MİCHAEL KUYUCU MERAK EDİLEN HAYATLARA IŞIK TUTUYOR  

Share

Müzik eleştirmeni Doç. Dr. Michael Kuyucu’nun sunduğu ‘Müziğin Kilometre Taşları’ programıyla aynı ismi taşıyan kitabının üçüncüsü okuyucuyla buluştu.

Müzik camiasının duayen isimlerinin hayatlarının bilinmeyen yönlerini aydınlatan Müziğin Kilometre Taşları -3; müzikseverler, müzik eğitimi alan gençler ve müzik endüstrisinde çalışan tüm amatör ve profesyoneller için hayat dersleri veriyor.

Ortaya koyduğu eserle gelecek nesillere rehberlik eden Doç. Dr. Michael Kuyucu, kitabını HaberHayat Dergisi’ne anlattı.

Yasir BABA

 

HABERHAYAT: Merhabalar Michael Bey, öncelikle bizimle röportaj yaptığınız için teşekkür ederiz. İlk olarak sizi kendi ağzınızdan tanıyabilir miyiz?

Micheal KUYUCU: Merhabalar, asıl ben bana bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim. Ben uzun yıllardır radyo ve televizyon programcılığının yanı sıra müzik eleştirmenliği ve yöneticilik yapan bir müzik aşığı insanım diyebilirim. Aynı zamanda üniversitelerde doçent öğretim üyesi olarak ders veriyorum ve CRI TÜRK adlı medya grubunun CEO’luğunu yapıyorum. Bir yandan mutfaktayım diğer yandan ise vitrinde. Böylece medya ve müzik dünyasındaki tüm gelişmeleri bire bir hem akademik hem de sektörel anlamda gözlemleme imkanı buluyorum.

HABERHAYAT: Müziğin Kilometre Taşları isimli kitabınızın 3.üsü çıktı. Bu kitabınızda okuyucuyu ne gibi sürprizler bekliyor?

Michael KUYUCU: Bu kitap daha önce yayınlanan ‘Müziğin Kilometre Taşları 1 ve 2’nin devamı niteliğinde. Bir akademik ve sektörel müzik araştırması. Aslında bu kitap biraz da müzik tarihine arşiv belge niteliğinde bir katkı sağlamayı amaçlıyor. Müziğe 1970’li yıllardan günümüze kadar damgasını vuran solist ve müzisyenlerle gerçekleştirdiğimiz mülakatların derlenmesi sonucunda ortaya çıkan ve müzikte bugüne kadar duyulmamış hikaye ve olayları anlatan bir kitap oldu. Müziğin yirmi tane kilometre taşıyla çok özel röportajlar yaptık. Onlara bilinmeyenleri sorduk ve meraklıları için bunları derledik.

HABERHAYAT: Kitabınızı hazırlama süreci boyunca birçok hayat hikayesinin detaylarına şahit oldunuz. Sizi en etkileyen hayatlar hangisiydi?

Michael KUYUCU: Şunu söylemem lazım, pek çok kişinin hayat hikayesini araştırdım okudum sonrasında da o okuduğum hikayelerin sahipleri ile birebir görüşmeler yaptım. Bu görüşmelerin bir bölümünü CRI TÜRK’teki radyo programımda bir bölümünü dijital platformlarımızda yayınlandım. Herkesin hayat hikayesinden bir ders çıkarttım. Çünkü her hikayede bir hayat dersi var. Özellikle müzisyen ve sanatçıların iniş ve çıkışları beni çok etkiledi. Hayatın iniş ve çıkışlardan ibaret olduğunu bir kez daha anladım diyebilirim. Bu kitapta her sanatçı ile ilgili kronolojik bir akış var. Okuyucu okurken hem zaman yolculuğuna çıkıyor hem de bu zaman yolculuğunda insanların kaderlerinde nelerle karşılaşabileceklerini görüyor.

 

HABERHAYAT: Kitabınızda müzik dünyasından önemli isimlerin ‘yükseliş ve çöküş’ hikayeleri var… Aslında kitap müzik dünyasına yeni girecekler için rehber olacaktır diyebilir miyiz?

Michael KUYUCU: Kesinlikle diyebiliriz, çünkü benimle konuşan sanatçılar çok samimi bir biçime hatalarını ve pişmanlıklarını da anlattılar. Bu çok etkileyici bir şey. Burada o sanatçıların anlattığı ‘keşke’ler hem müzik aşıkları için hem de müzik dışında olanlar için önemli mesajlar içeriyor. Bu kısa hikayeler de herkes kendisine bir kıssadan bir hisse çıkartacak.

HABERHAYAT: Müzik dünyasına girmek isteyen gençlere neler tavsiye edersiniz?

Michael KUYUCU: Maalesef bugün müzik dünyasına girmek kolaylaşmış gibi gözükse de aslında zorlaştı. Bunun en büyük nedeni müzik üretenlerin kendilerini gösterme konusunda yaşadığı zorluklar. Belki evet, sosyal medya var, internet var bazı şeyleri sunmak daha kolay ama rekabet çok büyük. Böyle bir rekabet içinde şarkı sunmak, şarkıcı sunmak çok ciddi yatırımlar gerektiriyor. Bu yatırımın yarısı üretim yatırımının getirdiği maliyet diğer yarısı ise tanıtım maliyeti. Şarkınızı en iyi biçimde yapsanız bile onu tanıtmak için maddi ve manevi anlamda çok ciddi eforlar harcamanız lazım. Öyle bir hale geldi ki müzik endüstrisi paranız yoksa hiçbir şey olamıyorsunuz. Bunun için işin bu yönü çok zor. Benim tavsiyem; namuslarıyla, iyi kaliteli müzik yapmak isteyen gençler sabırlı olsunlar. Çok büyük hayallere kaptırmasınlar kendilerini çünkü sektörde ki her yüz ürünün doksan tanesi çöpe gidiyor. Bu trajik anlamda psikolojik yaralanmalara neden olabiliyor.

HABERHAYAT: ‘Müziğin Kilometre Taşları’yla Türk müzik dünyasına geçmişten günümüze ışık tutuyorsunuz. Bu doğrultuda müzik dünyasının mevcut durumu ile geçmiş arasında bir karşılaştırma yapacak olursanız, neler söylemek istersiniz?

Michael KUYUCU: Geçmiş müzik endüstrisinde sanat daha ön plandaydı. Bugün ise müzik arka planda pazarlama ön planda. Kalite yerlerde sürünüyor, eskiden bir şarkı için aylarca emek harcanırken şimdi şarkılar birkaç saatlik stüdyo çalışmaları ile hazırlanıyor.  Müzik işçiliği yok oldu. Fast food müzikler öne çıktı.  Örneğin yetmişlerin ve seksenlerin müzikleri ile iki binli yılların müzikleri arasında çok ciddi farklar var. Ruh gitti ve en önemlisi teknolojik gelişmeler ile kapitalizmin dominant olması müziğin çıkarlara hizmet etmesine neden oldu. Artık insanlar müziği para ya da şöhret olmak için bir araç olarak kullanıyor.

HABERHAYAT: Son yıllarda toplumun genelinde geçmiş dönemlerin müziklerine karşı ayrı bir ilgi var. 70lerin, 80lerin ve 90ların şarkılarını kafelerde, sokaklarda sıkça duyuyoruz. Yoğunlaşan bir özlem var sanki… Sizce bunun nedeni nedir?

Michael KUYUCU: Bunun nedenleri arasında teknolojide yaşanan değişim, müziğin dijitalleşmesi ve toplumsal hayatta yaşanan değişimler diyebiliriz. Teknoloji müziğin üretimini orkestralardan bilgisayarla soktu. Müziğin dijitalleşmesi albüm, cd, kaset satışlarını yok etti ve müziği MP3lere mahkum etti. Toplumsal anlamda yaşanan değişimler ise tüketim toplumunun öne gelmesi ile beraber müzik sadece hızlı tüketilen bir hamburger gibi oldu. Oysa müzik eskiden bir aşçının mutfağında saatlerde üzerinde çalışıp pişirdiği bir yemek gibiydi.

HABERHAYAT: Müzik dünyasının ilerleyişini nasıl değerlendiriyorsunuz? Nereye doğru gidiyor sizce?

Michael KUYUCU: Az önce anlattıklarıma bakınca müziğin bugün pek iyi bir yerde olduğunu söyleyemem. Hızlı tüketilen bir maddeye döndü, değeri kalmadı,  görsel yönü ön plana geldi – artık klipsiz şarkının değeri yok nerdeyse –  . Nereye doğru gidiyor dersek, kötü olsa da bugün durum aslında beş on sene içinde kalitede artış olacak, olmak zorunda. Çünkü yeni nesil bu fast food müziği sevmiyor, onlar daha alternatif işler dinliyor, nostalji müziğini seviyor. Bu zamanla kendisini daha da hissettirecek ve iyi müzik yapmayanlar yavaş yavaş piyasadan yok olup gidecekler.

HABERHAYAT: Yeni dönem şarkıcılarından sizleri heyecanlandıranlar var mı?

Michael KUYUCU: Yeni dönem şarkıcılar içinde Aleyna Tilki’yi ilk günden beri destekliyorum. Emrah Karaduman ile çok özel bir ikili oldular.  Son yaptıkları işler çok başarılı. Bunun dışında başarılı işler yapan var ama Aleyna ile Emrah bir tık yukarıda duruyorlar. Ticari işler yapsalar da kaliteden ödün vermiyorlar. Tabii ki Mustafa Ceceli, Sinan Akçıl, Soner Sarıkadayı gibi isimleri de anmadan geçemem bu isimler çok iyi işlere imza atmış durumdalar.

 

 

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir