ÇALIŞMALARIYLA ÖRNEK ALINACAK DEĞERLİ SANATÇI MERİH ÇİMENCİLER

Share

Reşat Nuri Güntekin’in ölümsüz eseri Çalıkuşu’na Türk Sanat Müziği ezgileri eşliğinde koreografisiyle bale eseri olarak hayat veren Devlet Sanatçısı Merih Çimenciler, Samsun Devlet Opera Balesi’nde gerçekleştirilen prömiyer öncesi HaberHayat Dergisi’ne konuştu.

Sanat hayatı boyunca Romeo ve Juliet, Giselle, Hürrem Sultan, Yoz Döngü, Bulutlar Nereye Gider, İnsan İnsan, Çoğul, Oluşum ve daha birçok prodüksiyonda başrol üstlenen ve koreografisini üstlendiği ‘Harem’ ve ‘Fırata Ağıt’ gibi eserleri yıllarca kapalı gişe gösterilen Değerli Sanatçı, sanat yolculuğunu anlattı.

Röportaj/Fotoğraf: Yasir BABA

 

 

 

 

 

 

 

 

HABERHAYAT: Kendinizi nasıl tanıtırsınız?

MERİH ÇİMENCİLER: Ben öncelikle Samsun’da olduğum için onur duyduğumu söylemek istiyorum. İsterseniz hayatımı birçok detayda bahsederek kendimi anlatabilirim.

Babam Türkiye’nin obua solistlerinden biridir. Cemal Reşit Rey’le çalışmış. Babam beni 1960 yılında Devlet Konservatuarı’na getirdi. Konservatuara geldiğim yıllarda benim çok harika dans yeteneğim vardı. 7-8 yaşlarından 14-15 yaşlarındaki çocukların katıldığı dans yarışmalarına katılır birinci olurdum. Güzel bir müzik duyunca dans ederdim. 1960 yılında Devlet Konservatuarı dans sınavı vardı. Ben de katıldım tabi sınava. Jüride İngiltere Kraliyet Balesi’nde gelmiş bir hoca vardı. Ben dansımı çok beğenmişti. O sınava katılan 520 kişi içerisinde ilk 3’e girerek yatılı kazandım. Hayatım boyunca mesleğimi severek icra ettim. Meslek hayatım boyunca hocalarımın takdirleriyle pek çok eserde başrolü başarıyla üstlendim.

Türk Edebiyatına hayrandım. 16 yaşındayken Reşat Nuri Güntekin’in Çalıkuşu eserinin sinema filmini izlemiştim. Türkan Şoray ve Kartal Tibet oynamıştı. Çok etkilendim o filmden. Sonra romanı da birkaç kez okudum. O zamanlardan kendi kendime “Ben bu eseri bir gün icra edeceğim” demiştim. Ve 2002’de bu eseri sahneledim.  Öylesi zor bir dönemde yaşanan bir aşk ve idealistliği ön plana çıkan bir kadın öğretmen, Feride, beni çok etkilemişti.

HABERHAYAT: Bu noktada konuyu hemen Kadınlar Günü üzerinden kadın olmaya getirmek istiyorum. Siz, yıllarını çalışma ve sanat dünyası içerisinde geçirmiş ve kendine idealist çalışan bir kadını örnek alan biri olarak çalışan kadın olmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

MERİH ÇİMENCİLER:  Kadın olmak bireylikte en güçlü model oluyor diye düşünüyorum. Anne oluyorsunuz, eş oluyorsunuz, fedakârlıkla beraber idealistliğiniz başlıyor. Evin içinde her şeyi yürüten, eşine saygı duyan, çocuğunu iyi bakan bir anne oluyorsunuz. Bir de bunun üzerinde çalışarak bir şeyler ortaya çıkararak fedakârlık yapıyorsanız; en büyük kadın modeli sizsinizdir.

Her konuda idealist olmayı çok seviyorum. Anne olunca, çocuk büyütürken de idealist olmayı, iş hayatında da idealist olmayı çok seviyorum.

HABERHAYAT: Kaçıncı yılınız sanat dünyasında?

MERİH ÇİMENCİLER: Bu konuda rekor bende sanırım. 49 yıl oldu. Hala mesleğimi icra ediyorum.

HABERHAYAT: Buraları biraz detaylandırılalım istiyorum.  Neler yaptınız bu 49 yıl boyunca?

MERİH ÇİMENCİLER: Birçok şey var aslında. Kısaca anlatayım isterseniz. Genç yaşlarımda Yılmaz Güney bir film teklif etmişti. ‘Umut’ isimli filmi… 15-16 yaşlarındaydım. Küçüktüm, böyle bir şeyi yapamazdım. Öğretmenlerim de izin vermedi. Balede devam ettim. Dönemin tiyatro hocaları Mahir Ünal ve Cüneyt Bey benim hep tiyatroda olmamı istiyorlardı. Artistliği çok mühimserim. Eserlerimde artistliği çok yukarı taşırım. Sanırım bu nedenle eserlerim çok uzun soluklu seyirciyle buluşuyor. Çok emek veririm bunun için. Eserlerimi icra etmeden önce çok uzun süre üzerlerine çalışırım.

Bir süre Duesseldorf’ta yaşadım. Duesseldorf dönüşü TRT’den bir dizi teklifi aldım. TRT’nin ilk uzun soluklu dizi projesiydi. ‘Geçmiş Bahar Mimozları… 1989 yılında bu proje için sevgili Filiz Akın Paris’ten gelmişti. Müşfik Kentel, Rutkay Aziz gibi çok değerli isimler vardı kadrosunda.

1996 yılında ‘Fırata Ağıt’ diye bir eser icra etmiştim. Dünyayı Türkiye’yi temsil etti. Güneydoğu’da olan zor hadiseleri konu almıştım. Bir dram eseridir. Yine bir ilk olarak sazlarla beraber icra edilir. Bu eserle Haliç Kongre Merkezi’nin açılışında yer aldım. Balkan Festivali’nde ve İskandinavya ülkelerinde Türkiye’yi temsil ettim. Daha sonra 1998’de Osmanlı kuruluşun 700. Yılında Harem adlı eserimi sergiledim. Klasik Türk Müziğinin en gözde eserleri Hacı Arif Beyler, İsmail Dede Efendiler ve Itri eserimde yer alıyor. Geleneksel çalgılar icra ediliyor benim eserlerimde.

Bunun haricinde benim çok değerli bir eserim var; Harem. Osmanlı Usul Müziği/Klasik Türk Müziğiyle icra edilen ilk Türk balesi olarak geçiyor. Ankara’da 21 yıldır gösterimden hiç kalkmadan kapalı gişe seyirciyle buluşmaya devam ediyor.

Tabi bir de uluslararası organizasyonlar var. 5 yıl boyunca uluslararası alanda bale yarışmalarında jüri olarak Türkiye’yi temsil ettim ve bir de Bulgaristan Hükümetinin bana takdim ettiği altın madalyam var. Pek çok dansçım da eserlerimle madalya sahibi oldu.

Son olarak Samsun’da da bulunma sebebim olan Çalıkuşu balesi var. Bu eserin çok ilkleri var. Ben sosyal sorumluluk projelerini çok severim… Mesela Yardım Severler Derneği Ardahan’ın Çıldır ilçesine kız talebe yurdu yaptırdı. Bunun yapımının için eseri sergiledik. Köy okulunu giden idealist bir kadın öğretmeni anlatan Çalıkuşu eseri zaten ancak bu şekilde onure edilebilirdi. Bunun haricinde çocuk kardiyolojisi için de sergiledik Çalıkuşu eserini.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HABERHAYAT: Balenin Türkiye’de bilinmediğine takipçisi olmadığına dair bir algı var sanki? Katılıyor musunuz buna?

MERİH ÇİMENCİLER: ‘Baleyi tanımıyorlar’ diyorlar, ben buna katılmıyorum. 21 yıldır sergiliyorum eserlerimi. Hepsi kapalı gişe oynuyor. Ben kendi eserimi Bursa’da ayakta izledim. Denildiği gibi değil. Samsun’da da gördüm aynı seyirciyi. Salonlarımız dopdolu. Lütfen herkes kendi içinde yüzleşsin; bizim seyirci sıkıntımız kesinlikle yok. İnternetten bilet satışı yapılmaya başlandığından beri benim eserlerimin biletleri 5 dakika içerisinde tükeniyor. Aynı durumu şu an Samsun’da da yaşıyoruz. Daha afişi hazırlanmadan, basın tanıtımı yapılmadan Çalıkuşu Balesinin tüm biletleri satıldı. ‘Balenin seyircisi yok’ diye bir cümleyi kesinlikle katılmıyorum ülkem adına.

HABERHAYAT: Gençlere neler tavsiye etmek istersiniz?

MERİH ÇİMENCİLER: Teknoloji çok ilerledi tabii. Şimdiki gençlerin elinden telefon ve tabletler düşmüyor. Gençlerin meşguliyet alanı tamamen telefon oldu. Kitap okumuyorlar, sinema izlemiyorlar, hayatı takip etmiyorlar. Bu şekilde hayalleri olmaz. Kitap okumaları özellikle de klasikleri okumaları çok önemli. Şimdiki gençlere Çalıkuşu’nu sorsanız mesela bilemezler, Edebiyat Öğretmenleri özel olarak okutmuyorsa…

HABERHAYAT: Samsun’u nasıl buldunuz peki?

MERİH ÇİMENCİ: Samsun Devlet Balesi ve Operası’nın açılışı Harem eserimle ben yapmıştım. O dönemin Valisi davet edince gelmiştim. O gün Samsun’u çok beğenmiştim. Milli Mücadelenin başladığı şehir sonuçta… Hayallerimle ayrılıp gitmiştim. Bugün de aynı duyguları yaşıyorum. Milli mücadelenin başlangıcının 100. Yılında buradayım ve bundan mutluluk duyuyorum.

HABERHAYAT: Son olarak eklemek istediğiniz bir şeyler var mıdır?

MERİH ÇİMENCİLER: Söyleşiyi hayranı olduğum düşünür Hz. Mevlana’nın çok önemsediği bir sözüyle bitirmek istiyorum. Hz. Mevlana; “Karşındakine kıymet ver ki; senin değerin anlaşılsın’ 1350’de söylemiş bunu. İltifat kıymetlidir. Ben dansçılarıma çok kıymet veririm. Onları hiç eleştirmem; neler yapabildiklerine odaklanırım. Haddini, değerini ve yerini bilen kişiler mütevazılıkle hizmetlerini üst mertebeye taşırlar. İltifatı çok severim. Gençlere de bunu öneriyorum.

Bu çok güzel derginin tüm çalışanlarına sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Bu derginin içinde olmaktan –özellikle de Kadınlar Günü ve Çanakkale Savaşının yıl döneminin olduğu bu ayda Samsun’da başlayan milli mücadelenin yıl dönümü öncesi yer almaktan onur duyuyorum.

 

 

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir