Ben şimdi obsesif mi oldum? – Selinay Seyhan

Share

Hepimizin günlük hayatımızda kendimiz için belirlediğimiz bir düzenimiz ve gelenek haline gelmiş davranışlarımız vardır. Bu normaldir; ancak ritüeller olarak da adlandırabileceğimiz bu gelenekler;  her işimizden önce geliyorsa, birini bile yapmadığımızda yoğun sıkıntı hissediyorsak orada bir problem olabilir.  Peki hepimizin bir yaşam düzeni, yapmazsak rahat edemediğimiz alışkanlıklarımız varken, tehlike çanları ne zaman çalmaya başlıyor?

Obsesif Kompulsif Bozukluğu kitap dilinden ziyade danışanlarımdan gördüğüm ve hissettiğim şekilde anlatmaya çalışacağım. Evinin veya iş yerinin temiz olmasına dikkat eden biri düzenli temizlik yapabilir, kirliliğe karşı hassas olabilir; ancak zamanının çoğunu buna harcıyorsa, günlük yaşamı bu sebepten kısıtlanıyorsa, dikkat!  Bunun yanında evrak ve imza işleriyle uğraşan bir bireyin daha titiz ve kontolcü olması normal olabilir ancak yine bunu normal seviyede kontrol etmenin ötesinde takıntı haline gelecek şekilde pek çok defa kontrol ediyorsa, diğer işlere geçmesine engel oluyorsa, buraya dikkat! Dini görevlerini yerine getiren bir birey, bunları tam anlamıyla yapıp yapmadığını sürekli sorgulamaya başlıyorsa, buraya da dikkat! Örnekleri çoğaltabiliriz. Özetle; kendimize göre kurduğumuz düzen ve geleneksel davranışlarımız; hayatımızın gidişatını etkilemediği, kısıtlamadığı sürece ve işlevselliğimizi bozmadığı sürece normaldir.

Obsesif kompulsif rahatsızlığı olan bireyler için sıkıntı yaşadıkları farklı farklı alanlarda, bir takım ritüelleri gerçekleştirmek olmazsa olmazdır. Bu ritülleri gerçekleştiremediklerinde kendilerini yoğun bir kaygı ve rahatsızlık çemberi içinde hissederler. Bu ritüeller gerçekleştiğinde ise rahatlarlar; ancak bu ritüllerin giderek artması, farklı alanlara ve durumlara yansımasıyla birlikte hayat kalitesinde bozulmalar görülür ve ciddi sıkıntılara sebep olur.  Obsesif Kompulsif Bozukluk; 3 kanaldan beslenir bunlar; obsesyonlar, kompulsiyonlar ve kaçınmalardır. Eğer bunlardan birini göz önüne alıp bitirmeye çalışırken diğerlerini aktif halde bırakırsak, hastalık da aynı şekilde ilerlemeye devam etmektedir.

Obsesyon, zihne gelmesi engellenemeyen istemsizce ortaya çıkan ve bireye sıkıntı veren düşünce ve dürtülerdir. Çoğu zaman bireyler bu tür düşüncelerin saçma olduğunu düşünürler ama yine de bunlara engel olamazlar. Kompulsiyon; obsesyonların verdiği sıkıntıyı ortadan kaldırmak için yapılan yineleyici davranışsal ve zihinsel eylemlerdir. Bireyler için kompülsiyonlar anlamsız ve saçma bile olsa bir an önce yapılmalıdır bu, onların rahatlamak için tek çözümleridir. Kaçınma ise; obsesyon ve kompulsiyon döngüsüne girmemek için kaçınılan durumlardır. Obsesyon ve kompulsiyon bireylerin; hayat kalitesini bozarken, kaçınmalar ise kendilerini engelledikleri ve hayatı kaçırdıkları noktalar olarak görülmektedir. Okb yaşayan bireyler kompulsiyon ve kaçınmalarla obsesyonları yani hastalığı kontrol altında tuttuğunu düşünürken, kısa süreli rahatlama yöntemleriyle hastalığın iyileşme süresini uzatmaktadır.

Ülkemizde Obsesif Kompulsif Bozukluk dediğinde genellikle akla temizlik tipi gelir. Aslında Obsesif Kompulsif Bozukluk; yukarıdaki örneklerde görüldüğü gibi; bulaş(temizlik), kuşku, cinsel ve dinsel olmak üzere pek çok alt tipi olan bir rahatsızlıktır. Bu alt tipler çok iyi bilinmediği için zihninden geçen düşünceleri mantıksız bulmasına rağmen yine de bunlara engel olamayan ve kimseyle paylaşamayan pek çok birey vardır. Ülkemizde özellikle temizlik tipiyle birlikte görülen en sık alt tip dinsel ve kuşku içerikli obsesyonlardır.

Çevremizde bazen şahit oluyoruz. “Takıntı hastası”,rahatsız”, “kafayı takmış” gibi kavramlarla bireyler etiketleniyor hatta bazen komik bir durum olarak algılanabiliyor. Bunların çok uzağında olan Obsesif Kompulsif Bozukluk bireylerin yaşamlarını ciddi anlamda zorlayan bir durumdur.

Çocuklarda ve ergen bireylerde de görülmektedir. Geçen zamanla birlikte farklı alanlara yayılabilme ihtimali çok yüksek olduğu için fark edildiği anda tedaviye başlamak oldukça önemlidir.  Hastalığın yoğunluğuna göre bazı durumlarda ilaçla tedavi gerekmektedir.  Davranış değişikliklerinin yerleşmesi, kaygıyla baş etme becerilerini öğrenme, kaçınma davranışlarını fark etme ve hastalığın tekrarlamasını önleme açısından psikoterapi almak şarttır.

 

Uzm. Psk. Selinay Seyhan

 

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir