Sefa Aralan; ROSSİ’NİN SÜNNETİ

ROSSİ’NİN SÜNNETİ

1950’li yıllarda İtalyan Fahri Konsolosluğu vardı Samsun’da. Bugünkü öğretmen evinin karşısındaki büyük apartmanın yükseldiği yerde, o zamanın eşraflarından Muharrem Kefeli’ye ait bahçe içindeki iki katlı çok güzel evin bir katı konsolosluk olarak kullanılıyordu.  Her gün İtalyan bayrağı asılıydı balkonun bir kenarında.

Konsolosluk görevini yürüten aile, uzun seneler önce Samsun’a yerleşmiş, hatta çocuklarının ikisi de Samsun’da doğmuştu. Bu nedenle hepsi gayet iyi Türkçe konuşan ve Türk örf adetlerin iyi bilen insanlardı. Ben de tanıyordum bu aileyi; iki oğulları bir de kızları vardı. Oğlunun birinin adı Rossi diğerinin ise İtalo idi. Kız Kardeşlerine de Leyla ismini koymuştu ebeveynleri.40-50 bin nüfuslu Samsun’da genelde herkes birbirini tanırdı. Bu aileyi de tanımayan yok gibiydi. Hele Rossi’nin pek çok Türk arkadaşı vardı. Arkadaşları tarafından da çok sevilirdi. Abisi İtalo ise İzmir’de çalışıyordu.

Rossi’nin samimi arkadaşlarından ikisinden biri Soley Kırtasiye sahibi rahmetli Kutbiddin Soley ile bir zamanlar 19 Mayıs Futbol Takımının geçilmez müdafaa oyuncusu Berki Diriker ağabeyimizdi. O zamanlar Cumhuriyet meydanında belli sayıdaki taksilerden birinin sahibiydi.

Anlatacağım olayı onlardan dinlemiştim.

Rossi, Müslümanlığı çok seviyormuş ve bunu da zaman zaman Berki ve Kutbi abiye söylermiş. Onlarda bir gün Rossi’ye, madem bu kadar İslamiyeti seviyorsun;  gel seni önce sünnet ettirelim teklifinde bulunmuşlar.

20-25 yaşlarındaki Rossi başta biraz çekingen davranmış ama Kutbi ve Berki abiler “Hiç kıvırmak yok Rossi, sünnet olacaksın ve bizim adetlerimizi sana uygulayacağız bundan kaçamazsın” deyince, Rossi sonunda sünnete razı olmuş.

Ertesi gün, özel olarak terziye gidip Rossi’ye sünnet gömleği ve sünnet şapkası siparişi vermişler. Bunlar hazır olunca Rossi’yi güzelce giydirip tam bir sünnet çocuğu haline getirmişler. O zamanların meşhur faytoncusu Recep Ağa’nın (Ben de kendisini tanırdım) faytonuna oturturlar ve kendileri de faytona binerek Samsun caddelerinde tur atmaya başlarlar. Tabii herkes Rossi’yi tanıyor faytondaki sünnet delikanlısını görenlerin kimi alkışlıyor kimi de “Bravo Rossi” diyerek kendisine moral veriyorlar.

Nihayet, Rossi evde bekleyen o zamanların meşhur sünnetçilerinden Cevdet Bey’in ellerine teslim ediliyor sünnet olmak üzere. İtina ile yapılan operasyonun ardından sünnetçi evden ayrılıyor.

Esas olanlar bundan sonra olmuş. Evde Kutbi abimiz Rossi’ye arkadaşlık etmek üzere kalmış. Derken akşam olunca Kutbi abi şöyle bir yorganı kaldırıp bakıyor ki her taraf kan içinde. Rossi de bunu görünce basmış narayı korkudan.

Rahmetli Kutbi abi hemen Berki abiyi arıyor “Yetiş Rossi kan kaybından gidiyor her taraf kan içinde” deyince taksiye atlayıp eve geliyor. Rossi’nin biri ayaklarından biri omuzlarından tutarak arabaya bindiriyorlar.

O zamanlar Samsun’da çok fazla operatör (genel cerrah) yoktu. Şimdiki Güneş Kuyumcu’nun olduğu yerdeki operatör Ali Kabalak’ı evinden kaldırıp muayenehaneye getiriyorlar ve Rossi’nin kanayan yerlerine 2-3 dikiş atıyor Ali Kabalak ve kanama duruyor.

Bir hafta sonra da Rossi pantolonunu giyip sokağa çıkıyor. Kendisini görenler tebrik ediyor kimisi sarılıyor kimisi de “İşte şimdi tam erkek oldun” diyerek takılıyorlarmış Rossi’ye.

Bu sünnetten sonra Rossi her konuşmasında “Artık bende yarı Müslüman sayılırım, hakikaten dünyada İslamiyet’ten temiz bir din yok” deyip dururmuş dost ve arkadaşlarına. Bir müddet sonra da Samsun’da oturan Ermeni bir ailenin kızı ile evlenmiş ve uzun seneler bir Samsunlu gibi yaşamını sürdürmüştür. Sonunda yaşlanınca İtalya’ya akrabalarının yanına göç etmiş.

Bu olayı, hem rahmetli Kutbiddin Soley ve Berki abiden senelerce önce dinlemiştim. Ben de bu ilginç sünneti sizlere eski günlerin bir anısı olarak aktarmak istedim. Esenlikler dileğiyle.

Beğene bileceğinizi düşündüklerimiz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir