Şu futbol dedikleri…

Share

İnsanoğlunun “top” sevdası tarihi kayıtlara bakılırsa oldukça eskilere dayanıyor. Dünyanın ilk uygarlıklarından biri olarak kabul edilen Mısır’da mezarlardaki duvar resimlerinde ayakla top oynayan insan figürlerine rastlanıyor. Hatta 2 bin 500 yıl öncesinden kalma, 7.5 cm çapında deri veya ketenden yapılmış toplar günümüzde kimi müzelerde sergileniyor.

Dünyanın düzenli ordu sistemini ilk kuran topluluklarından olan Çin’de de M.Ö 2500 yıllarında askerlere, yere dikilmiş iki mızrak arasından bir topu tekmeleyerek geçirme talimi yaptırıldığı yine bugüne kadar ulaşan tarih bilgileri arasında mevcut. 2. ve 3. yüzyıllarda da Çin’de 40 metre genişliğindeki bir alanda deri topla oynanan “Tsu-Chu” adlı bir oyunun varlığından söz ediliyor. Bu oyundaki amaç ise topa ayakla vurarak belirli bir hedefi vurmaya çalışmak.

 

 

 

 

 

Orta Asya’da…

Birçok Türk tarih uzmanına göre ise, futbolun anavatanı “yine Orta Asya”. Hem de öyle askerlere talim amaçlı falan değil, bizim şimdiki piknik eğlenceleri gibi… Orta Asya Türkleri’nin de kız ve erkeklerden kurulu karma takımlarla, topa elle dokunmadan, sadece ayak ve kafa ile vurularak rakip kaleden içeri atmaya çalışarak bir oyun oynadıkları söyleniyor.

Tabii tüm bunlar söylentiden ibaret değil. Kaşgarlı Mahmut’un Divan-ı Lügat’it Türk’ünün birinci cildinde, Hıtay-ı Name ve Baybars Tarihi kitaplarında, Eski Türkler’in futbol oyununun çok benzeri olan “tepük” oyununu oynadıkları belirtiliyor. Hem de yazılı olan bilgilere bakılırsa, tepüğün o günlerdeki kuralları günümüz futbol kurallarına büyük paralellik gösteriyor. Topa elle dokunmanın yasak olmasının yanısıra oyun belirli bir alan içinde sınırlanıyor ve faullü hareketler tespit ediliyor.

tak

 

 

 

 

 

Eski Yunan da…

Yunan kültüründe “episkyros”, Romalılarda ise “Harpastum” adı verilen oyunlarda da belli bir alanda kenarda çizgileri olan bir yerde yine bir hedefe top ayakla gönderilmeye çalışılıyordu. Hatta Harpastum, birçok tarih uzmanına göre günümüz modern futbolunun temeli olarak kabul ediliyor. Ayakla olduğu gibi, elle de oynanabilen Harpastum’da amaç; önce topu kapmak, sonra da el ve ayak vuruşları ile rakip savunma alanına götürmek.

Kuralları oldukça sert olan oyun, Romalı askerlere savaş taktiklerini daha kolay uygulama ve manevra yeteneklerini geliştirme imkanı sağlamış. Harpastum’da ilerideki üç oyuncu, topu rakip çizginin ötesine taşımakla görevli “hücum hattı”nı oluştururken, hemen geride kalabalık bir “destek birliği” ve en geride de kale çizgisini koruyacak “muhafızlar” yer alıyordu. Kimbilir belki de futbolun kimilerince bir “savaş” gibi görülmesinin temelinde yatan da budur.

 

İngiltere de…

Ardından Romalılar’ın bu oyunu İngiltere’ye götürdüğü ve İskoçya ile birlikte oyunun orada genişlediği düşünülse de kimi kaynaklara göre İngilizler’in futbolla tanışıklığı çok daha eski.

 

  1. yüzyılda halk ve soylular tarafından çok sevilen oyunun zamanla kasabalar, köyler arasında büyük bir rekabete dönüşmesi ve kamu düzenini bozmaya başlamasıyla 13 Nisan 1314’te Kral II. Edward’ın emriyle futbol tüm ülkede yasaklanıyor. Futbol kötülenip, futbol oynayanlar aşağılansa da İngilizlerin tutkusu sürüyor.

 

İtalya’ya sığınmış olan Kral II. Charles taraftarları olan soylular, İngiltere’ye döndükten sonra İtalya’da gördükleri “Giyoca Del Calcio”yu yaymaya başlıyor. Tıpkı Eski Türkler’de tepmek, tekmelemek anlamını taşıyan “tepük” gibi “calcio” sözcüğü de İtalyanca’da tepmek, tekmelemek anlamını taşıyor.

Daha birçok medeniyette yuvarlak bir topa ayakla vurmak suretiyle oynanan değişik oyunların kayıtlarına rastlansa da bildiğimiz futbolun bugünkü haline en yakın şekli 17. yüzyıl İngiltere’sinde veriliyor. Futbol 18. yüzyılda atağa kalkıyor ve kitleleri daha o günlerden peşinden sürüklemeye başlıyor.

O yıllarda İngilizler’in baş sporu Rugby. Daha sonra bu oyundan esinlenerek futbol ortaya çıkıyor ancak Rugby’den kalma bir alışkanlık olsa gerek o dönemlerde elle oynamak serbest…

1841 yılında futbol topunun tam küre biçiminde olması benimseniyor. 1848’de ise “Cambridge kuralları” adı altında futbol kuralları toplanıyor ve bu kurallarla ilk futbol maçı Cambridge’de ögrenciler arasında oynanıyor. 7 yıl sonra futbolu ilk kez yurtdışında oynamayı akıl eden İngilizler bu “hastalığı” Almanlar’a da bulaştırıyor. 1857 Sheffield Club, ilk futbol kulübü ünvanını kazanırken, sporun hızla yayılması üzenire İngiltere Futbol Federasyonu’nun kurulmasına karar veriliyor. Modern futbolun ilk kuralları federasyonun doğuşuyla birlikte koyulmaya başlıyor. Topun ağırlığı, takımların onbir oyuncudan oluşması, yasak hareketler, sahanın büyüklüğü gibi ayrıntılar kayda geçiriliyor.

İlk resmi maç 1866’da Sheffield ile Londra arasında oynandıktan sonra imparatorluğun zirvesindekiler kendi adlarına maçlar düzenliyor ve futbolun önlenemez yükselişi başlıyor. 1871’de kalecinin topu elle tutması, 1875’te kalelere üst direk konulması ve topa kafa ile vurma izni, 1876’da ise korner atışları kabul ediliyor. Penaltı kuralı 1891 yılında literatürdeki yerini alırken 1899’da maçın süresi 90 dakika, saha ölçülerinin 118.4 x 91.4 metre olması kararlaştırılıyor.

1891’de Yeni Zelanda, 1893’te Arjantin, 95’te Şili, İsviçre ve Belçika, 98’de İtalya, 99’da Hollanda ve Danimarka, 1900 yılında ise Almanya ve Uruguay kendi federasyonlarını kuruyor. Bugün 200’den fazla ülkeyi bünyesinde barındıran FIFA’nın temeli ise 1904 yılında atılıyor.

FIFA tarafından düzenlenen ilk Dünya Kupası (Jules Rimet Kupası) maçları, 1930 yılında Uruguay’da yapılıyor ve aynı yıl Dünya Kupası karşılaşmalarının Olimpiyat Oyunları arasında dört yılda bir oynanması kararlaştırılıyor. 1954 yılında kurulan Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA)’nın düzenlediği Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası 1956 yılında, Avrupa Kupa Galipleri Kupası ise 1963 yılında oynanmaya başlıyor.

 

Resul AKÇAY / Vak’a Nivüs

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir