DİKKAT ÇEKEN YAPIMLARIN VAZGEÇİLMEZ OYUNCUSU SADİ CELİL CENGİZ

 

Televizyon seyircisinin onu ilk olarak 2009 yılında ‘Ramazan Güzeldir’ dizisiyle tanıdı. Daha sonraki yıllarda ‘Üsküdar Giderken’ dizisi ile ‘Leyla ile Mecnun’ dizisiyle izleyicinin karşısına çıkan Sadi Celil Cengiz, asıl popülaritesini İşler Güçler dizisiyle yakaladı.

Behzat Ç. Ankara Yanıyor, Sürgün İnek, Bana Masal Anlatma, Kara Bela ve Samsun’un Çarşamba ilçesinde çekilen Olaylar Olaylar gibi kendi özel hayran kitlelerini oluşturan sinema yapımlarında rol alan Cengiz, aynı zamanda birçok kısa filmin senaristliğini ve yönetmenliğini yaptı.

Şu sıralar uzun bir aradan sonra tiyatro sahnesine geri dönen başarılı oyuncu, ‘Ömürsün Doktor’ isimli oyunda rol alıyor. Oyunculuğu ve sıra dışı hayat hikayesiyle dikkat çeken Sadi Celil Cengiz, HaberHayat Dergisi’ne çok özel açıklamalarda bulundu.

Röportaj: Yasir BABA

HABERHAYAT: Öncelikle Samsun’dan sevgiler. Samsun Çarşambalı olduğunuzu biliyoruz. Nasıl bir çocukluk geçirdiniz burada?

SADİ CELİL CENGİZ: Çocukluğum gayet güzel geçti. Karadeniz’de doğup büyümek başka bir şey. Çarşamba’ya hala gidip geliyorum. Akrabalarım ile bir araya gelmek en büyük zevklerimden birisidir. Buradan bütün Samsun’a sevgilerimi gönderiyorum.

HABERHAYAT: Bir dönem memurluk yaptığınız çok konuşuluyor. Memurluk hikâyenizi bizlerle paylaşır mısınız? Sizi buna teşvik eden neydi? 

SADİ CELİL CENGİZ: Gümrük memurluğundan oyunculuğa geçtiğim söyleniyor ama aslında tam olarak öyle değil. O dönem de oyunculuk yapıyordum. Konservatuar sınavına girdim. Kazanamadım. Bir tane dizide oynadım. Profesyonel olarak tiyatro yapıyordum. Kısa film çekiyordum. Hatta TV programı bile yaptım; ‘Sadi’yle Sporun Her Türü’ diye. Sonra işler sarpa sardı. O ara evlenecektim ve geçici süre oyunculuğa ara verdim. Daha sonra KPSS’ye girdim. Sınavda en yüksek maaşlı İstanbul’a en yakın olan memuriyeti tercih ettim. Tabi o da gümrük memurluğu oldu. 2 yıl gümrük memurluğu yaptım sonra ara verdim. Yani gümrükten oyunculuğa geçiş yaptım diye bir şey olmadı.

HABERHAYAT: ‘Ömürsün Doktor’ oyunu ile uzun bir zaman sonra tiyatro sahnesine dönüyorsunuz.  Sizi heyecanlandıran, projeye çeken şey ne oldu?

SADİ CELİL CENGİZ: Evet, uzun zaman oldu tiyatro yapmayalı. Uzun zamandır tiyatro projelerini değerlendiriyordum ama “Ömürsün Doktor” oyunu kadar beni heyecanlandıran olmadı. Proje bana geldiği zaman hemen yönetmen Kubilay Zerener ve yapımcı Sercan Şahinkaya ile buluşmak istedim. Oyunun üstüne konuşmalar yaptık. Canlandırdığım karakterleri çok sevdim. Prova aşamasına geldiğimde de iyi ki bu oyunda oynuyorum dedim.

HABERHAYAT: Nasıl bir oyun bekliyor seyirciyi?

SADİ CELİL CENGİZ: Seyirciyi öncelikle çok ama çok komik bir oyun bekliyor. Bu oyunda Anton Çehov, yaşadıklarını ve öykülerini büyük bir samimiyetle seyircisiyle paylaşıyor. Öyle ki olaylar Rusya’da mı geçiyor yoksa Türkiye’de mi?  anlamıyorsunuz. Mutlaka izleyin.  Oyunumuzun takvimini sosyal medyadan takip edebilirsiniz.

HABERHAYAT: Tiyatro, sinema ve dizi oyunculuğunun farkları ve sizin sevdiğiniz tarafları neler?

SADİ CELİL CENGİZ: İnsanları, canlıları, fantastik öğeleri, dünyayı, uzayı ve hayatı anlama ve de anlatma sanatıdır sinema. Aslında tiyatro için de bu tanımı kullanabilirim. İkisi arasındaki fark için teknik unsurlar ve bunun getirdiği canlı unsurlar diyebilirim.

HABERHAYAT: Oyunculuktan önce futbolculuğa merakınız varmış. Babanız antrenör olmasına rağmen o yola girmemişsiniz. Neden?

SADİ CELİL CENGİZ: Aslında futbolcu olabilmek için çok direndim. Ordu’da liseyi okurken ilk günlerde krampon, tozluk, formamla tam teçhizat top oynuyordum. Beni öyle görünce iyi oynadığımı düşünüyorlardı ama okul takımına bile giremedim! 21 kişilik sınıf, 14 erkek var ama beni yedi kişi arasına almadılar. “Beni neden almadınız?” diye sorduğumda bir arkadaşım “Sadi, sana söylemem lazım, iyi oynayamıyorsun!” dedi. O an futbolcu olamayacağımı anlamıştım.

HABERHAYAT: Yakın geçmişte ikinci kez baba oldunuz. Allah bağışlasın öncelikle. Çocuklarınızla nasıl bir ilişkiniz var. Arkadaş gibi misiniz yoksa kuralları olan bir baba mısınız?

SADİ CELİL CENGİZ: Çok teşekkür ederim.  Aile üçgeninin iki bacağından biri olan baba, çocuğun yaşamında etkin olmadığında bu üçgen bozulur ve çocuğun güven duygusu eksik kalır. Baba çocuğuna sevgi verebilmeli, destek olmalı, hoşgörülü davranmalı, onun zorlandığı her durumda yanında olabilmeli, çocuğuyla ortak zevkleri paylaşmalı…

HABERHAYAT: Çocuklarınızın oyuncu ya da futbolcu olmasını ister misiniz?

SADİ CELİL CENGİZ: Çocuklarım bana değil de dedesine çektiyse futbolcu olabilir ama eğer bana çektiyse oyuncu da olabilirler. Tabi benim onların hangi mesleği yapmalarına karışma gibi lüksüm hiç bir zaman olamaz.

HABERHAYAT: Başka yeni projeleriniz var mı?

SADİ CELİL CENGİZ: Her zaman proje geliştirmek ve projeleri yönetmek gibi bir durumum var. Senaryo ve film çalışmaları üzerine hazırlık yapıyorum.

HABERHAYAT: Bir dönem sosyal medyada baya aktiftiniz sonra biraz uzaklaştınız. Neydi sizi uzaklaştıran? 

SADİ CELİL CENGİZ: Aslında uzaklaşmadım. Sosyal medyayı ve interneti hala aktif bir biçimde kullanıyorum. ‘Ömürsün Doktor’ oyunumuzun programını sosyal medya aracılığı ile sürekli duyuruyorum.

HABERHAYAT: Çok teşekkür ediyorum Sadi Bey, son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

SADİ CELİL CENGİZ: İlginiz için teşekkür ederim. Keyifli bir röportajdı.

Beğene bileceğinizi düşündüklerimiz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir