İLETİŞEMİYORUZ / YAŞAR TUNCEL

Share

İletişemiyoruz kelimesi karşılıklı olarak yapılan, içerisinde olumlu bir anlam taşıyan eylemin karşılıklı yapılamayışını anlatıyor. Ama bunu bize göre yapıyor. Çünkü böyle bir kelime yok. Fakat o kadar iletişim kuramıyoruz ki, dilimizde yeri ve karşılığı olmayan bu kelimeye kendiliğinden anlam kazandırıyoruz. Maalesef iletişemiyoruz.

İletişim kelimesi ilet kökünden türeyerek ileti, iletim, iletişim olarak devam eder. İletişim kelimesinde ki işteş fiil –Ş- karşılıklı olarak yapılan anlamını ifade etmektedir. İletişim kavramına tanım olarak bakacak olursak ise İletişim: Kaynağın iletiyi bir kanal yoluyla alıcıya göndermesi ve alıcının bu mesajı algılayıp, alıp, anlamlandırıp geri bildirimde bulunmasıyla karşılık kazanarak tamamlanır.

Aslında gayet basit görünüyor. Peki, biz bunu neden beceremiyoruz?

İletişime tanım üzerinden göz atacak olursak iletişimin birinci aşaması olan kaynağın iletmek istediği ileti hakkındaki bilgisi, onu ne kadar anladığı ve nasıl anlatabileceği en önemli etken. Kaynağın bu iletiyi iletmekte kullanmayı seçtiği kanal, iletinin anlaşılabilir olması ve tabi bu aşamada devreye giren ses, ışık vb. dış etkenler, alıcının iletiyi doğru kanaldan beklemesi, iletinin kendisi için anlamı ve ileti hakkında bilgisi vs.

Biliyorum çok uzadı. İşte bu yüzden iletişemiyoruz. İletişim kurmak aslında göründüğü kadar basit olmayan, karışık ve kendi içerisinde algoritmaları olan tarihin en eski ama insanlığın hala tam olarak anlayamadığı bir eylemdir.

Bununla ilgili olarak iletişim kuramları, iletişim sosyolojisi, iletişim psikolojisi konuları uzar da gider. Her birinin ayrı ayrı anlam ve önemi vardır. Fakat bu demek değildir ki hepimiz bunların hepsini öğrenebilelim. Zaten hayatımızda bu kadar problem varken bunlara sıra gelmez.

Ama en azından iletişim kurma eyleminin sadece konuşabilmekten ya da işaretlerle, mesajlarla veya dil ile bir şeyler anlatabilmek olduğunu sanmayabiliriz. Bunun için verilen eğitimlere biraz daha önem verebiliriz. İletişim sorunlarının ve toplumsal gerginliklerin kökeninde kendimizi ifade edememek ve neden ifade edemediğimizi anlayamamak yatmaktadır. Asıl sorun ise bunun farkında olamamamız. Buna ispatla işitme ve konuşma engelli insanların, bu engelleri olmayan insanlara oranla daha hassas ve hem psikolojik hem de beden olarak daha kolay rahatsızlanabildiğini söyleyebiliriz. Bu bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçektir. Bu engellere sahip olmayan insanlarında kendilerini her zaman tam olarak ifade edemediği ve toplumsal sorunların kaynağında bu nedenin yattığı aşikardır.

İletişim problemlerine ve iletişime etki eden faktörler konusuna değinmeye bile kalksak makale yazmamız gerekebilir. Fakat bunun yeri burası değil. Bu sebeple iletişim kavramımın bir eğitim konusu olduğunun su götürmez bir gerçek olarak kabul edilmesi ve toplum yararı adına bu içeriklerin eğitim müfredatlarında işlenmesi gerekliliğine buradan kısada olsa değinme zorunluluğu hissettim.

Medya ve iletişim çağının tam ortasında kalakaldık. İletişim kavramını geleceğe aktaramadık. Bu tehlikenin farkına varamadık. Bu yüzden iletişim kuramıyoruz ve iletişemiyoruz.

Gelecek, medya ve iletişim çağında yetişen Z kuşağı çocuklarının, onların geleceği ise bizlerin avuçlarında… Bir kelebek misali sıkarsak ölecek salarsak uçacak…

 

YAŞAR TUNCEL

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir