AYDİLGE – HER ŞEY “AŞK YÜZÜNDEN”

Share

Sevilen sanatçı Aydilge, başarılı sanatçı Halil Sezai’ye ‘Aşk Yüzünden’ isimli şarkıları için bir araya geldi. Yakın arkadaş olan ikilinin birlikte seslendirdiği şarkı, kısa zamanda tıklanma rekorları kırdı.

Seslendirdiği şarkılarla ve sempatik yapısıyla müzikseverler tarafından çok sevilen Aydilge, yeni şarkısı ve hayatına dair çok özel açıklamalar yaptı.

 

HABERHAYAT: Halil Sezai ile nasıl bir araya geldiniz?

AYDİLGE: Halil ile çok iyi dostuz zaten. Ben onun naif ve duygusal halini çok seviyorum ama insanların çok bilmediği bir yanı var ki, o da aslında çok da esprili olması. Beni de insanlar hep pozitif biri olarak tanıdılar. Ama Halil benim o hüzünlü, melankolik yanımı aslında çok iyi biliyor. O yüzden zıt gibi görünsek de çok benziyoruz birbirimize. İkimizin de naif ve kırılgan bir yanı var ve o tarafımızı müzik yaparak iyileştiriyoruz.

HABERHAYAT: Şarkının yapım aşamasından da bahsedebilir miyiz biraz? Telapatik bir durum da yaşanmış galiba…

AYDİLGE: Biliyorsunuz ben genellikle hep kendi söz ve bestelerimi yapıyorum. Ama hep böyle olacak diye bir kibirim yok. Düzenlemelerimi yapan Samuray Gökçe’nin bir şarkısını dinledim ve kendim bestelemişim gibi hissettim. Sonra şarkıya söz yazmaya başladım. Yazdıkça da Halil’in sesini yanımda duyuyordum. Sanki yanı başımda durup benimle beraber söylüyordu. Telapati sanırım. O da o sırada benim neler yaptığımı düşünüyormuş. Aradığımda çok şaşırdı, ”ben de seni düşünüyordum” diye… Sonra ikimiz de çok yükseldik şarkıya tabi ve hızlıca şarkımızı hayata geçirdik.

HABERHAYAT: Klip çekiminde de bu tarz ilginç olaylar oldu mu?

AYDİLGE: Klipte doğaüstü olan en önemli şey havanın doğaüstü soğuk olmasıydı! Gerçekten donarak çektik klipi (gülümsüyor) Bir de şarkıda bir yerde ”kırıldıkça keser camlar, senin de cam bir kalbin var” diyorum. Tam o sırada elimdeki çay bardağı çat diye çatladı ve parçalandı.

HABERHAYAT: Nazar mı çıktı acaba?

AYDİLGE: Bazıları nazar çıktı dedi tabi. Bazıları da sıcak bardağın, soğuk havada çatlamasının gayet normal olduğunu söyledi. Yönetmenimiz Erdi Sevinç ise ”Yazdıkların çıkıyor, iyi ki aşk acısından içimde depremler var’ gibi bir şey yazmamışsın diye şakalaştı benimle.

HABERHAYAT: Aydilge ve Halil Sezai gibi farklı iki ismi bir arada görünce aslında önce bir şaşırdık. Zıtlıkların uyumu diyebilir miyiz bu beraberliğe?

AYDİLGE: Aslında Halil ile benim çok ortak yanımız var. Onun daha az bilinen tarafı neşeli ve esprili, çocuksu olan yanı. Benim de hüzünlü ve melankolik yanım. Hani olduğun gibi görün deriz hep ama aslında olduğumuz tek bir hal yok ki, içimizde onlarca Aydilge, onlarca Halil var. Tıpkı sizler gibi. Sonuçta duygu sömürüsü yapmadan, aşkın suyunu çıkarmadan, samimi bir aşk halini anlattık Halil ile. Ve de aşk yüzünden oldu bunlar hep…

HABERHAYAT: Halil Sezai ile aranızda aşk dedikoduları çıkmasından korkmadınız mı?

AYDİLGE: Korkmadım çünkü çok sevdiğim bir eşim olduğunu herkes iyi biliyor. Çıksa da ciddiye almazdık zaten. Bir yandan da buna çanak tutacak hiçbir şey de yapmadık aslında. Mesela klipte sevgiliymişiz gibi yapmadık. Çünkü biz samimiyetin en önemli şey olduğuna inanıyoruz. Aşıkmış gibi yapsak, güzel durmayacaktı. Yapay olacaktı. Onun yerine çok yetenekli oyuncu arkadaşlarımız hikayeyi canlandırdılar, biz de klipte anlatıcı rolü üstlendik.

 

 

HABERHAYAT: Şarkıda aşk yüzünden alınan yaralardan bahsediyorsunuz ama çok mutlu bir evliliğiniz var. Bu sözleri nasıl yazıyorsunuz peki?

AYDİLGE: Şu anda mutlu olmam, önceden acı çekmediğim anlamına gelmiyor. Acı çeken insanın halinden de çok iyi anlarım o yüzden. Ben kalplerimizin birer aşk mezarlığına dönüştüğüne inanıyorum. Gerçekten de ne kadar çok aşk, sevgi ve vefa ölüyor kalbimizde düşünsenize. Oysa bizi incitenlerin cesedini kalpte taşımak sadece taşıyanı tutsak eder. Yani bizi… Özgürleşmek ve dönüşmek için bırakmak gerekir onları rüzgâra, suya, denize… Affetmek, unutmak değil, acı çekmekten vaz geçmektir. O yüzden kalpte biriken cesetleri bırakmalı boşluğa, evrene… Böylece bizi gerçekten sevenlere yer açabiliriz. Ben de eşime öyle yer açtım.

HABERHAYAT: Şarkıdaki hüzne rağmen yeni evlendin ve mutlu bir evliliğin var. Peki, hiç aşk acısı çektin mi?

AYDİLGE: Aşk acısı çekmeyen var mı? Varsa üzülürüm onun adına. Çünkü aslında bizler acılar sayesinde dönüşüyoruz, büyüyoruz. Canım yandığında tabi ki üzülüyorum, ama sonra diyorum ki şu ruhsuz dünyada hala yanacak bir canım olduğunu gösterir bu. Çok şükür diyorum.

HABERHAYAT: Aşkı bir seri katile benzetmişsiniz bir de…

AYDİLGE: Gerçekten bazen aşk, bir seri katile benzeyebiliyor. Üstelik tekrar tekrar öldürüyor bizi. Bir kere de değil. O yüzden seri katil diyorum zaten… Ama ölmek de kötü değil. Zira yeniden doğabilmek için bazen eski ”ben”i ortadan kaldırmak gerek. Yoksa yenisi nasıl gelsin? Şu andaki Aydilge’yi beni defalarca öldürenlere borçluyum. Hepsine teşekkürler. Onlar sayesinde daha güçlü olmayı ve kalbimi kimler açıp açmayacağımı öğrendim.

 

HABERHAYAT: ‘Evlilik aşkı öldürür’ derler. Siz yeni evlisiniz. Bu konudaki düşüncelerinizi alalım?

AYDİLGE: Valla bence evlilik değil, insanlar öldürüyor aşkı… Sonra da evliliğe suç atıyorlar. Bu arada benim için evlilik çok şart değildi eskiden. Çok önem vermezdim. Yani evliliğin aşkı öldürdüğüne inanmıyordum ama şart olduğuna da inanmıyordum. İki insan birbirini sevdikten sonra gerisi teferruattı. Fakat Utku’yla tanıştıktan sonra onunla evlenme fikri çok hoşuma gitmeye başladı. Çünkü dış dünyaya karşı aslında resmi anlamda bir takım oluyorsun. Kimse sana laf edemez hale geliyor. Gerçi biz zaten yüz yıllar öncesinde de evliydik, bu hayatımızda da evliyiz. O yüzden hiç yadırgamadık bu durumu. Geçmiş yaşamlarımızda da bir arada olduğumuza eminiz. Kim bilir bu kaçıncı evliliğimiz.

HABERHAYAT: Düğününüz tüm basında günlerce yer aldı. Aşkınız herkesin dilinde… Sizlere göre aşkın tarifi nedir?

AYDİLGE: Yeni şarkımda diyorum ya, ”Anlatsam kim anlar ki?” Aşk Paylaşılmaz diye bir parçamda da ”aşk paylaşılmaz, anlatsan anlaşılmaz” diyorum. Gerçekten öyle… Aşkı paylaşıp bölemezsin, çarpıp çevirip matematikle çözemezsin. Ayrıca duyduğu ateşi tarif edebilen, yeterince yanmamış demektir sözünü çok severim. O yüzden ben de duyduğum ateşi tarif etmeyeceğim. Ama kısaca üç kelimeyle çağırıyorum onu: Utku Barış Andaç. Hatta o kadar çok çağırmışım ki, iki sene önce duyup geldi(gülümsüyor)

 

Röportaj: Yasir BABA

 

 

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir