BURAK ALKAŞ BU KEZ BEYAZ PERDEDE GÜLDÜRECEK

 

Daha önce Pis Yedili’de ‘Orço’ karakteri ve Yeşil Deniz’de ‘Müezzin Cemil’ karakterine hayat veren Burak Alkaş, oyunculuğuyla Türk izleyicisini kendine hayran bırakmıştı.

Alkaş, bu kez beyaz perdede yakın geçmişte yaşanan “Çiftlik Bank” dolandırıcılığından esinlenerek hazırlanan ‘Çiftlik Bank- Tosun Firarda’ filmiyle sevenlerinin karşısına çıkıyor. Yetenekli oyuncu,  yer aldığı sinema filminde oyunculuk hatıralara ve aile hayatına dair birçok konu hakkında HaberHayat Dergisi’ne konuştu.

 

HABERHAYAT: Öncelikle ‘Çiftlik Bank- Tosun Firarda’ filminiz hayırlı uğurlu olsun. Kasım ayında vizyondasınız. Bizi neler bekliyor filmde?

BURAK ALKAŞ: Teşekkür ederim. Ailecek gelip, izleyip, gülüp eğleneceğiniz bir film bekliyor sizleri. Tabii konu Türkiye’nin gündemine bomba gibi düşen ‘Çiftlik Bank’ olayı olunca insanlar istemez düşüneceklerdir;  “mağdurlarla mı eğleneceğiz, neresi komik?” diye. Çiftlik Bank olayı başlı başına trajikomik bir olay. Tabii mağdurlar açısından büyük bir trajedi, farkındayız. Skandalın perde arkasını izleyicilere göstererek halkı bilinçlendirmeyi de amaçladık. Bu filmle izleyiciye “Gelin, görün, gülün ama bu tarz tuzaklara bir daha düşmeyin’’ mesajını vermek istiyoruz.

Biz bu filmde insanların dolandırılmasından bir komiklik çıkarmadık. Dolandırılan insanlarla herhangi bir şekilde dalga geçme, onları ‘ti’ye alma gibi bir durum da söz konusu değil. Tamamen yaşanan olaydan esinlenerek yazılmış bir senaryoyu canlandırdık. Gülüp-eğleneceksiniz dememdeki kastım; bu hikayedeki kahramanın (Cenk’in) başından geçen olaylara güleceksiniz.

HABERHAYAT: Binlerce kişinin dolandırıldığı ‘Çiftlik Bank’ skandalını beyazperdeye taşıyorsunuz. Nasıl tepkiler alıyorsunuz?

BURAK ALKAŞ: Ön yargı ile yaklaşan çok insan oldu. Para veririz, filme gideriz, kapkara bir ekran çıkar karşımıza diye espri de yapıyorlar. (Gülüyor)

Dolandırıcının filmi mi yapılırmış, diyen de var. Evet, yapılır. Dünyada bunun pek çok örneği var. En bilinenlerinden biri Leanardo Di Capriyo ve Tom Hanks’in oynadığı; ‘Sıkıysa Yakala’ (Catch Me If You Can) Adam bütün bankaları dolandırıyor. FBI ajanlarıyla kedi fare oyunu oynuyor. FBI dahil kime de; siz nasıl bizi dolandıranların filmini yapıyorsunuz, demiyor. Ya da bir seri katilin hayatı film oluyor. Hiç kimse de kalkıp; “Sen o kadar insanı öldürmüş birinin neden filmini yapıyorsun?” diye sorgulamıyor.

Çiftlik Bank trajedisinden esinlenerek yazılmış senaryoyu komik bir şekilde beyaz perdeye taşıdık. Herkesin eğleneceği komik bir film yapmaya çalıştık.

HABERHAYAT: Bu ilk sinema filminiz değil mi? Projeye nasıl dahil oldunuz?

BURAK ALKAŞ: Filmin yapımcısı ve yönetmeni İsmail Hakkı Koç, filmde benim oynamamı istemiş. Geldi, tanıştık, beni ikna etti. Parayı peşin verdi, ben de oynadım. (Gülüyor)

HABERHAYAT: Canlandırdığınız ‘Cenk’ nasıl biri?

BURAK ALKAŞ: Canlandırdığım Cenk karakteri, saf, temiz kalpli, kendi halinde yaşayan, parayla pulla pek bir işi olmayan, sosyal medyadan tanıştığı Amerikalı bir kız ile beraber olma hayalleri kuran iyi niyetli bir Anadolu çocuğu.

HABERHAYAT: Oyunculuk yapmaya nasıl karar verdiniz?

BURAK ALKAŞ: Hayalim futbolcu olmaktı. Ortaokul/ lise dönemlerimde İzmirspor’da oynuyordum. Ayağımdan bir sakatlık geçirdim. Uzun bir müddet maçlara çıkamadım. Sonrasında hep düz koşu yaptım. O dönem hoca değişti ve yeni gelen hoca kadroya almadı beni. Sakatlık geçirdiğim dönemlerde de İzmir İnönü Lisesi’nde okul tiyatrosu çalışmaları yapılıyordu. Ben de tamamen derslerden kaçmak için o çalışmalara katılıyordum. Hocamız da Levent Ulukut’tu. Şimdi, İzmir Devlet Tiyatroları Müdürü. Sağ olsun; kendisi benim yeteneğimin olduğunu, oyuncu olmam gerektiğini,  bu mesleği seçmem gerektiğini defalarca söyledi. Bizde de az biraz yetenek varmış ki; bu mesleği seçtik. Sonra da konservatuara girdim zaten.

HABERHAYAT: Müjdat Gezen Sanat Merkezi Tiyatro Bölümü’nden mezun olduktan sonra Ali Poyrazoğlu Tiyatrosuyla oyunculuğa başladınız. Böylesine usta isimlerle çalışmak nasıldı, size neler kattı?

BURAK ALKAŞ: Müjdat Gezen Konservatuarı’nda çok büyük, çok kıymetli hocalardan ders aldık. Gerek sahne dersleri olsun gerek diğer dersler olsun hep babalar girerdi derslerimize. Rahmetli Savaş Dinçel, Mustafa Alabora, Aliye Uzunatagan, Göksel Kortay, Şebnem Sönmez, Engin Alkan, Toktamış Ateş, Emre Kongar ve daha sayamadığım çok kıymetli hocalardan ders aldık. Mezun olduktan sonra profesyonel olarak ilk kez saygıdeğer usta Ali Poyrazoğlu’nun tiyatrosunda sahneye çıktım. Ali Poyrazoğlu Türk tiyatrosunun büyük ustalarındandır. Biz de onun yanında çırak olarak işe başladık. Ustamız öğretti, biz aldık. Ustamıza laik çıraklar olmaya çalıştık. Hem hayatla ilgili hem oyunculuğa dair okullarda öğretilmeyen püf noktaları öğrendik.

HABERHAYAT: Ali Poyrazoğlu ile ilgili bir anınızı okumuştum. Telefonda size peşinizden koşamayacağını, söylemiş. Nasıl oldu anlatabilir misiniz?

BURAK ALKAŞ: Ali Hoca, yazın Bodrum’da Kabare yapacağını söylemişti. Rahmetliler Ferdi Özbeğen, Bülent Kayabaş ve Deniz Akkaya, Özdemir Çiftçioğlu gibi isimler vardı kadroda. Beni de alacağını söyledi. Provalar başladığında “Sana haber vereceğim, şimdi ne halin varsa gör” dedi. Ben de kapmışım rolü nasıl böbürlene böbürlene dolaşıyorum etrafta, anlatamam. Bir de yazın üç ay doluyuz. Para kazanacağız. Ona da seviniyorum. Ben bir taraftan hayaller kurarken diğer taraftan da hocanın aramasını bekliyorum. Aradan 1 ay geçti hocadan ses soluk yok. Baktım beni aramayacak; bari ben arayım, dedim. “Hocam, provalara ne zaman başlıyoruz” dedim.  “Ooo abi biz provaları bitirdik, Bodrum’dayız” dedi. Tabi ben şok oldum. “Hocam bana rol vermiştiniz, provalar başladığında seni arayacağım demiştiniz” dedim. Hayatımda hiç unutamayacağım bir şey söyledi: “Abi tiyatro mu senin peşinden koşacak; sen mi tiyatronun peşinden koşacaksın?” dedi.  Suratıma telefonu kapattı. Sudan çıkmış balık gibi kaldım ortada. Atladım otobüse Bodrum’a gittim. Geçtim karşısına “Hocam, özür dilerim. Benim tiyatronun peşinden koşmam lazım. Bakın geç de olsa koşup geldim” dedim. Bütün rolleri dağıttığını, provaların bittiğini söyledi Ali Hoca. “Ama en kötü ihtimal arkadan geçen adam yaparım seni” dedi ve bastı gitti.Hayatımın en büyük dersini o gün aldım. Ve o gün bugündür hep tiyatronun peşinden koştum.

HABERHAYAT: Pis Yedili’nin Orço’su, Yeşil Deniz’in Müezzin Cemil’i hala hafızalarda… Şimdi de Çiftlik Bank’ın ‘Cenk’i… Böylesine farklı karakterleri canlandırmak zor mu?

BURAK ALKAŞ: Eğlenceli bir şey bence. Yani her filmde, dizide birbirinden farklı karakterlere hayat veriyoruz. Bir önce oynadığım karakter diğerine benzememeli. O yüzden; oynayacağım karaktere çok çalışıyorum. Diğer oynadığım karaktere benzer bir şey gördüğüm anda hemen değiştiriyorum. Bir konuşma ekliyorum, yürüyüş ekliyorum. Bu da çalışmayı eğlenceli hale getiriyor.

HABERHAYAT: Hep hayalini kurduğunuz, zorluklarla açtığınız, okulunuz Temaşa Sanat’tan bahsedelim biraz da…

BURAK ALKAŞ: Bence konservatuardan mezun olan herkesin böyle sanat merkezleri açması lazım. Çünkü hiçbir akademik eğitimi olmayan kişiler, tiyatro sahnesine adım atmamış, hiçbir oyunda oynamamış oyun yönetmemiş, yöntem bilmeyen, tiyatro hakkında üç beş kelimeden fazla konuşamayacak kişiler kurslar açıyorlar. Sonra da tiyatroya sinemaya meraklı yetenekli gençlere tabiri caiz ise saçma sapan şeyler öğretip, onların paralarını alıp, o gençleri sanattan soğutuyorlar. Ben de, az da olsa bu merdiven altı kursların önüne geçebilmek için İzmir’de Temaşa Sanat Tiyatro Sinema Akademiyi kurdum. Şimdilik oyunculuk alanında dersler veriyoruz ama amacımız burayı gelecek yıllarda bir sinema akademisine dönüştürmek. Bunun için çalışmalarımda var.

HABERHAYAT: Oyuncu olmasaydınız ne yapardınız?

BURAK ALKAŞ: Futbolcu olamazdım sakatlanmıştım, galiba serseri olurdum. (Gülüyor)

HABERHAYAT: Birlikte çalışmayı, oynamayı istediğiniz isimler var mı?

BURAK ALKAŞ: Geoffrey Rush, Christoph Waltz, Al Pacino… (Gülüyor) Türkiye’de o kadar iyi oyuncular var ki; şimdi birinin ismini söylemek diğerine saygısızlık olur. Ben bütün iyi oyuncularla çalışmak isterim. Çünkü daha öğrenecek çok şeyim var.

HABERHAYAT: Mesleki alanda şu anda bulunduğunuz konumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

BURAK ALKAŞ: Daha yolun başındayım, çıraklık dönemlerimi yaşıyorum. Rahmetli Bülent Kayabaş’ın bir lafı vardı. Derdi ki; Bu mesleğin ilk 40 yılı çok zordur.

HABERHAYAT: Güzel giden bir evliliğiniz var, bunu neye borçlusunuz? Bu sektörde evli olmak, evliliği yürütmek zor mu?

BURAK ALKAŞ: Karşılıklı anlayışa ve en önemlisi saygıya borçluyuz. Karşınızda kim olursa olsun saygıyı yitirdiğiniz an her şey biter.

HABERHAYAT: Bu sektörde olup da evlilik yürütmek zormuş gibi mi geliyor insanlara?

BURAK ALKAŞ: Evlilikler sektörle alakalı değil ki… Sen sektörle değil, sevdiğin insan ile evleniyorsun. Çalıştığı işi yaşadığı şartları, hayatı bilerek isteyerek evleniyorsun. O yüzden suçu sektöre değil ilişkiyi yürütemeyenlere bağlamak lazım.

HABERHAYAT: 2016 yılında kızınız Destina dünyaya geldi. Baba olmak hayatınızda neleri değiştirdi?

BURAK ALKAŞ: Hayatım daha da renklenmeye başladı. Tanımadığım, taklidini yaptığım duyguların gerçekleriyle karşılaştım. Örneğin; özlemek… Kızım olmadan önce bende tanımlı olan özlem aslında öyle bir şey değilmiş ben onu özlemek zannediyormuşum. Doğrusunu kızım olduktan sonra deneyimleyerek öğrendim. Daha birçok duygu yeniden yazılmaya başladı. Yaşadığım şehir de değişti. Kızımı İstanbul da büyütmemek için doğduğum şehre, İzmir’e yerleştim.

Yasir BABA

Fotoğraf: Eren YİĞİT

Beğene bileceğinizi düşündüklerimiz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir