EEYORE ETKİSİ

Eminim hepiniz Winne-the-Pooh’daki Eeyore karakterini biliyorsunuzdur. Bu karakterin en önemli özelliği devamlı olarak en kötü olayları düşünmek ve bunu dile getirmektir. Her ne kadar espri yeteneğine bulanmış bir olumsuzluk olsa da diğer Pooh karakterleri bu durumdan pek etkilenmezler. Ancak gerçek hayatta durum maalesef pek de böyle değildir.

Benjamin Hoff, bunu Eeyore Etkisi olarak tanımlıyor. Olumsuz olanlarımız ya da bir başka ifadeyle olumlu olmayanlarımızın en önemli teorilerinden biri aslında realist olduklarıdır. Realist olmak ile aşkın bir hedefin gerçekleşebileceğini beklemek taban tabana zıt olaylardır. Çünkü önemli ve farklı hedefler/başarılar realist beklentilerin çok ötesindedir. Üstelik beklentiler kendi kendini besleyen olaylara gebedirler. Örneğin aracınızın tekerlerinden gelen bir sesi hemen arıza zannederek tamirhaneye götürürsünüz ve usta da size aracınızda mutlak bir arıza olduğuna inandıracak bir şey yapar ya da gerçekte zamanı gelmemiş olan balatalarınızı değiştirmek durumunda kalırsınız. Eğer beklentiniz bu kadar kötü olmasaydı belki de tekerleklerinizi iyice kontrol edip lastik dişleriniz arasında kalmış olan küçük taşı fark edebilirdiniz. Yani beklentilerimiz gerçekliği yaratır.

Bir başka olayda şirketinize yeni katılan birinin size sorun çıkaracağını beklerseniz sırf beklentinizi haklı çıkarmak için 100 doğrusu içerisinde tek bir hatasına odaklanabilirsiniz.

Eeyorelar hep hayatımızdalar ve toksik etkileri var. Ancak onların bu durumunu gerçekten besleyen şey onların korkularıdır. Benjamin Hoff’a göre Eeyorelar bir tek şikâyet etmekten geri durmazlar. Aptalca görünme korkuları o kadar fazladır ki hiç adım atmamayı tercih ederler. Korkuları nedeniyle hiçbir şey yapmamayı umursamazlar ama aptal görünmekten korkarlar. Yani hiçbir şey başarmamak hatta bunu hayal dahi etmemek, aptal görünmeden hallicedir.

Depresif duygu durumu genellikle bulaşıcıdır ve devamlı olarak birinden diğerine akar. Eğer karantinaya alınmazsa bir süre sonra herkes, işe yüzü önünde ve buruşuk bir suratla gelmeye başlar.

“Bu şirket zaten bana hiç değer vermiyor ki!”

“Zaten elimden ………’ı da aldılar.”

“Hep bana diğerlerinden düşük zam geliyor, sanırım daha da az çalışarak karşılık vermeliyim.”

Bu düşünceleri sadece aklından geçirmez bir de diğerlerine aktarır ve onlar da benzeri düşüncelere girerler. Özellikle içinde olduğumuz ayı düşünürseniz ve istediklerinden ya da başkalarından düşük ücret zamlarını da hesaplamanıza katarsanız çok fazla çalışanınızın depresyonda ve negatif olabileceğini söyleyebilirim ama bunu beklentimize dönüştürmeden önce nasıl muhteşem bir ay geçireceğimize odaklanmak ve içinde olduğumuz krizin yakında biteceğini beklemek daha iyi bir duygu durumu yaratabilir. Zaten hepimiz birden krizin bittiğini düşünsek ve yeniden harcama eğilimine girseydik, kriz de beklentilerimize uygun olarak bitebilirdi. Ekonominin en önemli sürücülerinden biri beklentilerdir sonuçta.

Kapıyı açıp dışarı çıktığında “Merhaba, Eeyore,” dedi Christopher Robin. “Nasılsın?”

Hüzünlü bir şekilde “Kar hâlâ yağıyor,” dedi.

“Evet öyle.”

“Ve dondurucu.”

“Öyle mi?”

“Evet,” dedi Eeyore. “Ama,” dedi, biraz yüzü aydınlanarak “Yakınlarda hiç deprem olmadı.”

Beğene bileceğinizi düşündüklerimiz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir