ONKOFERTİLİTE

ÜREME POTANSİYELİNİN KORUNMASI ÜLKEMİZDE VE DÜNYADA GÜNCEL DURUM

Giderek artan kanser sıklığı, kanserin tedavi edilebilir bir hastalık olması ve genç yaştaki hastalarda daha sık görülmeye başlaması; genç kızların, ergenlerin ve genç kadınların üreme potansiyelini daha fazla koruma ve gelecekte çocuk sahibi olmalarına imkan tanımayı gerekli kılmıştır. Bu nedenle cerrahi ve kemoterapi-radyoterapi tedavileri planlanan hastalarda eskiden üremenin korunması dikkate alınmaz iken; son yıllarda onkofertilite üreme fonksiyonlarının korunması konusunda gelişen bir bilim olarak ortaya çıkmaktadır. Medicana Samsun Hastanesi Tüp bebek ( IVF ) Ünitesi Klinik Şefi Op. Dr. Şafak Hatırnaz, Onkofertilite konusunda bilgi verdi; ONKOFERTİLİTE EKİP İŞİDİR Kanser tedavisi görecek olan hastaların özellikle genç yaştaki hastaların yönetimi tek bir branşla sınırlı değildir. Bu nedenle multidisipliner bir yaklaşım gerektiren klinik bir durumdur.

Bu yaklaşımdan psikolog, onkolog, cerrah, radyoterapi
uzmanları, genetik uzmanları tüp bebek uzmanları, tüp
bebek laboratuarları, jinekologlar, hematologlar ve pediatrik
onkologlar ahenk içinde çalışmaları gerekmektedir.
Bu şekilde multidisipliner yapıların olmadığı sağlık
yapılanmalarında ‘onkofertilite’nin oturtulması pek
mümkün olmamaktadır. ABD ve İngiltere, Japonya ve
Avrupa Birliği üyesi ülkelerde onkofertilite için gelişmiş
hekim ve hasta bilgilendiren internet ağları kurularak dünya
üzerinde Oncofertility Consortium oluşturulmuş ve bu
oluşuma 19 ülkeden katılım gerçekleşmiştir.
Bu 19 ülkeden
sadece 8
tanesi ise aktif
olarak katılım
gösterirken;
kalan 11 ülke
işleyişe katılma
göstermemiştir.
Buradan da
anlaşılacağı
üzere; gidilecek
çok yol
vardır. Her
bilim dalının
hastasını
kendi alanında
değerlendirme
ve hastaya
en iyi tedavi
organize
etme çabası
üreme potansiyelinin korunmasında maalesef en büyük
engel olarak durmaktadır. Yapılan anket çalışmalarında en
büyük duyarlılık tıbbi onkologlarda saptanmıştır; cerrahi
onkologlar ise en az hassas olarak görülmüşlerdir.
Yaşanan en büyük zorluklar sadece bunlarla kısıtlı değil;
aynı zamanda hasta psikolojisi, hasta yakını psikolojisi,
kabullenme ve önceliklere bağlı davranışlar oldukça karmaşık
bir sürece dönmektedir. Bu nedenle üreme potansiyelinin
korunması için önemli bir konsültasyon mekanizmasının
oluşturulması sağlanmalı ve bu konuda ilgili tüm branşlar
fertilitenin korunması nosyonu edinmelidir. Bu amaçla son
yıllarda yapılan bilimsel toplantılarda fertilitenin korunması
konusu gündem haline gelmiş ve giderek artan bir bilinç
düzeyi oluşmuştur.

 

Beğene bileceğinizi düşündüklerimiz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir