BEN BİR KÜÇÜK CEZVEYİM KÖŞE BUCAK GEZMEYİM – ERKAN AYÇAM

KAPILAR

TOKMAKLAR

TAVANLAR

PENCERE VE MEKANLAR…

 

DÜNYANIN İLK AKILLI EV SİSTEMLERİNİ BİZ ANADOLU’DA KEŞFETTİK DESEM…

BANA İNANIR MISINIZ?

Eski evlerin kapılarında ağır ve hafif olan iki tokmak bulunurdu. Peki, neden bir kapıya iki tokmak konuluyordu?

Anadolu evlerinde kapının üstünde iki tokmak olurdu. O iki tokmak zamanımızda ki akıllı ev tasarımlarında ki görüntülü sistemler gibi olmasa da kapalı devre kamera sistemi gibi çalışırdı.

Birinci tokmak ağır ve büyük olurdu. Altına da ”tok” sesi çıkarması için bir metal takılırdı. İkinci tokmak daha küçük ve hafifti. Altında genelde ince bir demir olur ya da olmazdı. Bu tokmaktan da ”tık” diye tiz bir ses gelirdi. Gelen misafir erkek ise büyük tokmağı vururdu. İçeridekiler gelen ”tok” sesinden bir erkeğin geldiğini anlar ve kapıyı erkek açardı. Evde erkek yoksa o kapı hiç açılmaz arkasından “ağam” ya da “babam evde yok” diye bir ses gelirdi. Gelen erkek geri dönerdi. Kapıdan gelen ses ”tık” ise kapıyı vuran kişinin bayan olduğu anlaşılır ve kapıyı içerideki bayanlardan biri açardı.

Kapılarda tokmağın kalktığı zamanlarda kapı çalındığında içerideki bayan kim o demeden kapıyı tıklatırdı. Gelen kişide kendini tanıtırdı. Duruma göre hareket edilirdi.

Anadolu’nun tarihi kapı tokmakları, temsil ettikleri kültür ve yaşam biçimiyle beraber yok olmak üzere. Yaklaşık 150 yıl önce Osmanlı döneminde ustalar tarafından yapılan, şıklığıyla göz dolduran, bir dönem büyük değer verilen kapı tokmakları, şimdilerde yaşam savaşı veriyor. Çok azının günümüze ulaşabildiği sanat eserleri, teknolojiye yenik düşerek yerini otomatik kapı zillerine bıraktı bile.

Anadolu’nun en güzel mimari örneklerindeki tarihi evlerin çoğunda, kuzulu kapı bulunuyor. İki kanatlı büyük bir kapının içinde yer alan ve ‘kuzu’ olarak adlandırılan, aile mahremiyetini esas alan ahşap kapılar, içeriye doğru açılıyor. Üzerinde bulunan ve aksesuar gibi görünen kapı tokmakları, ev halkının sosyal, kültürel ve estetik duyguları hakkında birçok manayı ihtiva ediyor.

KADINLAR 2, ERKEKLER 3 KEZ ÇALAR

Anadolu evlerindeki kapı tokmaklarının çoğunluğu kadın eli şeklindedir. 3 kez çalındığında gelen misafirin erkek, 2 defa çalındığında ise kadın olduğunu belli eden tokmaklar, yakın döneme kadar yerel kültürün bir parçasıydı. Yaklaşık 150 yıl önce yapılan tokmaklar, zenginliği ve batıya dönük mimari tarzını da yansıtırdı. Dövme demirden yapılmış olan tarihi tokmaklar, son yıllarda antikacıların ve hırsızların gazabına uğradı. Anadolu’nun kentsel SİT alanı içinde bulunan 4 bin kapı tokmağından, günümüze sadece 20-30 tanesi ulaşabildi.

TOKMAKLAR ŞİFRELİ MORS ALFABESİ GİBİ HER ŞEYİ ANLATIRDI

Evin beyi geldiğinde tokmak iki kez çalınırdı. Çocuklar hızlı ve sert aralıklarla vurur, misafirler ise daha yavaş ve aheste vurmayı tercih ederdi. Art niyetli birinin geldiği ise kapı sesinin şiddetinden anlaşılırdı. Kapılar birbirine yakın olsa da hangi evin tokmağının çalındığı tınısından belli olurdu. Ev sahibi, kısa bir süre için bir yere gittiyse tokmağın üzerine kısa, uzun süre dönmeyecekse uzunca bir ip asardı. Yatıya gittiyse, kalın bir ip asar ve düğüm atardı. Gelen misafirler de ipe bakarak ne zaman döneceği hakkında bilgi sahibi olurdu.

TÜM BU EVLER BİR MİMARİ ŞAHASER…

Tokmakların bulunduğu Anadolu evleri de tarih kokan mimarisiyle asırlara meydan okuyor. Anadolu evleri 19’uncu Yüzyıl’dan itibaren Rum ustalar tarafından yapılmaya başlanmış ve toprak ağaları tarafından tercih edilmiş. Yan ve arka duvarları taş, ön ve iç kısımları ahşap. Avrupa ve özellikle İtalya’dan gelen neo klasik akımlar da mimari tarzlarını etkilemiş.

Bu gün yenileme çalışmalarıyla geçmişteki mimari özellikleri ve öğeleri aslına uygun olarak geleceğe taşımak için çaba sarf edilse de ne yazık ki birçok yenileme aslına uygun yapılmamaktadır. Kapı tokmaklarını ve tavanları pencere detaylarını toplayan birçok antikacı olduğundan hırsızlar ve kaçakçılar, kapı tokmakları dışarıda olduğu için kolaylıkla söküp bu önemli eserleri almaktadır. Anadolu’nun tarihi kapı tokmakları, temsil ettikleri koca bir kültür ve yaşam biçimiyle beraber yok olmak üzere. Bir şekilde bunun önüne geçilmesi gerekir.

 

TAVANLAR; İNANILMAZ – GÖZ ALICI EL İŞİ SÜSLEMELER. 

Ahşap tavanlar, geleneksel Türk evi ile birlikte yüzyıllar ötesinden gelen, Türk toplumu ile özdeşleşmiş, özel niteliklere sahip mekânların sabit donatı elemanlarıdır. Birbirinden çok farklı, sayısız düzenleme ile karşımıza çıkan tavanlar, geleneksel ahşap işçiliğimizin en somut örneklerindendir. Fakat ne yazık ki geleneksel Türk evlerindeki ahşap tavanlarla ilgili çalışmalar oldukça sınırlı ve bölgesel niteliklidir. Geleneksel Türk evi ile ilgili yapılan çalışmalar da genellikle evin mimari açıdan incelenmesiyle sınırlı kalmış, iç süsleme özellikleriyle ilgili detaylı çalışmalar yapılmamıştır. Buna karşın bazı çalışmalarda evler tanıtılırken, tavanların özellikleri ile ilgili bilgilere de yer verilmiştir. Geleneksel Türk evinin günümüze kadar sağlıklı bir şekilde ulaşamadığı bir gerçektir. Dış çevre koşulları ve yapı malzemelerinin zamanın yıpratıcı etkilerine karşı yetersizliği geleneksel Türk evleri ile ilgili bilgilerimizi sınırlamaktadır. Özellikle Selçuklu ve Beylikler dönemlerine ait sivil mimarlık örneği yok denecek kadar azdır. Mevcut örneklerden de iç süsleme özellikleri hakkında bilgi edinmek mümkün değildir. Ancak İslam dininin mescit, cami vb. yapılara verdiği önem sonucu yapılan bakım ve Geleneksel Türk evi ahşap tavanları, bezemeleriyle bir süsleme öğesi olarak kullanılmasının yanında, oda planında bütünleyici bir rol de üstlenmektedir. Farklı nedenlerle dik açılı yapılamayan mekânları ya da düzgün kare olmayan mekânları toparlamak için tavanlar ortada düzgün bir kare oluşturacak biçimde organize edilmekte ve diğer kısımlar sade bırakılarak etkisizleştirilmektedir onarımlar Selçuklu dönemine ait dini yapıların günümüze kadar gelmesini sağlamıştır. Geleneksel Türk evi ahşap tavanları, bezemeleriyle bir süsleme öğesi olarak kullanılmasının yanında, oda planında bütünleyici bir rol de üstlenmektedir. Farklı nedenlerle dik açılı yapılamayan mekânları ya da düzgün kare olmayan mekânları toparlamak için tavanlar ortada düzgün bir kare oluşturacak biçimde organize edilmekte ve diğer kısımlar sade bırakılarak etkisizleştirilmektedir. Geleneksel Türk evinde ahşap tavanların süsleme açısından önemli bir yere sahip olduğu bilinmektedir. Geleneksel Türk evi odalarında, alt kısımlar fonksiyonel içerik taşırken üst kısımlar ve tavanlar ise estetik özellikleriyle öne çıkmaktadır. Tavanlar, odanın ev içerisindeki önemine (başoda, köşk oda), ustanın becerisine, ev sahibinin isteklerine ve ekonomik gücüne göre farklı şekillerde yapılmışlardır. Genellikle başoda için gösterilen özen ve işçilik doğal olarak küçük odalar için gösterilmemiş ve basit işçiliklerle yapılmışlardır. Genel olarak tavan yapım yöntemleri 4 ana grupta toplanmaktadır. Bunlar; Ters tavan, Düz tavan, Tekne tavan, Kırlangıç örtü olarak adlandırılmaktadır. Ayrıca; Ahşap Tavanların Süsleme Özellikleri açısından da, Çıtakâri, Kündekâri, Aplike, Kalem işi, Eğmeçli ahşap işi olmak üzere 5 farklı süsleme tekniği ve daha birçok teknik kullanılmıştır.

EVLER GÜZEL EVLER… NEFES ALAN… SAĞLIKLI… ÇOK ÖZELLİKLİ… FONKSİYONEL YAŞAM ALANLARI!

Çorum Evleri, Edremit evleri, Sivas evleri, Divriği evleri, Trabzon evleri, Sinop evleri, Ayancık evleri, Bolaman evleri, Ünye evleri ve daha birçok bölgede yaptığım ziyaretlerde, ilk gezmek istediğim yerler eski evler kapılar, kapı tokmakları, tavanlar ve sivil mimari örnekleriyle beraber varsa ev malzemeleri de çekim yapmak istediğim ya da arşivim için çekmek istediğim konular olmuştur. Benim görevim bugün var olan varsıl değerleri gelecek kuşaklara taşımak. Bir BELGESELCİ olarak kısıtlı imkânlarla ancak bu kadarına gücüm yetiyor. Ne yazık ki SPONSORLUK mekanizması ülkemizde işleyen bir mekanizma değil. Bizim firma, kurum ve kuruluşlarımız sponsorluğun masraf olduğuna inanmakta v kültürel sanatsal projeleri israf olarak görmektedir. Oysa Avrupalı firmalar sponsor oldukları sanat ve kültür projelerinin TÜKETİCİ ALIM GÜDÜLEMESİNDE ne kadar etkin rol oynadığını milyon kere test etmiş ve farkındalık yaratmak için SPONSORLUK MÜESSESESİNİ etkin bir şekilde kullanmışlardır.

NE DİYELİM BİR GÜN!

DARISI BAŞIMIZA… ÇÜNKÜ GELECEĞE AKTARACAK O KADAR ÇOK ÇALIŞMA VAR Kİ!

ERKAN AYÇAM

Beğene bileceğinizi düşündüklerimiz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir