ACLAN BÜYÜKTÜRKOĞLU    
Ankara’dan Hollywood’a büyük bir başarı hikayesi
Aclan Büyüktürkoğlu


Ankara’da dünyaya gelen Aclan Büyüktürkoğlu, Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro bölümünde lisans eğitimini tamamladıktan sonra, Trabzon Devlet Tiyatrosu’nda görevlendirilerek Devlet Tiyatroları sanatçılığına kabul edildi. California Instute of Fine Arts’tan burs kazanarak iki ayrı dalda yüksek lisansını tamamlayan, Los Angeles’ta Acting Clan adlı oyunculuk stüdyosunda sinema ve tiyatro oyunculuğu dersleri veren Büyüktürkoğlu, Hollywood’da çekilen ilk Türk filmi olan Meleğin Sırları’nı yönetti. Şimdilerde ise Filmstar Gösteri Sanatları Merkezi’nde sinema oyunculuğu ve senaryo yazarlığı dersleri veren Aclan Büyüktürkoğlu, HaberHayat’a özel açıklamaları ile sizlerle…

HABERHAYAT: Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Kendinizden bahsedebilir misiniz?

ACLAN BÜYÜKTÜRKOĞLU:
1966 tarihinde Ankara’da doğdum ve hayatımın en güzel günlerini burada geçirdim. Ankara huzur bulduğum nadir şehirlerden. Gördüğüm en derli toplu yaşam merkezi. Öğrencilerle dolu, sanatın kalbinin attığı Başkent’te bulunmak, sanatseverlere ve gençlere faydalı olabilmek için buradayım. Ankara’dan çok önemli isimler yetişti. Derli toplu bir şehir olduğu için sanat aktiviteleri de değerlerinin karşılığını alabiliyor. Hacettepe Üniversitesi, Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro bölümünde lisans eğitimini tamamladıktan sonra Trabzon Devlet Tiyatrosu’nda görevlendirilerek Devlet Tiyatroları sanatçılığına kabul edildim. 2004 yılında Devlet Tiyatroları’ndan istifa ettikten sonra Los Angeles’ta çalışmalarına devam ettim ve California Instute of Fine Arts’tan bir burs kazanarak iki ayrı dalda yüksek lisansını tamamladım. ABC televizyon dizisi için “Lincoln Lights”, Fountain Theater için “A Taxi to Jennah”, Stage 52 tiyatrosu için “Josephine” adlı eserlerde oyuncu olarak rol aldım. “Pirates of the Caribbean 3” filminde seslendirme yaptım. Film çalışmalarımın yanı sıra Los Angeles’ta Acting Clan adlı oyunculuk stüdyosunda sinema ve tiyatro oyunculuğu dersleri verdim. Hollywood’da çekilen ilk Türk filmi olan Meleğin Sırları’nı yönetmenliğini üstlendim. Kültür sanat konusunda Ankara’da iyi bir potansiyel var. Yıllarca Los Angeles’ta yaşadım. Öğrendiğim onlarca bilgiyi ve beceriyi paylaşmalıydım. İşte bu yüzden Filmstar Gösteri Sanatları Merkezi Oyunculuk Stüdyosu’nu Ankara’da açtım.

HABERHAYAT: Yurt içi ve yurt dışındaki festivallerle ilgili bir plânınız ya da bir hayaliniz var mı?

ACLAN BÜYÜKTÜRKOĞLU:
Festivallerle ilgili herhangi bir planım yok. Önce projeleri tamamlamak, ondan sonra projelerin çeşitli festivallere uygunluğunu değerlendirip ona göre planlama yapmak lazım. Hayalim; sadece Amerika’da değil, dünyanın birçok ülkesinde, bizlerin rahatlıkla, güvenle, büyük bir başarıyla birçok işi, en önemlisi sanatla ilgili işleri başarabilmemiz. Bunu yapabilecek kapasitede ve çapta insanlar olduğumuzu düşünüyorum. Sadece biraz cesaret gerekiyor, tabii bununla birlikte yabancı dil de gerekiyor. Ama en önemlisi maddi olanak tabii ki. İşte bu hayalin hayal olarak kalmasının en önemli nedeni, insanların maddi sıkıntılar yüzünden umutsuzluğa kapılmaları. Bu konuda yapılabilecek çok bir şey yok ama bu benim hayallerimden biridir.

HABERHAYAT: Sizce Türk ve Hollywood sineması arasındaki farklar neler?

ACLAN BÜYÜKTÜRKOĞLU:
Bu soru aslında sorulurken bile insanı gülümseten bir soru. Teknoloji tabii ki. Ama bunun öncesinde öykü anlatma denilen şeyin bizde hala net anlaşıldığını düşünmüyorum. Tuvalet esprileri, küfürleri, birtakım kaba saba figürleri; içi dolu felsefi derinliği, duygusal yoğunluğu ve bir derdi olan, anlatmak istediği öyküyü bütün temel ögeleriyle ve boşluklar olmadan anlatan bir öyküye tercih eden, bir seyirci kitlemiz var ne yazık ki. Zaten fark burada başlıyor. Oyuncu kalitesi de önemli. Şu anda tiyatro kökenli birçok oyuncunun bir araya gelip oynadığı filmler var. Bunların bazıları gerçekten sinema oyunculuğunu daha iyi kavramış ve anlamış olduğu için daha ikna edici ve sarsıcı performanslar sergiliyorlar. Ama bir kısmı hala tiyatro gibi sinema yaptığı zaman ki, bunu çok Hollywood da göremezsiniz, bu çok irkiltici oluyor. Fakat buna alışmış gözler, özellikle Türk seyircisi, tiyatro gibi hatta bu müsamere gibi oyunculuğu sinemada gördüğü zaman yadırgamıyor. Buna alışmış göz var. Öykü anlatma, profesyonel yaklaşım, yapımın matematiksel işleyişi, sistemi, filmin çekilme yöntemi, setlerin hazırlanışı ve oyuncularla olan iletişim, uygulama, montaj teknikleri, çekim teknikleri, dijital uygulamalar evet bunlar büyük fark. Biz de bunlar henüz yeteri kadar gelişmiş değil diye düşünüyorum.

HABERHAYAT: Peki, dünyada hangi ülkelerin sinemalarını takip edersiniz? Beğendiğiniz yönetmen ve oyuncular kimler?

ACLAN BÜYÜKTÜRKOĞLU:
Bu tür sorular beni pek mutlu eden sorular değil. Aslında şu şudur ve bu budur demeyi hiç sevemedim. Çünkü bu bana biraz ayırt etmek gibi geliyor. Ayrıca herkes bir tane şeyi çok doğru düzgün yapıyor olabilir ama ben hep aynı şeyi yemek zorunda değilim. Dolayısıyla ben bin tane film seyrediyorsam, bin yönetmenin adını da saymak isterim. Öykü anlatmaya yeltenmiş ve başarı ile anlatmış herkes benim gözde yönetmenimdir. Bu kişilere kapı açabilmiş ve dünyaya duyurabilmiş her ülke benim gözde ülkemdir. Dolayısıyla “Şunu beğeniyorum şu ülkenin sineması harika” gibi havalı sözler söylemek istemiyorum.

HABERHAYAT: Ankara’dan Hollywood’a herkesin hayallerini kurduğu bir biyografi sizinkisi? Neler söylemek istersiniz?

ACLAN BÜYÜKTÜRKOĞLU:
Evet, devlet tiyatrolarından Ankara’dan başlayan bir yolculuk, Los Angeles’tan sonra, tekrar Türkiye’de devam ediyor. Bunun içinde devlet tiyatrolarındayken Trabzon’da yaptığım staj da var. Evet, bir gün insanın kafasına bir şey koyup “Ben bunu yaparım” deyip, gidip yapıp gelmesi önemli bir şey. Ama bunu göz ardı edecek bir kitlenin olduğunu da söyleyebilirim. Görmezden gelen, yok varsayan bir kitle. Sizi olduğu gibi kabul edebilen ve her şeyi ile “Vay be helal olsun adama, ne iyi iş başarmış ya da en azından denemiş” diyebilecek cesaretteki insanlar, hayal ettiğim insanlar. Yani birisinin başarısını yok varsaymak, görmezden gelmek yerine, sanatsal başarısını takdir edip birlikte yeni şeyler başarmak benim hayallerimden biri. Bu herkesin hayali. Yurt dışında işler yapmak isteyenler hayallerinden vazgeçmesinler. En azından denesinler.

HABERHAYAT: Mad Academy ile yaptığınız atölyeden bahsedebilir misiniz?

ACLAN BÜYÜKTÜRKOĞLU:
Bu hareketi, son derece önemli bir girişim olarak nitelendiriyorum. Sürekli olması gerektiğini düşündüğüm bir çalışma bu. Çünkü birçok insan gerek işleri dolayısıyla gerek bulundukları ortam nedeniyle ya da seyahat etme güçlükleri yüzünden almak istedikleri eğitimi, ulaşmak istedikleri hedefleri, merak ettiği şeyleri sadece internet ile sınırlı olarak elde edebiliyor. Oysa mobil olabilen bireylere ulaşmak ve yüz yüze paylaşımda bulunmak çok daha zengin bir deneyim. Bu sinema, kişisel gelişim veya senaryo yazımı ile ilgili olabilir. Böyle bir oluşum içinde olmaktan keyif alıyorum. Katılımcılarla, kişisel gelişim anlamında farkındalık yaratabilecek hatta kendi hayatımızdan birçok öykü ile kendi farkındalığımızı kendi keşiflerimizi yapacağımız bir çalışma olacak. Heyecanla ve sabırsızlıkla buluşma gününün gelmesini bekliyorum.

HABERHAYAT: Türk sinema ve tiyatrosunda düzeltmek istediğiniz bir şey olsa bu ne olurdu?

ACLAN BÜYÜKTÜRKOĞLU:
Bizim sinemamız da tiyatromuz da potansiyeli çok büyük çok güzel ve çok başarılı işlerin yapıldığı bir alan. Düzeltmek istediğim bir şey olsa, çalışma saatlerinde (sinemada özellikle) daha planlı, programlı yönetmenlerin; yapım aşamasında neyin, ne zaman, ne şekilde, kim tarafından, hangi saatler arasında çekilebileceğini belirleyebilecek kapasitede bir yapımcının ya da yapım şirketinin var olmasını sağlamak gibi çok teknik olan şeyleri değiştirmek isterdim. Bunun yanı sıra tabii ki sinema sektöründe ve özellikle özel tiyatrolarda, sanatçının ve tüm emek verenlerin beslenmesi gereken şeyleri yaşayabilmesi için karnın doyması gerekiyor. Karnı aç olan bir insanın yaptığı iş her ne kadar yaratıcı bir iş olsa da bir süre sonra bundan hayır gelmeyeceği gibi sanatçının kafası da karışabiliyor. Aslında sanatçı, sanat, tiyatro ve sinema uygulayıcılarına olanak sağlayan, ödemeler yapabilmesini arzu ederdim.

HABERHAYAT: Sizi sinemaya yönelten en önemli şey nedir? Sinema sektöründe karşılaştığınız güçlükler neler?

ACLAN BÜYÜKTÜRKOĞLU:
Beni sinemaya yönelten en önemli şey, öykü anlatmak ve anlattığım öykülerin geniş kitlelere ulaşmasını sağlamak. Karşılaştığım güçlükler, her meslekte olduğu gibi teknik sorunlar ya da insan engeli yani rekabet. Tabii rekabet bu tür mesleklerde bir hayli fazladır ama bazen rekabetin dozu kaçtığında, orada şaşkınlık yaşanabiliyor. Kararını insan olarak kalmaya mı, yoksa rekabetin bu insani olmayan tarafını mı desteklemek gerektiğini sorgulatıyor. Ben hep insan tarafında kalmayı tercih ediyorum. Rekabetin bu insani olmayan yanı her meslekte olabiliyor. Bunun dışında çok fazla bir güçlükle karşılaştığımızı söyleyemem. Türk sineması açısından değerlendirecek olursam, seyirci filme girerken afişte tanıdık bir yüz, tanıdık bir isim var mı ona bakarak sinemaya giriyor. Dolayısıyla önemli, güçlü isimlerle çalışmak zorunda kalmak iyi bir şey değil. Kaldı ki birçoğu benim arkadaşımdır. Belki de ben kendimi zorluyorum. İşin kolayına kaçmaktansa, bir sürü tanınmamış insanla, yeni yüzle, yeni yeteneklerle bir araya gelip çalışmak daha içime siniyor. Birinci filminde bir sürü tanıdık, meşhur insan oynuyor, diyeceksiniz. Evet, birinci filmde gerçekten öyle oldu. Bunun tabii ki faydaları ve katkıları da oldu ancak ikinci filmimde, hiç isim olmayan kişilerle çalıştım ve bunun pazarlama aşamasında ne kadar güçlükler yarattığını gördüm. Sadece Türk sinemasında değil dünya sinemasında da tanıdık isim olmayan filmlere gitme oranı daha düşük. İnsanlar alışık olduğu, bildiği şeyleri daha güvenli buluyor.

HABERHAYAT: Sinemayı kariyer olarak tercih etmeyi düşünenlere önerileriniz nelerdir?

ACLAN BÜYÜKTÜRKOĞLU:
Çok özel ve çok güzel bir meslek sinema ve tiyatro. Sanatın tüm dalları öyle. İçinde bulunduğumuz koşullarda ne yazık ki bire bir meslek olarak seçebilmek için biraz iddialı. Çok büyük başarılar elde edip rahat yaşam alanları yaratabileceğimiz zamana kadar mutlaka bir yan meslek edinmek gerekiyor. İnsanların sinema ve tiyatro ile ilgili tutkuları varsa, bunları mutlaka hayata geçirmek için bir şeyler yapmaları gerekir. Ancak onları hayatta tutacak, ayakta tutacak, karınlarını doyuracak bir yan meslek edinip, gerekirse sinemayı ve tiyatroyu ikinci meslek olarak seçmeliler. “Bundan para kazanmak önemli değil, ben ne olsa yaparım, önemli olan sanatı yapmak icra etmek” gibi bir düşünce varsa bu da çok güzel. Çok onurlu bir düşünce. Fakat belli bir süre sonra, insanın bir takım güdülerini örseleyip zorluklar karşısında, yaratıcılık başta çok güçlü ve zenginken, sonra artık keyif verici olmayan bir şekle dönüşebilir. İyi eğitimler alınmalı, eğitimleri kimin verdiği çok önemli isimlere gitmek yerine, gerçekten içi dolu bilgiler aktarabilen insanlar varsa onları bulmaya çalışmak gerekir. İyi bilgi, çok uygulama ve yan meslek edinme özetle söylemem gereken şey.

HABERHAYAT: Son olarak eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

ACLAN BÜYÜKTÜRKOĞLU:
Bu güzel röportaj için öncelikle size ve tüm HaberHayat Dergisi çalışanlarına çok teşekkür ederim. Tüm takipçilerime HaberHayat okurlarına “sanatsız kalmayın” diyorum.

Özlem BAŞOĞLU


RÖPORTAJLAR
 
Telif Hakkı © Haber Medya Grubu
RSS Samsun haber İletişim