FÜSUN SU ‘HOŞÇAKAL’LA GERİ DÖNDÜ

Share

Uzun bir sessizliğin ardından ‘Hoşçakal’ isimli şarkısıyla dinleyicinin karşısına çıkan tecrübeli sanatçı Füsun Su HaberHayat Dergisi’ne özel açıklamalar yaptı.

 

Röportaj: Yasir BABA

 

 

HABERHAYAT: Füsun Hanım, kendinizi nasıl tanımlarsınız?

 

FÜSUN SU: Herkes gibiyim. Yani, bu gezegenden geçip giden sınırlı bir bedende deneyimlenen sınırsız sonsuzluk. Ve herkesten farklıyım. Çünkü benden bir tane daha yok. Bu iki tanım bana fazla ağır geldiğinden bu yana da, tüm isimleri, tüm tanımları geride bırakarak, en DERİN NİYET’im AŞK’la, “SU ” olup akmayı, su gibi her şeyden aşağıda ve kayaya şekil verecek kadar güçlü olmayı seçtim, Füsun Su oldum…

 

HABERHAYAT: Çok etkileyici bir sese sahipsiniz fakat bir dönem müziğe ara vermişsiniz. Sebebini öğrenebilir miyiz?

 

FÜSUN SU: Aslında ara verdiğim yalnızca müzik değildi. Yaşamaktan yorulmuştum. Çünkü “Ben kimim?” sorusunu kendime henüz sormamıştım. Dış dünyamda yer alan insanların gözlerinden yansıyan “sen busun” inanışlarının içinde kaybolmuştum. Benim kendimi tanımlamama, bir evlat, bir anne, bir eş, bir vatandaş, bir birey, bir mimar ya da bir şarkıcı olmam yeterli değildi. Bu dünyada “var” olmamın tüm bu tanımlamalardan daha güçlü bir amacı olmalıydı.

 

Üst üste geçirdiğim rahatsızlıklara bir de meme kanseri deneyimi eklenince, bir süre durup, düşünerek kendime yol almaya başladım. Hislerimi ışık, düşlerimi rotam belledim bu yolda. Anlam yüklediğim her şeyi sorguladım; zincirlerim kırıldı, duvarlarım yıkıldı ve inançlarım altüst oldu. Hayatın altı, üstünden daha iyiydi. Böylece en büyük amacımın değişim, dönüşüm ve gelişim olduğuna inandım.

 

Geçtiğim yollar beni yeni boyutlu bir hayata uyandırdı. Bu yol aynı zamanda benim iç seslerimin müziklendiği yoldan geçiyordu. Daha anlaşılır şekilde ifade edersem, yeniden hayata ve müziğe döndüm.

 

HABERHAYAT: Şu sıralar Hoşçakal isimli şarkınızla dinleyicinin karşısındasınız. Şarkınızın hikayesini anlatır mısınız?

 

FÜSUN SU: Yeni şarkım HOŞÇA KAL, benim kendimi anlattığım şarkılarımın arasına severek koyduğum renklerden, melodilerden birisi. KAÇ KERE isimli şarkımda “Ben yokluğum sen ise umut, kolaysa gel sen unut” diyen yetenekli besteci İsa Koç, bu kez “Sen unut demişsin, ben umut anlamışım” sözleri ile bütün hikayeyi özetliyor zaten.

 

Bu arada biz sizinle bu röportajı gerçekleştirirken benim yolculuk hikayelerimden birisi olan Ogün Sayharman bestesi ŞÜPHE’de tüm dijital platformlarda yerini almakta.

 

 

HABERHAYAT: Şarkıcılığın yanı sıra ODTÜ Mimarlık mezunusunuz. Birçok gencin hayali olan bölümlerden biri. Hiç mimarlık yaptınız mı?

 

FÜSUN SU: Gönlümde yatan şarkıcılık, benim öğrencilik dönemimde özellikle ailem tarafından onay görmediği için, mimarlık hedefim, şarkıcılık ise hayalimdi. ODTÜ ile eş zamanlı Hacettepe’de yarı zamanlı koroda eğitim görüp, ardından İstanbul Üniversitesi’nde müzikal eğitimi aldım. Bu süreçlerde de büyük firmalarda mimar olarak görev yaptım. Mimarlığı da sevdim, tasarlamak, üretmek keyifliydi.

 

HABERHAYAT: Birçok kişinin imreneceği bir okuldan mezun olduktan sonra size müzik yapmaya çeken sebep neydi? Müzikle aranızdaki ilişkiyi anlatabilir misiniz?

 

FÜSUN SU: Daha önce söylediğim gibi mimarlık zorunlu hedef, müzik ise hayaldi benim için. Müzik, hayatıma üniversite sonrası girmedi; hem eylem anlamında hem de sevgisi ile hep vardı müzik. Mimarlık ise bir süreç olarak kaldı.

 

Müzik, müziksiz kaldığım ve bir çeşit bitkisel hayat diyebileceğim 9 yılın öncesinde, sahnede şarkı söyleyerek, sesimle var olma şeklimdi. Ara verdiğim 9 yılın ardından, müziği üretim süreci, var olma ve kendimi ifade şeklim haline geldi.

 

 

HABERHAYAT: Bir de Eurovision meceranız var. O günlerden unutmadığınız bir anınızı bizlerle paylaşabilir misiniz?

 

FÜSUN SU: Eurovision başlı başına unutulmazdı ve hayatımdaki yeri çok büyük.

 

Her şeyden önce o dönem kendisine ve üretimlerine büyük hayranlık duyduğum Melih Kibar ile provalardan, kayıtlarına, hazırlıklarına ve yarışma sürecine kadar birlikte yol almak paha piçilmez bir deneyimdi.

 

Böylesine büyük bir organizasyonda 60 küsür enstrümanla canlı ve naklen yayında sahnede olmak, o orkestranın kusursuz yorumu, değişik ülke yarışmacılarının birbirleri ile olan diyalogları müthiş keyifliydi. Ve sahne tozunu yutup, mimarlığı terk ederek rotamı değiştirmemdeki en büyük itici güçtü.

 

 

HABERHAYAT: Günümüz gençleri için pek bir şey ifade etmese de Eurovision ülkemiz için bir zamanlar çok değerliydi. Eurovision’dan uzaklaşmamızı nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

FÜSUN SU: İşin aslı Eurovision o dönemde benim bireysel müzik hayatıma, yaşamsal yönüme çok katkıda bulundu.

 

Ama itiraf etmem gerekir ki, müziğin sanatın yarıştırılmasını ben doğru bulmuyorum. Mesela güzellik yarışmaları için de aynı şeyi söylerim. Müzik sanat için ya da eğlence için yapılmalı. Festivaller olması, yarışmaların olmasından daha cazip benim için. Hiçbir yarış, bana beni iyi hissettirmiyor. Tek yarış, insanın kendisiyle yarışması olmalı. Hele söz konusu ülkeler arası bir yarış olunca işin içine politika da giriyor ve ben politikadan hiç haz almıyorum. Siyasetten söz etmiyorum, “politika” diyorum.

 

Festivaller aracılığı ile ülkelerin kültürlerinin tanıtılmasını ise yüce bir eylem olarak görüyorum.

 

 

HABERHAYAT: Son olarak, Samsun’la ilgili bir soru sormak istiyoruz. Bu yıl Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak için Samsun’a çıkışının 100. Yılı. Neler söylemek istersiniz bu konu hakkında?

 

FÜSUN SU: Ulu Önder Atatürk hukuki, siyasi ve sosyal açıdan modern, medeni, ilime ve bilime dayalı bir gelecek inşa etmek amacı ile “Milli Mücadele”yi 100 yıl önce Samsun’da başlatırken, milletin istikbalini, yine milletin azim ve kararının kurtaracağı gerçeğinin farkındaydı. Günümüzde, bu eylemin bir sonuç değil, bir süreç olduğunu bizler de deneyimliyoruz.

 

İnsan olarak hak ettiğimiz en yüksek potansiyelimizi gerçekleştirebilme iradesi içsel gücümüze dayalı iken, millet olarak da, bu topraklarda hak ettiğimiz yaşamı sürdürme iradesi için gerekli olan güç kanımızda mevcut.

 

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir