19 MAYIS 1919’DA AÇILAN KURTULUŞ YOLU 100. YILINI KUTLUYOR!

Share

 

Bu günden tam 100 yıl önce 19 Mayıs 1919 günü Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, Samsun’a ayak basarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin bugünkü temellerinin atılmasını sağladı. 19 Mayıs 1919 günü sadece Türk tarihi ve siyaseti için değil dünya tarihi ve siyaseti içinde dönüm noktalarından biri olurken 4 yıl kadar sürecek olan Kurtuluş Savaşı’nın da zeminini hazırladı. Türkiye Cumhuriyeti bu yıl, bu kutlu günün 100. Yıl dönümünü kutluyor.

Tarih boyunca her zaman küllerinden doğmayı başaran Türk milleti 19 Mayıs 1919 günü Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a ayak basmasıyla kurtuluşun, milli mücadelenin ve yeni bir Türk devletinin ilk adımını atmış oldu. 19 Mayıs Emperyalist devletlerin Osmanlı İmparatorluğunu paylaşmalarına ve Anadolu’yu işgallerine karşılık olarak Türk Kurtuluş Savaşı’nın başladığı gün oldu.

KURTULUŞ YOLU AÇILDI

Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihindeki önemli olaylardan biri Atatürk’ün Samsun’a ayak basışıdır. Türk Milleti Birinci Dünya Savaşı sonrasında kötüleşen koşullar içinde kurtuluş çareleri ararken büyük bir lider Mustafa Kemal Atatürk ortaya çıktı ve Samsun’a ayak basarak “Kurtuluş” yolunu açtı. Dolayısıyla Atatürk’ün 16-19 Mayıs 1919 İstanbul’dan başlayan yolculuğu bir kurtuluş dönemini simgeler. Bu dönemki 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanına kadar zorlu ve çetin bir mücadele içerisinde geçmiş ve Türk Milleti tarih boyunca verdiği en önemli sınavlardan birinden geçmiştir.

2019 SAMSUN´UN YILI OLACAK

Resmi gazetede yayınlanan Cumhurbaşkanlığı genelgesi ile 19 mayıs 2019 yılı Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 100. Yıl kutlamalarının başta Samsun olmak üzere 2019 yılı boyunca tüm Türkiye’de gençlik, spor ve kültür etkinlikleriyle kutlanacağı açıklandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İmzasıyla yayınlanan genelgede, 2019 yılı boyunca İstanbul-Samsun-Amasya’ Erzurum-Sivas-Ankara güzergahı başta olmak üzere tüm Türkiye’de Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının koordinasyonunda gençlik, spor ve kültür etkinlikleri yapılacağı duyuruldu.

Çevre, şehir ve kültürden sorumlu AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan başkanlığında, Samsun Valisi Osman Kaymak milli mücadelenin 100.yılı kutlamaları için Ankara’da bir dizi görüşmeler yaptı.

Çevre, şehir ve kültürden sorumlu AK parti Genel Başkan yardımcısı ve Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan başkanlığında bir heyet kuruldu. Bu kapsamda Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu ile bir araya gelerek çok önemli kararlar aldılar. Düzenlenecek etkinlikler ise Samsun valiliği 100. yıl koordinasyon merkezi öncülüğünde planlanırken 2019 adeta Samsun’un yılı olacak mesajı verildi.

 

19 MAYIS 1919 GÜNÜ

Üç gün süren zorlu bir yolculuktan sonra Mustafa Kemal Pasa ve karargâhı 19 Mayıs

1919 sabahı Samsun’a varabildi. Sabahleyin kurmay bin bası Mahmut Ekrem Bey, sandalla gemiye yanaştı Ekrem, güvertede bulunan Mustafa Kemal Paşa’nın yanına giderek askerce bir selam verdi ve: “hoş geldiniz paşam” dedi. Böylece Mustafa Kemal

Paşa’yı Samsun’da ilk karşılayan Mahmut Ekrem Bey olmuştur. Mustafa Kemal

Paşa’nın kendisi, İsmail Hakkı Bey’e teşekkür ettikten sonra Âşık Rıza Kaptan sandalına binerek kıyıya çıktı.

Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a gelişini Ruhi Karakaş babası Mustafa Karakaş’ın ağzından söyle anlatıyor:

“19 Mayıs sabahı, sabah ezanı okunmuş. İstanbul’dan vapur geliyormuş. Ortalıkta bir

Paşa’nın geleceği haberi dolaşıyordu. Vapuru İngiliz torpidoları da takip ediyormuş, batıracaklarmış batıramamışlar, Bandırma Vapuru gelmiş, o zaman Samsun’da rıhtım yok, açıkta demirlemiş. Yanaşamıyor kıyıya, yoksa kuma oturur. Kimse karşılamaya gitmemiş. Erkândan, idarî, askerî, erkândan kimse yok. Kıyıda babam, birkaç kişi daha var. Babam, “kayığımla gideyim bari” demiş. Kayığına binmiş, vapura yanaşmış.

Geminin süvarisi yukarıdan babama bakıyor. Babam kendisini tanıtmış. “Sizleri kıyıya çıkarayım diye geldim.” demiş. Vapurdan iskeleyi indiriyorlar, kayığa Mustafa Kemal

Pasa ile iki subay daha biniyorlar. Arkadan iki üç filika daha indiriliyor gemiden.

Başkaları da onlara biniyorlar.

Babam kürek çekerken, Mustafa Kemal Pasa, “Kimsin sen?” diye sormuş. Babam kendisini tanıtmış. “Ne is yaparsın?” diye sormuş. Babam da anlatmış kayıkçıyım, gemiler gelir, tütün fındık taşırız; yolcu gelir, gider, onları taşırız, diye… “çatışma oluyor mu burada?” diye sormuş Pasa. Rumlarla, Ermenilerle çatışma oluyor mu?

Nutuk söylev 1919-1920, C.1, Ankara 1989, s.3.

Samsun ve İlkadım, Samsun 1981, s.19.

 

Babam da Kuvay-i Millîyeci, “arada sırada yine çatışıyoruz.” Demiş Pasa, “inşallah yakında düzelecek.” Diye konuşmuş babama. Bu arada İngiliz gemileri de görünmüşler.

Ama onlar asker çıkarmamışlar. Sonradan dönüp gitmişler.

Sahile vardıklarında, babam Atatürk’e, “sahildeki gençler size yol gösterirler.” diyor.

Pasa yanındakilerle küçük bir otele gidiyor”

Sabahın erken saatlerinde Samsun iskelesinin açıklarına demirleyen Bandırma Vapuru, bu uzun ve sıkıntılı yolculuğun sonunda milli mücadelenin liderini güvenli bir biçimde

Samsun’a ulaştırmıştı. Mustafa Kemal Pasa ve karargâhı, Samsun iskelesine altı

Karadeniz çocuğunun kürek çektiği üç çifte kayık ile sabahleyin saat 7-8 gibi çıkmıstı.

Kendileri iskelenin her iki tarafına sıralanmış halk ve işgal kuvvetlerince silahlarına el konmuş bir müfreze tarafından karşılanmışlardı. Belediye meclisi azalarından Hacı

Molla şehir adına hoş geldiniz demiştir. Karşılama merasiminde mutasarrıf ve belediye reisi hazır bulunmamışlardı. Mustafa Kemal Pasa askeri ve halkı selamladıktan sonra yaya olarak ikametleri için hazırlanmış olan ve o sıralarda metruk bir halde bulunan

(Mecidiye caddesindeki) otele (Mıntıka Palas) yerleştiler ve otelin balkonuna 9. Ordu

Müfettişliğinin bayrağı asıldı. Burada bir müddet istirahat ettikten sonra, belediye binasına geçerek belediye meclisi üyeleri ile memleketin asayişi ve müdafaasına dair konuları görüştü.

Mustafa Kemal Pasa, vardığı 19 Mayıs günü ilk is olarak gelişini ilgili makamlara bildirmek olmuştu. Bu çerçevede 19 Mayıs 1919 tarihinde Sadaret Makamına Dâhiliye ve Harbiye Nezaretleri ile Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Riyasetine çektiği şifre telgrafta,

bu gün öğleden evvel saat sekizde Samsun’a varıldığını ve verilen vazifeye başlandığını arz ederim” diyordu.

 

KAYNAK: MUSTAFA KEMAL PASA’NIN SAMSUN ZİYARETLERİ

HAZIRLAYAN

Dürdane SAHİN

25 Mekteplilerin İdman Bayramı ve Samsun Posta Tarihi, Türkiye Barolar Birliği, s.99- 100.

26 Zeki Sarıhan, Kurtuluş Savası Günlüğü, Ankara 1993, s.255.

27 Samsun Gazetesi, 19 Mayıs 1938, no:745.

 

 

19 MAYIS NASIL BAYRAM OLDU?

ONDOKUZMAYIS ATATÜRK’Ü ANMA VE GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI

19 Mayıs 1919 Milli Mücadele Tarihimizde ve yeni Türk Devleti’nin kuruluşunda çok önemli yere sahip olduğundan Atatürk bu olayı hem milli kurtuluş hareketinin başlangıcı saymış, hem büyük Nutuk’unu bu olayla başlatmış, doğum gününü soranlara 19 Mayıs’ı işaret etmişti. Atatürk Samsun’u ikinci ziyaretlerinde, 20-24 Eylül 1924 te halk tarafından sevgiyle, heyecanla karşılanmış, Büyük Gazi bir an önce Erzurum’a gitmek istediği halde burada beş gün kalmıştır. Bu günlerde üzerinde en çok konuşulan konu 19 Mayıs oldu.

Ey Zafer Nûru, Büyük Gazi bugün bastığın yer

Beş yıl evvel bize bahşettiğin ilham ile titrer.

“Samsun’da beş şerefli gün beş yılın hasretini dindirdi.”

 

1924 gezisi 19 Mayıs’ın hatırlanmasını sağladığı gibi, Samsunluların Atatürk’e daha yakın durmalarına, kendilerini ona daha yakın hissetmelerine sebep oldu. Devletin içeride ve dışarıda karşılaştığı sorunlar sebebiyle 1925 te kutlamaların yapılmamış, belki yapılamamış olduğu düşünülebilir. Bu günü ebedileştirmek isteyen Samsun halkı 1926 dan itibaren 19 Mayıs’ı Gazi Günü olarak kutlamaya başladı ve bütün bu olaylardan Atatürk haberdar edildiği gibi kendisi de bunlara ilgisiz kalmadı, cevabi telgraflarıyla memnuniyetini dile getirdi.

Samsun halkı 1926 dan itibaren 19 Mayıs’ı Gazi Günü olarak kutlamaya başladı.

İlk kutlamalarla ilgili olarak Samsun Valisi Fahri Bey’e gönderdiği cevabi telgrafta, “Muhterem Samsun halkının hakkımda izhar buyurdukları asar-ı kadirşinasiyi derin memnuniyetle karşıladım. Teşekkürat ve muhabbetlerimin ahali-yi muteremeye iblâğını rica ederim, efendim.” diyordu. 1927 kutlamaları çerçevesinde Reisicumhur Hazretleri, 19 Mayıs günü ve Gazi Heykeli’nin temel atma törenleri münasebetiyle Samsun halkı tarafından gösterilen samimi ve yurtsever duygulara teşekkürle heykel alanının Gazi Parkı olarak isimlendirilmesine müsaade buyurdular. Bu seneki törenler, hükûmet binası bitişiğinde yeni inşa olunan Gazi Parkında “Gazi Günü Kutlama Töreni Programı” çerçevesinde gerçekleştirildi. Programa göre, 19 Mayıs Perşembe günü sabah saat 10.30 da Gazi Parkı’ndaki tören Reji fabrikasının düdüğünün işaretiyle başladı, bandonun İstiklal Marşı’nı çalmasından sonra, öteki fabrika ve kuruluşlar da düdükleriyle törene katıldılar. İstiklal Marşı’nı müteakip vilayet ve belediye adına konuşmalar yapıldıktan sonra Samsun halkının parkta dikilmesine karar verdiği Gazi Heykeli’nin temel atma töreniyle gündüz etkinliklerinin birinci aşaması tamamlanmış oldu. İkinci aşamada Gazi evi önüne gidilerek, burada Türk Ocağı adına konuşma yapıldıktan sonra da gündüz etkinlikleri tamamlandı. Gece askerler, okullar ve cemiyetler tarafından ayrı noktalarda üç fener alayı düzenlendi, ayrıca yine aynı akşam belediyede Cumhuriyet Halk Fırkası tarafından bir şükran balosu gerçekleştirildi. Böylece 1927 yılı kutlamalarında üç ayrı tören yapılmış oldu. Bunlardan ilki Gazi Günü kutlamaları idi ki program çerçevesinde icra olundu. İkincisi Gazi Heykeli’nin temeli, Samsun halkına vekâleten Vali Kâzım (İnanç) Paşa tarafından atıldı. Üçüncüsü de İş Bankası Samsun şubesinin açılışı oldu.

“Muhterem Samsun Halkının şahsıma karşı besledikleri asil duyguların kıymetli bir tezahürünü bildiren telgrafınızdan pek mütehassıs oldum. Teşekkür, muhabbet ve selamlarımın halka arzını rica ederim.” Reisicumhur Gazi M. Kemal (Samsun, 21 Kânunusani (Ocak) 1932).

1927 kutlamaları bir gerçeği daha ortaya çıkarmıştır ki bu zamana kadar dört ayrı kanunla dört resmi bayramımız mevcut olduğu halde, 19 Mayıs’ın da onlar gibi ülke genelinde kutlanması, bu günün Milli Mücadele’nin başlangıcı olması münasebetiyle unutulmaması gerektiğine Samsun basınında vurgu yapılmıştır. Ethem Veysi Bey, Samsun Gazetesindeki köşe yazısında, ”beşaretin cihanı hayrette bırakan mevzu ve medlülünü idrak eylemekte cihan dahi izhar-ı acz eylemiş” iken “Samsun… herkes gibi mazurdur.” diyor, bir başka yazıda “… gönül pek arzu ederdi ki istiklal ve inkılap tarihinde pek mühim olan bu gün umum vatan için tebcil ve tes’id olunsun” temennisinde bulunuluyordu. Öte yandan aynı yılın Ekim ayında CHF’nın İkinci Genel Kongresinde Atatürk Büyük Nutuk’unu okurken 19 Mayıs’la söze başlaması Samsun’da ayrı bir heyecana sebep oldu bundan sonraki kutlamaları daha anlamlı bir hale getirdi. Özellikle Gazi’nin gençliğe hitabesinin bu heyecanı doruk noktasına ulaştırdığı Samsun’dan ona çekilen telgraflardan anlaşılmaktadır.

Atatürk, Büyük Nutuk’unu okurken 19 Mayıs’la söze başlaması Samsun’da ayrı bir heyecana sebep oldu bundan sonraki kutlamaları daha anlamlı bir hale getirdi.

1928 yılı 19 Mayıs kutlamaları için günler öncesinden hazırlıklar yapıldı. Halk Fırkası, belediye ve park önünde büyük taklar inşa olundu. 19 Mayıs sabahı saat 09.00da Gazi Hazretlerinin karaya ayak bastıkları iskele hizasında okulların, askeri birliklerin, askeri ve mülki erkân ile memurların ve halkın toplanması ile tören başladı. Bando eşliğinde geçit resminden sonra kortej Saathane Meydanı’na doğru ilerledi ve burada bir süre bekletildikten sonra Mecidiye Caddesi yoluyla Gazi evi önüne geldi. Buradaki törende günün önemini belirten konuşmalar yapıldı, bandonun çaldığı marşlarla törenlere son verildi. Aynı gün yapılan etkinliklerden biri de Gazi evinin açılması idi. Gazi evi ziyaretçiler tarafından gezilmiş ve bundan sonra sürekli ziyaretçilere açık tutulmuştur. Şehrin manzarası görülmeye değerdi. Her taraf baştanbaşa defne dallarıyla donatılmış, bütün kuruluşlar, mağazalar, dükkânlar rengârenk süslenmişti. Daha önceki kutlamalarda olduğu gibi, gece fener alayları ve belediyede şükran balosu düzenlenmişti. Mahalli düzeyde ve belirtilen etkinliklerle kutlamalar yapılırken Gazi Parkı’nın tamamlanmasından ve 1932 yılı Ocak ayında Gazi Heykeli’nin dikilmesinden sonra törenlerle ilgili yeni bir programın geliştirildiği ve uygulamaya konulduğu anlaşılmaktadır.

19 Mayıs 1928 yılı kutlama etkinliklerinden biri de Gazi evinin açılışı idi. Bu tarihten sonra sürekli ziyaretçilere açık tutulmuştur.

Nitekim 1933 de Gazi Günü’nün daha büyük törenlerle kutlanacağı, bunun için hazırlıklar yapıldığı bildirilmekteydi. Bu münasebetle Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal Paşa, Samsun Belediye Reisi İhsan Bey’e çektiği cevabi telgrafında, “Milli savaş için anavatana Samsun’da ilk çıktığım 19 Mayıs gününü kutlamayı vesile ederek hakkımdaki sevgi ve alakayı bildiren yüksek duygulu ve iyilikbilir halkımıza teşekkürlerimin iletilmesini rica ederim, efendim” diyordu. 19 Mayıs Cuma günü belirlenen saatte defne dallarıyla süslenmiş motorlar yavaş yavaş Park İskelesi’ne doğru ilerleyerek getirdikleri bir manga askeri iskeleyi çıkardılar. Bunlara kumanda eden subay tarafından iskelenin geçit mahalline gerilmiş olan siyah perde kılıçla yırtılarak, büfe önüne kadar gelindi. Yürüyüş sırasında fabrika ve trenler düdüklerini çaldılar, top atışları yapıldı. Büfe önünde liseli gencin hitabesinden sonra Gazi Heykeli önünde toplanıldı, çelenkler sunuldu, konuşmalar yapıldı, öteki etkinliklerle törenler tamamlandı. Aynı yıl göze çarpan bir başka gelişme de Gazi Günü’nün Samsun’un sınırlarını aştığı, İstanbul’da bulunan Samsunluların bu günü orada kutlamak, ayrıca Havzalıların da 25 Mayıs’ı Gazi Günü olarak anmak üzere tören hazırlıkları yaptıkları anlaşılmaktadır. Gazi Günü, 15. Yılında 1934 de Samsun’da fevkalade bir surette kutlandı. Gazi’nin büstünü taşıyan en öndeki motor, arkasındakilerle birlikte Gazi İskelesi’ne doğru harekete geçmiş, bu sırada kuruluşlar düdüklerini çalmışlar, büst ile gelen asker ve subaylar iskeleyi takiben ilerlemiş önlerinde tutulan bir siyah perde zabitlerin kılıçlarıyla yırtılarak büstün parka getirilmesi sağlanmış, Gazi Heykeli’ne zarif çelenkler konulduktan sonra yapılan etkinliklerle tören sonlandırılmıştır.

1933’de Gazi Günü Samsun sınırlarını aşarak İstanbul’da bulunan Samsunlular tarafından da kutlanmaya başlanmıştır; Havzalılar da 25 Mayıs’ı Gazi Günü olarak anma hazırlığındadır. Gazi Günü, 1934’de 15. Yılında Samsun’da fevkalade bir surette kutlandı.

24 Kasım 1934 tarih ve 2587 Sayılı Kanunla Gazi Mustafa Kemal’e Atatürk soyadının verilmesinden sonra, 1935 yılı 19 Mayıs’ından itibaren Gazi Günü’nün adı Atatürk Günü oldu. “19 Mayıs Atatürk Günü Bu Yıl Samsun’da Çok Özenli ve Düzenli Törenlerle Kutlandı.” Atatürk, Samsun Valisine çektiği cevabi telgrafında 19 Mayıs gününün yıldönümü münasebetiyle kendisine karşı gösterilen duygulara teşekkür etmekteydi. Bu yılki törenlerin geçmiş yıllardakilerden farkı, Atatürk Günü’nün ön plana çıkmış olmasıdır. 1936 kutlamalarında ise Atatürk büstünün yerini Atatürk portresi almış, diğer törensel öğelere dokunulmamıştır. 1936 da kutlamalar Ankara’da 19 Mayıs’ı çağrıştıracak biçimde hipodromda yapıldı. “19 Mayıs … Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı mutlu günün yıldönümü, ulusumuz için hakiki bir bayram oldu.”

1935 yılı 19 Mayıs’ından itibaren Gazi Günü’nün adı Atatürk Günü oldu.

1937 yılından itibaren kutlamalarda önemli değişikliklere gidildi. 19 Mayıs’ın öteden beri Samsun’da kutlana geldiği bilinmekte olduğundan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) illere genelge göndererek bundan böyle 19 Mayıs’ta İdman Bayramı olarak etkinlikler yapılmasını istedi. Zaten öteden beri, yaklaşık 1916 dan itibaren Türkiye’de bahar aylarında bir jimnastik şenlikleri, mektepliler bayramı ya da idman bayramı vb. isimler altında etkinlikler yapılmakta idi. Milli Mücadele günlerinde unutulmaya yüz tutmuş söz konusu etkinlikler, 25 Şubat 1927 de yürürlüğe giren Talebe Bayramı Hakkında Talimatname ile tekrar canlandırılmıştı. Talimatnameye göre, Talebe Bayramı, Mayıs ayının beşinci günü idi. Ayrıca 10. maddede de İdman Bayramı’ndan söz ediliyor, bu çerçevede ilkokulların dışında öğretmen okulları ile ortaokul ve lise öğrencileri arasında spor karşılaşmalarının yapılması öngörülüyordu. Çok geçmeden Milli Eğitim Bakanlığı söz konusu etkinlikleri bütün orta dereceli okulları kapsayacak şekilde yaygınlaştırdı. Cumhuriyet döneminin ilk İdman Bayramı, 10 Mayıs 1928 günü Ankara’da 13 yaşından büyük 600 öğrencinin katılımı ile yapılan beden eğitimi gösterileri neticesinde, bandonun çaldığı marşlar eşliğinde Mustafa Kemal Paşa’nın önünden geçerek gerçekleştirilmiş oldu.

1937 törenleri Maarif Vekâleti’nin genelgesine bağlı olarak öteki vilayetlerde de gerçekleştirildi. 19 Mayıs 1937 de Ankara Stadyumu’nda yapılan gösteriler nedeniyle sevgi ve bağlılık duygularını ileten İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’ya çektiği teşekkür telgrafında, 19 Mayıs’ın yıldönümünde stadyumda toplanan muhterem yurttaşların ve bilinçli ve gürbüz gençliğin yüksek ve kalbi hislerini bildiren telgrafını sevinçle aldığını ifade ediyordu. Atatürk, aynı yıl 17 Mayıs 1937 de İngiltere Kıralı VI. George’a taç giyme töreninden dolayı tebrik telgrafı çekmiş, buna mukabil İngiltere Kıralı da 19 Mayıs’ta Atatürk’ün doğum gününü kutlamıştı. Bu olaydan sonra 19 Mayıs biraz daha ön plana çıkmış görünmektedir. Atatürk 19 Mayıs 1938 de, ikinci ve son İdman Bayramı’nı o sırada Ankara’yı ziyaret etmekte olan Yugoslavya Harbiye ve Bahriye Nazırı Orgeneral Mariç ve Türk yetkilileri ile birlikte izledi. Rahatsızdı ve seyahate çıkacaktı. Konuşmayı o değil, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya yaptı. Şükrü Kaya konuşmasında, Atatürk’ün 19 Mayıs gününün Türk gençliğine ve Türk sporculuğuna tahsis edilmesini tensip buyurduğunu, milli bayramlarımız arasına girecek bu günün her yıl kutlanacağını, bu günün kutsiyetine binaen Ankara Stadyumu’nun adının 19 Mayıs Stadyumu olarak değiştirileceğini söyledi. Törene katılan binlerce kişinin imzaladığı aynı özdeki bir öneri halk tarafından alkışlarla kabul edildi. 19 Mayıs Stadyumu adlandırmasının yanı sıra, 19 Mayıs gününün gençlik ve spor bayramı olarak benimsenmesi dile getirilmiş oldu.

İçişleri Bakanı Şükrü Kaya konuşmasında, Atatürk’ün 19 Mayıs gününün Türk gençliğine ve Türk sporculuğuna tahsis edilmesini tensip buyurduğunu, milli bayramlarımız arasına girecek bu günün her yıl kutlanacağını, bu günün kutsiyetine binaen Ankara Stadyumu’nun adının 19 Mayıs Stadyumu olarak değiştirileceğini söyledi.

Esasen TBMM’nin açılmasından 1926 yılına kadar ayrı ayrı yasalarla kabul edilen dört adet, bir de Osmanlı Devleti’nden kalan 25 Haziran 1325 (8 Temmuz 1909) tarihli Meşrutiyet Bayramı olmak üzere toplam beş adet milli bayramımız arasında 19 Mayıs yoktu. 27 Mayıs 1935 tarih ve 2739 Sayılı Kanun’la ulusal bayram ve genel tatiller yeniden belirlenirken bazı eksiltmeler, bazı arttırmalar yapıldı. 19 Mayıs’ın bayram ilan edilmesi yine gerçekleşmedi, hatta yasa tasarısının genel kurulda görüşülmesi sırasında bundan hiç söz edilmedi. Atatürk’ün özel ilgisi olmasaydı milli bayramlarımız arasında yer alması mümkün görünmüyordu. 19 Mayıs çoğu devlet yöneticilerinin hafızalarından kaybolup gitmişti. Ancak başlangıcından bu yana Samsun’un Gazi Günü ile ilgili kutlamalar Atatürk’ün bilgisi dâhilinde cereyan ettiğinden, Nutuk’unu bu olayla başlatması ve doğum gününü bu tarihle belirlemesi, söz konusu kanunun kabulünden bir yıl kadar sonra sözün tekrar 19 Mayıs’a getirilmesine neden olmuştur. Atatürk’ün 19 Mayıs 1936 da İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nda etrafındakilere bu günü hatırlatmasıyla, resmi bayramlar arasında yerini alması sürecine girilmiş oldu. Dâhiliye Vekâlet’inin hazırladığı ve 28 Mayıs 1938 de bakanlar kurulunda görüşülüp kabul edilen 2739 Sayılı Kanun’un ikinci maddesine bir fıkra ve aynı kanuna bir madde eklenmesi hakkındaki yasa tasarısı, 1 Haziran 1938 de meclis başkanlığına sunuldu. İkinci maddeye bir fıkra eklenmesiyle ilgili tasarının gerekçesinde deniliyordu ki, “ 19 Mayıs günü, yurdun her bucağında, Türk gençleri ve sporcuları ve milyonlarca Türk halkı, toplu ve birlikte ebedi ve cihanşümul bir tarihin dönüm günlerinden en büyüğünü kutlamaktadırlar. Bu gün beşer tarihinin insanlık ve medeniyet lehine olarak talihini ve gidişini değiştirdiği gündür. Bunu takip eden on sekiz senenin her günü o devrim gününün ne büyük ve ne âlemşümul neticeler verdiğini göstermektedir ve mütemadi bir ittıratla atide göstermekte devam edecektir. Onun içindir ki en büyüğümüz olan Atatürk bu atinin en kuvvetli zemini olan Türk gençliğine ve Türk sporculuğuna bu günün tahsis edilmesini tensip eylemişlerdir.

Atatürk’ün 19 Mayıs 1936 da İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nda etrafındakilere bu günü hatırlatmasıyla, resmi bayramlar arasında yerini alması sürecine girilmiş oldu. 4 Temmuz 1938 tarih ve 3950 Sayılı Kanun’a göre, 2739 Sayılı Kanun’un ikinci maddesine bir fıkra eklenerek Mayıs’ın 19. Günü Gençlik ve Spor Bayramı olarak kabul edildi.

TBMM’nin kabul ettiği yasa tasarısı kanunlaşmak üzere 21 Haziran 1938 de cumhurbaşkanının onayına sunuldu ve bu kanunun neşir ve ilanı cumhurbaşkanlığı makamından 28 Haziran 1938 de başbakanlığa bildirildi ve söz konusu kanun 4 Temmuz 1938 de Resmi Gazete ’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Yürürlüğe giren 4 Temmuz 1938 tarih ve 3950 Sayılı Kanun’a göre, 2739 Sayılı Kanun’un ikinci maddesine bir fıkra ekleniyordu: “G) Gençlik ve spor bayramı; Mayıs’ın 19 uncu günü.”

Bu tarihten sonradır ki Atatürk’ün Samsun’a çıktığı gün, resmen 19 Mayıs 1939 dan itibaren Gençlik ve Spor Bayramı olarak kutlanmaya başlanmıştır. 1981 e kadar bu adla anılan 19 Mayıs, 17 Mart 1981 tarih ve 2429 Sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun ile isim değişikliğine uğratılmış, söz konusu kanunun 2. maddesinin A) fıkrası 2. ayırımında, “2. 19 Mayıs Günü Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı günüdür.” denilmiştir. Artık bu bayram, sadece Samsun’da kutlanan Gazi Günü değil, umum milletin bayramı olmuştur.

 

DOĞUM GÜNÜM 19 MAYIS

ATATÜRK NEDEN DOĞUM TARİHİNİ 19 MAYIS OLARAK SEÇTİ?

ARKA PLANI NE İDİ?

Yıl 1936.

İngiltere Kralı VIII. Edward Reis-i Cumhur Mustafa Kemal Atatürk’ün doğum gününü kutlamak ister. Dolayısıyla Kral, Atatürk’e samimi ve özel duygularını içeren bir telgraf çekmelidir. Talimatını verir ve İngiltere Maslahatgüzarı Mösyö Morgan direktifi yerine getirmek üzere Hariciye Vekili Yardımcısı Londra Büyükelçimiz Ali Fuat Türkgeldi Bey’e Atatürk’ün doğum gününü sorar.

Elçimiz Ali Fuat Türkgeldi konuyla ilgili net bir bilgiye sahip değildir. Hariciyecilerimizden diğerlerinin de konuyla ilgili ne yazık ki bilgileri yoktur. Bu yüzden Ali Fuat Bey hemen resmi yazı yazılmasını ister ve Atatürk’ün yevm-i veladetinin yani doğum gününün ne olduğunun sorulduğu 10.XI.1936 tarihli belge hazırlanarak Hariciye Vekâlet’inden (Dışişleri Bakanlığı) Riyaset-i Cumhur Umumi Kâtipliğine (Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği) gönderilir.

Yazı Hariciye Vekâlet’inden Cumhurbaşkanlığına ulaşır. Yalnız, Atatürk’ün doğum gününü Cumhurbaşkanlığından da bilen hiç kimse yoktur.

Dönemin Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri Hasan Rıza Soyak, artık başvurulacak başkaca kaynak kalmamıştır, düşüncesiyle çıkar Gazi Paşa’nın karşısına.

Efendim dostunuz VIII. Edward doğum gününüzü sormaktadır. Özel bir tebrik göndermek ister. Ne arz edelim efendim, ne buyurursunuz? Mealinde sualini dile getirir. Ve Hariciye Vekâlet’inden gönderilen resmi evrakı Atatürk’e verir. Paşa evrakı inceler.

Atatürk bir süre ne diyeceğini bilemez. Kendisi de doğum gününü net olarak bilmemektedir.

Dolayısıyla şöyle maziye dalıp gider. Lakin tam cevabı bilmesi mümkün değil. Tam bu anda aklına anası Zübeyde Hanım gelir ve Reis-i Cumhur şu minvalde bir konuşma yapar:

“Anacım hep derdi ki oğlum seni bir bahar günü doğurdum”.

Sonrasında da ilave eder:

Bu bir 19 Mayıs günü niçin olmasın?

Gazi Paşa’nın huzurunda bulunan Hasan Rıza Soyak ve Afet İnan Hanımefendi dikkatle dinlemişlerdir ağızdan çıkan sözcükleri. Ve Genel Sekreter Hasan Rıza Bey 10.XI.1936 tarih çıkışlı Atatürk’ün doğum gününün sorulduğu belgenin üzerine aynen şöyle yazar:

“Reis-i Cumhur Atatürk’ün 19 Mayıs 1881 tarihinde doğmuş olduklarını arz ederim.”

Bu bilgi üzerine Cumhurbaşkanlığı 12.XI.1936 tarihli resmi bir yazıyla Atatürk’ün doğum gününü belirten yazı hazırlayarak Dışişleri Bakanlığı’na bildirir. Dışişleri Bakanlığı da aynı bilgiyi Mösyö Morgan’a iletir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün doğum tarihi ile ilgili olarak bilinen başka bir durum daha söz konusudur. Gazeteci ve Tarihçi Enver Behnan Şapolyo, Zübeyde Hanım ile gerçekleştirdiği bir mülakatında Atatürk’ün doğum gününün ne olduğuna dair bir soru yöneltir. Zübeyde Hanım, ben Mustafa’mı erbain soğuklarında doğurdum, der. Bu tarih tanımlaması muhtemelen Ocak ayının sonu ya da Şubat ayının başlarına denk gelir.

Görülmektedir ki Mustafa Kemal Atatürk’ün doğum gününe ilişkin olarak hem kendisinin hem de annesinin aktardığı iki farklı bilgi mevcuttur.

Lakin Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs olarak belirtmiş olduğu tarih tamamen Milli Mücadele’ye ve Milli Mücadele’de Samsun’un önemine yapmak istediği vurgudan kaynaklanmaktadır. Samsun, Onun için ilk adımdır. Bağımsızlığa giden, Cumhuriyet’e giden yol için atılan ilk adım.

İşte nasıl Atatürk doğum günü olarak Samsun’a ayak bastığı günü işaret etti ise, tüm Samsunlular da Samsun kentini “Atatürk’ün Şehri”, “Güneş’in Doğduğu Kent” olarak benimserler.

Dikkati çeken bir nokta daha vardır ki oldukça manidardır.

Hariciye Vekâlet’inin Atatürk’ün doğum gününü sorduğu resmi yazının tarihi 10 Kasım 1936’dır. Yine Atatürk, doğum tarihinin sorulduğu 10 Kasım günü, tam iki yıl sonra hayata gözlerini yumacaktır.

Resmi Belge: Riyaseti Cumhur Evrakı:   3/7493

 

SAMSUN ONUR ANITI

Kurtuluş Savaşı başlatmak ve yeni Türkiye Devleti’nin kuruluşunun adımlarını atmak üzere ilk adımı Samsun’a çıkarak gerçekleştiren Atatürk, Samsunlulara büyük onur kazandırmıştır. Samsunlular da Atatürk’e olan sevgi ve minnet duygularını ifade etmek için dünyanın en güzel heykellerinden birisini Samsunda yapmaya karar vermiştir. 19 Mayıs 1927′de Vali Kazım Paşa tarafından kaidesinin temeli atılan heykelin kaidesinde kullanılacak taşlarla ilgili olarak yapılan ihaleyi 27 lirayla Amasyalı Şirinzade Kemal ve Hacı Ali Ağazade Kemal Beyler kazandı. Samsun halk tarafından Avusturyalı heykeltıraş H.Kriphel’e yaptırılan bronz Atatürk heykeli Doviç Levant Lini kumpanyası’na ait bir Alman vapuruyla ücretsiz olarak 15 Tesrinievvel (Ekim) 1931 günü Samsun’a getirildi. Heykelle birlikte Mösyö H.Kriphel ve Mösyö Mayer isimli Viyanalı bir mühendiste Samsun’a gelmiştir.

Gazi heykelinin açılma töreni 15 Kânunusani(Ocak) 1932 Cuma günü saat:14.00′de büyük bir kalabalığın katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Vali Salim Bey’in konuşmasından sonra heykelin açılışı yapılmıştır. Mösyö H.Kriphel’e 5500 dolar vererek yaptırılan Samsun Onur Anıtının kaidesiz yüksekliği 4,75 metre kaideli 8,85 metredir. Büyük bir kaide üzerinde şahlanan bir at üstünde, Atatürk bütün heybeti ile görülmektedir. Gururlu bir anlatımla batıya ve çok uzaklara dikilen bakışları azim doludur. Şahlanan atın üzerinde dimdik bir vücut oturmaktadır. Bu oturuşta korkusuzluk ve Türklüğün gücü vardır.

Sert çelik bir kol kılıca uzanmıştır. Kaidenin yanlarında iki kabartma ve öteki yanlarında da yazılar vardır. Kabartmanın birinde, iskelede sandalın yanında bulunan kişiler görülmektedir. Bu insanlar mermi ve cephane taşımaktadır. Arkalarında, bir de top arabasının bulunması, savaş anını canlandırdığını gösterir. Diğer kabartmanın ortasında Atatürk, tüm özellikleri ile dimdik, büyük bir zafer simgesi olarak durmaktadır. Başı halka dönük, halk ile el ele bulunmaktadır. Yanları Türk ulusunun yaşlısı, köylüsü, kentlisi ile doludur. Kaidesinin dört yanında dönemin ruhunu yansıtan figür ve yazıların yer aldığı anıt, denge bakımından dünyanın ikinci heykeli konumunda. Hatta kuyruğu yere değiyor olmasa Dünya’nın 8. Harikası olabilirdi diyenler bile var.

Heykelin kaidesinde yazılar ise şöyledir;

-Vatanda milli mücadeleye başlamak için gazi, 19 Mayıs 1919 tarihinde samsun’a çıktı.

-Bu Heykel Samsun Vilayet Halkı tarafından 29 Birinci Tesrinievvel(Ekim) 1931 tarihinde dikildi.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir