POP MÜZİĞİN EFSANELEŞEN SESİ BURCU GÜNEŞ SANAT DÜNYASINDA 20. YILINDA

Müzik dünyasında 20. Yılını geride bırakan Burcu Güneş, yıllar boyunca dillerden düşmeyen onlarca şarkıya imza attı.

Son olarak Anadolu Ateşi adında bir türkü albümü ile dinleyicilerin karşına çıkan başarılı sanatçı, müzik dünyasında yolculuğu, gelecek planları ve gündelik hayatındaki hobileri hakkında HaberHayat Dergisi’ne çok samimi açıklamalarda bulundu.

Yasir Baba

 

HABERHAYAT: Burcu Güneş̧, kendi otobiyografisini kaleme alsa orada neler okurduk?

BURCU GÜNEŞ: Aslında Yeşilçam filmlerini aratmayacak bir hayat hikayem var desem abartmış̧ olmam. Küçük yaşta annem ve babamın ayrılması, babaannem tarafından büyütülmem, 18 yaşında annemle tekrardan bir araya gelişimiz ve ilk albüm teklifi… Ardından anne ve kız olarak İstanbul’a gelişimiz ve birçok zorluğu birlikte asışımız sanırım başlıca konular olurdu.

HABERHAYAT: Burcu Güneş’in müzikle tanışması nasıl oldu?

BURCU GÜNEŞ: Aslında tesadüf değildi hiçbir şey. Babam Ali Güneş̧, dönemin önde gelen gitaristlerindendi. Hal böyle olunca müzik, genlerinizden çıka geliyor ister istemez. Evde sürekli müzik konuşulurdu. Benim de oyuncaklarım kabul edersiniz ki, plaklar ve kasetler olmuştu. Devamlı müzik dinler, şarkı söyler, dans ederdim… Melodik hafızam inanılmaz derecede güçlüydü. Bir kere duyduğumu ikinci de söylemeye baslardım. 12 yaşına gelince besteler yapmaya başladım. Bir gün babamın çalıştığı solist ekipten ayrıldı. Babam da evde “N’apacağız” diye kara kara düşünürken, atıldım hemen ortaya: “Ee ben bütün şarkıları biliyorum, ben söyleyeyim” dedim. Çok şaşırdı. ‘Olur mu olmaz mı’ derken kendimi sahnede buldum. 15 yaşındayken artık jazz söylüyordum ya da söylemeye çalışıyordum diyelim…

HABERHAYAT: Müzikle tanışan Burcu Güneş̧ onu hayatının merkezine nasıl koydu?

BURCU GÜNEŞ: Yetenekler o alanda baskınsa, onun için yaratılmışsanız sizin herhangi bir şey yapmanıza gerek kalmıyor. Zaten o yolda müzik ister istemez merkeziniz haline geliyor. Bu yüzden ‘sahneleri bırakacağım’ diyen sanatçılar istese de müzikten uzaklaşamıyor ve arka planda üretimine devam ediyor. Bu karsı konulamaz bir duygu.

HABERHAYAT: Sizi müzisyen olma yolunda kimler destekledi?

BURCU GÜNEŞ: İlk müzik okulum elbette babamdı. Ondan çok şey öğrendim. Ardından İzmir 9 Eylül Devlet Konservatuarı Müdürü Prof. Dr. Müfit Bayraşa’dan şan, solfej ve artikülasyon dersleri aldım. Müfit Hoca’nın da emeği çoktur üzerimde. Allah nurlar içinde yatırsın. O dönem Antalya’da sahne aldığım bir mekana Gazeteci – Yazar Aykut Işıklar geldi. Ertesi gün gazeteyi açtığımda benden bahsediyordu. Büyük bir hayranlıkla beni dinlediğini ve yakında Türkiye’nin beni dinleyeceğini yazmıştı. Türkiye basınında adıma dikkat çeken ilk kişi Aykut abidir. Hemen ardından dünyaca ünlü piyanistimiz Burçin Büke ile demolar kaydedip Raks Müzik’e göndermemiz ve akabinde Garo Mafyan tarafından acil olarak İstanbul’a davet edilmem elbette hayatımda önemli, kariyerimdeki bu yolu başlattığını söylemeliyim. İlk albüm kayıtlarında Barış̧ Manço, Nilüfer, Aysel Gürel gibi üstatların övgülerini ve desteklerini almam benim için paha biçilemezdi. Aysel Gürel, ‘Sümbül kokulu kızım’ diye severdi beni. Eksik isim söylemek istemem ama kariyerimin başlangıcında bu isimler önemli yer tutuyor.

HABERHAYAT: Şarkıcı ya da müzisyen olmak için eğitimli olmanın avantajları nelerdir?

BURCU GÜNEŞ: Müzik ilk önce duygu işi… Eğitimli olmak da elbette önemli! Kapasiteye göre ve en önemlisi doğru eğitimle çok daha öteye geçebilirsiniz.

 

HABERHAYAT: Rüyanızda iki şarkı yaptığınızı biliyoruz. Bunun nasıl olduğunu anlatır mısınız?

BURCU GÜNEŞ: Sürekli müzikle yaşayan biri olunca yatağımın başında bir kayıt cihazı mutlaka bulunur. Bir dönem yarım kalan bir bestem vardı ve istediğim hale getiremiyordum. Rüyamda ayrı ayrı zamanlarda iki ayrı bölümde geldi. Hemen uyku arasında kaydettim. Bu sayede besteyi tamamladım. Evren saf niyetlerde desteklerini esirgemez, müziğin ilahi olduğuna inanıyorum ve o iki şarkı 2009 yılında çıkan ‘Sihirbaz’ albümümde yer aldı. Biri “Gözlerinde Bıraktım Aşkı” diğeri ise “Aşk Geçiyormuş̧ İstanbul’dan” dı.

HABERHAYAT: Sahne ya da stüdyo dışındaki zamanlarınızda neler yaparsınız? Hobileri nelerdir?

BURCU GÜNEŞ: Ben okumayı yazmayı ve araştırmayı çok seviyorum. Aydınlatan sohbetler dinlemeyi de… Astroloji hobilerimdendir, her ay düzenli olarak da kayıt gelir sevgili Miray’dan. Aşırı planlı programlı, organizasyon yapmayı seven ve disiplinli biriyim. Spor, kahvaltı, toplantılar, provalar vs. hepsi bir plan dâhilindedir. İş konusunda spontanenlikten hoşlanmıyorum. Ailem ve dostlarımla geçirdiğim vakitler ise çok kıymetlidir. Samimiyetsizlikten hoşlanmayan, net bir insanım. Sokağa çıkar, çocuklarla hayvanlarla oynar, bilge insanlarla saatlerce sohbet edebilirim, onları dinlemeyi çok seviyorum. Beni yaşanmışlıklar besliyor. Derinliği sevsem de çok muzip ve deli dolu taraflarım da var. Dans etmeyi de ayrıca çok severim mesela ve size bir sır vereyim; ortaokuldayken bir yarışmada Michael Jackson’ın moonwalk dansını yaparak birinci oldum. Vee, mütevazı olamayacağım çok iyi yaprak sarması yaparım.

HABERHAYAT: Modayı takip eder misiniz yoksa gardırobunuzu kendi seçimlerinizle mi oluşturursunuz?

BURCU GÜNEŞ: Modayı ‘acaba ne moda’ diye değil de, ‘bu sezon moda olan sevdiğim bana yakışacak neler var’ diye takip ederim. Moda diye çok fazla talep gören şeyleri de ben pek tercih etmem, istemem. Aslında fark ettim ki; ben modayı takip etmekten çok moda yaratmayı amaçlayan biriyim. Bir tasarımcı bile olabilirmişim.

HABERHAYAT: Sanat hayatınızda 20. yıla ayak basmış̧ durumdasınız. Bu 20 yılda neredeyse magazin gündemini hiç meşgul etmediniz. Bunu nasıl başardınız?

BURCU GÜNEŞ: Magazin elbette işimizin bir parçası… Sadece magazinle aramdaki ilişkiyi düzeyli tuttuğuma inanıyorum yıllardır. Bir hedefiniz ve gerekli gerekçeleriniz varsa zaten tartışmaya, kavga etmeye vakit bulamıyorsunuz. Ortaya koyduklarıyla ve fikirleriyle yolumuza ışık tutan isimler vardır hani… Ben hep onları örnek aldım kendime ve onlar gibi olmak istedim. Bu yüzden yolum başkaydı. Erkek arkadaşımla el ele görülmek için şekilden şekile girmek ya da birilerine laf atmak benlik şeyler hiçbir zaman olmadı.

HABERHAYAT: Müzik sektöründe kadın erkek ayırımı var mı? Bir başka deyişle sahnede erkekler daha mı çok kazanıyor?

BURCU GÜNEŞ: Böyle bir genelleme yapmak istemem. Ama kızların erkek starlara hayranlıklarında bir duygusal bağ kurup daha fazla sahiplenme duygusu içinde olduklarını ve bunun da çok daha fazla fan oluşturduğunu söyleyebilirim.  Bu dünya genelinde böyle ve dolayısıyla kızlar erkeklerden çok daha fanatikler.

HABERHAYAT: Formunuzu nasıl koruyorsunuz?

BURCU GÜNEŞ: Kendimi bildim bileli sporla iç içeyim. Önce sağlığım sonra da yaptığım işin görsel kısmı için sporu önemsiyorum. Turnelere çıkıyoruz ve yoğun tempoda ayakta kalabilmek için uyku, spor ve iyi beslenme şart. Çoğu zaman koşu bandında koşarken şarkı söylüyorum! Hem nefes egzersizi olmuş̧ oluyor hem de sahnedeki performansımı arttırıyor.  İç dünyama saygılıyım. Kendini keşfetmeden dünyayı hatta evreni anlayabilmek, keşfedebilmek, üretebilmek ve yazabilmek çok zor.

 

HABERHAYAT: Burcu Güneş müzisyen olmasaydı ne olurdu?

BURCU GÜNEŞ: Hayvanları çok seviyorum. Sanırım veteriner olurdum ya da yoga eğitmeni…

HABERHAYAT:  Sanatla olan 20 yıllık birikim, üretim ve deneyimi önümüzdeki yıllarda nasıl değerlendireceksiniz. Örneğin, bir müzik okulu açma fikrine ne dersiniz?

BURCU GÜNEŞ: Geçmişe dönüp baktığımda profesyonel anlamda ilk albümden bu yana evet dolu dolu 20 yılı geride bıraktığımı görüyorum ama her defasında sanki yeni başlıyormuşum gibi bir heyecan ve istekle işime sarılıyorum. Genç müzisyen arkadaşlarımıza elimden geldiğince destek olmaya çalışıyorum. Karşılık beklemeden bestelerimi verdiğim isimler de oluyor. Müzik okulu, açma fikri çok güzel ama buna zaman ayırmak ve yetkin bir okul haline getirmek isterim. Yapacağım daha çok şey var, dilerim hepsi gerçekleşir.

HABERHAYAT: Son dönem hakkında konuşursak “Anadolu’nun Güneşi” adında bir türkü albümü yaptınız ve bu albüm oldukça beğenildi. Fikir aşamasından hayat bulma evresine kadar albümün öyküsünü sizden dinleyebilir miyiz?

BURCU GÜNEŞ: 20. yılıma özel bir proje hazırlamak istiyordum. Jazz ve pop müzik yapan biri olarak, elbette programlarda ve konserlerimde türkü söylediğim oldu ama bunu proje albümüne dönüştürmek radikal bir durumdu. Samsun Demir’e türkü projemizi açtığımızda çok beğendiğini ama türküler konusunda kendisinin yeterli olamayacağını söyledi. Bunun üzerine türküler denilince akla ilk gelen işin ehli sevgili dostum Hasan Saltık’ı aradım; “Senin hatırın bende çok istediğin türküyü al oku” dedi. Bunun üzerine başladık çalışmalara… Uykusuz gecelerin ardından 12 türküden oluşan “Anadolu’nun Güneşi” doğdu. Albüm Dmc & Kalan Müzik ortaklığında hazırlandı. İki dev şirket bu albüm için buluştu. Albümün prodüktörlüğünü Hasan Saltık yaptı. Zaten Samsun Demir, fikirleri ve desteğiyle her zaman yanımdaydı. Albümde Karacaoğlan’dan Neşet Ertaş’a, Kul Ahmet’ten, Aşık Mahzuni Şerif’e kadar birçok usta ismin eserleri var; o eserlerde ise Levent Güneş̧, Sunay Özgür, Engin Arslan, Onur Özçelik, Serdar Ayyıldız’ın kendi müzik evrenlerinden ortaya çıkardığı müthiş̧ dokunuşlar bulunuyor.

HABERHAYAT: Amerika radyolarında türkülerimizin çalınması sizde nasıl bir duygu durumu yarattı?

BURCU GÜNEŞ:  Albüm, ilk çıktığı hafta iTunes’un world müzik kategorisinde 40 ülkede manşet oldu. Bu Türkiye için bir ilkti. Akabinde İsveç’te müzik listelerine girdik ve sizin de dediğiniz gibi şimdi Amerika’nın birçok eyaletindeki radyolarda çalınıyor. Yıllardır İngilizce şarkılarla açılmaya çalışılan yurtdışına bir baktık ki türkülerle açılıyoruz. Haklı gururunu yaşıyoruz.

 

Beğene bileceğinizi düşündüklerimiz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir