NEREDEN ÇIKTI BU MAKYAJ?

Share

NEREDEN ÇIKTI BU MAKYAJ?

Dünyada kabul görmüş ortak bir gerçeklikten konu açılacaksa kadınların güzellik için yapamayacağı şey yoktur sözünü tek geçilir. Kadın ve güzellik terimleri ayrılmaz bir ikilidir. Peki, makyaj yaparken hiç aklınıza geldi mi, ya da sordunuz mu kendi kendinize: Nereden çıktı bu makyaj? Kim bu mucizevi buluşun sahibi? Yoksa makyaj kadınların tabiatına mı ait?

MAKYAJ TARİHİ MISIR UYGARLIĞI İLE BAŞLADI

Hala doğallıktan yana olan çok küçük bir kesim olsa da günümüzde kadınların sokağa makyajsız çıkmasının neredeyse ayıplandığı bu günlerde makyajın kadın hayatındaki ilk varoluş aşaması oldukça eskilere Mısır uygarlığına dayanıyor.

Milattan binlerce yıl öncesine kadar uzanmakta olduğu bilinen ‘Makyaj Yapma’ kavramının temellerini Mısırlılar ve Asurlular tarafından atıldığına ait oldukça kanıt bulunmakta. Bu kanıtlara örnek olarak Mısırlıların duvar resimlerinde figürlerin yüzlerinin hep makyajlı, boyalı olarak çizildiğini söyleyebiliriz. Tabi kaynaklar bununla kısıtlı değil. Mısır’a ait özel ritüellerde kral ve rahiplerin de özel olarak yüzlerinin boyandığı ve tören makyajı yapıldığı bilinmektedir. Makyaja ve güzelliğe olan ilgisiyle Kleopatra bu döneme adını yazdıran bir Kraliçedir. Yani bilinen kaynaklara göre makyaj tarihinin Mısır uygarlığı ile başladığını söyleyebiliriz. Christian Amatöre ve ekibi binlerce yıl önce eski Mısırlıların kurşun esaslı maddeleri göz makyajı da dahil kozmetik alanında kullandığını belirtti. Bazı Mısırlılar bu makyajın sihirli olduğuna, makyaj yapılan kimsenin Horus ve Ra gibi tanrılar hastalıklara karşı korunacağına inanıyordu. Eski Mısırda özellikle önemli sayılan insanlar makyaj malzemeleri ile birlikte gömülürlerdi. Yapılan kazılarda deri torbalar ve kabuk ya da kavanozlarda saklanmış makyaj malzemeleri bulundu. Eski Mısırda özellikle gözleri belirginleştirmek için sürme çekilmesi günümüze kadar gelen bir uygulamadır. Aynı dönemde kırmızı toprak boyasını dudaklarına sürmeye başlayan mısırlı kadınlar bu sayede günümüzde kadınların vazgeçemediği güzellik ürünü olan ruju ilk defa kullanmış olurlar. Tırnaklardan daha çok ellerdeki bütünlüğe önem verilen bu medeniyette elleri boyama âdeti yani bizim tabirimizle kına yakma moda olur.

OJE’Yİ BULAN ÇİNLİLER

Kadın ve Makyaj tarihindeki bir sonraki önemli adımı gerçekleştiren Çinliler balmumu, renkli tozlar, sakız ve yumurta beyazı kullanarak ilk ojeyi keşfetmişlerdir. Çin de tırnaklara sürülen renklerin özel anlamları vardı. Gümüş ve altın rengi ojeleri sadece imparatorluk hanedanı kullanabilirdi. Her kim bu renklerde oje kullanırsa idam edilirdi. Buna ek olarak Aztek ve İnka Medeniyetleri dudaklarını ve tırnaklarını boyamak için kırmızı böceklerden elde ettikleri bir tür boya kullanmışlardır.

İLK GÜZELLİK UZMANLARI ROMA’DAN

Antik Roma Medeniyeti güzelliğe çok fazla önem veriyordu. Bu yüzden Romalı kadınların güzellik ve bakımlarından sorumlu kadın hizmetçiler çalıştırılıyordu. Bu hizmetçilere ise “cosmatae” ismi verilmişti. Cosmatae’lerin asıl görevleri güzellik malzemeleri bulmak, üretmek ve üretmiş oldukları bu malzemeleri kendi tükürüklerinde çözündürmekti.

HİNDU’LAR KOZMETİK’TE İLERLEDİ

Kozmetik ve cilt bakımında ilk örnekler Eski Mısır’a dayansa da bu işi ilerleten Hindu’lar olmuştur. Vücuda gösterilen büyük özene alışık ve görevleri kocalarına cezbedici görünmek olan Hindu kadınlar için kozmetik ürünleri ve parfümler gereklilik arz etmiştir. Meşhur Hindu makalelerinde, (Kama Sutra ) kadınlara dövme ve dişleri, giysileri, saçı, tırnakları ve vücudu renklendirme sanatını öğrenmeleri tavsiye edilir. Şu an bile birçok Hindu kadını kozmetikleri hala eski yolla kullanır; göz kapakları bazlı bir boya ile boyanır; yüz ve kolları safran tozu ile sarartılır ve ayak tabanları da kına ile kızıllaştırılır.

TEK TİP MAKYAJ

  1. yüzyıl civarında genelde kadınların kullandıkları makyaj malzemelerini erkeklerde kullanmaya başlar. Güzellik anlayışı değişmiştir. Tek tip makyaj moda olmuştur. Yüzler beyaza boyanır ve peruklar takılırdı. Özellikle yanaklar ve dudaklar belirginleştirilirdi. Bu asiller arasında yaygın olarak kullanılmıştır. Sarayda kral ve çevresinin erkek ve kadınlarının yüzlerinde bu makyajla gezdiği bilinmektedir. Bu dönemde makyajın yanı sıra büyük peruklar da modadır. Özellikle davetlerde ve partilerde beyaza boyanmış yüzleriyle kırmızı yanak ve dudaklı erkek ve kadınlara rastlanırdı. Bu dönem resimlerinden ve kayıtlardan bilinmektedir.
  2. YÜZYIL VE KRALİÇE ELİZABETH

15.yüzyıla geldiğimizde ise modanın rengi ve şekli biraz değişiyordu. Bu dönemde yaşayan kadınlar üstebeç adlı bir boyayı fondöten şeklinde kullanarak ciltlerinin rengini açıyorlardı. Bu madde deriyi çabucak kemirdiği için sık sık tazelenmesi gerekiyordu. Sonunda ölüme bile neden olabiliyordu.

Bir sonraki dönem ise Kraliçe Elizabeth dönemi. İngiltere’ye altın çağını yaşatan bu kraliçe doğduğunda etrafında bulunan çoğu insandan çok daha beyaz tenliymiş. Bir söylentiye göreyse babası Kral Henry onu hayalete benzeterek öldürülmesini emretmiş. Neyse ki Annesi Anne Boleyn buna engel olmuş ve nitekim İngiltere tahtının başına geçmiş. Bu döneme etkisini veren Kraliçe’nin hayranları çok fazlaydı. Bu nedenle beyaz tene olan ilgi artıyor bu da çok daha fazla makyaj malzemesini beraberinde kullanmayı getiriyordu.

  1. YÜZYIL
  2. yüzyıl Viktorya Dönemi’nde ise üst sınıf kadınları asla makyaj yapmayı düşünemezlerdi, çünkü makyaj yapmak o dönemde fahişelikle, sahne sanatçılarıyla ve çalışan kadınlarla ilişkilendirilen bir simgeydi. Yine de bu kadınları makyaj yapmadan alıkoymadı. Pek mantıklı olmasa da yasaklanmasına tepki olarak kadınlar dudaklarını ısırıp yanaklarını sıktılar. Zaman ilerledikçe makyaj genelde kadınların yaptığı ve güzelleşmek için uyguladıkları bir işlem haline gelir. Yanakları ve dudakları renklendirmenin daha sağlıklı bir görünüm kazandırdığı düşünülmeye başlanmıştır. Boyalar ise bitkilerden elde edilen boyalardır. Yüzü beyazlaştırmak için kullanılan pudralar yaygınlaşmıştır.

ERKEKLERDE MAKYAJ

Erkeklerde makyajın eski çağlarda, savaşlarda da kamuflaj amaçlı olarak yapıldığı bilinmektedir. Savaşlara hazırlık törenlerinde ve savaşa gidilirken erkeklerin yüzlerini çeşitli bitkilerden elde edilen boyalarla boyadıkları bilinmektedir. Özellikle yine daha çok antik Mısır’da, Kızılderililer ’de ve İskandinav ülkerinde güzelliğin yanı sıra savaş makyajı yaygınca görülmekteydi. Bunun başlıca amaçları ise daha korkunç görünmek, tanınmamak ya da dini inançlardı. Savaş dışında ise yine kültürel olarak ya da güzel görünmek amacıyla Kızılderililer ‘de, Mısır’da ve Roma tarihinde erkeklerin makyaj yaptığı da bilinmektedir. Aynı zamanda dini törenlerde büyücü rahiplerinde yüz boyaları dikkat çekicidir.

Her medeniyette farklı içeriklerle farklı amaçlarla kullanılan ve bugün geldiği noktada en önemli sektörlerden biri olan makyajın toplamda 6000 yıllık bir tarihi olduğu biliniyor.

 

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir