0-3 YAŞ: GELİŞİMSEL SÜREÇLER BİR DOKUNUŞ – MAHMUT ÇAKIR

Zihinsel (Bilişsel) Gelişim

Bebeklikte ilk 1 aylık dönemde örneğin meme başını öğrenir ve onu aramaya başlaması şeklinde bebek refleksleri ile ilişki kurar. Sonrasında dört aylık olana kadar bebek beslenme deneyimlerinden kaynaklanan edindiği davranış şekillerini kullanır, ilkel biçimde gelecek olayları anlamayı ve beklemeyi öğrenir, nesnelere karşı ilk merak başlar, dışarıdaki davranışlarla ve seslerle kendi davranışlarını ve sesleri ayırt edemez, kendi davranışıymış gibi ilkel bir şekilde tekrarlar. Takip eden 4-10 ay arasında ise bebek nesneleri net ayırt eder, tanır (annesi ile diğer kişileri), kendi davranış örüntüsünde daha önce var olan kişileri ilkel olmayan, amaca uygun şekilde taklit eder, uzaklaşan (kaybolan) nesnenin arakasından bakarak halen elinde tutuyormuş gibi pozisyonunu devam ettirir. Sonrasında bir yaşına kadar amaca uygun davranışlar tama yakın belirir, çocuk bunun için engelin kaldırılması gereğini kavrar, diğer insanların kendilerine özgü davranışlarının olduğunu anlar, nesne kavramı tam olarak gelişir ve nesne devamlılığını kavrar (kaybolan nesnenin). 1-1,5 yaş arasında ise bebek yeni hareketleri taklit eder, (örn hiç çıkarmadığı sesi çıkarabilir), nesneleri kayboldukları yerlerden arayıp bulabilir, bir engel karşısında yeni çıkış yolları keşfedebilir. Sonrasında 2 yaşına kadar sembolik düşünce başlar, yanında olmayan nesneler sembolik olarak zihninde vardır, sorunsala yönelik neden sonuç ilişkisi kurmaya başlar.

2 yaş sonrası…

Dil gelişimi belirgindir ve genel sembolik işlevlerin başladığının aslında bir göstergesidir. Yani bu dönemde sembolik düşünme dil gelişiminin öncüsü gibidir. Diğer taraftan dilin gelişmesi düşünmeyi belirler, ama daha çok çocuğa özel yönlerde düşünmeyi sağlayabilir. Nesne sürekliliği ve kalıcılığı, oyun taklidi ve ertelenmiş taklit  [(bir davranışın kopya edilir, takip edilir dağarcığa alınır, sonrasında uygulanır, örneğin misafirlikte üzerine çay döküldüğü için telaşlanan bir kişiyi gören bebek üzerine çay dökülmüş gibi telaşlanması)] vardır. Alışkanlık kazanma (alıştığı şeye aynı tepkiyi vermeme, örneğin önceden alınan bir oyuncak bebeğe sevinirken sonrasında alınan oyuncak bebeklere sevinmeme gibi) işlevi gelişir. Öncesinde deneme yanılma ile sorun çözülürken iki yaşına gelindiğinde çocuk sorunu nasıl çözüleceğine yönelik bir algı ile çözmektedir. Yine de mantıksal düşünce ve işlem henüz yoktur. Benmerkezcilik vardır, başka birisinin bakış açısından göremez ve farklı bir açıdan dünyaya bakmaz.  Her şey bir başka şeyle bağlantılı (syncretism), mutlaka bir amaca yönelik (finalism) ve kurallar mutlak olarak algılanır. Kendi zihinsel sürecine yönelik düşüncesi olmadığından çocuk bu dönemde düşünce ve yargılamalarındaki aykırı ya da atipik durumları doğrulama gereksinimi duymaz. Yine bu dönmede animizm (canlandırma) vardır (çiçek koparılırsa canı acır, ağlar)… Yani bu dönemde hayal kurma, sembolik düşünme ve sembolleri kullanma olmasına karşın bunlar halen somut olmaya devam etmektedir ve soyut değildir.

Bilişsel Gelişim Özellikleri

Bilişsel gelişim gerçeğe uygun şekilde uyum sağlama, bilgi toplama, yaşına uygun şekilde öğrenme ve sorun çözmeyi içerir. Bilişsel gelişim ile ilgili kavramlar dikkat, algılama, öğrenme, bellek, soyutlama, tasarlama, yargılama, kavramsal düşünme. Bu kavramların nörolojik, davranışsal ve diğer tüm alanlarla bağlantılıdır. Bilişsel gelişim süreci çok yönlüdür, etkileşimi içerir, süreklilik gösterir, artarak devam eder ve sosyal çevre içinde olmayı gerektirir. Gelişimin evrensel bir sıralaması vardır, kültüler arası farklılıklar da gösterir. Gelişimsel dönemler arasında bir hiyerarşi vardır ve bir dönem diğer dönemin üzerine kurulur, bir gelişimsel dönem tamamlanmadan ya da eksik olduğunda sonraki dönemlerin gelişiminin yeterli ve işlevsel olması da olumsuz etkilenmektedir. Aynı gelişim dönemi içinde beynin her alanı aynı ya da eşit bir şekilde gelişmeyebilir. Beyinde çevreyi anlamak ve yanıt vermek için düzenlenen hareketlerin temeli niteliğindeki bilişsel yapı ‘’şema’’dır ve düzenlenmiş davranış kalıplarını içerir. Bebeğin rastlantısal öğrendikleri, öğretileri, bilgileri, deneyimleri ve inançları bu şemalara kayıt edilmekte ya da kodlanmakta ve bebek davranışlarını buna göre düzenlemektedir. Başlangıçta içe alınan veriler ‘’özümleme’’(asimilasyon) üzerinden nesneler, kişiler, düşünceler ya da gelenek ve görenekler bebeğin kendi eylemiyle bütünleşir. Sonrasında dışa dönük bir durum olan ‘’uyma’’(akomodasyon) ile çevreden gelen, sonrasında özümlenen verilerin ve ilişkili davranışların benzerleri artırılarak bebeğin kendisinde karşılık bulur.

Bazı Gelişim Dönemleri

1-2 ay; başını eli ile tutar. 3-5 ay; başını dik tutar, kaldırır, bir tarafa yuvarlanabilir, çıngırağı ağzına götürür. 5-8 ay; destekle oturur, parmakları ile yakalar. 8-15 ay; yürür, oyuncakları kutusuna koyar… 15-21 ay; koşar, iki bloklu kule yapar. 20-28 ay; zıplar, küçük şeyleri de yakalar. 30-36 ay; yardımsız basamakları çıkabilir, iki nesneyi çizer. 2-3,5 yaş; rastgele dikkat, kendiliğinden oluşan dikkat. 4 yaş; odaklanmış dikkat gelişir. 12-18 ay arası; ortak dikkat gelişir (nesne bakışı ve görev ortaklığı). Yaşamın ileri dönemlerine gelindiğinde, yaşananlar ve anılar 4 yaşın sonundan itibaren hatırlanır.

Sosyal-duygusal gelişme dönemleri

Göz kontaktı (1 aylık); Sosyal gülümseme (1 aylık) ; Kucağa alınmaya tepki (3-4 aylık); Yüz şekli taklidi (6 aylık) ; Ayrılma kaygısı, yabancı kaygısı (8-9 aylık); Taklide dayalı beceriler (9 aylık) ; Ortak dikkat (1 yaş) ; Yaşıta ilgi (1 yaş) ; Karşılıklı etkileşim (2-3 yaş) ; Senaryolu oyun (3 yaş); Başkalarının duygularını anlama kapasitesi (4 yaş)

Konuşma gelişimi dönemleri

Agulama (5-6 aylık) ; Heceler (8-9 aylık) ; Anlamlı kelimeler (1 yaş) ; Cümle (18 – 24 aylık) ; Anlama kapasitesi, komut alma (1 yaş itibarı ile)

Duyusal gelişim

Görme ve işitme gibi duyusal algılama daha yüksek beyin işlevlerinin gelişimi için çok önemlidir. Temel duyular üzerinden beyin sistemleri gelişir, beyin adaptasyonu ya da şekillenmesi duyular sayesinde olur. Doğum sonrası ilk bir aylık dönemde bebek sesleri kabaca tanıyabilir, ayırabilir ve nereden geldiğini fark edebilir. İşitsel algı 7 ay civarında erişkin düzeyine gelebilir. Ancak zaman algısı okul öncesi yıllara kadar tam olmayabilir. Bekler doğumda kabaca nesneleri şekil ve renkleri ile algılayabilir ve aynı zamanda insan yüzlerini de ayırt edebilir. Doğumdan sonra 6-8 hafta sonra hareket duyusu ve 6-10 ay arası temel duyu algısı olgunlaşır. Bu duyularda gelişim düzeyine herhangi bir yetersizlik ya da gerilik bazı bozukluklar için ipucu niteliğindedir. Örneğin konuşma ve dil geriliği; otizm, işitme yetersizliği, ifade edici dil bozukluğu, uyaran eksikliği ve tepkisel bağlanma bozukluğunun bir göstergesi olabilir.

Davranış Örüntüleri

Normal gelişimin bir parçası olan olumsuz davranış ile bir bozukluk belirtisi olan agresif davranışın ayırt edilmesi işin püf noktasıdır. 2-3 yaş çocuklarında karşı gelme ve agresiflik bu döneme özgü bireyselleşme ve özgüveni zorlayan engellemelere yönelik normal tepkisel davranış olarak kabul edilebilir. Bebek gelişirken artan bilişsel işlevler, dil becerileri, dürtü kontrolü ve sosyal becerilerin birleştirilmesi ile iç denetim işlevleri gelişir. Bu birleştirme süreci normalde sancılı geçebilir, çocukta otonomi gelişiminde aracı rol oynadığı da düşünülen agresiflik ve öfke atakları şeklinde dışa yansıyabilir. Yani bu olumsuz davranışlar gelişimsel süreçte görülen ve normal sınırlar içinde algılanması gereken davranış örüntüleridir. Diğer taraftan agresiflik bebeklerde kızgınlığın gösterilmesinin doğal yoludur ve kademeli gelişen agresif ve sinirli davranışlar normal gelişimin bir parçasıdır. Normal kabul edilen agresiflik engellenme ile ortaya çıkar. ‘’Hayır’’ diyebilmek bebekte otonomi gelişimin özelliklerinden biridir. Basitçe reddetme, kuralları delme, aktif direnç gösterme, karşı gelme şeklinde bulgu verebilir. Bebeklerde normal agresif davranış kendi kendini kontrol ve problem çözme becerilerinin artmasıyla zamanla azalma göstermektedir, işlevselliği bozmamaktadır ve erişkin desteği ile yatıştırılabilmektedir. Özellikle küçük çocuklarda görülen tepkisel agresif davranış ve sinirlilik iç denetim becerilerinin henüz olgunlaşmamasına bağlıdır ve ‘’dönemsel normal olumsuz davranış’’ olarak algılanmalıdır. Ancak yoğun, yıkıcı, kendisine ve etrafına zarar veren, çocukta işlev kaybına neden olan ve erişkin desteğiyle yatıştırılamayan davranış ve öfke patlamaları uzman desteği almayı gerektiren ‘’normal dışı bir bozukluk’’ belirtisi olarak düşünülmelidir.

Duygusal süreçler

Duygusal süreçleri ayarlama (iç denetim) duygusal yaşantıların sosyal hedeflere ve gereksinimlere uygun olarak kontrol edilebilmesidir. Hayatın ilk yıllarında duygusal süreçleri ayarlama kapasitesinde önemli gelişmeler olmaktadır. Bebekte duygusal uyarıcılar olduğunda göz kaçırma, kendini yatıştırma ve bakım verene yakınlık arayışına girme iç denetim örüntüsünün parametreleri olabilir. Bakım verenin duyarlı ve uygun yanıtı bebeğin duygusal uyarılmışlığını kontrol edilebilir sınırlarda tutmasında (iç denetimde) belirleyicidir. İç denetime yönelik olan bu bakım veren yaklaşımı güvenli ebeveyn-çocuk ilişkisinin gelişmesi için de önemlidir. Çocukların duygusal ayarlamayı etkin ve uygun olmayan bir şekilde öğrenip kullanmaları sosyal çevrelerinde uyum sorunları yaşamalarına neden olabilmektedir. Bebekte uyku ve yeme bozuklukları, süreklilik gösteren huzursuzluk, yerinde duramama, oyuna ilgisizlik, yatıştırılamayan ağlama, aşırı-sürekli olan öfke nöbetleri, aşırı yapışma, içe kapanma ve ayrılık kaygısı, saldırganlık ve karşı gelmeler ‘’iç denetim bozukluğu’’ belirtileri olarak karşımıza çıkabilmektedir.  Bu çocuklarda okul öncesi ve okul döneminde yıkıcı davranım bozuklukları, kaygı bozuklukları, depresif bozukluk ve yaklaşık %80 oranında dikkat eksikliği-hiperaktivite bozukluğu belirtileri görülebilmektedir. İç denetim sorunları yaşayan bebeklerin gelişim süreçlerinin bu yönlerden takip edilmesi ve gereken desteğin alınması gerekli ve uygun olacaktır.

 

MAHMUT ÇAKIR

Beğene bileceğinizi düşündüklerimiz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir