DENİZYOLUYLA YÜK TAŞIMALARINDA TAŞIMACININ SORUMSUZLUK HALLERİ / BURCU TURGUT

Share

İthalat ve ihracatta, satıma konu olan eşyanın taşınması için en çok tercih edilen yol şüphesiz denizyoludur. Denizyolu taşıması, maliyetinin daha düşük olması ve multimodel taşımaya daha uygun olması sebebiyle halen çokça tercih ediliyor.  Yükün taşınması için hangi yol seçilirse seçilsin, çeşitli nedenlerle, yükün hasara uğrama riski her zaman mevcuttur. Yük, ambalajlama, yükleme, istifleme, sefer ve boşaltma sırasında veya bu aşamalarda hatalı hareket edilmesi sonucunda hasara uğrayabilir. Bazen de her türlü önlem alınmış olsa da kaçınılmaz olaylar neticesinde yükte hasar veya kayıp oluşabilir. Denizyoluyla yük taşımalarında taşımacı, yükü teslim aldığı andan, taşımayı gerçekleştirerek yükü alıcıya teslim ettiği ana kadar olan sürede yükte meydana gelen hasar ve kayıptan sorumludur. Ancak yük, taşımacının hâkimiyetinde olmasına rağmen, kanunda sayılan bazı haller nedeniyle hasara uğramışsa, taşımacının sorumluluğu doğmaz. Denizyoluyla yük taşıyanın sorumsuzluk halleri uluslararası konvansiyonlarla kabul edilmiş olup, Türk Ticaret Kanununda da bu düzenlemelerle paralel kurallar getirilmiştir.

Taşımacıya Yüklenemeyecek Sebep ve Sebeplerin Birleşmesi: Öncelikle belirtmek gerekir ki, taşımacının veya adamlarının kusurundan kaynaklanmayan bir olay nedeniyle yükte hasar veya kayıp meydana gelmişse, taşımacı bu zarardan sorumlu olmaz. Taşımacının bu durumda sorumluluktan kurtulması için zararın kendisi veya adamlarının kusuru nedeniyle oluşmadığını ispatlaması gerekir. Yine, taşımacı, zararın ortaya çıkmasında kendisinin veya adamlarının haricinde başka bir olayın da etkili olduğunu kanıtladığı ölçüde sorumluluktan kurtulacaktır.     Taşımacının adamları kavramına, taşımada kullanılan gemi adamları, taşımacının kendi işletmesinde çalışan veya kendisini temsile yetkili kıldığı kişiler ve navlun sözleşmesinin ifasında kullandığı kişiler dâhildir.

Geminin Sevki, Teknik İdaresi ve Yangın: Türk Ticaret Kanunu m.1180 uyarınca, yük, geminin sevk ve idaresinden veya gemiye ilişkin teknik yönetimden veya gemide çıkan yangından dolayı hasar veya kayba uğrarsa, taşımacı bu hasar veya kayıp nedeniyle meydana gelen zarardan sorumlu olmaz. Ancak söz konusu olayların meydana gelmesinde, taşımacı bizzat kusurlu ise, sorumlu olacaktır. Geminin sevk ve idaresi ile kastedilen; manevralar, rota tayini, yerinin belirlenmesi, limanlara giriş-çıkış gibi geminin niteliğine uygun olarak yapılması gereken tüm icraatlardır. Örnek olarak yanlış rota seçildiği için geminin karaya oturması veya başka bir gemiyle çarpışması gösterilebilir. Ancak, taşımacı söz konusu rota tayini veya geminin hızıyla ilgili özel bir talimat vermiş ve bu talimatla hareket edilmesi sonucu yükte hasar meydana gelmişse, taşımacının sorumluluğu devam eder.

Bir diğer sorumsuzluk hali de, geminin teknik idaresindeki hatalardır. Teknik idare hatası; geminin fizik, teknik ve mekanik unsurları ile ilgili hatalı bir iş ve uygulama yapılmasıyla oluşur. Teknik idare; geminin teknesinin bakımı, onarımı, temizliği, teknik ve mekanik aksamının bakımı, seyir güvenliği için gereken tedbirlerin alınması; yani geminin günlük yönetimi ile ilgili hususlardır. Gemi adamlarının veya taşımacının kendi adamlarının bunlar ve benzeri işleri yaparken kusurlu davranmaları sonucu yükte hasar veya kayıp meydana gelmişse, taşımacı bu zarardan sorumlu değildir. Ancak taşımacı, kendisi bizzat geminin teknik idaresi ile ilgili hatalı kararlar almış ve uygulatmış ise, bu durumda ortaya çıkan zarardan sorumlu olacaktır. Daha çok yükün menfaati için yapılan uygulamalar ve alınan önlemler teknik yönetimden sayılmamaktadır. TTK m.1180’de bahsedilen son sorumsuzluk hali de gemide yangın çıkması sonucu yükün hasara uğramasıdır. Örneğin, sefer sırasında gemideki yangın uyarı cihazlarının çalışır vaziyette tutulmaması gibi.  Gemideki yangın, taşımacının kusuru ile çıkmışsa, taşımacı yangın sonucu meydana gelen hasardan sorumlu olacaktır.

Denizde Kurtarma: Taşımacı, müşterek avarya hali hariç olmak üzere, denizde can veya eşya kurtarmadan veya can ve eşya kurtarma teşebbüsü nedeniyle meydana gelen zararlardan sorumlu değildir. Kanunumuz eşya kurtarma teşebbüsünde sorumluluktan kurtuluş için, teşebbüse yönelik hareketin makul olmasını aramıştır. Örneğin taşımacı, orantısız bir şekilde mal kurtarma için taşınan eşyayı riske atarak, kurtarma yardım bedeline hak kazanmak için rota değişikliği yapması sonucu meydana gelen zarardan sorumlu olacaktır.

Sorumsuzluk Karinesi: Kanunumuz, taşımacının yukarıdaki sorumsuzluk hallerine ek olarak, m. 1182’de taşımacının bir takım olayların gerçekleştiğini ispatlaması durumunda, zararın bu olaylardan ileri geldiği muhtemelse, sorumlu olmayacağını düzenlemiştir. Bunlar, denizin veya geminin işletilmesine elverişli diğer suların tehlike ve kazaları; harp olayları, karışıklık ve ayaklanmalar, kamu düşmanlarının hareketleri, yetkili makamların emirleri veya karantina sınırlamaları; mahkemelerin el koyma kararları; grev, lokavt veya diğer çalışma engelleri; yükletenin, taşıtanın ve eşyanın malikinin veya bunların temsilcilerinin ve adamlarının fiil veya ihmalleri; hacim veya tartı itibariyle kendiliğinden eksilme veya eşyanın gizli ayıpları ya da eşyanın kendisine özgü doğal cins ve niteliği; ambalajın yetersizliği; işaretlerin yetersizliği olarak sayılmıştır. Taşımacı, yük kendi hâkimiyetinde iken hasara uğradığında bu sebeplere dayanarak sorumluluktan kurtulması için, sayılan olaylardan bir gerçekleştiğini ispatlaması gerekir.

 

Av. Burcu Turgut Kestek

                                     

[1] Avukat Burcu Turgut Kestek, Turgut Hukuk Bürosu

Kaynaklar :

  • Deniz Ticaret Hukuku-1, Jur. Bülent Sözer, Mart 2014, İstanbul
  • Uluslararası Eşya Taşıma Hukuku, Turkay Özdemir, Şubat 2006, İstanbul

Notlu Türk Ticaret Kanunu, Prof.Dr. Arslan Kaya, Kasım 2017, İstanbul                                                             

 

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir