Sizinle Mezara Gidecek Bir İz Dövme

Haber-Ece Esin GÖKYOKUŞ

Foto-Yunus ERÇİN

Bedenlere eski çizgilerle yeni anlamlar yükleyen dövme, kökeni tarihin derinliklerinde saklı, inanca dayanan bir sanattır. Bu sanatı bir nevi geçmişin izine düşerek inceledik ve dövmenin yeni nesil ustası Hakan Dinçer ile kültür nasıl deriye işlendi sorusuna popüler kültür tadında cevaplar ele aldık.

 

Dövme insanlık için hep farklılaşma çabası olarak yaşamını sürdürdü. Kendini ifade etmek isteyen insan, mezara götürebileceği tek şeyin dövme olduğunu kavradığından beri, bedeninin istediği yerine zihnini yansıttı. Bazen anılarını kazıdı vücuduna, bazen ise unutmak istemeyeceği hayattan karelerini. Böylece dövme, sanata dönüştü.

 

Bazı coğrafyalarda soyluluğu temsil eden dövme; kimi bölgelerde köleliği, erdemliliği, ahlaksızlığı, bilge kişiliği, belirli batıl veya dini inançları da bünyesinde işledi. Şamanizm, Budizm, Taoizm ve Zerdüştlük gibi inançlardan da etkilenen ve zamanla sanata dönüşen dövmenin tarihçesi M.Ö 5 binli yıllara dayandı. Avusturya-İtalya sınırında bulunan buz adamın derisinde görülen dövme, ilk dövmenin sinyallerini verirken yine M.Ö 2 binli yıllarda Mısır mumyalarında ve firavunlarında görülen dövmeler ise ilk dövme kategorisine girebiliyor. Kamış ve yaprak boyalarıyla aynı zamanda dikiş iğnesi yardımıyla yapılan bu dövmeler, genelde ya hayvan figürleri ya da dinsel-büyüsel işaretlerle de deriye işlendi. Dövme bazen özgürlükçü yani hippi dediğimiz kadınlar tarafından kendilerini damgalama, bir diğer tanımıyla toplumdan soyutlanma olarak bilinirdi. Bazen ise köle olan kadınları damgalayarak toplumdan soyutlama…

 

Antik çağda ruhun simgesi

Eski Yunan’da güneş tanrısı Bal “ilahi ve kudret edinme” olarak açıkladığı ve Trok kavminin asaletli olarak nitelendirdikleri dövme, büyüsel anlamlarından çok ruhun simgesi oldu. Ay, güneş, yıldız gibi figürleri ciltlerine işleyen Yunanlılar zamanla bu geleneği Galya ve Germenlilere de yansıttı. Onlar için dövme, kişinin içini dışına vurmasıdır. Bazı Yunan topraklarında yaşayan eski Yunanlılar da dövmeyi ahlaksızlık olarak gördü. Böylece “tanrının imajını bozuyor” gerekçesiyle Katolik kilise tarafından dövme yasaklandı. Her dönemde olduğu gibi yine insanların içsel yaşamının dışavurumları ellerinden alındı. Belirli bir süre antik çağda ruhun simgesi tanrı korkusu olmuş diyebiliriz.

Denizcilerin sularından Avrupa’nın krallık fermanına

Eski Roma’da suçluları ve köleleri ayırt etmek için kullanılan dövmelere 19. Yüzyılın İngiltere’sinde de rastlanılmaktadır. Cezayirli gemiciler ile Osmanlı gemicilerinin arasında yaygınlaşan ticaret ile gelişen dövme, amblemleşerek meslek ayırt etmeye kadar gitti. Yıllarca yasaklanan bu sanat, Kaptan Cook’un 1976 seyahati sırasında yeniden tarihte yerini aldı. Egzotik şekilde canlanan dövme, yeni renk figürleri eşliğinde denizcilerin bedenine kazındı ve bu sanat kral Edward’ın (VII) oğlu prens George’a kadar gitti. Japonya seyahatine giden prens, Japonların baruttan ve çiniden yaptıkları dövmeleri görünce bileğine canavar motifi işletti. Daha sonraki süreçte Avrupa’da krallık fermanıyla dövme yasallaştı. Dövme,  Japonya’da güzel sanatlar olarak derslere konu oldu ve günümüze kadar olan süreçte de dövme sanatı olarak ilk sıralarda yerini alır.

Dövme sanatı çağlar ve teknoloji ilerledikçe hem dünyada yayıldı hem de kendini geliştirdi. Geçmişten bugüne dağılan bu imaj, sürecin içerisinde işleyiş ve figürsel olarak da belirli bir seviyeye ulaştı. Başlarda kamışlardan yapılan iğne ve boyalar zamanla yerini kına motiflerine bıraktı. Böylelikle dövme gelenekselleşti ve Orta Asya’ya kadar uzandı.

 

 

 

 

 

 

 

 

Dövmenin Türkleşmesi

Türkiye’de resim sanatçılarının Mardin ve Diyarbakır’a gelmesiyle birlikte ortaya çıkan Güneydoğu Anadolu bölgesindeki dövme kültürü, kına motifleriyle başladı. Hunlardan ve Saka Türklerinden sonra bölgede görülen dövme geleneği genelde yörenin kadınlarında bulunur. Yine dinsel ve büyüsel inancın ağırlıklı olduğu bu kadınların bazı batıl inançları nedenleriyle vücutlarına yaptırdıkları dövme figürleri dikkat çeker. Güzel görünmek, evliliğe açık olduğunu belli etmek, kuma gelmemesi ve çocuk doğurmak gibi inançlar üzerine yapılan dövmeler genelde el, yüz, çene, parmaklar gözlerin çevresi ve boyun olmak üzere belirli motiflerle işlenir. Öte yandan nazar değmemesi, uzun ömürlü olmak, şans ve baht açıklığı gibi inançlarda söz konusudur.

Özellikle Mardin kadınları dini mezheplerine göre toplumdan ayrılmak için bu dövmeleri vücutlarına işlediler. Dudak kısımlarında görülen motifler bazen haç işaretleri, yuvarlaklar ve çentikler, çoğunlukla güneş ve çarpı işaretleri onların dini duygularının ağır olduğunun kanıtıdır. Ömürlerinin biteceği zamana kadar bu izlerle yaşayacak olan kadınlar, dövmenin Türklerde yayılmasına örnek oldular.

Popüler kültürde dövme

Teknolojinin ilerlemesiyle çağ atlayan dövme, günümüz popüler kültür devrinde oldukça büyük bir yere sahip. Eskiden belirli bir amacı yaymak için icra edilen bu sanat zamanla birer zevke dönüştü. Dövmenin yapılış kalitesi; gerçekçi iğne kullanımı, boya kavramı, seçilen figürler ve çizimler güzel sanatlara doğru da ilerledi. Artık günümüzde her 10 insandan 1’inde dövme görmeniz mümkündür diyebiliriz.

Yeni nesil dövmeyi ehlinden öğrenmek amacıyla Samsun’da yaşayan ve stüdyo çalışmaları yapan dövme ustası Hakan Dinçer’le yaptığımız küçük sohbette, dövmenin bilinmeyen yanlarını ele aldık.

Mesleğini anlatırken “38 yaşındayım ve Samsun’un en eski dövmecisiyim. Yaklaşık 18 yıldır bu mesleği icra ediyorum. Tek ruhsatlı stüdyoya sahibim. Genelde müşterilerimin yaş aralığı 25-30 oluyor. Bunun asıl sebebi vücudun gelişmesiyle birlikte deriye iyi nüfuz etmesi. Hatta en yaşlı müşterim 69 yaşında bir teyze idi” şeklinde konuşan Hakan Dinçer, dövmenin tekniklerini, nasıl yapıldığını ve bir yetenek işi olduğundan bahsetti.

“Kolaysa makinemi onlara vereyim onlar çizsin”

Dövmenin herkesin icra edemeyeceğini, oldukça meşakkatli ve tecrübe gerektiren bir meslek olduğunu dillendiren dövme ustası Dinçer “Şöyle bir algı var siz bize cildinizi emanet ediyorsunuz. Bazen duyuyoruz işte; ‘sadece yapıştırıp çekiyorlar, onlar çizmiyor ki’ diye. E o zaman makineyi onlara vereyim kendi bedenleri üzerinde kolaysa çizsinler. Dövme tecrübe ve yetenek isteyen bir iş. Sabır gerektiren, incelik isteyen bir uğraş” ifadelerini kullandı.

Dövmenin teknikleri hakkında bilgi veren dövme ustası Dinçer, “4 farklı iğne şekli vardır. Çizgi ve gölge iğneleri. Bunlar da kendi içinde kalınlık ve incelik olarak ayrılır. Bu iğnelerin özelliği numaralarının farklı olması ve dövmenin boyutunu belirlemesidir. Belirlenen desen seçilir, bazı maddeler sayesinde cilde yapıştırılır. Daha sonra iğne ile üzerinden geçilir. Bazı iğneler gölge çalışması dediğimiz olayı yapar yani sanki yapılan desende gölge varmış gibi görünür. Aynı şekilde makineyi tutma açısı ve işleme şeklide önemlidir. En az 70 tane iğne çeşidi vardır. Bunun yanında boyalara gelince onlarında numarası ve akışkanlık hızı vardır. Mesela ben renkli dövmelerde de değil de siyah dövmelerde daha iyiyimdir” dedi.

“Sanat icra ediyoruz”

Dövme sanatında teknikten çok zaman kavramının da unutulmaması gerektiğini savunan Dinçer “Çok zor ve sabır gerektiren bir iştir dövme yapmak. Bazen saatlerce dövme yaptığımız zamanlar oluyor. Bizde bunları seanslara bölüyoruz. Diğer yandan çeşitli ve yeni nesil makinelerle dövme yapıyorum ama yetenek varsa her şekilde dövme ortaya çıkar zaten” diye konuştu.

Dinçer, dövmenin maliyeti hakkında ise şunları söyledi; “Yapılan dövmenin boyutu, kullanılan boyası ve iğnesine göre değişiyor. Fakat benim için önemli olan zaman. Yani şöyle bir düşünün stüdyo da bir dövmeye saatlerinizi harcıyorsunuz ve bu sizin hayatınızdan gidiyor. Bir diğer önemli olan konu ise kullanılan malzemeyi bir daha kullanmıyoruz o yüzden biraz maliyetli oluyor. Özetle kalıcı iğneler ve boyalarla yaptığımız bu dövmeler bu zamanda işleyiş olarak pratik görünse bile çok zor. Yapım aşaması, yapıldıktan sonra ki bakımı ve ustalık kavramı oldukça farklı. Bir güzel sanatlar öğrencisi olarak sanat icra ediyoruz”

Dövmenin geçmişten bugüne olan gelişim sürecinde, insanlığın değişmesi ve evrimleşmesi büyük katkı sağladı. Birbirleriyle paralel olan bu olaylar teknoloji ile birleşince dövme yaptırma işi hızlandı. İlk zamanlarda inanç ve düşünce üzerine kurulan dövme zaman ilerledikçe zevk ve sanata dönüştü. Yine de akıllar da hep aynı soru vardı; Dövme bir iz bırakma mı yoksa bir iz ile ölme gereksinimi miydi?

Beğene bileceğinizi düşündüklerimiz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir