Dünyanın en bahtsız kalecisi MOACİR BARBOSA – RESUL AKÇAY

Share

Dünya kupası finallerinde yediği hatalı bir gol, geçmiş başarılı kariyerinin silinmesine, vatan haini damgası yemesine neden oldu. O gole üzülüp,canına kıyanlar oldu. Sambacılar diyarında milli yas ilan edildi.

Üç direk arasında tek başınasınızdır.  Çekilen şuta izin veren savunmacıların tek ümidisinizdir. O topun kaleden içeri girmesine izin vermeyeceksiniz.  Eğer beceriksizlik edip golü yemişseniz, faturasını siz ödeyeceksiniz.

Kalecilik aslında yalnızlıktır. Adınız “Panter”e, de çıkabilir, “Kova” ya da. Sizden istenilen, ne yapıp edip topun sizi geçmemesini sağlamaktır. Bu uğurda tekmeye plonjon mu yaparsınız ? Doksana  uçarmısınız ? İyi yer tutup topun üstünüze gelmesini mi beklersiniz ? Sizin bileceğiniz iş…

Eskiler “İyi kaleci eşittir bir puan”derler. Bunun anlamı, siz iyi iseniz takımınıza en az bir puan kazandırırsınızdır. Bazen  üç puanda aldırırsınız. Takımınız öndedir, son dakika da penaltı olmuştur. Kurtaramazsanız maç berabere, kurtarırsanız galibiyetinizle biter. Kısacası zor zanaattır kalecilik.

 

 

 

 

 

 

 

 

Dünyanın gelmiş geçmiş binlerce kalecilerinden öne çıkan, yaptıklarıyla akıllarda kalanların sayısı bir hayli fazla… Ülkemizden Cihat Arman, Turgay Şeren, Sabri Dino, Şenol Güneş, Rüştü Reçber, Fatih Uraz aklıma ilk gelenler. Dünyadan Lev Yashin, Dino Zoff, Peter Schmeichel, Petr Cech,İker Casillas, Toni Schumacher, Dasayev, Sepp Maier, R.Zamaro, Gordon Banks’ı sayabiliriz.

En talihsizi, en bahtsızı kim ? diye soracak olursanız. Bu sorunun yanıtı çok basit.

MOACİR BARBOSA

1938 yılında başlayan ve tüm dünyayı etkisi altına alan Dünya Savaşı, dönemin bütün organizasyonlarını etkilediği gibi Dünya Kupası’nın da 1942 ve 1946 yıllarında düzenlenmesine engel olmuştu. 1950 yılına gelindiğinde, artık futbolu özleyen kitleler “Dünya Harbi gitsin, Dünya Kupası gelsin” isyanı içindelerdi. FIFA, bu talepler doğrultusunda 1948 yılında Dünya Kupası’nın kaldığı yerden devam etmesine karar verdi. Ancak Dünya Kupası’nın nerede düzenleneceği büyük bir sorundu. Dünya harbinden etkilenen Avrupa ülkeleri organizasyonu üstlenmek istemiyordu. Bu, savaş sonrası tüm dünyaya futboldaki yetkinliğini ispatlamak ve gövde gösterisi yapmak isteyen Brezilya için bir fırsattı.

Türkiye’nin katılma hakkını elde ettiği halde uzak ve maliyetli bir yolculuk diye katılmadığı Dünya kupası finalleriBrezilya’da gerçekleştirildi. 13 takimla 4 grupta oynanan maçlar sonunda  birinciler final grubuna kaldı.  Her takım birer maç yaptı, ev sahibi Brezilya İsveç’i 7-1, İspanya’yı 6-1 yendi. Uruguay İsveç’i 3-2 lik skorla geçip İspanya ile 2-2 berabere kaldı. Grubun son maçı öncesi brezilyanın 4, Uruguay’ın 3 puanı vardı. Dünya şampiyonluğu için Brezilyaya beraberlik yetiyordu.

Maraca’na stadında 200 bini aşkın seyirci bu maçı izliyordu. Sarılar öne geçti. Ardından Uruguay’ın golü ile maça eşitlik geldi.  Sonrasında gelen gol ile Dünya şampiyonluğunu Uruguay elde etti.

Kendi evinde kupayı kaybetmenin üzüntüsü ülkede adeta bir travma etkisi yarattı. Milli yas ilen edildi, intihar edenler oldu. Fatura ikinci goldeki hatası nedeniyle kaleci Moacir Barbosa’ya çıkartıldı. O maça kadar turnuvanın en iyi kalecisi olarak gösterilen Barbosa, vatan haini ilan edildi. Talihsiz adam toplumdan soyutlandı adeta aforoz edildi. Bir milli maç öncesi arkadaşlarına  başarılar dilemek için gittiği soyunma odasından içeri alınmadı.

Barbosa bu duruma isyan ederek, “ Brezilya’da en büyük suçun cezası 30 yıldır, ben ise işlememiş bir suçun cezasını 44 yıldır  çekiyorum” sözünü söyleyerek isyanını dile getirmiştir.

Resul Akçay

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir