İlker Mutlu; Fenerin Büyüsü Sinematek…

Share

 

FENERİN BÜYÜSÜ

Sinematek…

 

Henri Langlois

 

İflah olmaz bir sinema aşığı olan Henri Langlois, bu sanatın dağıtımcıların ve devlet memurlarının elinde sistematik yıkımını önlemek için hayatını verirdi. Her türde sanat, daima kendini onun önemini ve bütün bir nesil üzerindeki etkisini kabul etmeyenlerin saldırısı altında bulmuştur. Langlois’nın 1935’teki ilk gösterimlerinden, tutkulu ve geniş kesimlerin sevgisini kazanan Musée du Cinéma girişimine değin yaptıkları, Fransız Yeni Dalgası esnasındaki bütün bir yönetmen jenerasyonunu besledi ve dünyanın her köşesinden destek aldı. Onun, Cinémathèque Francaise’inin, hayranları sadece Yeni Dalga’yı değil; Hitchcock’u, Ray’i ve Welles’i de kapsıyordu. Langlois’nın gücü gaspedildiğinde, yaratıcılıklarını beslediği yönetmen güruhu onu savunarak hükümeti protesto ettiler. Hatta bu protestolar, ’68 olaylarının tetikleyicilerinden olacaktı.

Buradaki alanım, Sinematek’in tüm tarihini özetlemek için yetersiz. Ancak meraklıların Langlois’nın tüm maceralarını şöyle bir taramalarını öneririm. 2. Dünya Savaşı’na girildiğinde, Nazilerden köşe bucak kaçırılarak, hem de yıllarca saklanan filmlerin ne özveriyle sonraki kuşaklara aktarıldığının hikayesi, gerçekten çarpıcıdır.

 

Neticede buradan yetişen yönetmenler Fransız Yeni Dalgası’nı ve Cahiers du Cinéma gibi dev bir sinema dergisini yarattılar. Cinémathèque, bugün Paris’teki yerinde hala faaliyetini sürdürmekte ve sinema sevdalılarını ve profesyonellerini beslemeye devam etmektedir.

25 Ağustos 1965’de Fransız Sinematek Derneği ve Henri Langlois ile işbirliği içerisinde sinema sevdalısı genç aydınlar tarafından temelleri atılan Türk Sinematek Derneği, varlığını 1980’e kadar sürdürür. 1965 ve 1975 arasındaki on yıl, derneğin en verimli dönemidir.

Sinematek Derneği, sonraki sinema eleştirisi geleneğimize öncülük eden bir yazar kuşağının oluşmasına büyük katkıda bulunmuştur. Bunlardan en önemlisi olan Onat Kutlar, örneğin, 1967 yılında yazdığı bir makalede var olan sinemayı eleştirmekte ve alternatif sinemanın nasıl oluşturulabileceği konusunda bazı önerilerde bulunmaktadır.

 

Sinematek Derneği, hemen kuruluşuyla birlikte içerisinde Fransız “auteur” sinemacılarının  filmleri ve özellikle o yılların en önemli Fransız Yeni Dalgası’nın Claude Chabrol, Jean-Luc Godard, François Truffaut gibi yönetmenleri ile ünlü yönetmen Luis Bunuel’in filmlerinin, Luchino Visconti, Vittorio de Sica gibi İtalyan Yeni Gerçekçiliği’nin ve Doğu Avrupa ülkelerinin ve Sovyetler Birliği’nin (özellikle Eiseintein ve Vertov gibi) ve Amerikan sinemasının örneklerinin bulunduğu oldukça zengin bir programla yola koyulur. Programlar Avrupa filmleriyle sınırlı değildir ve gösterim sonrası filmler tartışılır, alternatif bir sinema anlayışının nasıl oluşabileceğine kafa yorulur, bilinçli bir seyirci oluşması yönünde adımlar atılmış olur. Dernek, yayımlamaya başladığı dergilerle Fransız Yeni Dalgası’ndan İtalyan Yeni Gerçekçiliği’ne ve Brezilya’dan Cinema Nuovo akımına dek pek çok alternatif sinema hareketini ve yönetmenini okurlarına tanıtır. Haftada 3 film göstererek işe başlayan dernek, yedinci yılda bu sayıyı haftada 20 filme çıkarır. Elbette gösterilen filmlerin bazılarının siyasal içeriği nedeniyle sansürle de boğuşulur. Derneğin 10 yıl süren aktif döneminde çok önemli konuklar getirilmiş, temalı gösterimler ve söyleşiler yapılmıştır, kitaplar yayımlanmıştır.

 

Bugün Sinematek, ülkemizde yeniden canlandırılabilir bir kavramdır. Ben Samsun’un buna aday bir il olduğunu düşünüyorum. Samsun, konumu açısından her türlü ulaşım şartına sahip olması, turistik özellikleri ve öğrenci nüfusu bakımından bu gibi girişimlere açık bir kenttir. Üniversitelerimiz ve öncelikle de genç nüfus, öğrenciler, bu konuyu aralarında değerlendirmeli ve Samsun’da bu ve benzeri faaliyetlerin önderi olmalıdırlar.

 

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir