DİJİTAL DÖNÜŞÜMDE NEREDESİNİZ?

Birinci sanayi devrimi ile insanoğlu üretim yaparken su gücünden faydalandı. Su gücünü değirmenlerde kullandı ve değirmenlerden elde edilen su enerjisi, kömürle çalışan motorlardan elde edilen buhar enerjisi ile seri üretime geçmeyi başardı. Daha sonra elektriğin üretimde kullanılması ile birlikte insanoğlunun önünde çok daha farklı sayfaların açılmasına neden oldu. Artık üretim yaparken bağımlı olduğu buhar gücü yerini elektriğe bıraktı. Üretim artık daha hızlı şekilde yapılmaya başladı.

Birinci sanayi devriminin yaşandığı dönemde işletmeciler açısından karşılaşılan en temel problemlerden birisi fabrikanın nereye kurulacağı idi. Suya olan mesafenin uzak ya da yakın olması işletmecilerin maliyetleri ve fabrika içi yerleşimleri de etkileyen en önemli faktörlerden bazıları idi.

Otomasyon teknolojilerinin kullanılması ile beraber artık işletmeciler için en önemli işlerden birisi ürünün maliyetlerini doğru saptamak olmuştur. Bunun için önce malzeme ihtiyaç planlaması şeklinde başlayan otomasyon ve yazılımlar sonraları kurumsal kaynak planlaması (ERP) şeklini aldı. Bu sayede artık herhangi bir ürün önce reçete haline getiriliyor sonrasında da dakikada ne kadar ürün üretiliyor, işçilik maliyetleri gibi kalemler çok rahat bir şekilde hesaplanıyor gibi soruların yanıtları daha da kolay hale geldi.

İnternet ve teknolojinin hızlı şekilde yayılması ile birlikte insanlar bilgiye daha kolay ulaşır hale geldi. 1990’lı yılların sonlarına doğru ülkemizde bilgisayar kullanıcısı ve miktarının artması ile beraber insanların da ihtiyaçları şekil değiştirmeye başladı.

Örneğin eskiden ödev yaparken insanlar evlerinde bulunan ansiklopedilerden yararlanır veya kütüphaneye gider idi. İnternet ile beraber bu durum değişmeye başladı. Artık bireyler arama motorlarına istediği bilgiyi yazıyor ve istediği bilgiye ulaşır hale geldi. Bu durum artık işletmeleri de artık geri dönülmez bir kavram ile karşı karşıya bıraktı. Değişim ve inovasyon. İşletme sahipleri artık olaylara bakış açılarını değiştirmeye başlamak zorunda kaldı. Yeni durumda reaktif olmak yerine proaktif olmak gerekiyor idi. Başka bir anlatımla “önce olay olsun ve duruma uygun strateji geliştir” yerine “olayları önceden tahminlemeye çalış ve bu duruma göre strateji geliştir” şekline dönüştü.

 

 

 

 

 

1990’lı yılların ortasında piyasaya çıkan Apple dünyayı yıkıcı inovasyon kavramı ile tanıştırdı. Ipod çıkana kadar herkes müzik dinleme keyfini walkman ile çıkarıyor iken ipod ile beraber artık bireyler dinleyeceği müzik eserlerini download etmeye yani internetten indirmeye başladı. Bu durum walkmanlerin ölümüne sebep oldu. Benzer şekilde ansiklopediler yerini önce CD ortamındaki ansiklopedilere daha sonra da wikipedia gibi bireylerin kendi içeriklerini üretebileceği bilgi kaynaklarının oluşmasına neden oldu.

Dijitalleşmenin yoğun olarak yaşandığı döneme kadar işletmeler ile müşterileri arasında çeşitli iletişim kanalları kullanılıyor idi. Örneğin en yaygın kullanılan araçlardan birisi hiç kuşkusuz ki televizyonlar idi. Markalar tüketicileri ile aralarında ilişki ve bağ kurmak için TV kanallarına, radyo, gazete gibi mecralara reklam veriyorlar idi.

İnternetin yaygın hale gelmesi ile beraber müşteriler TV izlemekle beraber internette de çok fazla zaman geçirir hale geldi. TV’ler de buna kayıtsız kalmadı ve bugün artık IP TV’lerden veya akıllı cihazlardan TV uygulamalarından istedikleri kanala erişir hale geldi. Bu durum işletmelerin müşterileri ile sadece geleneksel mecraları kullanmakla yetinmeyip dijital dönemin getirdiği tüm mecraları da kullanma zaruretinde bırakmıştır. Başka bir anlatımla işletmeler artık bir müşteriyi yakalaması için aynı anda çoklu kanal (omnichannel) kullanmak zorunda.

Dijitalleşmenin işletmeler ile müşterileri arasında kurduğu iletişimi etkilediği bir diğer nokta da müşterilerin herhangi bir ürünü kullandığı zaman üründen duyduğu memnuniyeti ya da memnuniyetsizliği anında sanal alemde hemen paylaşabilmesidir. Dolayısı ile işletmeler de artık bu tür yorumları takip etmek için kendi bünyelerinde bir kişiyi görevlendirmeye başladı veya işletmenin bu manadaki ihtiyacını gideren hizmeti dışardan satın alma yoluna gitti. Özellikle sosyal medya mecralarında tüketiciler artık çok daha rahat örgütleniyorlar ve şikayete söz konusu markayı bu bağlamda zor durumda kalmasına neden olabiliyorlar. Bir ürün hakkında müşterinin aldığı arkadaş tavsiyesi şekil değiştirmiş ve sanal dünyada topluluklar ve forumlar aracılığı ile müşteri satın almayı düşündüğü bir ürün konusunda hiç tanımadığı insanların tavsiyeleri doğrultusunda ürünü satın alma ya da almama konusunda karar verir hale gelmiştir.

Dolayısı ile dijitalleşme rekabetin tanımını ve şeklini değiştirmiştir. Eskiden sadece aynı sektörde faaliyetlerini sürdüren işletmeler rakip olarak görülürken dijitalleşme ile beraber artık her işletme müşterilerini kolayca kaptırır hale gelmiştir. Instagram gibi sosyal medya hesaplarından insanlar evde yaptıkları ürünleri kolayca satma imkanına sahip olmuştur. Benzer şekilde ünlülerin ürünleri tanıtma işi yeni dönemde influencer kişilere bırakmış ve influencer marketing diye yeni alanın oluşmasına olanak sağlamıştır. Vlogger, Youtubber gibi iş alanları doğmuş ve insanlar gezmek istediği bir yer için bir gezginin ya da youtubber’ın sosyal medya hesaplarına girerek karar vermeye başlamıştır.

Tüm bu gelişmeler tüketicinin nasıl karar verdiği ve hangi değişkenlerin müşterilerin satın alma kararlarını etkilediği gibi soruların daha da karmaşık hale gelmesine neden olmuştur. İşletmeler artık yeni tüketiciyi anlamak için daha fazla çaba sarfetmek ve yeni analizler geliştirerek müşterinin nasıl karar verdiğini anlamaya çalışmaktadır.

Dijital döneme kadar en yaygın kullanılan yöntem pazarlama araştırması yapmak idi. Geleneksel manada pazarlama araştırmaları gibi yöntemlerle veriler bilgi haline dönüştürülüyor iken dijitalleşme ile beraber indirme sayısı, tıklanma sayısı, takipçi sayısı gibi yeni ölçüm birimleri değerlendirme süreçlerine dahil olmuştur.  İnternet ve sosyal medyadaki tüm değişimler müşterilerin hakkında toplanan verilerin daha derinlemesine analiz edilmesi gerektiğini ortaya çıkarmıştır. Bu sayede müşterilerin satın alma kararlarını nasıl verdiği anlaşılmaya çalışılmıştır.

Dijitalleşme aslında reel sektörün kurallarını değiştirmiş ve de dolayısı ile işletme sahiplerinin de düşünüş şekillerinin de değiştirmesine zorlamıştır. Çünkü artık rakip sadece kendi sektöründeki işletmeler değildir. Dünyanın herhangi bir yerindeki başka bir işletme rakip haline gelmiştir. Bu yüzden işletmeler de artık ortaklaşa rekabet kavramını içselleştirmiş ve aynı ya da farklı sektördeki firmaların bir araya gelerek hareket etmesine neden olmuştur.

Dijitalleşme aslında bir teknoloji meselesi olmayıp düşünüş şeklidir. Bunun için işletme sahipleri ya da daha genel manada insanların teknolojiyi ve teknolojinin hayatımıza getirdiği ve getireceği yenilikleri birer tehdit olarak görmekten vazgeçmesi ve dijitalleşmenin bize sunacağı fırsatlara odaklanması gerekmektedir. Bunun için herkes kendi işinin dijitalleşmesinden sorumlu olduğunu fark etmesi gerekiyor. Dijitalleşme hizmetini işletme dışardan satın alsa bile süreci yönetecek kadar herkesin kendisini yetiştirmesi gerekiyor.

Yaşayacağımız çağ bilginin daha kıymetli hale geleceği, nitelikli insanın önemini artıracağı ve müşterileri ile ortak olunacağı bir çağ. Bu çağa hazırlıklı olmak zorundayız. Hazırlıklı olanlar kendi hikayelerini yaratır iken hazırlıklı olmayanlar ise nostaljik öykü olacaktır.

Yetkin Bulut

Beğene bileceğinizi düşündüklerimiz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir