Beyaz Sihir

Varoluşun Kapısı Anlamak; Anahtarı Dinlemek…

Aldığımız her nefes bizi Yüce Yaradan’ a yaklaştıran özlem hareketidir. Ve hareketin yakıtı anlamak özlemidir. Anlamanın anahtarı dinlemektir. Dinlemek bizim anlamaya olan erişimimizdir. Bilinçli dinlemek anlamı yaratır. Üstad diyor ki ‘’ Kelimeleri kullanmayan bir ses vardır; dinle…’’ Ve bizler dinlemeyi kaybediyoruz. Önce kendimizi dinlemeyi, sonra tüm varoluşu dinlemeyi! Her birimiz Yaradan’ın özüne aidiz. Her birimiz güneşten gelen ışıklar gibiyiz. Işık olduğumuzun heyecanını yaşıyor ve yaşatıyor muyuz? Kendini dinlemeyen; özünü anlayamaz.  Öz’ünü anlamayan; anomi/anlamsızlık girdabında kaybolur. Kuşların, rüzgarın, yağmurun sesini en son ne zaman dinlediniz? Kişilerarası iletişim sürecinde de zamanımızın  % 60’ını dinlemeye ayırıyoruz. Lakin ne kadar etkin dinliyoruz? ‘’Mış’’ gibi mi, görünüşte mi veya seçici mi dinliyoruz? Duymak boyutunda mı kalıyoruz sadece? Savaşlar, insanlar arası çatışmalar ve insanın iç çatışmaları, hepimizin aynı maddeden yapıldığımız ve aynı madde olduğumuz anlayışıyla çözülebilir. Ve bu anlayışı edinmek kendini dinlemekle başlar. Varoluşu dinlemekle devam eder.

Sevgili okur, siz benim için sadece bir okur değilsiniz! Aynı ÖZ’ üz. Bütünün bir parçalarıyız. Sadece bedenlerimiz farklı. Psikolojik olarak ‘’Var Olmamız’’  için önce kendimize sonra birbirimize; birbirimizin tanıklığına ihtiyacımız var. Hayatlarımız birbirine bağlı. Bu buluşmamızda iletişim aracımızın beyaz sihiri olan ‘’Dinlemek’’ süreci üzerine yazdığım kelimelerime tanık olacaksınız. Hepimiz anlamak, anlaşılmak ve evrende ki tekliğimizin keşfedilmesini arzularız. Dinlemek her şeyden önce bir tanıklık sürecidir; keşfetme sürecidir. Varoluş tarzıdır. Günaydın, tünaydın, iyi günler, iyi akşamlar, iyi haftalar, iyi seneler. Hangi zamanda kelimelerimle karşılaşırsanız veya kelimelerimi hatırlarsanız;  zamana ve mekana bağlı kalmaksızın merhaba.

Her hakikat onu açığa çıkartan BEN’ in yansımasıdır. Ben kimim? “Sen” zannettiğin biri olarak yaptığınız eylemler sizin kim olduğunuzu anlatmıyor. Kendinizi tanımak zorundasınız. Ve kendimizi tanımak için; dinlemek lazım! Var mısınız yeni bir yılın ilk günlerinde içinize doğru bir yolculuk yapmaya. Kendinizden özünüzü doğurmaya; yepyeni bir Sen’e merhaba demeye! Ne dersiniz? Özünüzün penceresinden kendinize baktığınızda gördükleriniz; kendinizi dinlediğinizde duyduklarınız belki de yeniden doğumunuz olacak. Kendimizi keşfedip tanıdıkça hayata yüklediğimiz anlam artacak. Bambaşka mucizelere tanık olacağız.

‘’Bişnev’’dir Mesnevinin ilk kelimesi. Farsçada ‘’Bişnev’’ dinlemek demektir. ‘’Dinle’’ diyor Mevlana. Önce kalbinin sesini; sonra tüm varoluşu. Dinlemekle başlıyor her şey. Mevlana’nın dediği gibi ‘’Dinle ki kulakların dolsun; kulaklarında kalmayıp gönlüne girsin işittiklerin.’’ İnsanın beş duyu organından ilk yaratılanı dinleme hassasiyetidir. Anne karnındaki cenin tüm bedeniyle kulaktır. Zaten o hali kulağa benzemez mi. O halde anne karnındaki bebek gibi; sen de öğrenmeye dinleyerek başla. Ki insanın en son kaybettiği duyu organını da dinlemek üzerinedir. Bireyin yoğun bakımda bilinci kapalı bile olsa; lakin duymaya devam etmektedir.

Dinlemek sesten anlam çıkarma süreci; zihinsel bir süreçtir. Bir tanıklık sürecidir. Ve değer vermek, enformasyonu paylaşmaktır; sorumluluktur. Varoluşumuzun temel ihtiyaçlarından kabul görme ihtiyacının temel aracıdır. ‘’Sen Var’ sın; Ben Varım’’ demektir. Anlamak gizemidir Ben’i ben yapan. Neden varım? Varoluş amacım? Nereye gidiyorum? Sorularının cevaplamak için anlamak gerekiyor öncelikle; anlamak kapısını aralamak içinde ‘’dinlemek’’ gerekiyor. Önce kendini; sonra varoluşun bütününü. Her şey içerden dışarıya; kendini dinlemeyen; dinleyebilir mi ki kendisi dışında ki bir şeyi! Her şeyin özü ilişki, bağlantı kurmaktır. Önce kendimizi dinleyerek, iç gözlem yaparak; sonra doğayla, insanlarla bağlantı kurmaktır. Birbirimizle anlayarak bağlantı kurarız.

Dinleyebilmek kolay bir davranış modeli değil. Öğrenmek, gelişmek, geliştirmek çatışmaları önlemek, anlaşmazlıkları çözümlemek için gereklidir. Huzur ve mutluluğun anahtarıdır. Anlarsak çözüm buluruz. Anlamadığımız her süreç kaosa gebedir. Ve işin sırrı anlamak ve anlaşılmak Üstadın dediği gibi; “Anlamak bizi değiştirir. O andan itibaren, bir dakika öncesinde olduğumuz kişi değilizdir artık.” Bir bakalım ilişkilerimize; monolog mu? Diyalog mu? Düşünsenize sizi tüm dikkatiyle dinleyen bir insan! Kendinizi nasıl hissedersiniz? Yapmacık olmayan dinleme, iltifatların en içten olanıdır. Etkilemek mi istiyorsunuz; konuşmak yerine dinlemeye daha fazla zaman ayırın. Kin Hubbard’ın da söylediği gibi, eğer ağzımız yerine kulaklarımızı kullanırsak insanları etkileme olasılığımız daha da artar. ’’ Bir insana verebileceğiniz en güzel hediye dinlemektir! Dinlemenin olmadığı yerde yokluk, anlamsızlık ve kaos girdabı harekete geçer. Düşünsenize çocuğunuz size heyecanla bir şeyler anlatıyor. Sizin aklınız bir başka yerde. Hatta başka bir yere bakıyorsunuz. Çocuğunuzun ‘’Anne/baba yüzüme bak’’ dediğini hatırlıyor musunuz? Göz temasıyla, geri bildirimlerle, hatta boyunuzu çocuğunuzla aynı göz teması hizasına getirmeye çalışmanızın çocuğunuzun özellikle öz değer gelişiminde ki etkisini tahmin edebilir misiniz? İş yerindesiniz müdürünüzün odasına gittiniz. Başını önünde ki evraklardan kaldırmadan size cevap verdiğini düşündüğünüzde ne hissedebileceğinizi tahmin edebiliyor musunuz?

Epiktotes diyor ki; ‘’Bir güzel söz söyleme sanatı varsa; bir de güzel dinleme sanatı vardır.’’ Filazof binlerce yıl önce çözmüş bu sırrı. İyi iletişimciler iyi dinleyicilerdir. Çocukluğumuzdan itibaren dinlersek anlıyor ve öğreniyoruz. Konuşmayı da dinleme sayesinde öğreniyoruz. Dinlemek etrafımızdaki seslerin kulağımızdan akıp gitmesi, duymak, işitmek değildir. Söylenenlere dikkat etme durumu da değildir. Konuşanın sesine, vurgusuna, hızına, sözcük seçimine, tonlamasına, jest ve mimiklerine karşı duyarlı olmaktır. Yani dinlemek duymaktan daha fazlasını içerir. Üstadın dediği gibi ‘’İnsanlar 2 yaşına kadar konuşmayı öğreniyor; 60 yaşına kadar dinlemeyi öğrenemiyor.’’ Araştırmalar zamanımızın büyük bir kısmını dinleyerek geçirdiğimizi söylese de söylenenlerin tümünü hatırlamayız.

Evrende yer edinmek; hafızalarda kalmak, manen ölümsüzlüğe ulaşmak istiyorsak; konuşmak için ayırdığımız zamanın bir kısmını, susabilmek, dinleyebilmek, düşünebilmek için kullanalım. Hepimizin ihtiyacı anlamak ve anlaşılmak. Şöyle bir baktığımızda en yakın arkadaşlarımızın bizi en iyi anladığını düşündüğümüz insanlar olduğunu görürüz.  Biz de etkili iz bırakan insanların bizi etkin dinleyen insanlar olduğunu hatırlarız. Unutmamak gerekir ki İnsanlar sizinle iletişimizi tek bir sebeple devam ettirirler; O’nu anladığınızı inanıp hissederlerse. Rudyard Kipling anlamayı sağlayan dinlemenin ‘’Ne, niçin, ne zaman, nasıl, nerede, kim’’ sorularının yanıtını bulmak olduğunu ifade eder. Dünya barış, anlayış ve bağlantı dünyası. Birbirimizle anlayarak bağlantı kurarız. Ve dinlemek için önce empati ve kabul gerekir.

Dinleme sürecinde yolumuzu aydınlatan ışık lambaları

  1. Önce Susmak
  2. İyi bir dinleyici olmayı istemek. Niyet önemli. Anlamak için dinlemeliyiz.
  3. Dikkatinizi % 100 karşınızdaki kişiye verin.
  4. Empati ve kabul etmek.
  5. Gözümüz, kulağımız ve kalbimizle dinlemeliyiz. Dinlemede tüm fiziksel ve ruhsal enerjinize yoğunlaşın ve dinleme isteğinizi, dikkatinizi açıkça gösterin.
  6. Göz teması. Gözlerin kişinin Öz’ünü, iç dünyasını, varoluşunu, ÖZ’ ünü, canını yansıtır. Kişi her şeyden önce Öz’ün tanıklığını istiyor. Konuşan kişiye bakın. Kelimelerin 3/2’sini göz dinler. Dinlemeye değer bir insan bakmaya değerdir. Aynı zaman o kişinin söylediklerine konsantre olmanıza yardımcı olur.
  7. Pozisyon önemli. Konuşan kişiye doğru eğilin, arada ki mesafeyi yakınlaştırın; göz teması mesafelerini eşitlemeye çalışın. Seminer esnasından ise dik oturur bir pozisyonunda dinleme eylemi gerçekleştirilmelidir.
  8. Karşınızdaki kişi, anladığınızı belirten vücut hareketleri ile cesaretlendirilmelidir. Benzer şekilde, karşınızdakinin sözsüz mesajlarını almaya ve anlamaya çalışın. Karşınızdaki kişinin mimiklerine uyun. Söylediği şeylere derinden ilgi duyduğunuzu hissettirin. Aynı fikirdeyseniz başınızı sallayın. Hikaye anlatıyorsa gülümseyin. Söylediklerine yorum yapın.
  9. Biri konuşurken rahatlayın ve zihni boşaltın. En çok dinleme hatası ilk birkaç sözcükte yapılır; bu nedenle konuşmanın başını kaçırmayın.
  10. Dinlemenin olumlu olabilmesi için, güven yaratacak fiziksel atmosferin oluşturulması gerekir. Varsa gürültüyü kesin.
  11. Dinlerken dikkat dağıtıcı araçlarla oyalanmamak gerekiyor. Mesela; kalem, kağıt, telefon vb.
  12. Dinlerken konuşmanın önemli yerlerini ve kilit sözleri not alın. Lakin her şeyi yazarak yazıya sürekli odaklanmayın.
  13. Sözünü keserek araya girmeyin. Çoğu insan sözünü bitirene kadar bölmediğiniz de onu dinlemenizi büyük bir iltifat olarak kabul eder. Ama konuşmalarını uzatırsanız bu çok daha büyük bir iltifattır. ’’Bu konuda söylediklerinizle ilgili sizi daha fazla dinlemek isterim.’’
  14. Sorular sormak; Konuşan kişinin kendisini dinlenildiğini hissetmesine yardımcı olur. Ve kişiyi ve anlatılanları daha iyi anlamayı sağlar. Soru sorabilmek içinde dikkatli dinlemeniz gerekiyor. Aksi takdirde bazı sorular komik duruma düşürebilir. Sorular sorarak karşınızdaki kişinin söylemek istediklerini, hislerini ve kelimelerinin altındaki anlamı netleştirin.

Ve bazen de kişi konuşurken konuşmanın özünden çok uzaklaşabiliyor. Bu süreç içinde yönlendirici sorularla araya girmek; dinleme süreci yönetiminde etkin rol oynamaktadır.

  1. Karşınızda ki konuşurken ne diyeceğinizin provasını yapmayın ve son sözü söyleme çabasına girmemek gerekir.
  2. Duygularınızı kontrol edin, söylenenlere olumsuz tepki vermemeye özen gösterin. Sakin ve rahat olun.
  3. Kimin söylediğinden daha çok, ne söylendiğinin tutarlılığına ve mantığına yönelerek objektif olmaya çalışın. Mesajların arkasındaki duyguyu fark etmeye çalışın.
  4. Sözlü uyum yapın, karşınızdaki kişinin bir veya birkaç kelimesini tekrarlayarak, ona anlaşıldığı hissini verin.
  5. İletişim engellerini kullanmayın

 

Aktif dinlemenin önündeki engeller    

Dinlemeye engel olan birinci sebep seçici olarak dinleme eylemini gerçekleştirmektir. Bu durumu biraz daha somutlaştırabilmek için; gözlerimiz kapalı 5 dakika oturalım; duyabileceğimiz seslere yoğunlaşalım; tüm sesleri algılamaya çalışalım. Süre bitiminde hepimizin sonuçları farklı olacaktır. Çünkü dinlemede seçiciyiz. Önemsiz saydığımız sesler duyulmayacaktır.

Konuşma/Düşünme hızı: Konuşma hızımız dakikada 120-160 kelime; düşünme hızımız dakikada 480 kelimedir. Her zaman dinlediklerimizden daha fazlasını düşünebiliriz. Kendi düşüncelerimize değil, dinlediklerimize odaklanmalıyız.

İnanç ve bakış açıları, Önyargılar ve paradigmalar, inkar etmek, küçümsemek, dikkatini başka yöne çekmek, acımak, sorunun parçası olmak, ‘Ben de’cilik,  yönlendirmek, suçlamak, eleştirmek, ahlak dersi vermek, uyarmak, karşı atağa geçmek hamleleri etkin dinleme sürecinde engeller oluşturmaktadır.

  1. Olumlu değerlendirmeler yapın ve dinlediğinizi vurgulayan geribildirimlerde bulunun.

Şu ana kadar söylediklerinizden anlıyorum ki ………….. (Özetler Yapın)

Bu konu ile ilgili hissettiklerinizi anlıyorum..

Bu konu sizi gerçekten üzmüş..

Beyaz Sihir Varoluşun Özünde

             Beyaz Sihir: Bireysel ve profesyonel gelişiminiz için dinlemek birinci şart.

            Beyaz Sihir: Etkin cevap verebilmek için insanları ne istediklerini, neye ihtiyaç duyduklarını ve ne olduklarını bilmek gerekli.

Ve bu sürecin yolu yalnızca onları dinlemektir.

Beyaz Sihir: Dinlemek sizi akıllı kılar.

Bir mekana gider geliriz; ‘’Hiç konuşacak’’ kimse yoktu deriz. ‘’Hiç dinleyecek kimse yoktu’’ demeyiz. Seviyoruz konuşmayı. Lakin karşımızda ki kişi bizimle ilgili akıllı, zeki, kültürlü olduğumuzu düşünmesini isteriz. Her zaman bilgiç yorumlar yapan, her zaman akıllı olduğunu göstermeye çalışan biri ‘’akıllı bir insan olarak’’ oy almaz. Bunun yerine kendini beğenmiş, ukala, bilmiş, egoist sınıfına da seçilebilir. Karşınızda ki insana tanıştığınız en zeki, bilge insanı olduğu konusunda etki bırakmanın kesin yolu tüm dikkatinizi karşınızdakine vererek dinlemektir. Yeni dünya da imaj yönetimi ‘’karizmatik liderliktir’’ ve karşı tarafa değerli olduğunu hissettirebilme sanatıdır. Dinleyerek karşı tarafın öz değerini yükseltiyoruz. Dinlerken  ‘’Sen değerlisin’’, ‘’Seni anlamak istiyorum’’ mesajını veriyoruz. Anonim bir sözde de vurgulandığı gibi ;    ‘’Yaradan bize iki kulak; bir ağız verdi. Belki konuştuğumuzun iki katı kadar dinlememizi istedi.’’ Etki bırakmak için konuşmak yerine öncelikle dinlemek gerekir. Baines Johnson’un dediği gibi ‘’Düşündüğümü zaten biliyorum. Diğerlerinin de ne düşündüğünü öğrenmek istiyorum’’ yaklaşımında yol almak gerekir.

Beyaz Sihir: İnsanlar Size Sizden ne isteyeceklerini söyleyeceklerdir, eğer dinlerseniz!

Anladığınız andan itibaren; birkaç saniye önceki siz değilsinizdir artık. Karşınızda ki de birkaç saniye önce ki kişi değildir. Odada ki zifiri karanlık; düğmeye basıldığı andan itibaren aydınlanmıştır. Dinlemektir zifiri karanlığın düğmesi! Anlamanın olduğu yerde aydınlanma başlıyor. İnsan ilişkilerinde başarı sağlamak için paslaşmayı bilmek gerekir. Tıpkı tenis kordun da ki gibi ikili paslaşma size fırlatılan topa uygun şekilde karşılık vermek gibi karşınızdaki kişinin söylediklerine sürekli olarak uygun yanıtlar vermelisiniz.  Tenis topuna uygun şekilde vurabilmek için izlem, dikkat, beceri gerekir. İnsan ilişkileri iki yönlü iletişimle meydana gelir. Bu süreç ver ve al; eylem ve tepkidir. Hatta tepki değil; yaklaşımla meydana gelir. Karşıda ki insanın ne istediğini, bir durum hakkında gerçekte ne hissettiğini, kendine has özel ihtiyaçlarının neler olduğunu bilmiyorsanız onunla teması kaybetmişsiniz demektir. Onunla temasta bulunamazsanız onu harekete geçiremezsiniz. Onun ne istediğini ve nasıl hissettiğini bilmedikçe; onun durumu konusunda karanlıktasınız demektir.

Beyaz Sihir: Dinle! Aksi takdirde fazla konuşmak sizi ele verir.

Karşınızdakini tanımadan kendinizi açmak istemiyorsanız dinlemeyi tercih etmek yolunuz olmalı. Yoksa ne kadar saklamaya çalışırsanız çalışın, siz uzun konuştukça karşı taraf sizi çözecektir.

  Beyaz Sihir:  Dinlemek kendi eylemleri üzerinde ki aşırı farkındalığın önüne geçmeye yardımcı olur.

Eleanor Roosevelt der ki;  ‘’Çekiciliğin özü başka bir insanda kendini kaybedebilme yeteneğidir.’’ Etki bırakmak mı istiyorsunuz! Karşınızdakine dikkatinizi yöneltin, dinleyin. Dinlemek, aşırı duyarlı farkındalığın ve yalnızca kendinizi düşünen benmerkezciliği aşmanıza yardımcı olur. Kendinize odaklanmayın sadece. Dinlememek, karşımızdaki insanı değil de; sürekli kendimizi düşündüğümüzün bir göstergesidir. Kendi çıkarı, kendini beğenme, kendini düşünme dinlemenin önünde bariz engellerdir. Karşımızda ki insanın söylediği her şeyi dikkatli dinlemek, ses tonuna, sözlerinin çekimine, vurgusuna ciddi bir şekilde odaklanmak dikkat odağınızı kendinizden almanızı sağlar. Dikkatiniz tamamen kendinizde olduğunuzda etrafınızda ki dünya ile baş edemezsiniz. İki insan arasında ki çatışma genelde dikkatleri karşı taraftakilerden çok kendilerine yöneltmelerinden kaynaklanır. İyi bir dansçı ‘’müziği dinlemelidir.’’ Dans etmenin sırrı, temel adımları öğrendiğinizde, bilinçli olarak kendinize  ‘’şimdi şu adımımı atmalıyım’’ demek değil. Bunu yaparsanız müziği dinleyemez, zamanı ve adımları tutturamazsınız. İyi bir dansçı kendini orkestranın çaldığı müziğe odaklar. Ve ayaklarının doğru adımları atmasına izin verir. Evet karşımızdaki insanın müziğini dinlemeliyiz. Eğer yalnızca müziği dinler ve kendinize yanıt verme izni verirseniz, çok şaşırtıcı bir şey keşfedebilir, tıpkı ayaklarınız gibi beyninizi de kendi haline bırakıldığında daha iyi çalıştığını fark edebilirsiniz.

 

 

Beyaz Sihir: Dinlemek, tanıklık,  keşfediş, var ediş sürecidir; zenginleştirir

     İnsanın kendini ve tüm varoluşu keşfetmesi muhteşem zenginliktir. Dinleme sürecini kullanamıyorsanız, bankada milyarları olup; yoksulluğu yaşayan biri gibisiniz. ‘’Sen dinlemeye değersin’’ mesajını vererek insanları dinlemek sizi, hem de karşınızdakini zenginleştirecektir. O’nun öz saygısını artırırsınız. Çünkü her insan söylemeye değer ‘’bir şeyleri olduğunun’’ düşünülmesini sever. Diğer yandan bir başka insanın egosuna yapacağınız en acımasız saldırı, onun söyleyeceklerini dinlemeden önce baştan savmaktır. Hatırlamak gerekir; insanlar dikkat edilmekten hoşlanırlar. Sıkıntı, başarısızlıklar, mutsuzlukların birçoğunun sebebi dinlemenin olmayışıdır. İşten ayrılmalar, ailelerin dağılması, gençlerde farklı bağımlılıklarının oluşması, okullardaki başarısızlıklar ve daha bir çok süreç bu duruma örnek gösterilebilir.

Tanıştığımız, konuştuğumuz insanların zihninin geçit töreninde ilerleriz. Bu geçit töreninde bizleri tartalar, ölçer biçerler, analiz ederler. Ve geçit töreninin sonunda lehimize veya aleyhimize not verirler. Güvenir veya güvenmezler. Bizimle iletişime geçer veya geçmezler, iş teklifinde bulunur veya bulunmazlar. Tahmin edebileceğinizden çok fazlası için  bu durumda tek belirleyici etken ‘’ne kadar dinlediğinizdir.’’ Tüm bunların devamında güvenmek, varoluş yapıştırıcısıdır. İnsanlar verdiğiniz güven ölçüsünde size yaklaşırlar; sizinle iş yapmak isterler. ‘’Dinlemek’’ güven kazanmanın sihirli formülüdür.

Birbirimizi hiç dinlemediğimiz bir dünya: anlaşmazlıklara, kaosa, savaşa, mutsuzluğa, gerilemeye, şiddete gebedir.  Bakmak görmek değil. Duymak anlamak değil. Var OLmanın özünde etkin dileme ve derin düşünce var. Bir kere geldiğimiz bu dünyada varoluşumuzu kutlamak için, tüm varoluşumuzla dinlemek gerekiyor.  İletişim aracınızın beyaz sihirini hayatınızın her anına serpiştirmeye, keşfedip; hayal bile edemediğiniz mucizeleri karşılamaya ne dersiniz?

Herkesin içinde bir guru var, Buda’yı sessiz bırakan, Mevlana’yı döndürüp sema yaptıran, Sen’de kim bilebilir neler yaptıracak. Cesaretin varsa çık yola ve keşfet! Mevlana Mesnevi’de ilk kelime ‘’Bişnev’’ ile başlıyor. Önce ‘’Dinle’’…

 

 

Beğene bileceğinizi düşündüklerimiz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir