Çanakkale Savaşı Öncesi Siyasi Durum

Avusturya-Macaristan imparatorluğu veliahdı Arşidük Ferdinand ve eşinin 28 Haziran 1914’de Princip adındaki bir Sırp tarafından Saraybosna’da öldürülmesi, Birinci Dünya Savaşı’nın sebebi olarak görülmekle birlikte, gerçek sebep; büyük devletlerin jeopolitik, jeoekonomik ve jeostratejik alanlardaki menfaat çatışmaları, iktisadi ve ticari rekabetleri ve hegemonya kurma kavgaları idi. Birinci Dünya Savaşı’nda, biri üçlü itilaf devletleri (İngiltere, Fransa, Rusya) diğeri üçlü ittifak devletleri (Almanya, Avusturya-Macaristan imparatorluğu, İtalya) olmak üzere iki karşıt blok oluştu. Daha sonra, İtalya ittifak devletlerinden ayrılıp itilaf devletlerin safına geçti. Belçika, Karadağ, Sırbistan, Romanya, Yunanistan, Portekiz, Japonya ve ABD itilaf devletleri içinde yer aldılar. Osmanlı devleti, başlangıçta itilaf devletleriyle ittifak arayışı içine girdi. İtilaf devletleri; maliyesi iflas etmiş, ordusu zayıflamış, diplomasisi yetersiz, ekonomisi ve savaş gücü ise tükenmiş bir Osmanlı devletiyle ittifakı uygun görmediler. Ayrıca itilaf devletlerini oluşturan devletlerin çoğunun Osmanlı toprakları üzerinde emelleri vardı. Bu nedenle yok olacağını umdukları bir devletle aynı ittifak içinde yer almak istemediler. İttifak arayışında, itilaf devletlerinden umduğunu bulamayan Osmanlı devleti olası bir dünya savaşında yalnızlıktan kurtulmak ve Rus saldırısına karşı korunmak için Almanya ile ittifak yapmayı kararlaştırdı. Zaten Almanya da menfaati bakımından Türklerle ittifak konusunda oldukça istekliydi. Bu amaçla Türk Ordusu’na eğitim ve silah yönünden her türlü yardımı yapmaktaydı.

I.Dünya Savaşı yaklaşırken, Osmanlı ordusunda yenilik yapmak için yapılan anlaşma uyarınca Almanya’dan istenen kurulun başkanı olarak 14 aralık 1913’te Liman Von Sanders İstanbul’a geldi. Türk hükümeti tarafından orgeneral rütbesiyle Türk ordusuna reform komisyonunda başkanlık yapmak üzere, karargâhı İstanbul’da bulunan birinci kolordu komutanlığına ve yüksek askeri şûra üyeliğine atandı. Almanya ile yapılan anlaşma gereğince mareşallik rütbesine yükseltilen Sanders, Mart 1915’te de Çanakkale’de 5.Ordu komutanı oldu. Bu atanma ile Çanakkale’deki tüm idari yetkiyi eline alan Von Sanders, yaklaşık dokuz ay süren bu savaşlarda komutanlık görevini sürdürdü. Tarihi şartlar, Osmanlı ordusunun yeni bir düzene sokulması çabalarını, Prusya askerlerinden yararlanma yönüne zorlamıştır. Bu sebeple, Türkiye’nin Batı ile olan çeşitli ilişkileri arasında Alman askerlik sisteminin ve anlayışının üzerimizdeki etkisi çok önemlidir. Hemen hemen iki yüz yıl süre ile Türkiye’de uzman, danışman ve öğretmen sıfatıyla alman askerleri bulunmuştur. Ünlü Alman mareşali Moltke, Von der Goltz ve Liman Von Sanders en çok tanıdıklarımızdandır. Almanya, 1 Ağustos Rusya’ya, iki gün sonra da Fransa’ya savaş açtı. Osmanlı devleti 2 Ağustos 1914’te Almanya ile yaptığı gizli bir anlaşma ile ittifak devletlerine katıldı ve kendi emniyeti, güvenliği bakımından 3 Ağustos 1914’te genel seferberlik ilan etti. Bu gelişmeler
üzerine İngiltere 5 Ağustos 1914’te Almanya’ya savaş ilan etti. Böylece birinci dünya savaşı Avrupa’da başlamış oldu. Almanya’nın Akdeniz’de dolaşan, amiral Şovchen komutasındaki Goben ve Breslav isimliikisavaşgemisiİngilizveFransızdonanmasındankaçarak10Ağustos1914’te Çanakkale önlerine gelmişlerdi. Enver ve Cemal Paşalar Osmanlı hükümetinden habersiz, bu gemilere geçişizniverdiler.OsmanlıdevletinesığınanAlmansavaşgemileriMarmaraDenizi’negeçtiler. DahasonraisimleriYavuzveMidilliolarakdeğiştirilenvedireklerineTürk bayrakları çekilen bu gemiler Karadeniz’e açılarak 29Ekim’de Rus şehir ve limanlarını bombardıman ettiler. Bunun üzerine Rusya 1 Kasım 1914’te Osmanlı devletine savaş ilan etti ve ertesi gün doğu sınırlarımızdan topraklarımıza taarruza başladı. 3 Kasım’da Çanakkale boğazı girişini bombardıman eden İngiltere 5 Kasım’da, Fransa ile birlikte Osmanlı Devleti’ne harp ilan ettiler. Osmanlı padişahı Sultan Reşat 11 Kasım’da İngiltere, Fransa ve Rusya’ya savaş ilan ettiğini açıkladı. Müslüman alemini Cihad-ı Mukaddes’e (kutsal savaş) çağırdı. Bu çağrıya kimse
aldırış etmedi. Böylece Osmanlı devleti Birinci Dünya Savaşı’na ittifak devletleri safında katılmış oldu.
Osmanlı devleti Birinci Dünya Savaşı’nda dokuz ayrı cephede savaşmıştır:
-Çanakkale cephesi,
-Doğu(Kafkas) cephesi,
-Galiçya(Lehistan) cephesi,
-Romanya cephesi,
-Makedonya cephesi,
-yemen-hicaz( Arabistan) cephesi,
-Sina Filistin cephesi,
-Irak cephesi,
-Suriye cephesi.
*Bugün, yüce Türk ulusunun kahraman evlatlarınca yaratılarak, yakın tarihimizin şeref sayfalarından birini oluşturan, bir büyük mücadelenin, Çanakkale Zaferinin 104’üncü yıl dönümünü, onurla, gururla ve heyecanla kutlamak, aziz şehitlerimizle kahraman gazilerimizi anmak için toplanmış bulunuyoruz. *Çanakkale Savaşlarına sahne olan ve Çanakkale Boğazını da içine alan Türk geçitleri, İngiltere’ninHindistan’aulaşanticaretyoluüzerindeyeralmakta;ayrıca sıcak denizlere inmeye çalışan Rusya’nın deniz ticareti ve güvenliği açısından yemek ve nefes borusu niteliğinde olması nedeniyle de yaşamsal değer taşımaktaydı . *Birinci Dünya savaşı öncesi; Osmanlı İmparatorluğunun on dokuzuncu yüzyıl ile birlikte hızla zayıflayıp toprak kaybetmeye başlaması, dış müdahaleleri giderek artırmış ve boğazların uluslararası platformda artan bir şekilde gündemi işgal etmesine yol açmıştı. Özellikle Almanya’nın, yeni ve güçlü bir devlet olarak emperyalist paylaşımda yerini alarak İngiltere, Fransa ve Rusya gibi eski emperyalist devletlere rakip olması Avrupa’da bir dizi bunalımın patlak vermesine ve ilişkilerin hızla gerginleşmesine yol açmıştı. *Bütün bu sorunlar dönüp dolaşıp boğazlara, orta doğuda yeni işletilmeye başlanan petrol kaynaklarına ve Hindistan’a ulaşan ticaret ve güvenlik yollarına kimin egemen olacağı noktasında kilitlenmeye başlamıştı. *Bu nedenledir ki Birinci Dünya Savaşı çıkıp,Osmanlı devleti Alman’ya yanında yer alınca İngiltere, Çanakkale Boğazını ele geçirme planını hemen gündeme getirecekti. Aslında ChurchilluzuncabirsüredenberiÇanakkaleveİstanbulBoğazınınelegeçirilip “DoğuSorunu” nun, girişilecek son bir savaşla ve kalıcı olarak çözülmesini amaçlamaktaydı. Çanakkale harekatının baş mimarı olan Churchill’e göre, denizden girişilecek bir zorlama ile önce boğazların ve hemen ardından da başkent İstanbul’un ele geçirilmesi, müttefikler açısından çok geniş fırsat ve sonuçlar yaratacak, Viyana’dan Hindistan’a kadar dünya siyasi haritasının değişmesine, itilaf devletlerinin anlaştıkları yeni dünya düzenin kurulmasına vesile olacaktı. (DenizHarekatı) *Bilindiği üzere Çanakkale harbi deniz ve kara harekatı olmak üzere iki safhada cereyan etmiştir. *İtilaf devletleri deniz harekatı öncesinde 107 parça muharip savaş gemisinden oluşan bir deniz gücü oluşturmuşlardı. Bu o zamana kadar dünyada bir harekat için bir araya gelmiş en güçlü armadaydı. *Osmanlı donanması ise; ihmal, bakımsızlık gibi nedenlerden dolayı nitelik ve nicelik bakımından kifayetsiz olarak I.Dünya Harbi’ne girmek zorunda kalmıştı. *Harbin öncesinde, donanmanın güçlendirilmesi maksadıyla İngiltere’ye sipariş edilerek yapımı tamamlanmış ve son kuruşuna kadar parası ödenmiş olan Sultan Osman ve Reşadiye isimli gemilerimize İngiltere tarafından “Almanya ile harbe giriyoruz, onlara kendi ihtiyacımız olacak” diyerek el koymuştu. *Çanakkale Boğazı savunma sistemini oluşturan topların çoğu eski, atış mesafeleri kısa, cephaneleri çok azdı. Bu nedenle Çanakkale Boğazı savunma sistemini güçlendirmek için yoğun çabalar harcandı. Bu kapsamda öncelikle kıyı bataryaları takviye edildi. 7 Mart 1915’e kadar Selanik,İntibah,Samsun ve Nusret gemileri ile Çanakkale Boğazı’na toplam 403 mayın, 10 hat halinde döşendi.
*Boğazı zorlayacak olan düşman filosunun komutanı Amiral Carden ise, durumdan çok emindi. Nitekim 2 Mart 1915’te Churchill’e gönderdiği telgrafta; “14 gün sonra İstanbul’dayız” diyordu. *Bu ifadesine rağmen Amiral Carden, 12 Mart 1915 günü görevinden istifa etti. Yerine harekattan bir gün önce Amiral de Robeck atandı. Churchill, bu talihsiz amirale gönderdiği mesajda, harekatın hiç geciktirilmeden ve başka bir emir beklemeksizin ilk fırsatta icrasını emrediyor ve talihinin açık olması dileğinde bulunuyordu. *Ancak Amiralde Robeck’edilenen bu talih,birkaç gün önce kapanmıştı. Zira yüzbaşı Hakkı Bey komutasındaki 360 tonluk mütevazı bir tekne olan Nusret mayın gemisi, güçlükle elde edilebilen son 26 mayını, 17-18 mart gecesi 100’er metre arayla, Erenköy önlerinde sahile paralel olarak dökmüştü. *İşte tarafların 18 Mart öncesi hazırlıkları böyleydi ve 104 yıl öncesi 18 Mart gününe gelinmişti.
*18 Mart 1915 perşembe sabahı,tarihin o zamana kadar görmediği büyüklükte,247 ağır topa sahip bir yüzen çelik kaleden oluşan muazzam düşman donanması, saat 10.05’te üç hat halinde boğaza girmeye başladı. *Saat 11.00’dan itibaren de dünyanın en büyük savaş gemisi Queen Elizabeth’in 38 cm’lik devtopları, AnadoluHamidiye’sitabyasıileÇimenlikkalesinihedefalarakateşebaşladı.Diğer zırhlılar da kendilerine tahsis edilen hedefleri dövmeye başlamışlardı. *Bir süre sonra Amiral de Robeck, daha yakın mesafeden ateş açma zamanının geldiğine inanarak ikinci hatta bekleyen zırhlıların ön safa geçmelerini emretti. Ama artık tek taraflı ateş bitmiş ve düşman filosu, Türk toplarının menzili içine girmişti. Deniz tabyalarımızın başarılı atışları sonucunda, saat 12.30’da düşman ilk kayıplarını vermeye başladı ve İngiliz İnflexible, Agamemnon, Lord Nelson, Albion ve Fransız Charlemagne gemileri isabet aldı. *Saat 13.45 sularında, cephane azlığı nedeniyle batar yalarımızın ateş yoğunluğu azaldığından, Amiral de Robeck üçüncü hattaki gemilere, Fransız gemileriyle yer değiştirmelerini emretti. 1. ve 2’ nci hattaki gemiler görev değiştirmek üzere geri çekilip, her zaman yaptıkları gibi Anadolu sahillerine doğru dönüşlerini tamamlıyorlardı ki; şiddetli bir infilak sesi duyuldu. *Bir süre sonra da Fransız zırhlısı Bouvet, 600kişilik personeli ile beraber boğazın sularına gömüldü. Saat 15.35’te İngiliz İrreristible gemisinin pruvasında bir mayın, bundan bir-iki dakika sonrada Ocean’ın kıç tarafında diğer bir mayın infilak etti. *Ortaya çıkan mayın tehlikesi, Amiral de Robeck’i gerçekçi bir karar vermeye zorluyordu ve kararını verdi. Boğazdan mümkün olduğu kadar uzağa çekilecekti. *Tüm gemiler, saat 19.00‘dan itibaren top taarruzu altında boğazı terk etmeye başladılar. *Düşman filosu 7 muharip, 7 mayın gemisi ve personelinin üçte birini boğazın sularında bırakmıştı.
(KaraHarekatı) *Çanakkale Boğazı’nın donanma ile geçilmesinin mümkün olmadığını anlayan itilaf devletleri, bu defa da kara harekatı ile ilgili hazırlıklar yapmaya başladılar. *Tarafların kuvvet yapılarına bakıldığında itilaf devletleri 75.000 kişilik çıkarma kuvveti ile zayiatı yeni gemilerle ikmal edilmiş olan birleşik filonun tamamından oluşuyordu. *İtilaf Devletleri’nin planına göre; Kuzey çıkarma grubunu oluşturan Anzak kolordusu kuzeyde Kabatepe bölgesine, güney çıkarma grubu ise Seddülbahir bölgesine çıkarılacaktı. Planlar, asıl taarruz güneyde olacak şekilde hazırlanmıştı. Türk savunmasının güney kanadını tespit maksadı ile 1 Fransız tugayı Kumkale bölgesine çıkarma yapacak, Bolayır ve Beşige bölgesine de amfibi gösteri icra edecekti. İtilaf Devletleri’nin planı Gelibolu müstahkem mevkine kısa sürede el atarak, donanmayısavunmasızbirboğazdangeçirmeveİstanbul’aelatmadüşüncesinedayanıyordu. 26mart 1915’te kurulan 5’ nci Ordu’ya komutan olarak atanan general Liman Von Sanders, Türk savunmasının esasını teşkil eden “düşmanın çıkmasına izin vermeden imhasını sağlama” şeklindeki ana fikri terk ederek, “kıyılarda nispeten zayıf kuvvetlerle düşmanı karşılama, derinlikte güçlü ihtiyatlarla imha” ana fikrini benimsemişti. *Mustafa Kemal ise 29 Eylül 1913’te Sofya’ya ataşemiliter olarak tayin edilmişti. Osmanlı Devleti’nin harbe katılmasından sonra yarbay Mustafa Kemal, vatan müdafaasında aktif görev almak için, harbiye nazırı Enver Paşa’ya başvurup vazife istemiştir. “Arkadaşlarım muharebe cephelerinde ateş hattında bulunurken, ben Sofya’da ataşe militerlik yapamam ” diyen Mustafa Kemal Çanakkale’de 19’ ncu tümen komutanlığına atanmıştır. İtilaf devletleri 25 Nisan 1915 tarihinde Kumkale çıkarması ile kara harekatını başlatmıştır. 31ve 39’ ncu alayların inatçı savunmaları sonucunda bu bölgede tutunamayan düşman 26/27 Nisan gecesi çekilmek zorunda kalmıştır. *Daha sonraki Arıburnu çıkarmasının amacı ise öncelikle Arıburnu ve Kabatepe bölgelerine ve müteakiben son safhada Kilit bahir platosuna el atmaktı. *Buradaki muharebelerin ilk gününde 19’ncu tümen komutanı yarbay Mustafa Kemal’i görüyoruz. *25 Nisan gündüz taarruzlarında emrindeki 57’nci alayı emir beklemeden muharebeye sokan yarbay Mustafa Kemal’in icra ettiği koordineli taarruz, kıyı başının genişlemesini engelleyen ilk ciddi direnmedir. *Tümen komutanı Yarbay Mustafa Kemal’in, Conkbayırı’nda karşılaştığı bir olay onun kahramanlığını dile getirir. *Yarbay Mustafa Kemal Conkbayırı’na vardığı zaman, tümene bağlı 57’nci Alay’dan küçük bir müfrezenin “cephanemiz tükendi” diyerek çekilmekte olduğunu, onların gerisinde de kalabalık düşman askerlerinin ilerlediğini ve Conkbayırı’na ulaşmak üzere olduğunu görür. *Mustafa Kemal duruma derhal müdahale eder ve askerlerine ‘’düşmandan kaçılmaz cephaneniz yoksa süngünüz var; süngü tak-mevzi al ‘’diyerek o anda kaybedilmekte olan inisiyatifi tekrar ele geçirir. *Conkbayırı, süngü savaşı ile o an düşman eline düşmekten kurtulmuştur. Yarbay Mustafa Kemal’in “kazandığımız an bu andır” dediği bu durum, düşmana karşı kazanılan zaferi müjdelemektedir… *Taarruzemrinialankahraman57’nciAlay’ınbüyükbirkısmıkomutanıdahilşehitolmuştur. *Arıburnu ve Seddülbahir’deki muharebelerden sonuç alamayan düşman kuvvetleri bu defa da Anafartalar bölgesinden kuşatıcı bir manevra ile Kilit Bahir’i ele geçirmeyi planladılar. *6-7ağustosgecesibaşlayançıkarmayımüteakiphızlagelişentaarruzlar,9 Ağustosa kadar Kireçtepe,Küçük Anafarta Batısı,Azmakdere hattına ulaşmış olup, durum çok ciddi bir hal almıştı.
*Bu durumda Türk askerinin kahramanlığı Albay Mustafa Kemal tarafından şöyle anlatılır; “Karşı siperler arasında mesafeniz sekiz metre, yani ölüm muhakkak… birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulmamacasına bütünüyle düşüyor, ikincidekiler, onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar imrenilmeye değer bir soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz! Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiç ufak bir fütur bile göstermiyor. Sarsılmak yok! Okumak bilenler ellerinde Kur ’anı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelime-i şahadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren hayret ve tebrike değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki Çanakkale muharebesini kazandıran, bu yüksek ruhtur.” *Albay Mustafa Kemal’in komutasında oluşturulan Anafartalar grubu, 9 Ağustosta 7’ nci ve 12’ncitümenlerintaarruzuiledüşmanı5km.kadargeriyeatmıştı.21Ağustostarihindecereyan eden ikinci Anafartalar muharebesini müteakip muharebeler statik hale gelmişti. *Nitekim alınan kararlar doğrultusunda Anafartalar ve Arıburnu bölgesi 8-20 Aralık, Seddülbahir bölgesi ise 28 Aralık 1915-9 ocak 1916 tarihleri arasında iyi hazırlanmış bir planla, zayiat vermeden tamamen tahliye edilmiştir. Çanakkale Savaşları’nın sonuçları *Çanakkale’deverilenaskerikayıplarveözelliklebüyükcankaybı,diğer cephelerdeki askeri gücü zayıflatacaktır.Ayrıca bu kayıpların etkisi,milli mücadele yıllarında ve hatta daha sonraki yıllarda bile hissedilecektir .
*Balkan savaşlarının peş peşe getirdiği yenilgilerin hemen ardından Çanakkale’de elde edilen askeri başarılar, Türk ulusunun moralini düzeltecek, kaybettiği özgüvenini kazanmasına neden olacaktır. Bu nokta, modern Türk ulusçuluk akımının gelişmesinde önemlidir. *Ulus kazandığı bu moralle kendine ve orduya duyduğu güvenini arttıracak, 1919’da başlatılacak milli mücadelenin ilk kıvılcımlarını oluşturacaktır. Çanakkale’de kazanılan zaferlerin, modern Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna kadarki gelişmelerin kaynağı olduğu bir gerçektir .
*Büyük önder Mustafa Kemal,ulusunun gözünde üstün bir kumandan ve yetenekli bir asker olarak kendisini ilk kez Çanakkale’de kanıtlayacaktır. Çanakkale’deki başarıları, Mustafa Kemal’i Atatürkleştiren yolda ilk adım olacaktır.
*Çanakkale Boğazı’nın geçilemeyişi, Rusya’daki çarlık rejimini zor durumda bırakacak, karşı karşıya bulunulan sosyal ve siyasal bunalımların hızla tırmanmasına yol açacak ve 1917 Rus Devrimi’ne varan iktisadi ve stratejik gelişmeler içinde, önemli bir yer tutacaktır. *Çanakkale Savaşları’nda Boğazların elde edilemeyişinin,Birinci Dünya Savaşı’nı ne yazıkki yıl daha uzamasına yol açtığı belirtilebilir. *Diğer taraftan Asya ve Afrika’daki ulusçu akımlar ve bağımsızlık hareketleri, Çanakkale’de elde edilen başarılardan etkilenecektir. Hatta bizzat İngiliz ordusunda çarpışan Avustralya, Yeni Zelanda ve İrlandalı askerler bile, ilkkez bu savaşlarda,kimin için ve neden çarpıştıklarını, sorgulamaya başlayacaklardır . Çanakkale Ruhu Bu bölümünde sizlere, savaşlar esnasında geçen ilginç olaylarda, Çanakkale ruhunu arz edeceğim. *Çanakkale Savaşları’nda Conkbayırı’nda görevli olan ve sonradan Avustralya genel valisi seçilen üsteğmen Casey Nİsan 1915’te cephedeki kahraman Türk askerinin cesareti, centilmenliği ve insan sevgisine ilişkin gözlemlerini şöyle özetlemektedir. *25 Nisan 1915 günü Conk Bayırı’nda Türkler ile müttefik kuvvetleri arasında korkunç siper savaşları oluyordu. Siperler arasında 8-10 metre mesafe vardı. Süngü hücumundan sonra savaşa ara verildi. Askerler siperlerine çekildi. Yaralılar ve ölüler toplanıyordu. İki siper arasında açıkta ağır yaralı ve bir bacağı kopmak üzere olan İngiliz yüzbaşı avazı çıktığı kadar bağırıyor,ağlıyor,kurtarın diye yalvarıyordu.Ancak;Anzak ve İngiliz siperlerinden,kimse çıkıp yardım etmeye cesaret edemiyordu. Çünkü en küçük bir kıpırdanışta yüzlerce kurşun yağıyordu. İşte tam o anda, akıl almaz bir olay oldu. Türk siperlerinden beyaz bir iç çamaşırı sallandı ve arkasından aslan yapılı bir Türk askeri siperinden çıktı. Hepimiz donup kaldık.
Kimse nefes alamıyor sadece bizim sipere yaklaşan Türk askerine bakıyorduk. Türk askeri yavaş adımlarla bizim sipere doğru yürüyor, bizim siperdekiler ise kendisine nişan almış bekliyordu. Türk askeri, yaralı İngiliz subayını yavaşça yerden kucaklayarak kaldırdı, kolunu omuzuna attı ve bizim siperlere doğru yürümeye başladı. Yaralı İngiliz yüzbaşıyı usulca yere bırakıp, kendi siperine döndü. Gözlerimize inanamadık! Teşekkür bile edemedik! Savaş alanlarında günlerce bu kahraman Türk askerinin cesareti, iyiliği ve insan sevgisi konuşuldu. Dünyanın en yürekli ve en kahraman askeri, Mehmetçiğe derin sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
*Çanakkale bir coğrafya adıdır. Türk yurdunun Batıya açılan kapısıdır. Ama tarihte Çanakkale adının üç anlamı vardır. – Bunlardan birincisi, “geçilmez” – İkincisi “askerlik tarihinin en başarılı savunması” – Üçüncüsüde “Türk ulusunun kahramanlığının şaşmaz bir kanıtıdır. ‘’Oaskerinadı sorulduğunda verilen cevaphe paynıdır.“O asker; dedesi Plevne’de babası Trablusgarp’ta, Balkan Savaşı’nda, Kafkas Cephesi’nde, Galiçya’da, Çanakkale’de, Yemen’de, Kurtuluş Savaşı’nda, Kore’de, Kıbrıs’ta ve terörle mücadelede şehit düşen ve şimdi yüzbinlerce benzerinin kemikleri, kanlarıyla suladıkları yurt topraklarının altında yatan ”aslan Mehmetçik” tir.
Yazıma son verirken bizlere bağımsızlığımızı ve Cumhuriyet’i armağan eden, yurt topraklarında özgür ve huzur içinde yaşamamızı sağlayan, başta yüce Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, tüm şehitlerimizi ve ebediyete intikal eden gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyor, onlara sonsuz şükran ve gönül borcu duyduğumuzu ifade etmek istiyorum. Doktor Em.Kurm.Alb.İbrahim Yıldırım Dr (E.) Kurmay albay

Beğene bileceğinizi düşündüklerimiz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir