YAP-BOZ: Kodlamalı Güdülemenin Yıkıcı Çocuksuluğu

YAP-BOZ: Kodlamalı Güdülemenin Yıkıcı Çocuksuluğu

Endüstrinin makineleşmesi ile 18. Ve 19. Yüzyıl Avrupa’sı insan gücünün ritmik ve periyodik işlevselliği ekonomik karşılıklarıyla değer bulmuş, devrin insanının rasyonalist, pragmatist, ekonomik, moral ve entelektüel kalitesi de ayrıca belirginleşmiştir. 20.yüzyılın ortaları ve özellikle 2. Dünya Savaşı, insanı ve içinde bulunduğu toplumları yine Avrupa coğrafyası açısından yeni üretim felsefelerine motive etmeye başlayınca, bundan ilk olarak kültür etkilenmiş oldu. Quantum, parçalanma ve kapsamlı projektif politikalar ile dünya, emperyalizmin ve ideolojilerin sonunu tartışırken yeni konformizm (uyguculuk) prototiplerine alıştırıldı. 1960’lardan sonra Feminizm ile toplumun diğer kesimine sondajlar yapıldı. Ve 80’lerde “çocuksu”luk hedef seçildi. Toplumun üçüncü varlığına operasyonlar yapılarak gelecek “bir ölçüde” ipotek altına alındı. Sonra ne mi oldu? Bugünün çocukları ve gençleri biçimlendirildi: Acımasızca kodlanarak!…

20.yüzyıl “medya üretimleri”ni,  21. Yüzyıl ise “medya tüketimleri”ni kültürel kıldı. Böyle bir süreci tesirli hale getiren, cilalayıp parlatan postmodern ayrıntılar aynı zamanda bireyi yeniden tanımladı. “Kim?lik” ile “Ben?lik” arasında uçurum yarattı. Benliği etkisizleştirirken  kimliği önemsedi ve bireyi “neo-liberal” profillere itti. Giderek acımasızlaşan rekabeti, diğerinin sırtına basarak yükselmeyi, geçici arzuları yüceltmeyi, değerlerine temassızlığı ve izole bireyselliği sözüm ona “keşfetmeyi” amaçlayan birey, aslında “bir rey” ironisinde konumlandırıldı. İşte bugünün çocukları ve dünün çocuklarını parçalayan armonik kodlama için analitik bir çerçeve oluşturmak, böylece  zorunlu hale geldi.

Dünya çocukları 1970’li yıllardan itibaren iki cendere ile preslenmeye başlandı. Birincisi medya üretimleri ve özellikle animasyonlar iken ikincisi “plastik” oldu. İkinci dünya savaşından sonra plastik malzeme, oyuncak endüstrisini yaratarak  oyun olgusunu kalıplaştırdı. Quantum felsefesi, Gestalt teori, Yapısalcılık, Açık Yapıt teorisi ve biçimsel çeşitleme  yaklaşımları, plastik oyun mantığını yapılandırdı. “Parça-bütün ilişkisi” yeni algı temellerinde psiko-motor becerileri farklı referanslara taşırken, çocuğun bilişsel ve duyuşsal gelişimine adeta engeller oluşturdu. Ve bugünün tartışılan vahameti haline gelen “yap-boz” mantığı icat edildi.

“Yap-boz” ne demektir? Yapmanın bozmaya olan mesafesi nasıl kısaltılıp bitişikleştirildi? Pedagojik hedeflerin vazgeçilmez kalıbı haline nasıl sokuldu?

Geçenlerde ulusal televizyonların birine konuk olarak çağırıldım. Konu “mavi balina” ve çocuk ya da gençlerin intihar vakaları ile ilgisi idi. Program öncesi yetkililer tarafından “balina” yerine “mavi deniz canlısı” demem için uyarıldım. Galiba balina dersem “eşeğin aklına karpuz kabuğu getirmek” ile suçlanabilirdim. Bence “balina” yerine “mavi” söylenmemeli ya neyse… Tarafıma yönlendirilen sorular daha çok mavi balinanın belli adımları ihtiva eden kodlamalarla çocukların kendilerini ölüme götüren “50 komut” üzerine idi. Evet mavi balina oyunu, adı üzerinde, bir oyun. Acımasız, yok edici ve ölümcül sonuçları muharrik kılan sadece bir sonuç.  Örneğin kendini öldürme girişimi ya da kararını almak kadar zor bir işlemi gerçekleştiren 15-16 yaşındaki bir genci bu duruma iten durum, bence 15 yıllık geçmişidir. Kendini sara sara bugüne gelen katliam, daha bebekliğinde meşgul olsun diye eline verilen telefonlar, karşısına oturtulan ekranlar ve de en önemlisi çocuk odasını dolduran çuvallar dolusu plastik, renkli, köşeli  “yap-boz” oyuncaklar sayesinde başlamış oluyor. Evet yanlış okumadınız, “YAP-BOZ” oyun ve oyuncak mantığından bahsediyorum. Hani anaokullarında, çocuk yuvalarında, ilkokullarda “zekayı veya zekaya  ait güçlerden olan yaratıcılık, muhayyile ve buluşu geliştirdiği”ne inanılan yap-boz oyuncaklar, bir katliam nesneleri olabiliyor. Sizi bu konuya inandırmak ve parçalı ama yerleştirmeci, eklemeci-inşacı oyun ve oyuncaklar için  birkaç tespit yapalım:

  • Eklemeci plastik tuğla oyuncaklar, parça yerleştirmeli resimler (puzzle), tangram figürasyonları, kodlamalı boyama kitapları vs. ve benzerleri oyuncak kültürünün çocukta uzun süreli meşguliyet oluşturduğu ve çocuğun günlük yaşam parselasyonu içinde önemli bir işgal olarak dikkat çektiği söylenebilir, ayrıca bağımlılık da yaratabilmektedir.

 

  • Eklemeci plastik tuğla oyuncaklar, parça yerleştirmeli resimler (puzzle), tangram figürasyonları, kodlamalı boyama kitapları vs.  çocukta belli kişilik oluşumlarını deformasyona uğratabilecek inşa yöntemleri içermesi ile bir takım psikolojik olumsuzluklara sebebiyet verebilir. Örneğin sabır-sabırsızlık, hırs ve saldırganlık, uzay ve zaman algısında tekdüzelik gibi

 

  • Bu türden oyun ve oyuncaklar ile çocukta gelişkin bir görsel bellekten bahsetme olasılığı tartışmaya açıktır. Çeşitlilik veya değişken oluşumlar ile zenginleştirilmiş bir algı yaratmasına rağmen, aslında, kısıtlı bir biçim algısı ve bellek kaydı söz konusu olmaktadır.

 

  • Çocukta biçim algısı için farklı temeller inşa edilebilmektedir. Parça bütün ilişkisinin temel mantığına farklı yeni eklentiler söz konusudur. Örneğin bütün algısından daha çok parça algısı işlendiğinden, bütüncül bakış açısı, holistik bakış açısı, tümdengelimsel bakış açıları ve benzerlerinde sıkıntılar oluşmaktadır. Bir başka ifade ile “bütün” algısının yerini “birlik” algısı almaktadır. Bunun anlamı homojen ve hetorejen niteliklerin aynı ölçütler ya da kriterler ile oluşturduğu birliğin bütünlük kavramının yerine geçirilmek istenmesidir

 

  • Eklemeci plastik tuğla oyuncaklar ve oyun mantığının bir diğer önemli olumsuzluğu, biçimlendirme için “sonsuz olanaklar” sunmaktan yoksun olmak zorunda kalmasıdır. Çünkü birbirine eklenen parçaların eklenme oranları ve sayılarının sergileyeceği tüm alternatiflerin belli bir sınırının olması söz konusudur. Bu durum yaratıcılık için baştan bir engel olarak varsayılabilir.

 

  • Eklemeci plastik tuğla oyuncaklar çocuğun yalnız oynamasına motive eden bir oyun anlayışı sergilemektedir. Bu türden bir eğilim süreklileştiği zaman sosyal bağları zayıf, bireyler arasındaki iletişimde sıkıntılı, içine kapanık çocukların çoğalmasına sebep olabilmektedir. İzole dünyalar içinde kolektiviteden uzak aşırı bireyselci kişilik tipleri ön plana çıkmaktadır.

 

  • Eklemeci-inşacı oyun ve oyuncak tasarımları, çocukta bir özgürlük hissi uyandırsa da söz konusu oyun sonucunda özgün ya da orijinal ürün, üretim ya da biçimlendirme olmadığı zaman özgürlüğün niteliği eksik kalmış olur.

 

  • Eklemeci plastik tuğla oyuncaklar çocuğun oyundan haz almasına da etki etmektedir. Oyun ve oyuncak eksenli yaratıcılık performans göstergelerindeki başarının çocuğa verdiği hazzın kalıcılığı ve düzeyi, süreklileşen bir döngünün içinde inşa edilip bozulan, yeniden inşa edilip tekrar bozulan ve yinelenen eylemler ile basit doyumlara

 

  • Eklemeci plastik tuğla oyuncaklar oyuncağının bir tür felsefe yarattığından bahsedebiliriz. Dünya görüşü, bakış açısı ve belli kavrayış türlerinin inşa edildiği bir oyun eksenini prototipleştirmek gayesi ile bu oyuncak kültürünün tüm oyuncak varlıklarını da tektipleştirebilecek potansiyel içerdiğine vurgu yapılabilir.

 

  • Eklemeci plastik tuğla oyuncaklar biçimlendirmeye ilişkin tek bir yöntemi önemsemek durumundadır. Bu aynı zamanda çocuğa da empoze edilen bir yöntemdir. «Eklemeci (addidative) yöntem» burada tek biçimlendirme yöntemi olarak aşılanmaktadır denilebilir.

 

  • Yaratıcılığın oyun ile olan bağının yadsınamaz olduğu bir gerçektir. Ancak yaratıcılığın oyun ile olan bağının tek referansı eklemeci-inşacı plastik tuğla oyuncaklar türünden oyun ve oyuncak değildir. Bu türden oyuncaklar ile çocuğun sanat veya sanat eğitimi ile olabilecek bağının da hem biçimlendirme mantığı hem de biçimlendirme materyali sayesinde engellendiği düşünülebilir. Özellikle çocukta yaratıcı potansiyelin keşfi noktasındaki diğer doğal faktörlerin devreden çıkarıldığını düşünmek doğru olacaktır.

 

  • Eklemeci plastik tuğla oyuncaklar bebeklikten itibaren çocuğun vazgeçilmez oyuncak materyali olan plastik ile temasını süreklileştirmektedir. Dolayısıyla sağlığa da zararlı olduğu bilinen bu türden malzemenin yerini daha doğal malzemelerin alması olanağını da çocuk tercihleri açısından engellemektedir.

 

  • Eklemeci plastik tuğla oyuncaklar, parça yerleştirmeli resimler (puzzle), tangram figürasyonları, kodlamalı boyama kitapları vs. özellikle aşırı tüketim motivasyonları sağlamaktadır. Tüketimde doyumsuzluk ve aşırı arzu, ekonomik sınırları zorlamaya kadar aile içi huzursuzluğa sebep teşkil edebilmektedir.

 

  • Nihayetinde “yapma”yı değil “bozma”yı önceleyen çocuk, hayatının ileri safhalarında bozmanın güdülediği davranışların sonuçlarında gizli olabilen şiddet eğilimliliği, başkasının ya da kendisinin canına kıyma, sosyal itaatsizlik ve yıkıcı tahammülsüzlük, eğitimde başarısızlık ve süreklileştirilemeyen iş hayatları ve hatta evliliklerinde hızlı ve kolay boşanma oranlarının artışına kadar bir çok olumsuzluklar yaşabilmektedir.

 

Buraya kadar gerçekleştirilen analitik bakış, aslında konuya ilişkin perspektifi de yeterince açımlamaktadır. Yukarıda detaylandırılan gerekçeler ve sonuçlar ilişkisi, aslında bir toplum mühendisliği hadisesinin küresel-endüstriyel gerçeğini de ayrıca serimlemektedir. Bahsetmeye çalıştığımız basit ve masum oyun ve oyuncak olgusu ya da kültürü değildir. Bağımlılık yapıcı, kalıplara sokucu, parçalı dünya algısı ve hepsinden önemlisi yapmak yerine “bozma”nın daha dinamik ve hakim kılındığı bir felsefe yerleştirmesi en temel vargılar olarak görünüyor. Detaya girildiğinde ise, “doğrusal ve dikaçısal hareketleri beceren, montaj ya da demontaj olgularına eğilimli, kodlamalı ve adım takipli davranış örüntülerinin yerleşiklik kazandığı bütün yerine parçalılığı önemseme ve mozaik toplumsallığı benimseme, yeni kültür ekolojilerine ve konformik (uygucu) yapılara kolay adaptasyon, problem çözmede ve dolayısıyla öğrenmede güçlükler, düşünme becerilerinde seviyesizlikler ve çoklu zekaya itaat, devlet ideolojileri yerine bireysel yönseme tercihleri, holistik (kapsayıcı) düşünememe, bağlantı ya da bağlam oluşturamama, aileye karşı gelme ve aşırı tüketim hırsı”, gibi özellikler dikkat çekiyor.

Sonuç olarak, “eklemeci plastik tuğla oyuncaklar, parça yerleştirmeli resimler (puzzle), tangram figürasyonları, kodlamalı boyama kitapları vs” türünden oyun ve oyuncaklar dünyasının yaklaşık 50 yıllık hakimiyeti kuşkusuz bir çok toplumsal, küresel vaka ve bakış açısı ile ilişkilendirilebilir. Yaklaşımımızı biçimlendiren niyet, özellikle “endüstriyel ya da ekonomik” her çağdaş olgunun bir ideoloji ile beslendiğinden dinamik almaktadır. Sistematik küresel mühendislik, coğrafyaları, ülkeleri, kültürleri ve hatta bireyleri parçalarken, insanları buna motive edecek oyuncakları da ayrıca planının parçası haline getirmiştir. Parçalar ile hareket etmeyi, dünyayı parçalı görmeyi, yapmaktan ziyade bozmayı tercih etmeyi benimseyen bir çocuğun bugün mutsuz olmasını, tükenmişlik sendromu yaşamasını, itaatsizliğini, aşırı tüketim hırsını, izole dünyaları tercih etmesini, arkadaşsızlığını, yıkıcılığını, başarısızlığını ve geleceksizliğini açıklamanın kuşkusuz başka referansları da olabilir ama, bir eğitimci olarak, bir sanatçı olarak ve özellikle görsel kültür okur-yazarı olarak baktığımda “kodlamalı güdülemenin çocuksu yıkıcılığı”nı yap-boz ile ilişkilendirmemenin eksiklik olacağına inanıyorum.

 

 

 

 

Beğene bileceğinizi düşündüklerimiz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir