SİNEMADA TÜRLER-5 EROTİK FİLM

Share

Sinema, daha emekleme günlerinde erotizme el atmıştır. Lumiere Kardeşlerin halka açık sinema gösterilerini başlatmalarından daha önce Edison’un geliştirdiği “kinetoskop” aletinde en ilgi çeken hareketli resimlerden biri, göbeği açık dans eden bir kadındır. Yine Edison’un iki oyuncunun öpüşmesini kaydettiği Kiss (1896) filmi yarım dakikadan az sürüyordu ve hemen şimşekleri üzerine çekti. Film pek çok yerde yasaklandı. Çok sonra, film kodlama sistemiyle “zararlı” yapımları belirleyen Fransız Katolik Sinema Ofisi bugün de aktiftir ve sıkı bir sansür işletir.

Avrupa’da da sinema sanat olmadan cinselliği keşfetmiştir. 1897’de George Melies’nin çektiği Bain Après Le Bal (Balodan Sonra Banyo) filmi, sinema tarihinin çıplak sahneler içeren ilk filmidir. Bunun gibi diğer ilk Fransız erotik yapımları da banyo, striptiz gibi sahnelere dayanırdı. Gündelik hayattaki erotizmi filme almak, yaratıcılığı işletmekten kolaydır.

İtalyan sinemasında daha çok tarihsel gerçeklik içinde bir cinsellik işlendi. İmparatorluğun çöküşünü sekse bağlayan filmlerdi bunlar ve ilk toplu seks sahnelerini, yine tarihi filmlerde, yozlaşma unsuru olarak verdiler.

Avrupa erotik sineması Amerika’dakinden ileriye gitti ve Amerika’da bir pazar halini aldı. Bunun üzerine New York valisi, 1909’da bir sansür yasası çıkardı. Kısa sürede güçlenen sansür Ulusal Sansür Kurulu’nun kurulmasıyla polisin işi olmaktan çıktı. Ama iş çok karlıydı ve erotik filmler üretilmeye devam edildi.

20li yıllarda artık yedinci sanat sayılan sinema, erotizme daha bilinçli yaklaşıyordu. Dönemin ustalarından Cecil B. De Mille yine İtalyan tarzı, tarihle birleştirilmiş cinselliği kullanırken, Eric von Stroheim, özellikle Foolish Wives (1922) filmiyle, erotizmi bilinçaltında yaratmak için deneysel çalışmalar yaptı. Fransız kadın yönetmen Germaine Dulac, La Coquille et le Clergyman (Denizkabuğu ve Rahip,1927) filminde yoğun erotizm kullandı. İspanya’daki ilk cesur deneme ise Luis Bunuel’in sürrealist Un Chien Andalau (1929) filmindeki simgesel erotizm oldu.

30larda sinemaya sesin girmesiyle erotizm de değişti, ancak hemen Hays Yasaları devreye girdi ve bu yasayla filmlerde evliliğin mahremiyetinin ihlali, çıplaklık, abartılı öpüşmeler yasaklandı. Yasayla birlikte yapımcılar cinselliği gündelik hayatın akışında vermeye özen gösterdiler ve porno/erotik film ayrımı yapılmaya çalışıldı.

50’ler, yasaklarla geçen yılların acısını çıkarır gibi art arda erotik star yarattı. Marilyn Monroe, Sophia Loren, Anita Ekberg, Brigitte Bardot gibi kadın ve Alain Delon, Jean Paul Belmondo gibi erkek oyuncular, erotik filmlerin yıldızları oldular.

70’li yıllarda ise sinemada erotizm atağa geçti. Bernardo Bertolucci’nin 1972’de çektiği Last Tango in Paris filmi yıllarca konuşuldu. Aynı yıl Amerika’da Gerard Damiano tarafından yapılan Deep Throat filmi ise oral seks üzerine hardcore porno tarzındaydı; fakat genel gösterime girdiğinde geniş kitleler tarafından izlenip  “yeni özgürlüğün simgesi” sayıldı.  Bununla birlikte film ekibi yargılandı. Pier Paolo Pasolini ise erotizmi itici yerlere vardıran filmlerle o yıllarda var oldu.

70’lerde pornografik filmler de kendi devasa pazarını kurdu. Amerika’da Deep Throat ile büyük maddi gelir elde eden ve “modern pornografinin kurucusu” sayılan Gerard Damiano,  Fransa’da Guy Gibert, Almanya’da Ernst Hofbauer, İsveç’te Armand Weston gibi yönetmenler,  bu yıllarda, porno film üretiminin ülkelerindeki ilk önemli örneklerini verdiler;   filmleriyle uluslararası üne kavuştular. “Müşterisi” hazır, maliyeti ucuz ve kolay filmler olarak bakıldığı için sinematografik kaygılar gütmeden çekilen bu filmlerle büyük maddi kazançlar elde edildikçe pornografi sinemaya daha da yerleşti…

Türkiye’de ise 70’lerde videonun çıkışıyla krize giren sinema sektörü sırtını önce erotik/sonra porno filmlere dayadı. Bu dönem Aydemir Akbaş,  Ali Poyrazoğlu,  Zerrin Egeliler,  Banu Alkan gibi porno yıldızlarının yılları oldu.

70’lerdeki soft pornolardan sonra, 1979’da Naki Yurter’in çektiği Öyle Bir Kadın Ki filmiyle birlikte ilk defa hardcore seks sahneleri çekildi. Bu filmle birlikte Türkiye, İslam ülkeleri arasında yasal olarak hardcore porno üretimine izin veren ilk ülke oldu. Sonraki yıllarda yönetmenin adının bile yer almadığı, klişeleşmiş bu oyuncularla çekilen, salt kar amacı güden bir zihniyetin ürünü olan pornolar ardı ardına çekilmeye devam etti.  80’e gelindiğinde ise askeri darbeyle birlikte “ahlakı korumak” adına Yeşilçam’ın erotik filmcileri/pornocuları bir bir sorgulandı ve bu filmler yasaklandı.

Erotik, hatta porno sinemayla bizim kuşağın tanışması komik skeçlere, fıkralara daima konu olduğu gibi Alman yapımı Hans’lı, Helga’lı filmlerle olmamıştır. Bizin ilk gençliğimiz, yerli film izleyicisine neredeyse sadece iki seçenek sunulduğu bir dönemde geçmiştir: Arabesk filmler ve erotik güldürüler. Ergenliğe yeni geçmişliğimize de uygun bir ortamdı bu ve hepimiz o “Üç Film Birden”lere gittik. “Gitmedim” diyen mutlaka afişlerini görmüş, o sinemaların önünden geçmiş, o filmlerin bahislerine kulak misafiri olmuştur. Samsun’da sanırım bu furyaya ilk kapılarını açan sinema Sümer’di. Yıldız onu takip etti ve orijinalde hayli kaliteli, lüks olan bu salonlar, bu filmlerle değişen seyircilerin edindikleri alışkanlıklarla çabucak yıprandılar; koltukları kırıldı, tuvaletleri leş gibi oldu, kadın izleyiciler bu sinemaların önünden bile geçemez oldular. Diğer iki sinema, Konak ve Zafer bu akıma yenilmedi belki, direndi, ama onlar da pornoya varmasa da erotik sinemanın Sylvia Kristel’i bir anda yıldız yapan Emmanuelle (Just Jaeckin, 1974) gibi daha düzeyli örneklerini programlarına almaya başladılar.

Bizdeki erotik sinema dönemi on yıldan fazla sürdü ve kendi yıldızlarını doğurdu. Pornoya varan aşırılıkları biterken bile seyircinin edindiği alışkanlıkları devam ettiren daha “gösteren, ama vermeyen” filmlerle erotizm, 80lerde yolculuğuna Ahu Tuğba, Serpil Çakmaklı, Oya Aydoğan, Banu Alkan ve daha edeplisinden Müjde Ar ile devam etti.

Ergenliğe geçiş yıllarımızda o ilk yıldızların arasından favoriler edinmeye başlamıştık bile. Zerrin Egeliler (ki bir yılda tam yirmi iki filmde oynayarak bir rekora imza atmıştır), Dilber Ay, Zerrin Doğan, Figen Han, Arzu Okay, Mine Mutlu kendi hayranlarını yaratmıştılar. Bu fan gruplarının oluşumunda kadın oyuncuların cesaret derecesi etkiliydi elbette. Örneğin, Zerrin Egeliler’in hardcore sahnesine rastlayamazdınız. Zerrin Doğan ise sonuna kadar giderdi.

O dönem revaçta olan İtalyan erotik komedilerini taklitle başlamıştı furya. Sermet Serdengeçti, Aydemir Akbaş, bu türün yıldızlarıydılar. Sonradan Ali Poyrazoğlu, Bülent Kayabaş gibi tiyatrocular da onlara dahil oldular. Biz Kazım Kartal ve Behçet Naçar’ı tercih ederdik biraz da Yeşilçam nostaljisiyle. Ama Aydemir Akbaş filmlerinin bazen bugün bile eğlenceli geldiğini itiraf etmeliyim. Civciv Çıkacak, Kuş Çıkacak (Nazmi Özer, 1975), Fırçana Bayıldım Boyacı (Ülkü Erakalın, 1978), Öyle Bir Kadın Ki (Naki Yurter, 1979), Horoz Gibi Maşallah (Mehmet Aslan, 1975), Enişte (Savaş Eşici, 1979), Astronot Fehmi (Naki Yurter, 1978) gibi ilginç adları olurdu bu filmlerin. Kimi zaman Dişi Köpek (Yavuz Figenli, 1980) gibi erotizmle gerilimi birleştiren ilginç örneklerle karşılaşırdık. Rüştü Asyalı bile erotik bir Keloğlan güldürüsü çekmişti: Keloğlan İş Başında (O. Nuri Ergün, 1975)!

Emmanuelle serisi çıktığı dönemde bizim ilgimizi çekmemişti. Zaten her taraf erotik filmdi ve yerliler yeterince parça içermekteydiler. Uydu yayınlar bize gelir gelmez çok kısa sürede ortaya çıkan Yasemin Evcim’in gece yarısı aerobik seansları ve kırmızı noktalı tüm o yayınlar bizim çoktan izlemiş olduklarımızın yanında Uykudan Önce programı kalırdı. Ergenliği özel televizyonlar dönemine rastlamış olanlar için durum farklı olabilir. Videonun gelişiyle tanıştığımız kült korku filmlerinin neredeyse tümü ölçülü, ölçüsüz erotizm içermekteydiler. Seks filmleri döneminin sonuna denk gelen bu yıllarda, artık porno sineması kimliği edinmiş olan Sümer ve Yıldız da eski yerli pornoların yanında bu tür, bizimkilere göre çok çok daha cesur pornoları getirmeye başladılar. Yeterince atak bulmadıkları filmlerin arasına parça atmaya başladılar hatta. Emmanuelle ile tanıştığımızda biz o derece uçta filmler görmüştük ki, seri bize çok yavan gelmişti. O’nun Hikâyesi (Story of O, Just Jaeckin, 1975) içerdiği gerilim öğeleriyle bizim için çok daha çekiciydi. Aynı dönemin izini sürdüğümde şimdinin kült yönetmeni Abel Ferrara’nın dahi kariyerinin başlarında Jimmy Boy L. takma adıyla bir porno film çektiğini öğrendim (Nine Lives of a Wet Pussy, 1976).

Erotiğin vazgeçilmezliğinin hayatın doğasıyla alakalı bir şey olduğunu düşünüyorum bugün. Dünya üreme üzerine dönmüyor mu? Bütün eğilimimiz, ne yandan bakarsanız bakın, temelde soyumuzun devamını sağlamak. Artık dünya çapındaki starlarda sınırlamalar kalkmış durumda. Pek çok sanat filminde birbirinden ünlü yıldızlar birebir sevişme sahnelerinde yer alıyorlar artık. Çıplaklık bizim dışımızdaki sinemada daha 60larda tabu olmaktan çıkmıştı zaten. Dogma ekolünün ilk filmi Idioterne‘den (Lars von Trier, 1998) başlayarak bugün Enter the Void (2009) ve Love (2015) ile Gaspard Noe, Nymphomaniac (2013) ile von Trier bu anlamda en uç örnekleri veriyorlar.

2000’lerde Türkiye pornosu Şahin K.’nın (Şahin Yılmaz) komedi-pornolarıyla tanıştı. Toplamda 200’den fazla film çeken Şahin K. Hizmetçi Kız filmiyle 2002’de Berlin Porno Filmler Festivali’nden “En İyi Film”,  “En İyi Yönetmen”  ödülleriyle döndü.  Böylelikle ilk kez Türkiye pornografi sineması da uluslararası alanda tanınan bir yıldıza/yönetmene sahip oldu!

Bugün onca tartışmaya, sansüre rağmen porno dünyadaki en büyük sektörlerden biri konumunda. Dijital teknolojinin gelişimiyle başka mecralarda yoluna devam etse de sektör yapımcılar için her zaman karlı oldu. Amerika’da 70’lerde açılan porno sinema salonu sayısı 1250 iken, bugün 250 civarında; ancak diğer taraftan Amerika’da her yıl 11.000’ den çok resmi pornografik içerikli film üretiliyor. İnternette saniyede 3.000 dolar porno için harcanıyor,  her saniye 28.000 kişi porno sitelerine giriyor, her 39 dakikada bir Amerika’da yeni bir porno video kayıt ediliyor ve pornografik içerikli sayfa sayısı ise 420 milyon civarında. Dünyadaki porno sektörünün takip edilebilen para döngüsü yıllık 5 milyar dolar kadar.

 

İlker Mutlu

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir