MAHMUT ÇAKIR – ÇOCUK-EBEVEYN ÇATIŞMASI

Çatışma tarafların istekleri ve gereksinimlerinin birbirleriyle örtüşmemesi durumudur. Bu normaldir, doğaldır Çünkü kişilerin ya da çocukların istek ve gereksinimlerinin tamamen örtüşmesi söz konusu bile olamaz. Çocukta bireyselleşme ve anne-babadan ayrı, kendine özgü bir kişilik ve inisiyatif kullanma becerisinin gelişimine katkı sağlayacağı için çatışma bazen gerekli de olabilir

Çatışma olsa da aslında önemli olan ebeveyn-çocuk arasındaki ilişkinin kalitesi ve işlevselliğidir ve bu çatışmanın nasıl çözüleceğidir. Çatışmada kaybeden kaliteli ilişki olmamalıdır. Eğer çatışma güç savaşı haline gelmişse ya da güç savaşı sonrası çatışma ortaya çıkıyorsa, dayatma ve zorbalık varsa bedensel ve konumsal olarak güçlü olanın kazandığı, bir tarafta patronun kim olduğunun belirlendiği, diğer tarafta kaybedenin ve örselenenin olduğu, sonrasında kin ve intikam duygusunun kısır döngü halinde süreğenleştiği bir tablo kaçınılmazdır. Bu durumda ilişki zedelenir. Diğer taraftan çatışma; ilişkinin kalitesinin ve sağlamlığının denenmesi, hataların ve kendilik farkındalığının keşfedilmesi ve ilişkilerin daha da güçlenmesi için bir fırsattır.

Bazen ebeveyn-çocuk çatışmasında istekler ve gereksinimler yerine inançlar ve içselleştirilmiş değerler çatışır. Böyle çatışmaların güç savaşı ve inatlaşmaya dönüşmesi olasılığı yüksektir. Çatışma tüm çocukluk dönemlerinde görülse de özellikle bireyselleşme, özerk davranma ve ayrılma örüntülerinin pik yaptığı 2-4 yaş arası ve ergenlik dönemlerinde daha yoğun yaşanmaktadır. “Beni rahat bırak, karışma bana, benim sorunum”

Ebeveyn-çocuk çatışması nedeni olarak Anne-Baba çatışması

Yapılan çalışmalar ebeveynler arası ilişkinin niteliği ile ebeveyn-çocuk ilişkisinin niteliği arasındaki pozitif ilişkileri desteklemektedir. Bura da belirleyici olan ailelerde ebeveynler arasında çatışmalar yaşanıp yaşanmamasından daha çok, ebeveynlerin bu anlaşmazlıkları nasıl yönettikleridir. Ebeveynler arası çatışmaların çocuklar üzerindeki etkilerinin tümünün olumsuz olamayacağı, hatta bazı ebeveynler arası çatışmaların çocukların psiko-sosyal gelişimi için yararlı olabileceği, ebeveynlerin anlaşmazlık sürecinde kullandıkları farklı çatışma çözüm strateji ve taktiklerinin çocuklar tarafından içselleştirildiği ve sorunla baş etme becerilerini artırdığı söylenebilir. Diğer taraftan ebeveynler arası çatışmaları yıkıcı ve yapıcı yönetimi olmak üzere iki temel kategoride sınıflandırmak daha uygundur.

Ebeveynler arası çatışmanın yıkıcı yönetiminde, ebeveynler çocuklarda olumsuz duyguların artmasına neden olan fiziksel saldırganlık, ayrılık tehdidi, hakaret, sözel ya da sözel olmayan düşmanlık, anlaşmazlığı sürdürme, savunmaya geçme, kaçınma vb. çatışma çözüm taktiklerine başvururlar. Burada çocuğun örselenmesi, iletişim kurmada ve sosyal baş etmede çözüme yönelik uygun stratejiler kullanma yerine öfkeyi ve saldırganlığı seçerek uyum sorunu yaşaması olasılığı daha yüksektir. Ebeveynler arası çatışmanın yapıcı yönetiminde ise anne-babalar çocukların olumlu duygusal tepkiler göstermelerini kolaylaştıran çatışma taktiklerini (işbirliği, birbirini desteklemek, birbirine sıcaklık göstermek, özür dilemek, sorunu çözmek, uzlaşmak vb.) kullanmaktadırlar ve bu yaklaşım tarzı çocukta uyum sorunu yaşatmayan sosyal iletişim ve zorluğu çözme becerisine katkıda bulunur.

 

 

Geleneksel ebeveyn yaklaşımları

Ebeveynler çocuğun sorun ya da olumsuz davranışları karşısında ve kendi istediklerini çocuğa yaptırmada bazen tehdit, ceza verme, fiziksel müdahale ve duygusal ihmal ya da istismar (hakarete varan söz söyleme ya da sevgisiz duygu) yöntemlerini kullanmaktadırlar. Bu yaklaşımlar çocuğun korkak- ürkek olmasına, kendilik değerlerinin gelişmesine ve öz denetim geliştirememesine neden olarak sonuçta pasif bir kişilik yapısı, pasif-agresif davranışları ve her defasında ebeveyne karşı duyulan kin ve nefret sonucu sürekli çatışması olan bir çocuk profili oluşmaktadır. Böyle aile yapıları ‘ebeveyn merkezli’, fazla koruyucu, müdahaleci ve otoriterdir, kazanan ebeveyndir kaybeden çocuktur. Hep kaybeden çocuğun hakkını savunmada ve kendisini ifade etmede ‘çatışma’ yolunu seçmesi de beklenen bir durum olsa gerek.

Diğer taraftan çocuğa sınır koyamayan, her dediğini yapan, engellemeyen ve yerine getiren ailelerde roller değişmiştir, çocuk anne-baba rolünü oynamaktadır, kendi dediğini ısrarla yaptırmak için çatışmayı bir enstrüman ya da silah olarak kullanmaktadır. Anne çocuğun davranışlarını değiştirmek yerine onun istekleri doğrultusunda kendilerini değiştirirler. Burada ‘çocuk merkezli’, yıpranmış-örselenmiş bir aile, doyumsuz ve bencil bir çocuk vardır, kaybeden hep ebeveyn kazanan ve ‘kral’  olan hep çocuktur. Aslında doyumsuzluk ve bencillik ebeveyne karşıdır daha çok ve çocuğun ileride ailesinden özdeşimle içselleştirdiği inanç ve değerler sonucunda sınırlarından ve kendisinden vazgeçen ve boyun eğen bir kişiliğe doğru ilerlemesi de neredeyse kaçınılmazdır.

Çözüme yönelik ne yapalım

Sevgili aileler sorun size ait değil de çocuğunuz, öğretmeni ya da arkadaşı gibi diğer kişilere ait ise bunu kendi sorununuz gibi algılayıp sorunun merkezine kendinizi koymayın. Bazen sorun kime ait ise onu iyi dinlemek, bunun için ya da başka paylaşımlar için vakit ayırmak, sizin tarafınızdan önemsendiği duygusunu onun tarafına geçirmek yeterli olabilecektir. Çatışan tarafların çatışma yerine herkesin kendi duygu ve düşüncelerini ifade edebildiği ve herkesin dinlendiği, kaybedenin olmadığı bir ortamı ve yaklaşımı oluşturmaları ‘çözüm odaklı’ ve yapıcı olacaktır. Burada ‘yenilgi’ duygusu yoktur, kazanan ebeveyn-çocuk ilişkisidir, aslında bir yerde çocuktur kazanan… Çünkü düşünme ve sorun çözme becerisi, öz saygısı, kendisine güveni ve baş etme gücü artacak, sınırlarından ödün vermeyen, boyun eğmeyen, diğer taraftan bencil ve çıkarcı olmayan bir karakter kazanılmış olacaktır.

Empati yapmak-anlamak

Ebeveyn çatışmadan önce sorgulamalı, sorgulamanda önce ise empati yapmalıdır. Çocuğun çıkmazlarının farkına vararak ‘haklısın, kimse olsa böyle yapardı’, ‘bunu yapmak zor, seni anlıyorum’, ben de senin gibiyken istemezdim böyle şeyleri’ gibi ifadeler doğru iletişim kurmanın yolunu açar. Ayrıca fikirlerin ve seçeneklerin ortaya konulmasına, ortak karar alınmasına ve ortak paydada buluşulmasına neden olur ve böylece çatışma iklimi oluşmaz.

Kesitsel bakmamak, seçenek sunmak

Genellikle olan şudur; çocuk ya da genç sorunlu bir davranış sergiler, isteklerini kabul ettirmeye çalışır ya da denileni yapmak istemez ise o sırada hemen bir güç savaşı başlar, karşılık söylemler, gerginlikler, sesini yükseltmeler, bağırmalar ve öfkelenmeler, bazen fiziksel güç kullanmalar… Bunun yerine ilk önce ‘bunu düşünelim, değerlendirelim, şu zamanda konuşalım’ demek, ön yargısız-sakin yaklaşmak ya da her iki tarafın sakinleşmesi için konuyu ertelemek, olumsuz duruma kesitsel bakmak yerine öncesi ve olası sonuçlarıyla birlikte bütüncül yaklaşmak, istekler karşısında keskin bir şekilde ‘olmaz-olur’ demek yerine daha esnek yaklaşarak alternatif sunmak, emretmek ve komut vermek yerine çocukla birlikte karar vermek, her konuda onun düşüncelerini sormak… Bunları deneyin, çatışmama adına işe yarayacaktır.

Beyin fırtınası-İnovasyon

Ebeveyn bir konu ile ilgili fikirlerini tartışmadan ve yargılamadan çocuğun ya da gencin yeni ve yaratıcı fikirlerini ve düşüncelerini ortaya koymasına fırsat vermelidir. Beyin fırtınası yaratıcı, yenilikçi düşünme ve davranışlar ile aile içi karar almada ve sonuca giden fikir üretiminde çok etkili bir yöntemdir. Gerek çocuğun gerekse ebeveynin yaratıcı düşünme gücünü geliştirmeye ve sonrasında fikir alışverişinde bulunmalarına yöneliktir. Çatışmaya olanak tanımayan bir tarafı vardır. Klişe ve işe yaramayan yaklaşımlar yerine farklı, değişik, yeni fikirler ve davranışlar geliştirmek ve bunları uygulamak (inovasyon) çatışmasızlık ortamına zemin hazırlamaktadır. Böylece daha önce çatışma nedeni olan çözülmemiş sorunsalı çözmek veya daha önce karşılanmayan ihtiyaçlara cevap vermek mümkün olabilecektir. Zaten var olan ancak bazen işe yarayan ya da yeterli düzeyde hedefi yakalayamayan davranışları yeniden dizayn edilerek toplumsal ve bireysel gereklere göre yeniden yapılandırılması ve güncellenmesi değişen çağdaş yaşamın olmazsa olmazlarındandır.

Sonuç Olarak; Çatışmak yerine çatışmamak daha kolay. Merkezde hem ebeveyn hem anne varsa, hem korumayan-müdahale etmeyen hem de sınır koyabilen-seçenek sunan bir yaklaşım varsa ve bu yaklaşımlar tutarlı bir şekilde süreklilik gösteriyorsa başka bir şeye hacet kalmayacaktır. Çatışmadan önce tartışmak, tartışmadan önce düşünmek, işin esprisi bu.

Beğene bileceğinizi düşündüklerimiz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir