“KADIN VE ERKEK BİRBİRİNİ TAMAMLIYOR” TÜMAY ÖZOKUR

Share

Karadeniz Kitap Fuarı kapsamında ‘Oyuncu Olmak İsteyen Parmak Kaldırsın’ isimli kitabının imza günü için Samsun’a gelen oyuncu menajeri/yazar Tümay Özokur HaberHayat Dergisi’ne özel açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin ilk oyuncu menajeri olan ve birçok ünlü ismin menajerliğini üstlenen Özokur, kadının toplumdaki yeri ve oyunculuk konusundaki görüşlerini anlattı.

 Röportaj/Fotoğraf: Yasir BABA

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HABERHAYAT: Tümay Hanım, öncelikle Samsun’a hoş geldiniz. Sizleri burada görmekten mutluluk duyuyoruz. İlk olarak, kendinizi bizler için tanıtır mısınız?

TÜMAY ÖZOKUR: Çok teşekkürler. Ben geç anne olmuş, hayatta her şeyin ilkine imza atmayı seven, babasına aşık, aile hayatını seven, mücadele etme konusunda başarılı olmayı seven, hırslarına yenik düşmeden iyi yönde hırsları olan, ezici hırsları olmayan, ekip ruhunu inanan, yardımlaşma ve ekip bilinciyle yaşayan, Atatürk’ün ilkeleriyle büyümüş ve bu ilkeler doğrultusunda çocuklarını yetiştirmeyi hedeflemiş, barış içinde yaşamayı hedefleyen, Allah’ın yarattığını bütün canlıları seven ve onların yaşaması için ne gerekiyorsa yapmayı amaçlayan, kadın hakları-insan hakları-hayvan hakları ayırmadan mücadele eden bir anne, bir kadın, bir insan, bir kardeş bir evlat gibi birçok kimliğiyle hayata tutunmaya çalışan bir kişiyim.

HABERHAYAT: Sizce kadının toplumdaki yeri nerede olmalı? Kadın nedir?

TÜMAY ÖZOKUR: Aslında bu her türlü ayrımlaştırmaya hayır diyerek başlamak istiyorum bu sorunun cevabına. Erkek olmazsa kadın; kadın olmazsa erkek olmaz. Bunu anladığımız noktada ne Kadınlar Günü kalacak ortada ne Çocuklar Günü ne Erkekler Günü kalacak ne de Sevgililer Günü kalacak… Biz ötekileştirmekten vazgeçtiğimiz gün; sevgi, barış, mutluluk gibi bütün bu kelimeleri huzur içerisinde toplayarak birlik duygusunda yaşayacağız ve hiçbir sorunumuz kalmayacak. Şunu bir çözebilsek kafamızda; çok rahat edeceğiz.

Kadın dediğin kim? Senin annen, senin kız kardeşin, senin kız çocuğun… Sen bunu nasıl dövebilir misin? Nasıl hoyratça davranabilirsin? Allah’ın sana vermiş olduğu kas gücünden dolayı bu cesareti nasıl bulabiliyorsun?

HABERHAYAT: Sizce sebebi nedir bu şiddetin?

TÜMAY ÖZOKUR: Sebebi erkeğin bedensel ve ruhsal gücüne sahip çıkamaması… Egosuna yenik düşmesi… Başka hiçbir şey değil. Sen kendi egona ve zayıflıklarına sahip çıkamadığın için; gücünü bir başka beden üzerinde güç dengesizliğinden faydalanarak tatmin ediyorsun.

Aslında bir başkası üzerinde bu şekilde kendini tatmin etmek acizliktir. Bu erkeğe şiddet de olabilir çocuğa şiddet de olabilir, kadına şiddet de olabilir… Bunu anlasalar; belki de yapmayacaklar. Bu ruhsal bir hastalıktır. Bir insanın herhangi başka birine şiddet uygulamak konusunda hiçbir haklı sebebi olamaz.

Kadınlar Günü diye özel bir günün olması bile insanlık suçudur bence. Niye bu şekilde ayrıştırılıyoruz ki? Senin annene, kız kardeşine, çocuğuna, eşine sevgini ifade etmek için özel bir güne neden gerek olsun ki? Senin her sabah kalktığında bir annen, bir kız kardeşin, sevdiğin bir kadın olduğu için zaten şükretmen gerekir. Biz kadınların da aynı şekilde bir babamız, erkek kardeşimiz ve sevdiğimiz bir adam olduğu için şükretmemiz lazım. Biz birbirimizi tamamlıyoruz. Bunu anlamak için birbirimize bağıra bağıra anlatmamıza gerek yok ki… Aklı olan, kalbi olan herkes bunu anlayabilir. Anlamayanların aklında şüphe etmemiz lazım. Bunu anlamayanları ötekileştirmemiz ve onlara özel bir gün yapmamız gerekiyor aslında.

 

 

 

 

 

 

 

 

“ALLAH’I KORKUYLA SEVDİRMEMELİYİZ”

 HABERHAYAT: Uzun yıllarını iş dünyasında ve sanat camiasının içerisinde geçirmiş ve birçok ilki başarmış bir kadın olarak bu başarınızı neye bağlıyorsunuz?

TÜMAY ÖZOKUR: İşte ben bunu babama borçluyum. Bir erkeğe borçluyum. Çünkü bir anne, bir baba evladını sevgiyle yetiştirirse; sevgiyle büyüyen çocuk dipçik gibi sapasağlam ayakta durur ve hiç kimse onu yıkamaz. Ve başarılı olmaması için hiçbir sebep bulunamaz. Hiçbir kötülük, hiçbir yenilgi o çocuğun yıkımına sebep olamaz. Her zaman söylüyorum sevgiyle büyüyen çocuktan zarar gelmez. Bir çocuğun yetişmesinde annenin ve babanın rolü çok önemli! Korkuyla çocuk büyütülmez. Korku, sevginin temeli olmaz. Biz maalesef Allah’ı bile sevdirirken korkuyla sevdiriyoruz. Hâlbuki Allah bize verdikleriyle sevmeliyiz. Aynı şekilde babalarımızı da korkuyla sevdiriyoruz. ‘Şunu yaparsan baban eve gelince sana kızar’ şeklinde çocuklara baba sevdirilemez.

Ben Allah’ı bana ağacı verdiği, suyu verdiği için seviyorum, beni yarattığı için seviyorum. ‘Allah, beni cehenneme gönderir’ şeklinde korkundan kaynaklı seveyim diye bir yaklaşımım yok. Bana verdikleri için seviyorum. Aynı şekilde babamı da korkmadan seviyorum. Korkuyla sevgiyi birbirine karıştırmamak lazım! Bu olursa; biz sineriz. Aynı zamanda bu yanlış kararlar vermemize sebep olur. Kariyerimizi yanlış kararlarla konumlandırarak büyümemize sebep olur. İşte ben bu günlere babam ve annem sayesinde sevgi ile korkusuzca büyüyerek geldim. Başarımın sebebi de ailemdir.

HABERHAYAT: ‘Oyuncu Olmak İsteyen Parmak Kaldırsın’ isimli kitabınızın imza günü için Samsun’dasınız. Kitabınızı bize anlatabilir misiniz?

TÜMAY ÖZOKUR: Benim babam Dâhiliye Mütehassısiydi. Bana şunu derdi; ‘Her hastalığın sebebi psikolojiktir’ derdi. Türkiye’nin ilk oyuncu menajeriyim ben. Birçok insanın şöhret yolculuğuna şahitlik ettim. Onların yol arkadaşıydım. Bu kitapta ben oyunculuğu yazmadım; oyunculuk serüvenine giden -ya da kariyer yolculuklarında diyelim- önce kendilerini tanımalarını, şöhretin yaşatabileceği bütün duygusal travmaları ve başarının onlarda üretebileceği gerek hezeyanları gerekse başarı sarhoşluklarını yazdım. Bir kariyer yolculuğunda dikkat etmeleri gereken ünlemleri yazdım. Tabii bunlara dikkat etmeleri için oyuncu olmalarına gerek yok. Belki Tıp Fakültesinden yeni mezun olmuşlardır, belki Gazetecilik bölümünü yeni bitirmişlerdir… Hayata sıfırdan başlamış ve ne yapacağını bilmeyen gençlerimizin de kariyer yolculuğu bu. Evet, kitabın adı ‘Oyuncu Olmak İsteyen Parmak Kaldırsın’ ama hayata yeni başlayan ve kendisiyle tanışan herkesin kitabı.

Yeşim Ceren Bozoğlu’nun çok sevdiğim bir yorumu var. Diyor ki; “Bu kitap bir oyuncunun kişisel gelişimiyle oyunculuğu paralel işleyen ilk kitap” Kitap bunun devamında, oyuncunun yönetmenle, menajerle, basın danışmanıyla yaşadığı tüm aşamaları anlatıyor.

 HABERHAYAT: Bir nevi rehber kitap yani…

TÜMAY ÖZOKUR: Evet. Bir oyuncunun başucunda olması gereken bir kitap. Zaten kitabının gittiği yer de orası. Ders kitabı olarak okutulması gereken bir kitap… Üniversitelerden de bu şekilde talepler gelmeye başladı. Oyuncu olmayıp okuyan herkes de kendi kariyeri için faydalı bulduğunu söylüyor aynı zamanda.

 

“SADECE FİZİĞİNİZE GÜVENEREK OYUNCU OLAMAZSINIZ”

 HABERHAYAT: Peki, oyuncu olmak isteyenlere neler tavsiye etmek istersiniz?

TÜMAY ÖZOKUR: günümüzde o kadar çok yarışma programı ve alternatif var ki; gerçekten taşı kaldırsan oyuncu olmak isteyen birileri çıkıyor. Çok güzel veya çok yakışıklı olabilirsiniz… Bunlar önemli değil! Fark yaratabilmeniz lazım. Sadece fiziğinize güvenerek bu işe imza atamazsınız. Eğitim almanız gerekiyor, donanımlı olmanız gerekiyor. Mutlaka ve mutlaka diğer alternatiflerine fark atacak yeteneklerinizi geliştirmeniz gerekiyor. Dans edebilmeniz gerekiyor, ata binmeniz gerekiyor, dil bilmeniz gerekiyor gibi… Kendinize yatırım yapmazsanız; bu kadar kalabalığın içerisinde kaybolup gidersiniz. ‘Ben şöhret olacak’ böyle bir şey yok! Kendinize yatırım yapmanız gerekiyor.

HABERHAYAT: Akademinizde çalışmalar nasıl gidiyor?

TÜMAY ÖZOKUR: Gayet güzel gidiyor. Yakın zamanda Çocuk Akademisi ve Kısa Film Akademisi açtık. Uluslararası Festivallere gideceğiz. Dünya kısa filmlere gidiyor. Kısa Film Atölyeleri çok revaçta.

Aynı zamanda İstanbul dışındaki şehirlerden bize ulaşmaya çalışan, eğitim almak isteyen birçok arkadaş var. Onlar için biz bir sistem geliştirdik. Siz bize gelemiyorsanız; biz size gelelim dedik. 10 kişilik gruplar oluşması halinde biz bütün hocalarımızla ve sistemimizle onların bulundukları şehirlere gelebiliyoruz. Bunun için bizi aramaları yeterli.

Dünyada menajerlik okullarının birçok örneği vardı ama Türkiye’de yoktu. Bir oyuncunun kariyerini yönetmek özellikle günümüzde çok büyük bir önem taşıyor. Ben ilkleri yapmayı seviyorum demiştim. Türkiye’de ilk menajerlik okulunu açan yine bizim okulumuz oldu. Akademimiz her geçen kendini yukarıya doğru taşıyor. Hedefimiz Tümay Özokur Üniversite’yi kurabilmek. Hem menajerliğe hem de eğitimlere devam ediyorum. Bu arada 2. kitabımı yazacağım.

HABERHAYAT: Son olarak, Samsun hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?

TÜMAY ÖZOKUR: 1919’da Atatürk’ün Samsun’a ayak basmış olması bizim için çok özel bir şey. Hatta ‘ayak bastı’ ifadesi benim için o kadar hoşuma gider ki; buraya gelmeden ben de ‘Gideceğim ve Samsun’a ayak basacağım’ dedim. Atatürk’ün o tarihte buraya çıkması bizim için gerçekten çok önemliydi. Bize güç veren bir durum…  Ayrıca Samsun pidesini yemek için sabırsızca bekliyorum. Bandırma Vapurunu ve sahilde bulunan Amazon Kadını heykelinden bahsettiler. Onları çok merak ediyorum. Samsun bir kültür şehri. Kitap Fuarı çok kalabalık. Fuara bu kadar ilgi olması beni çok sevindirdi. Başka bir zaman doyasıyla mutlaka gezmek istiyorum.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir