KALBİNİZ SAĞLIKLI MI?

Share

Kalp Damar Hastalıkları konusunda bilmek istediklerinizi Medicana Samsun Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Bölümünden Dr. Öğretim Üyesi Hacı Akar yanıtladı.

1-Kalp Hastalıkları açısından kimler daha çok risk altında?

Kalp damar hastalığının gelişmesi ve ilerlemesinde etkisi kanıtlanmış risk faktörleri vardır. Kan basıncı yüksek, kan kolesterol düzeyi yüksek, şeker hastalığı olan, sigara içen, ailede erken yaşlarda kalp damar hastalığı olan ve belli yaşın üzerindeki kişiler (erkeklerde 40 yaş üstü, kadınlarda 55 yaş üstü veya menopoz sonrası) kalp hastalığına adaydırlar. Eğer kişide bu sayılan faktörlerin sayısı fazla ise kalp hastalığı riski katlanarak artmaktadır. Bu klasik risk faktörlerinin yanında, fazla efor yapmayan, sedanter yaşayan, şişman, beslenme alışkanlığı karbonhidrat ve kırmızı et gibi besinlere odaklı kişilerde hem kalp hastalığı hem de hastalığa bağlı kalp krizi ve felç gibi olumsuz olaylar daha fazla görülür. Kalp yetersizliğinin en sık sebebi kalp damar hastalıkları olduğundan dolayı benzer risk faktörleri kalp yetersizliği için de geçerlidir. Ritim bozuklukları ise, hiçbir risk faktörü veya hastalığı olmayan sağlıklı kişilerde doğuştan ya da sonradan olabileceği gibi, ailevi bazı hastalıkların, kalp damar hastalığı ve kalp yetersizliğinin bir sonucu olarak oluşabilir. Stres ve koşuşturmaca hangi iş kolunda varsa o meslek risklidir. Çünkü yoğun stres kalbi en çok yoran ektendir. İş yaşamında sürekli stres yaşayanlar, kapalı ortamda çalışanlar, sigaraya maruz kalanlar, işleri nedeniyle uyku ve yemek düzeni olmayan bireyler kalp hastalıkları açısından risk altındadır.

2- Hareketli bir yaşam süren, spor yapanlarda kalp hastalıkları görülme oranı daha mı düşüktür?

Günümüzde teknolojinin sunduğu otomobil, yürüyen merdiven ve asansör gibi imkânlar nedeniyle gün geçtikçe daha az hareket etmeye başladık. Oysa fiziksel aktivite azlığı ve fizik kondisyon yetersizliği kalp damar hastalıklarının oluşumunda önemli bir risk faktörüdür.

Koroner kalp hastalığı veya kalp damar hastalıklarından korunmanın en önemli maddelerinden biri de düzenli egzersizdir. Düzenli egzersiz ve spor yapılması koroner kalp hastalığında değiştirilebilir risk faktörlerinden birinin ortadan kaldırılması anlamına gelir.

Sporun düzenli yapıldığı takdirde kalp sağlığı açısından yararlı etkileri olduğu gösterilmiştir. Kilo kaybını sağlaması, kan basıncı kontrolünü kolaylaştırması, diyabette kan şekeri kontrolünü iyileştirmesi, kan lipitlerini olumlu olarak etkilemesi kalp-damar sağlığı açısından yararlı etkilerdir.

Örneğin televizyon önüne kondisyon bisikleti koyun, bir yere giderken 15 dakika yürüyüp sonra yine yürüyerek dönün. Asansör kullanmayın, merdivenleri tercih edin. Uzun vadede hayata en çok katkısı olan şey spor. Eğer her gün 15 dakikadan fazla yürüyebilirseniz, ani ölüm riskiniz azalır. Önlemek için su da çok önemli. Günde 8 bardak su, riski düşürür.

3-Kalp krizi nedir? Krizde ilk önlemler nelerdir? Hasta ve hasta yakınlarına önerileriniz neler olur?

Kalbin fonksiyonlarının görebilmesi için yeterli miktarda oksijene ihtiyacı vardır. Damar sertliği sonucu ileri derecede daralan koroner damarların içinde pıhtı oluşup tıkanması sonucu o damarın beslediği kalp bölgesine yeterli oksijen gidemeyince 20 dakika içerisinde bu bölgedeki kalp adalesi ölmeye başlar. Bu duruma kalp krizi ( myokartinfaktus ) adı verilir.

Ani kalp damarı tıkanmasına bağlı olarak ortaya çıkan kalp krizinde en önemli nokta, göğüs ağrısı gibi belirtiler ortaya çıkar çıkmaz kişinin tam donanımlı bir hastaneye başvurması ve sağlık yardımı almasıdır. Ölümlerin yarısı kalp krizi başladıktan sonraki ilk saat içinde ortaya çıkar. Bu nedenle mümkün olan en kısa sürede kalp krizine müdahale edilecek düzeyde bir sağlık kuruluşuna başvurmak çok önemlidir. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa, tıkanan damarı açıcı tedavi yöntemleri de en kısa sürede uygulanabilir ve kalbin hasar görmesinin önüne geçilmiş olur. Hastaya hastanede müdahalede önemli olan hızlı tanı konulması ve müdahalenin uygun bir şekilde yapılmasıdır.

  • Sağlık deneyiminiz yoksa kalp krizi geçiren birine müdahale etmeyin, başka hastalara veya kendinize ait kalp ilaçlarını vermeyin.
  • Hemen ambulans yardımı isteyerek hastayı en yakın tam donanımlı bir hastaneye ulaştırın.
  • Bu esnada, kalp krizi geçiren kişiyi uygun bir yere yatırın
  • Ayaklarını kalp seviyesinin üzerine kaldırarak, kalbe daha çok kan akışının olmasını sağlamaya çalışın
  • Üzerindeki sıkı olan kıyafetleri gevşetmek, kravatı çözmek gibi yardımlarda bulunun
  • Önemli olan, hastayı tetkik ve tedavilerinin, yerinde ve uygun şekilde yapılabileceği bir hastaneye ulaştırmanızdır.

 

4-Kalp Sağlığı ile ilgili doğru bilinen yanlışlar;

 

Halk arasında yumurtanın kalp sağlığını olumsuz yönde etkilediği şeklinde yaygın bir inanış vardır. Oysaki yumurta tüketiminin sanıldığı gibi kalp sağlığına zararlı bir etkisi yoktur. Aşırıya kaçılmadığı sürece yumurta yenilebilir. Yumurtayı fazla tüketmek kolesterol değerlerinde yükselmeye sebep olabileceğinden dikkatli olunmalıdır.

Kahve ve bitter çikolatanın kalp ve damar sağlığı açısından faydalı olduğuna inanılır. Ancak bunu destekleyecek nitelikte bilimsel bir çalışma mevcut değildir.

Göğsün sol tarafına doğru yayılan ağrıların kalp krizine işaret ettiği sanılıyor. Ancak göğsün sağ tarafında oluşan ağrılar da kalp krizinin belirtisi olabilir. Ayrıca sadece göğüsteki değil sırttaki ağrılar da kalp krizinin göstergesi olabilir.

Kalp hastalıklarının en önemli nedenlerinden biri de genetik geçişlerdir. Ancak ailesinde kalp hastası olmayan kişiler de sağlıksız yaşam koşulları nedeniyle kalp ve damar hastalıklarına yakalanabilir.

 

  • Kalp hastaları egzersiz yapmamalı; Sanılanın aksine kalp hastaları damarlarının açık olup olmamasına ve kalp yetersizliklerinin derecesine göre egzersiz yapabilirler. En yararlı kardiyovasküler egzersiz şekli ise hızlı yürüyüş veya yavaş koşu gibi izotonik egzersizler. Ağırlık kaldırmaya veya vücuda yük bindirmeye yönelik egzersizler ise kardiyovasküler açıdan pek yarar sağlamadığı gibi bazı hastalarda zararlı bile olabiliyor. Ancak egzersize başlamadan önce mutlaka efor veya egzersiz testi yapılmalı ve hekimin önerilerine uyulmalı.

 

Halk arasında kalp hastalarının cinsel ilişki sırasında kalp krizi geçireceklerine dair yaygın bir inanış var. Oysa bu  grup hastaların cinsel ilişkiden kaçınmaları gereksiz. Çünkü cinsel aktivite de aynı zamanda hastanın psikolojik ve sosyal hayat
adaptasyonu bakımından önemli. Ancak hastalar kalp yetersizliğinin derecesine,  kalp damarlarının durumuna ve hekiminin önerisine göre cinsel yaşamlarını daha güvenli hale getirmeliler.

Toplumumuzda grip aşısı yaptırmanın kalp hastalarına zararlı olduğu düşüncesi yaygındır. Oysaki kalp hastası olan kişilerin kış aylarında kendilerini korumaya almaları için grip aşısı olmaları gerekir.

Bilinenin aksine kalp hastalıkları sadece erkeklerde görülmüyor. Kalp damar hastalıkları, kadınlarda da ölüm nedenleri arasında birinci sırada yer alıyor. Yani kadınlar da erkekler kadar risk altında.

Toplumda yanlış olan inanışlardan biri de kalp ameliyatlarıyla ilgilidir. Kalp ameliyatı sonrasında yaşam koşullarının artık eskisi gibi olamayacağına inanılıyor. Hastalar ameliyat psikolojisi ile olumsuz düşüncelere kapılabiliyor. Ancak ameliyat çoğu zaman yoğun risk altındaki hastalar için konforlu ve daha sağlıklı bir yaşam için bir başlangıç oluyor.

 

5-Teşhis ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verir misiniz?

İlk saatler altın değerinde


Tecrübeler şunu göstermiştir ki hiç kimse kendine kalp hastalığını yakıştırmamakta ve şikâyetleri başka şeylere yorumlamaktadırlar. Böylece doktora gitmeyen ve kalp krizi geçiren hastalar çok büyük ölüm riski almaktadırlar. Bu dönemi sağ olarak atlatan hastalar ise tedavi için altın değerindeki ilk saatleri tedavisiz geçirerek tedavisi mümkün olmayan ve ömür boyu bunun acısını çekeceği ciddi kalıcı kalp hasarlarına maruz kalırlar.

Kalp krizi şüphesi olan bir kişide ilk yapılacak test kısaca EKG denilen elektrokardiyografidir

EKG’de teşhis koydurucu değişikler yok ise kalp krizi olup olmadığını anlamak için kan tahlili yapmak gerekir. ‘Kalpte hücre ölümü var mı?’ sorusuna cevap vermek için kanda bazı özel maddelerin düzeyini saptamak gerekir. Kanda CK-MB düzeyinin yükselmesi, tıbbi adı ‘miyokard enfarktüsü’ olan, kalp krizinin teşhis edilmesini kolaylaştırdı. Ama kan düzeyinde yükselme, kriz başlar başlamaz ortaya çıkmaz, genellikle 4 saat sonra artmaya başlar. Bu nedenle hekimler ilk kan testi normal çıksa da, hastayı acil poliklinikte tutup kan tahlilini 6 ve 12 saat sonra tekrar etmek isterler.

CK-MB dışında kalp krizinin 2-3 saat içinde teşhis edilmesini sağlayan troponin testi tüm dünyada yaygın olarak kullanılıyor.
CK-MB veya troponin yükselmesi, kalp hücresinin öldüğünün kanıtıdır ama hücrelerin neden öldüğünü göstermez. Çoğunlukla kalpteki hücre ölümünün nedeni damar tıkanmasına bağlıdır. Ama ender de olsa başka nedenler de bu maddelerin kanda yükselmesine yol açabilir.

Kalp krizi geçirdiği kesin olarak teşhis edilen hastalar koroner yoğun bakım ünitesine alınarakitedavilerin bu özel alanda devam etmesi sağlanmalıdır.

Koroner Yoğun Bakım Ünitelerinin önemi

Kalp krizi geçiren hastalar mutlaka koroner bakım ünitelerinde takip ve tedavi edilmelidir. Burada sürekli kan basınçları, kalp atışları, EKG’ si takip edilen hastada oluşabilecek en küçük bozulma anında tedavi edilebilir. Bu dönemde ölümlerin en büyük nedeni olan ölümcül ritim bozuklukları şok aleti ile kolayca tedavi edilebilir. Yetersiz kalp atışları veya kalbin durması halinde geçici kalp pili (pacemaker) takılarak hasta sağlığına kavuşturulabilir. Bu ünitede yapılan modern tedavilerle kalp hasarı azaltılabilir. İlk saatlerde kan pıhtısıyla tıkanmış damarın trombolitik tedavi (pıhtı erici tedavi) ile erkenden açılması sayesinde kalp hasarı en aza indirilebilir. Bu nedenle hastanın şikâyetinin başlaması ile koroner bakım ünitesine yatması arasında geçen zaman çok önemlidir. Hasta ne kadar erken gelirse tıkalı kalp damarı o kadar erken açılır ve kalpteki kalıcı hasarda o kadar az olur. 6 saatten sonra gelen hastalarda kalpteki hasar en yüksek düzeydedir.

Dr.Öğr.Üyesi Hacı AKAR

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir