90’LI YILLARA DAMGA VURAN OYUNCU MERAL KONRAT

Share

1990lı yıllarda Üçüncü Göz, Tahmine ve İşgal Altında gibi kült fimlerde rol almış deneyimli oyuncu Meral Konrat, HaberHayat Dergisi’ne konuştu. Konrat, geçmişten günümüze sinema sektöründeki değişimi anlattı.

 Röportaj: Yasir BABA- Ece Esin GÖKYOKUŞ

 

 

 HABERHAYAT: Meral Hanım, bize kendinizden biraz bahseder misiniz?

 MERAL KONRAT: Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar/ İç Mimarlık mezunuyum. Üniversite ilk yıllarında reklam filmleriyle oyunculuğa başladım. Oynadığım reklam filmleri bana sinema filmi oyunculuğu getirdi. İlk filmim 3. Göz. Tarık Akan’la birlikte rol aldım bu filmde. İlk filmim en iyi kadın oyuncu ödülünü getirdi bana ve bu bende sinema aşkını uyandırdı. İç Mimarlıkla ilgili sadece diploma alıp, duvara astım. (Gülümsüyor) Oyuncu olarak bugüne kadar geldim. Birçok filmde ödüller aldım. Sonrasında da sayısız sinema filmi ve dizilerde başrol oynadım.

‘Tahmina’ karakteriyle Azerbaycan’da tek Türk oyuncu olarak yer aldım. Türkçe harici Azerice ezberliyordum. Bu rolü Azerice oynadım ve rolüm bana Moskova ve Azerbaycan’da ödül getirdi. Azeri halkı beni Azeri olarak görür. Sonra bu filmin taklitleri yapıldı, erkek oyuncu da Zaour’du. Tahmina- Zaour filmleri yapıldı ama herkes Meral Konrat’ın oyununu aramış. Halen de haftada üç kez o Tahmina filmi gösteriliyor Azerbaycan’da. Oraya gittiğim zaman çok şaşırıyorum çünkü ben 1993 yılında o filmi çektim. 7 yaşında çocuklar bile beni tanıyor. Buna çok şaşırıyorum. İnanılmaz bir şey! Bazen oradayken yanıma gelip konuştuklarında bana dokunduklarında “Sana dokunduk ya ölsek de gam yemeyiz, Canlıymışsın, varmışın” diyorlar. Azerbaycan’da şu anda inanılmaz bir sevgi var bana karşı. En çok beğendikleri oyuncular arasında yer alıyorum. Her yıl benimle röportaj yapmaya geliyor.

Bunun haricinden en önemli filmlerimden biri de; Rauf Denktaş’ın senaryosunu yazdığı Ünal küpelinin yönettiği ‘İşgal Altında’ filmi. Yurt dışında ve yurt içinde birçok ödüller aldı bu film.

Barış Manço’nun sahilde şarkısının klipinde yer aldım. TGRT’de 10 yıl ‘Vitrin’ programı yaptım. Şu anda oyunculuk eğitimi veriyorum.

HABERHAYAT: Tarık Akan ile oynadığınız sinema filmi size hangi kapıları açtı veya neler kazandırdı?

 MERAL KONRAT: Sinemaya girişim bu filmle oldu. Ben sinemaya kurtlar sofrası olarak bakıyordum ama öyle olmadığını gördüm, sonrasında tek mesleğim oyunculuk oldu.

HABERHAYAT: Verdiğiniz oyunculuk eğitimlerinin meyvesini yediniz mi? Yani yeni birer Meral Konrat’lar yetişti mi?

MERAL KONRAT: Yeni Meral Korat’lar yetişmesi çok zor çünkü ben dişimle tırnağımla bir yerlere geldim ve bunu başardım. Yaptığım birçok işten ödüller aldım. Yeni Meral Konrat’lar biraz zor yetişir ama çok iyi oyuncular yetiştirdim. Sektörde birçok yerde görüyorum onları… Çok da başarılılar, İnşallah iyi yerlere gelirler.

HABERHAYAT: Şu an sinema sektöründen veya herhangi bir alandan teklif gelse bunu nasıl değerlendirirsiniz?

MERAL KONRAT: Bugüne kadar oyunculuğu bırakmadım. Tiyatro, oyunculuk dersleri, sunuculuk, modaretörlük vs yaptım ama menajerler zayıf kaldı. Şimdi menajerim ile doğru zamanda doğru proje için çalışacağız. Bana gelen birçok proje oldu. İçinde yer almak istemediklerim oldu. Şimdi menajerim Derya Kaplan ile yeni soluklu bir yola çıkıyoruz.

HABERHAYAT: Yeni nesil oyuncular hakkında ne düşünüyorsunuz?

 MERAL KONRAT: Bence çok başarılılar… Çok iyi oyuncular çıkıyor içlerinden. Pırıl pırıl… Benim zamanımda aileler bu işlere ters bakıyordu; şimdi aileler çocuklarının elinden tutup oyuncu olmaları için uğraşıyorlar. Meslek artık verimli bir hale döndü. O kadar çok oyunculuk akademileri açılıyor ve oyunculuk dersleri veriliyor ki; geçmişte bu durum hiç böyle değildi.

HABERHAYAT: ‘Yaz Aşkım’ dizisinde başrol oynadığınız Kerim Tekin ile ilgili anılarınızı anlatır mısınız?

MERAL KONRAT: Ben ‘Yaz Aşkım’ın yapımcısıydım ayrıca. O film dizi olacaktı aslında. Oyuncu seçimleri esnasında Kerim’in klipini gördüm ve onunla ve görüştük. Kerim de böyle bir projede yer almak istediğini söyledi. Kıbrıs’ta çekim yapacaktık. Kerim ailesiyle hiç tatil yapmadığını ve ailesinin de orda olmasını istediğini söyledi. Seve seve kabul ettik. Çekimler yapılırken kerim bana sürekli bir kağıt imzalatıyor. “Neden bana bu kağıtları imzalatıyorsun” dediğimde ise; “Ceremesini ben çekiyorum” dedi. Çünkü 1. bölümün sonunda Kerim trafik kazası geçiriyordu ve 2 bölümde yaşadığı ortaya çıkıyordu. Öyle devam eden bir proje olacaktı. Kerim, “Şimdi başkasını oynatırsın, benim için rahat etmez” diye kâğıtlar imzalatıyordu. Dediğim tek şey şu olmuştu; “Kerim seninle başladık, seninle devam edeceğiz” Yine de Kerim’in içi rahat etmiyordu. Sonrasında araba kaza sahnesini çektik ve Kerim bana; “Meral yaşadığıma dair bir şey çekelim lütfen! Çok istiyorum” dedi. ‘Nasıl çekeriz arabayı nasıl buluruz’ diye düşünürken 2 gün boyunca araba aradık ama arabayı bulamadık. Devamlılığı olması için aynı araba olması gerekiyordu. Kerim çok üzülmüştü. Sonrasında İstanbul’a döndük kurgu montaj için. 2.bölüme başlayacaktık. Montaj yapılırken, çekimden 10 gün sonra Kerim’i kaybettik kadar üzüldüm ve derinden etkilendim ki; “Kendi kendime acaba o sahneyi çekseydik kerim yaşar mıydı?” diye düşündüm hep. O kadar derin bir ukde kaldı ki; içimde diziyi devam ettiremedim, Film olarak kaldı. Çünkü Kerim’in içine doğmuş. ‘Ben bunun arkasından başka birini oynatamam’ dedim. Kanal devam etmemi istedi fakat ben yapamadım. Kaza görüntüleri istemişlerdi onları da vermedim. Ben onu film olarak ve sadece Kerim Tekin olarak bıraktım. Devamını çekseydim ben rahat edemezdim.

HABERHAYAT: Yeşilçam zamanlarıyla günümüz sinema sektörünü kıyaslarsak, ne gibi farklılıklar ve gelişmeler vardır?

MERAL KONRAT: Ben Yeşilçam’ın son zamanlarına denk geldim. İyi ki de denk gelmişim. Aliye Rona ile (3. Göz filmi) çok zor şartlarda çekimi yapıyorduk. Kıyafet değişimi için bir evden rica ederdik, kıyafet değişimi yapardık. O filmde ben çarşaflar içinde, hırpani yaşayan, yara bere içinde bir kadını canlandırıyordum. Dediler ki; “Bir evi ayarladık, orada giyinebilirsiniz”

Kapıyı çaldım, kapıyı açanlar “Allah versin” diyerek kapıyı suratıma kapatmışlardı (Gülüyor) Kala kalmıştım.  Çünkü Aktris olarak gidiyorsunuz ve farklı birini bekliyorlar ama çarşaflı, yara bere içinde, elbisesi yırtık, çıplak ayaklı birini görüyorlar. Tabii aktris olarak kabul etmiyorlar (Gülüyor) Çok zor şartlar vardı. Şimdi karavanlar falan var. Şimdiki oyuncular çok daha şanslı… Dinleme şansları var mesela. O zamanlar film sıkıntısı vardı, çok fazla tekrar çekim yapılmıyordu. Zor ekonomik şartlarda çekimler yapılıyordu, gün yakalanmaya çalışılıyordu. Şimdi bu sıkıntıların hiç birini yaşamıyorlar. Dağlar kadar fark var diyebilirim eskiye nazaran.

HABERHAYAT: Bir Türk kadın sinema oyuncusu olarak, bu kadar fazla başarı sığdırmak nasıl bir duygu?

MERAL KONRAT: Çok güzel bir duygu! O heyecanları yaşamak bence çok güzeldi. Tabi bunun yapımcılarında takdir etmesini isterim. İyi projelerde bizi görsünler isterim. Çünkü ben gerçek anlamda yurt içi ve yurt dışı birçok ödül aldım. Bunları hak ederek aldım. Gerçekten oyuncu olduğum için aldım. Benim için çok güzel bir duygu bu. Sadece üzüldüğüm yeni yapımcıların bizleri tanımaması. Bizleri tanımaları isterim.

HABERHAYAT: Son olarak eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

 MERAL KONRAT: Bütün dünyada kadınlarımız çok önemli. Kadına şiddet olaylarına çok üzülüyorum. Birçok kanalda her zaman bu tarz haberleri önümüze çıkıyor. Kadına şiddet ve genç kızlarımızın taciz tecavüze uğradıklarını görüyoruz. Kadınlarımıza sahip çıkmamız gerektiğine inanıyorum. Bunu ne kadar söylersek söyleyelim ertesi gün yine aynı haberlerle karşılaşıyoruz. İnşallah bu olaylar son bulur. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle seslerimizi duyurabiliriz. Sessiz çığlıklar atıyoruz. Artık duysunlar ve kadına şiddete bir son versinler.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir