Güç Savaşı – Umut İstanbulluoğlu

Share

Evlilkte Çatışmalar

Evlilik, iki kişinin biyolojik, sosyal ve psikolojik gereksinimlerini doyurmayı amaçladığı, toplumsal olarak onaylanan, yasal bir süreçtir. Bireylerin bir eş ile hayatlarını bir araya getirip hayat yolculuğuna çıkmasıyla başlayan bu evlilik süreci kişilerin hayatlarında önemli değişikliklere yol açabilir. Mutluluğu beraberinde taşıyan evlilik bazen çatışmalar, kavgalar ve hatta boşanmalar ile işlevselliğini yitirebilir.

Boşanma oranlarının arttığı, evlilik sürecinin mutsuz olarak ilerlediği günümüzde evliliklerin başarısız olmasının arkasında basit dinamikler yatabilir. Bu dinamikler çiflerin farkındalık düzeylerinin arttırılmasıyla kolayca çözüme ulaşılabilecek bir yapı haline gelebilir.

İki insan birbirlerine olan bağlılıklarını bir törenle kutlayıp, yasal hale getirdikten sonra başlıca sorun ortaya çıkmış olur. Eşler birlikte yaşamak istediklerinden mi yoksa birlikte yaşamak zorunda olduklarından mı birlikte yaşamaktadırlar? Bu sorun evliliğin gönüllü ve zorunlu ilişki olmasından daha çok eşlerin ilişkiyi nasıl tanımladıkları ve algıladıkları ile ilgilidir. Bir evlilikte eşler ilişkilerini tümüyle zorunlu bir ilişiki olarak algılamaya başlarsa, evliliğin heyecanı ortadan kalkmaya başlayarak eşler arasında çatışmalar başlayabilir. Bir evliliğin zorunlu ve gönüllü nitelikleri bir dengeye ulaştığı zaman eşler ilişkilerinden doyum almaya başlarlar.

İlişki tanımı yani eşlerin ilişkiye yönelik algıları evlilik sürecinde önem taşır. Çünkü bu algılar beklentileri oluşturur ve bu beklentiler doğrultusunda karşı tarafın davranış sergilemesi gerektiğine inanılır veya beklenilir. Dışarıda bir akşam yemeği eşlerden birisi için sadece yemek yeme eylemi olarak algılanırken diğer eş için sosyal aktivite olarak algılandığını düşünelim. Eşlerden birisi sosyal aktvite olarak gördüğü yemeğe gitmek için hazırlık yapıp heveslenirken diğer eş bunu ‘sadece yemek yiyeceğiz’ diyerek önemsiz görebilir. Böylelikle beklenti, fikir, algı  çatışması başlar. Bu örneği evliliğe yordarsak eşlerin evlilikten beklentileri yani evlilik tanımları kesişmediği zaman veya bu beklentiler diğer eş tarafından bilinçli bir şekilde farkedilmediği zaman çatışmalar çıkabilir. Burada önem kazanan eşlerin dünya algısının farklı olduğunun bilincinde olabilmektir.

Çatışmaların bir diğer sebebi ise eşlerin büyüdüğü aile yaşamlarını kendi evlilik yaşamında sürdürme gayretidir. Ortalama 20’li yaşlarda evlilik süreçleri başladığını düşünürsek, bireylerin 20’li yaşlarına kadar yaşamış ve alışmış olduğu bir yaşam standardı vardır. Kişiler bu yaşam standartlarını evlilik yaşamlarına taşımaya çalıştıklarında çatışmalar başlayabilir. Çünkü burada gözden kaçan diğer eşin de alışmış olduğu bir yaşam standardı olduğudur. ‘Olması gerekenin’ ne olduğuna yönelik direktiflerimiz genellikle kendi yaşamımız çerçevesinde olduğu zaman diğer eşin bu zamana kadar oluşmuş şemasında zorlanmalar olabilir.

Evlilikle birlikte yaşamlarını yanyana yaşam süren bireyler, beraber yaşamanın getirdiği sorumluluklar neticesinde bazı kurallara ihtiyaç duyabilirler. Çatışmalarının bir diğer sebebi bu kurallar denilebilir. Eşlerin hangi kurallara uyacakları, birbiriyle tutarsız  kuralları yürürlüğe koyma girişimleri ve kuralları kimin koyacağına yönelik anlaşmazlık çatışmaları beraberinde getirebilir. Evlilikte kuralların kimin tarafından konulması gerektiğine yönelik sorun çoğu zaman güç savaşına dönüşür ve bu durum zamanla kazanılmış bir davranış hali alır.

İnsan, bireysel gelişimi yaşam boyu sürdüren bir canlıdır. Eşlerden biri diğer eşin bireysel gelişimini ve bunun evliliğe yansımalarını kavramakta zorlanabilirler. Kişinin gelişen ve değişen dünyasını ve bunun sonucunda kendi hayatında dolayısıyla evlilik hayatındaki değişimleri aralarındaki bağdan sebep görebilir ve eşini suçlayabilir. Suçlanan kişi anlaşılmadığını düşünebilir.

 

Çağdaş evlilik sisteminde eşler birbirlerinin gelişimine desterken aralarında güç savaşını da aza indirme eğilimindirler. Çağdaş evlilikte belirlenmiş rollerin oyunculuğundan ziyade bireylerin ilişkisi vardır. Değişimin kaçınılmaz olduğunu gözden kaçırmazlar ve evlilik sürecinde her şey eşler tarafından belirlenir. Çatışmalar, sorunlar eşlerin birbirleri ile konuşmalarıyla üzerinden gelinebilir. Evlilik, iki hayatın bir hayata sığmasından ziyade iki farklı hayatın bir arada yan yana sürdürülmesidir.

 

 

 

Umut İstanbulluoğlu 

Psikolog

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir