Uzm. Dr. Serkan SÜREN, Cinsel İstismar Gerçeği

Haber Hayat Köşe Yazarı Uzm. Dr. Serkan SÜREN: Cinsel İstismar Gerçeği

Küçük bir çocuğun hasta ruhlu kişilerce cinsel istismara maruz kalma vahşetinin ulusal medyaya yansıması, sağlıklı psikolojiye sahip başta ebeveynler olmak üzere birçok yurttaşta derin travmatik izler bıraktı.

‘’Cinsel eylemde bulunun kişiler en ağır şekilde cezalandırılmalı! ’’ gibi duygusal ve öfkeli ilk toplumsal tepkileri, ‘’Ağır cezalar çocuklarımızı korumakta yeterli olur mu?’’ gibi endişe içerikli reaksiyonlar takip etti.

Basına yansıyan masum çocuğumuz keşke bunları yaşamamış olsaydı…

Tüm yurttaşlar, muhatap kişi ve kurumların şapkasını öne alıp düşünmeye başlamasına keşke bu olay vesile olmasaydı…

Keşke bu çocuğumuz gibi onlarca meleğin benzer şeyler yaşadığını, binlerce cinsel istismara uğrayan çocukların dosyalarına, adli polikliniklerde yetişilemediği gerçeği daha öncesinde fark edilip nedenleri toplumsal olarak sorgulanabilseydi…

Diğer birçok çocuk psikiyatristi arkadaşım gibi benim için de mesleğimdeki en zor dönem, cinsel istismara uğramış çocukların ruh sağlığındaki bozulmayı tespit etmekle görevlendirildiğimiz adli poliklinik deneyimlerimdir.

İstismarcının çoğu zaman tanıdık, akraba olması, suçu işleyen kişilerin yakınlarının olayı örtbas çabaları hatta kimi zaman tehditleri, suçlunun yetersiz cezalar alması bir yandan…

Çocukların hayatlarının derinden etkilendiğine, psikolojilerinin berbat hale geldiğine şahit olmak diğer yandan…

Alınması gereken tedbirlerin, neyi yanlış veya eksik yapıyoruz sorularının, çocuklarımıza kendilerini korumayı nasıl öğretmeliyiz gibi hayati konuların toplumda karşılığı olmamasına tahammül etmek en az bu süreçleri yaşantılamak kadar travmatik olmuştur.

Umarım bu masum meleğimizin yaşadıklarının toplumdaki uyarıcı etkileri kalıcı tedbirlerin alınmasına vesile olur…

Umarım çocukların cinsellik ile ilgili doğru bilgilendirme ve alınması gereken önlemlerle ilgili ortak bir toplumsal duyarlılık geliştirebiliriz.

ÇOCUKLARDA CİNSELLİK

Çocuklarla cinselliği konuşmak, cinsellikle bağlantılı “ Ben nasıl dünyaya geldim? Neden benim pipim yok?” gibi soruları yanıtlamak, ebeveynlerin en zor sınavlarından birisidir. Bazen hata yapmaktan korkulduğu, çoğu zaman da nasıl yanıtlanacağı veya ne tür bir dil kullanılacağı kestirilemediği için ebeveynler bu sınava ya girmezler ya da çoğu soruyu boş bırakırlar.

‘’Ayıp” deyip geçilen, “Büyüyünce öğrenirsin” diye ertelenen cevabı veril(e)meyen soruların peşinden koşan çocuk ise merak ettiği konulardaki yanıtları arkadaş çevresi ve sosyal medyadan çoğu zaman çarpık bir şekilde öğrenir.

Aslına bakılırsa ebeveynlerin tedirginliği, çocukların cinsellikle ilgili sorularına muhatap kalmanın öncesinde, çocukların cinsel organlarını fark edip kendilerine dokunmaktan, cinsel organları ile oynamaktan zevk almayı keşfetme davranışlarına tanık olmayla başlar.

Birçok anne – baba, çocuğun cinselliği çağrıştıran davranışları ile karşılaştığında ne yapacağını bilememekte ve bu davranışları yetişkin cinselliği ile karıştırmaktadır. Oysaki çocuk cinselliği yetişkin cinselliğinden tamamen farklıdır. Kendi bedenlerinin sahip olduğu özellikleri tanımaya yönelik bu davranışlar, yetişkin hayattaki cinselliğin karşılığı olmayıp çocuğun gelişiminde normal bir süreç olarak değerlendirilir. Kendilerini keşfetme sürecinde, ebeveynlerinin yardımına cesaretlendirmesine ihtiyaç duyan çocukların merakını kırmamak ve bu davranışları panikle karşılamamak önemlidir.

Çocuklar genellikle üç yaşından itibaren cinsel konularla ilgilenmeye başlar ve soru sorarlar. Kız ve erkek çocukların birbirlerinin bedenlerinin farklı olduğunu fark etmesi, ilk soruların temelini oluşturur. 3-5 yaş aralığındaki çocuklar kendi bedenlerini keşfetmiş çocuklardır. Var olan keşfetme istekleri, diğer kişilerin bedenlerine yönelir (kim neye sahiptir, neye sahip değildir). Kendi cinsel organlarının, karşı cinsin cinsel organından farklı olduğu fark ederler. “Benim neden pipim/penisim yok?”, “Onda ne var?”, “Onunki neden farklı”  gibi sorular sorarak ve doktorculuk, bebekleri inceleme gibi oyunlar oynayarak meraklarını gidermeye çalışırlar. Bu yaş aralığındaki çocuklar büyüsel düşünmeye eğilimlidirler, yani bilinmeyeni açıklamak için kendi kendilerine hikayeler uydurabilir. Tam da bu yüzden sordukları soruları dikkatlice dinlemek ve gerçekçi yanıtlar vermek önem taşır.

DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

CİNSEL BÖLGEYE YÖNELİK DAVRANIŞLARA EBEVEYN TEPKİLERİ

Çocuğun üç yaş öncesi cinsel organını keşfetme davranışları tedirginlikle karşılanmamalı, normal gelişimin bir parçası olduğu bilinmelidir.

“Ellersen kötü olur, çürür, kopar” gibi tehditkar söylemlerle korkutmalar, çocuğunuzun davranışı önlemek yerine gizli kapaklı devam etmesine ve birtakım kaygı problemlerine neden olabilir.

 

CİNSEL BÖLGEYE YÖNELİK SORULARA EBEVEYN TEPKİLERİ

Konuşmak için doğru zaman çocuğumuzun bize soru sormaya başladığı zamandır. Öncesinde konuşmanız gerekmez.

Sordukları sorulara basit yanıtlar ararlar. Çocuklarla cinsellikle ile ilgili konuşurken ayrıntı bilgiden kaçınılmalı, merakını artıracak şekilde uzatmalar yapılmamalı ve sorduğundan daha fazlasına cevap vermeye çalışılmamalıdır. Bunaltıcı ısrarla devam eden sorulara aşırı tepki verilmemeli, hemen bir yargıya varılmamalı, . Bunun yerine ‘dinlemeye hevesli olunup, konuşmakta acele edilmemelidir.

 

CİNSELLİKLE İLGİLİ EBEVEYNE DÜŞÜN BİLGİLENDİRMENİN İÇERİĞİ

Çocuklara okul öncesi dönemde verilecek olan cinsellik eğitimi; kendi fizyolojisini tanıtmak, bedensel sınırları anlatmak, karşı cinsteki arkadaşından ne açıdan farklı olduğunu aktarabilmek, iyi ve kötü dokunuşu ayırt edebilmesini öğretmektir.

Yakın akrabalar, komşular, tanımadığınız yabancılar çocuğunuzu sevmek, dokunmak isteyebilirler. Bu durumda çocuğunuz istemiyorsa, hayır diyebilir. Hayır, demeyi öğretin. Hayır dediği zaman da “Aa ne ayıp amca/teyze sevsin seni” demeyin.

İyi ve Kötü Dokunuşun Farkını Öğretin: İyi dokunuş; kendimizi güvende hissettiren, en yakınlarımızın bize dokunuş şeklidir. Kötü dokunuş ise bize kendimizi kötü hissettiren kendimizi üzgün, kafası karışık, korkmuş hissettiren dokunuşlardır. “Biri sana dokunduğunda kötü hissedersen lütfen bana söyle” deyin.

Ayrıca;

Bikini bölgesinin (genital bölgenin) mahrem olduğu, bu “özel bölgelere anne-baba veya doktor dışındaki kişilerin dokunmaması gerektiği…

Arkadaşının ve kendisinin cinsel organının kendilerine özel olduğunu, sadece doktorunun ve acıdığında anne – babanın dokunabileceğini…

Kısacası; bedeninin özel ve kendisine ait olduğunu, herhangi birisinin kendisine istemediği şekilde dokunduğunda veya kendisinin başkalarına dokunması istenildiğinde “hayır” demeyi…

ÖĞRETİN…

Beğene bileceğinizi düşündüklerimiz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir