojisine uyum sağlayarak bazı gölgeler oluşturduklarını anlamamak elde değil… “Kur’an-ı Kerim’de Furkan Suresi’nin 45. ve 46. ayetlerini okuduğumuz zaman bu gölge meselesinin iç yüzünü anlayabiliriz. ‘Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? İsteseydi onu sabit kılardı. Sonra biz güneşi gölgeye delil kıldık. Sonra onu kendimize yavaş yavaş çektik’ ayetlerinden de göreceğiz ki; burada asıl gölge değil, gölgeyi uzatan güneş ile gölgenin hareket ve tavırlarını bilen bu sinemacıların günümüze ne denli önemli mesajlar yolladığını artık anlamamız gerek.

Anadolu hep ilimin ve bilimin merkezi oldu. Bunun doğruluğunu tartışmaya bile gerek olmadığını söylemek sanırım iddialı bir söz olmaz. Sinemanın Anadolu’daki gösterim süreçlerine dair, ışık ve gölge oyunu örneklerini çoğaltmak mümkün. İstanbul’da cami minareleri arasına konuşlandırılan MAHYA gösterileri de sinemayı ilk kimlerin keşfettiğini apaçık gözler önüne seriyor. Buradan hareketle yetişkin insanlardan ziyade çocukların gözünden bu ışık ve gölge oyunlarını tahlil ettiğimizde o günkü çocukların sinemaları ile şimdi ki çocukların sinemaları arasında anlatım saflığı ve görüntü duruluğu arasında uçurumlar kadar farkların olduğunu da üzülerek söylemem gerek. Dün, soğuk kış gecelerinde gaz lambasının ya da el fenerinin ışığının önünde ellerimizi ve bazı eşyaları kullanarak ürettiğimiz kısa filmlerde sadece ve sadece gerçeği görüyorduk. Beyaz duvardaki eşek, tavşan ve kurt ve dahası bizim çocuk dünyamızda katıksız bir gerçekti. Yaşlı büyükler ev ağabeyler hikâyeyi anlatırken aslında bir dublaj sanatçısı olduklarını bilmeden kurt sürüyü kapmaya gelirken uluyup koyunlar kaçışırken meleyip çobanı dillendiren o insanlar gerçekti! Hikâyeleri de gerçekti kendileri de! Ve bizler o zamanlar o gerçeklerin içerisinde yaşıyorduk. Koyunlarla kuzularla kurtlarla, dağda, köyde, derede, ırmakta otla, börtü böcekle, toprakla bir aradaydık. Bizim ve bizden öncekilerin gözünde o sinema gösterileri o kadar gerçekti ki.

PEKİ, ŞİMDİ NE OLDU?

Günümüzde çocuk ve sinema gerçeklerden uzaklaştı ve sanallaştı. Çünkü biz o değerlerden uzaklaştık. Artık çocuklarımızı topraktan köylerden uzak apartmanların içerisinde, bilgisayar başında, beton kozaların içerisinde, gerçeklerden ve yaratıcılıktan uzak yetiştiriyoruz. Günümüz çocukları sinemalarda pikaçuları batmanleri Süpermenleri, barbileri izleyerek adeta uyuşturuluyorlar. Çocuklarımız sinemanın masumiyetinden uzak sanal kahramanlarla arkadaşlık ediyor, onlarla konuşuyor, onlar gibi giyiniyor, onlar gibi konuşuyorlar. Kendilerinden uzaklaşan bu çocuklar bugünün sinemasının girdabında toplumsal, ailesel gelenek ve göreneklerinden uzaklaşıp bilmediğimiz başka bir yöne götürülüyorlar. Dünün Karacaoğlan’ı, Battal Gazisi, Dede Korkut’u, kurdu ve kuzusunun gerçekliğinin üzerine bu günün gökyüzünde uçan adamları, türlü hallerden hallere giren barbi dünyası filmleri ve daha niceleri, “Anadolu’da Çocuk ve Sinema” konusunda artık çocuklarımız adına korkmamız gerektiğinin sinyallerini son 30 yıldır vermeye başlamıştır. Belki bu makale Sevgili Sunay Akın’ın dünyada ilk sinema gösterisi İstanbul’da yapılmıştır tezini çürütmüştür. Ancak ümidim odur ki; bu yazı sayesinde senarist yazarlarımız bir an önce çocuk sineması adına üretimler yapmaya başlayıp, yapımcı şirketlerde ‘Anadolu Çocukları’ için Anadolu Çocuk Sinema Filmleri çekmeye başlasalar çok iyi olacak. Çünkü başkalarına ait, Anadolulu olmayan ya da bizim çocuklarımıza zarar verecek sinemaların bu ülkede yaratacağı yıkımın önüne geçemeyeceğiz. Burada gerçekten tüm dünya çocukları adına üretilmiş, dostluğu, hayatı, doğruluğu, dürüstlüğü, başkalarının hak ve hürriyetlerine saygıyı anlatan ve öğreten çocuk sinemalarını tenzih ederek sanırım kendimize yüksek sesle şunu söyleyebiliriz; TEZLER ÇÜRÜSÜN… AMA! ANADOLU ÇOCUKLARININ saflığı ve onların beyaz duvarlardaki kahramanları çürüyüp yok olmasın.

Beğene bileceğinizi düşündüklerimiz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir