Duayen Oyuncu; Kazım AKŞAR

Share

Duayen oyuncu

Kazım Akşar

Lise yıllarında adım attı tiyatroya Kazım Akşar. Oyuncu olduğu için 3 yıl konuşmadı babası kendisi ile. Ama o, babasının inadını yine oyunculuğu ile kırdı. 40 yılını adadığı devlet tiyatrosuna başladığı yıllarda, devlet tarafından İngiltere’ye gönderildi ve İngiltere’de önemli yapımlarda çalıştı. Duayen oyuncu Akşar’ın çoğu kişinin bilmediği bir özelliği de Atatürk’ü sahnede canlandıran ilk kişi olması. Öyle güzel taşıdı ki sahneye Ulu Önder’i, En İyi Erkek Oyuncu ödülüne layık görüldü. Oyunculuğunun yanı sıra yönetmenlik ve eğitmenlik de yapan Akşar ile hakkında merak edilen her şeyi konuştuğumuz keyifli söyleşi sizlerle…

HABERHAYAT:  Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

KAZIM AKŞAR: Önce anı biriktirdiğim şehirlerden bahsedeyim. Burhaniye’de doğdum. Komşuların kapı zillerini çalıp kaçmaktan başka burası ile ilgili bir şey hatırlamıyorum. İlkokula Balıkesir’de başladım. İlk temsilime “Bir Lira”yı canlandırarak, Yerli Malı Haftası’nda çıktım. Her hafta sonu muhakkak bir filme giderdim. Filmden çıkınca da kendimi başkarakter gibi görürdüm. Taa ki, bir dahaki hafta sonuna kadar. Ardından Ankara’ya geldik. Ortaokul ve lise yıllarımın iyi geçtiğini söyleyemeyeceğim. Buna karşın, konservatuvar yıllarımı hala çok özlüyorum.

Tabii ki bir tiyatro aynı zamanda da sanat aşığıyım. Kendi çapımda resim yapmaktan hoşlanıyorum. En büyük hayalim ise uçmak. Kanatlarımın olmasını çok isterdim. Martıları seyrederken onları çok kıskanıyorum.

HABERHAYAT: Tiyatroya nasıl başladınız?

KAZIM AKŞAR: Lise yıllarımda oyuncu olmaya çoktan karar vermiştim. Bu nedenle TRT Radyo Çocuk Saati’nin sınavlarını kazandım. Hafta sonları oynadığımız müzikli oyunlar ile tiyatroya ilk adımımı atmış oldum. Liseyi bitirdikten sonra konservatuvara girdim. O andan itibaren artık mesleğim belli olmuştu. İlk profesyonel oyunumu ise, 1979 yılında Ankara Devlet Tiyatrosu’nda sergiledim.

HABERHAYAT: Babanız tiyatrocu olmanızı istememiş, onu nasıl ikna ettiniz?

KAZIM AKŞAR: Aslında babamı ikna edemedim. Ben konservatuvardayken, tam 3 yıl benimle konuşmadı. 3. yılda, rol aldığım Köşebaşı adlı oyunu benden gizli seyretmeye gelmiş. Oynadığım karakter de babası ile küserek Anadolu’ya giden bir adamı anlatıyordu. Hikayeyi bizim durumumuz ile özdeşleştirerek duygusallaşmış ve o günden sonra konuşmaya başladık.

HABERHAYAT: Türkiye’deki tiyatrolar hakkında neler düşünüyorsunuz?

KAZIM AKŞAR: Bildiğiniz gibi 40 yıl emek vermiş olduğum Devlet Tiyatrosu’ndan yakın zamanda emekli oldum. Bunun birçok nedeni var elbette ama burada detaylar ile canınızı sıkmayacağım. Ancak bu kurumun kendini en kısa zamanda yenilemesi ve kuruluş amacını hatırlamasını temenni ediyorum. Özel tiyatrolara gelince; bu kadar çok tiyatronun olması elbette çok mutluluk verici. Ancak, kalitenin bu durumla doğru orantılı olduğunu söylemek pek mümkün değil. Tiyatro deyince derin bir nefes alıp düşünmek, okumak, araştırmak ve daha da önemlisi ilerisi için bir adım atmak için uzun yıllar deneyimlemek çok çok önemli. Bu nedenle “iki kalas, bir heves” ile adım atmak, Türk tiyatrosunu taşımak istediğimiz nokta açısından anlamlı bir adım olmuyor.

HABERHAYAT:  Atatürk’ü sahnede ilk kez canlandıran sizsiniz ama bunu pek fazla kişi bilmiyor. Bundan biraz bahseder misiniz?

KAZIM AKŞAR: Evet, Atatürk’ü sahnede ilk kez ben canlandırdım. Ulu Önderin, iki ayrı dönemini ele almıştık. Benim için çok onurlu bir görevdi. O’nun heykelini sahneye getirmek değil, ruhunu seyirciye aktarmak için çok çaba sarf ettim. Her akşam seyircilerden çok olumlu tepkiler alıyordum ama bunu “En İyi Erkek Oyuncu” ödülü ile taçlandırmak daha da gurur verici oldu.

Bunu pek fazla kişinin bilmemesinin nedenini ise; o zamanlar sosyal medyanın bu kadar yaygın olmayıp, yazılı ve görsel basının da çok fazla ilgili göstermemesi.

HABERHAYAT: Oyunculuk sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

KAZIM AKŞAR: Her sektörde olduğu gibi, oyunculuk sektöründe de eğitim çok önemli. Ama son yıllarda, oyunculuk eğitiminin hiç yeterli olmadığı kanısındayım. Bu durum tabii ki oyunculuk sektörünün kalitesi ile de doğru orantılı. Bu nedenle sektörün iyi bir noktada olduğunu söylemem çok zor.  Tiyatroda oyunculuk yapmanın her zaman çok daha özel olduğunu düşünmüşümdür. Dolayısıyla sektörden bağımsız olarak tiyatroda oyunculuk yapmak, sonsuza dek yeri doldurulmaz bir deneyim olacaktır.

HABERHAYAT: Oyuncu olmasaydınız ne yapardınız?

KAZIM AKŞAR: Oyuncu olmasaydım, orkestra şefi olmak isterdim.

HABERHAYAT: Ankara Üniversitesi’nde, oyunculuk üzerine 4 yıllık eğitmenlik yaptınız. Nasıl bir dönemdi?

KAZIM AKŞAR: Eğitmenlik bambaşka bir yeti istiyor. Biliyorsunuz ama aktarma konusu çok daha farklı. Bana bu görev İngiltere’deki eğitimimi tamamladıktan sonra teklif edildi. Dolayısıyla ben oradaki kazanımlarımı, Shakespeare üzerine deneysel çalışmaları aktarmak arzusu içerisindeydim. Üniversite ise daha yöresel çalışmaları ön planda tuttu. Dolayısıyla daha uzun soluklu olabilecek işbirliğimiz biraz kısa sürdü diyebilirim.

HABERHAYAT: Genç oyunculara tavsiyeleriniz neler?

KAZIM AKŞAR: Çok insan tanısınlar, çok gözlem yapsınlar ve fazlasıyla okusunlar. Ülkelerini ve dünyayı fırsat buldukça görmeye çalışsınlar. Yani kısaca oyunculuğun sonu yok. Dolayısıyla oyunculuğa kendilerinden ne kadar katarlarsa o kadar farklılaşacaklardır.

HABERHAYAT: Tarla Kuşuydu Jüliet adlı oyunun yönetmenisiniz. Nasıl bir sezon geçirdiniz?

KAZIM AKŞAR: Bu projede yer almamın en önemli nedeni, Yeditepe Oyuncuları tiyatrosunun bir ilki gerçekleştirerek, İşitme Engelliler için her oyunda tercüman bulundurması ve bu sosyal sorumluluk projesinde bir katkımın olmasını istememdi. Provaya geç başladığımız için, bu sezon yeteri kadar seyirciye ulaşamadık. Ancak oynadığımız sürece aldığımız güzel tepkiler, önümüzdeki sezonun iyi geçeceğinin sinyallerini verdi.

HABERHAYAT: Birlikte çalışmayı, oynamayı istediğiniz isimler var mı?

KAZIM AKŞAR: Belirli bir tecrübeden sonra, birlikte oynamaktan ziyade içerisinde yer alacağınız  proje çok daha önem kazanıyor. Dolayısıyla beni heyecanlandıran her projede, tüm ülkemiz oyuncuları ile oynamaktan büyük keyif alacağım kesin.

Yurt dışından hangi oyuncularla oynamak istersiniz derseniz; Al Pacino ve Judi Dench hayallerimdeki isimler.

HABERHAYAT: Yeni projeleriniz neler?

KAZIM AKŞAR: Yazdığım bir müzikal var. Büyük bir proje olduğu için çeşitli görüşmeler yapıyorum. Onu sahnelemek şu an için en büyük odağım. Tiyatro her sene var elbette. Bu sene, İstanbul’dan ayrılarak Akyaka’ya yerleştim. Oralarda daha lokal, tır tiyatrosu gibi daha çok halka ulaşabileceğim projeler yapmak istiyorum. Dizi konusunda da teklifler var ama sanırım dizi oyunculuğu konusunda biraz yorgunum.

HABERHAYAT: Son olarak neler söylemek istersiniz?

KAZIM AKŞAR: Röportaj için çok teşekkür ederim. HaberHayat aracılığı ile herkese sevgilerimi gönderiyorum.

 

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir