TÜRK TİYATROSUNUN EMEKTAR OYUNCUSU SEVTAP ÇAPAN

Share

90lı yılların başlarından itibaren sayısız tiyatro eserinde ve dizi ve sinema yapımında rol alan ve aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları oyuncusu olan emektar sanatçı Sevtap Çapan, HaberHayat Dergisi’ne özel açıklamalarda bulundu.

Çapan, şu sıralar içerisinde yer aldığı projeleri ve oyunculuk sektörünün değişimini hakkındaki düşünceleri anlattı.

Röportaj: Yasir BABA

HABERHAYAT: Sevtap Çapan kendini nasıl tanımlar?

SEVTAP ÇAPAN: İnsan, kadın, evlat, eş, kardeş, arkadaş, vatandaş, aktris… Ben bu tanımlamaların hepsiyim. Zaman zaman bunlardan biri öne çıksa da hepsinde aynı karakter özelliğini temelde koruyan biriyim.  Sözüyle eylemi örtüşen, güvenilir biriyim. Sanata tutkuyla bağlı olmamın yanı sıra disiplinli ve çalışkanım. Hakkaniyeti ve vicdanı tüm bu özelliklerimin içinde her zaman taşıyan bir yüreğim.  Olduğumdan değil, olabileceğimden daha fazlası olamayacağımı bilen biriyim. Boyumun çıplak ayak 1.57 olduğu, topuklu ayakkabıyla 1.67 olabileceği ama 1.80 olamayacağını bilmem gibi (Gülümsüyor)

HABERHAYAT: Kariyerinize bakınca sinema, dizi, tiyatro ve hatta çocuk tiyatrosu gibi birçok türde oyunculuk yaptığınızı görüyoruz. Bu türlerden hangisinde oynamak sizi daha çok mutlu ediyordu?

SEVTAP ÇAPAN: Her birinin verdiği haz ayrı ve aynı benim için. Oyunculuğumu sergileyebileceğim her rol kıymetli…  Tür, tarz, yöntem, teknik ayrılıklar fark etmiyor benim için. Sadece oynamak mutlu ediyor beni. Sinema ve dizi sektörünün kendimi seyretme imkânı verişi, gelişimime ayrı bir katkı sağlıyor. Tiyatro kanlı, canlı, terli, alkışlı ayrı bir zevk elbette diyebilirim. Çocuk tiyatrosunun ise hassas bölge olduğunu düşünüyorum. Özel ilgiyi hak ediyor. Ayrı

ca artık, günümüz çocukları için farklı bir sanatsal yaklaşım sergilenmelidir. Çağın çocuklarını yakalayabilecek bir sanatsal yaklaşım.

HABERHAYAT: Oyunculuğa başladığınız günden bu yana sektörünüzdeki değişimi nasıl yorumlarsınız?

SEVTAP ÇAPAN: Hayra alamet değil. Benim oyunculukla profesyonelliğe adım attığım zamanlardaki insanlar gerçekten kendilerini sanata adayan kişilerdi. İçlerindeki tutku, beyinlerindeki bilgi daha fazlaydı. Çalışkanlardı. Araştıran, gelişen ve geliştiren ustalar vardı. Ustalara saygı ve adaba uygunluk temel olandı. İşi bilen insanlar işin içindeydi genellikle… Biri yapımcı ise gerçekten sektörün içinden yoğrulup gelmişti. Oyuncu ise usta çırak ilişkisiyle ya da okullu olarak belli bir vizyona sahip bir şekilde yetişirdi. Elbette istisnai durumlar her dönem olur. Sanat her daim hafife alınan bir tutuma maruz kalmıştır. O dönemde de bu dönemde de değişmeyen tek şey bu sanırım. Hâlbuki sanat insanı, bu güne değin karşılaştığı bu tutumu değiştirebilirdi. Belki hala değiştirebiliriz. Sanat, özellikle tiyatro kolektif bir iştir lakin bu bilinç tam olarak kavranamıyor. Bu kavrandığı noktada, egolar, kişisel hırslar törpülendiği anda, ‘Ben’ değil de ‘Biz’ diyebildiğimiz zaman bu bilincin meyveleri sanatı yükseltecektir. Şu anda sektörde işinin ehli olmayanlara sıkça rastlayabiliyoruz. Oyunculuğun sadece şatafatlı kısmı ile ilgili her şey ve herkes gibi bir görüntü hâkim.

HABERHAYAT: Şu an içinde yer aldığınız projelerinizden bahseder misiniz?

SEVTAP ÇAPAN: Yapımını, 2017 yılında kurulan Tiyatro P.A.S ‘ın üstlendiği iki oyunda yer almaktayım şu an… Aynı zamanda tiyatronun Genel Sanat Yönetmeniyim.  Bankta İki Kişi ve Günışığına Mektup oyunlarında rol almaktayım. Bankta İki Kişi Rus Yazar Alexander Gelman’a ait. Çevirisi Sayın Belgi Paksoy hanımefendiye… Kendisi ile çalışmaktan onur duyduk. Oyun bir kadın ve bir erkeğin traji komik ilişkisi üzerinden evrensel bir kadın – erkek meselesine dokunuyor.  Ekibimiz alanlarında çok değerli isimlerden oluşuyor. İkinci oyunumuz olan Günışığına Mektup oyununda da aynı kreatif ekibiyle çalıştık. Tasarımcı ve oyuncu ilavemiz oldu ekibimize… Yerli genç yazar Yusuf Dündar’ın oyunudur bu oyun. Tiyatro P.A.S olarak oyunun dünya prömiyerini yaptık. Yönetmenimiz Caner Bilginer’in rejisi, Cihan Aşar’ın kullanılırlığı yüksek sahne tasarımı, Onur Uğurlu’nun karakterleri yansıtan kostüm tasarımı, Hasan Demir ve Zabit Erol’un atmosfer yaratımına katkısı büyük olan ışık tasarımı, Barış Aryay’ın oyuna farklı, tamamlayıcı bir soluk getiren müzikleri ile bezelidir Günışığına Mektup… Lakin sezonu bitiremeden oyuncu değişikliğine gitmek zorunda kaldık. Yolumuza ‘Ebru’ rolünü ilk teklif ettiğimiz genç ve yetenekli oyuncu Balca Aydoğdu ile devam etmekteyiz. ‘Murat’ karakterine Uğur Özbağı can verirken ben de kızı için gözünü kırpmadan fedakârlık yapan doktor bir anneyi ‘İpek’ karakterini oynamaktayım. Oyun suç – ceza –vicdan üçgeninde seyirciyi kendi sorgulamasına götürüyor.

HABERHAYAT: Hayatta ‘şunu da yapmasaydım çok iyi olurdu’ dediğiniz bir şey var mıdır?

SEVTAP ÇAPAN: Belki vardır ama öyle bakmıyorum, ne yaşıyorsam o ana dair seçeneklerdeki tüm seçimler sanırım bana ait. Yapmam gerekeni yapıp, yaptığımın sonucuna göre yine yapmam gerekeni yapıyorum. Yaptığım her şeyin altına imzamı atarım; acısıyla tatlısıyla… Pişman olacağım şeyi yapmıyorum.

HABERHAYAT: Türkiye’deki oyunculuk eğitimleri yeterli buluyor musunuz?

SEVTAP ÇAPAN: Oldukça bilgili ve yetenekli ustalarımız, eğitimcilerimiz var. Her daim daha iyisini yapma imkânı elbette mümkün. Ne var ki ülke şartları ne ise eğitimimiz ve sanata, oyunculuğa yaklaşımımız da onunla doğru orantılı… Ülkemize göre iyiyiz, dünya ülkelerine göre yetersiz kalıyor olabiliriz.

HABERHAYAT: Birlikte oynamaktan en çok keyif aldığınız isimler kimlerdir?

SEVTAP ÇAPAN: Hımm… Bu zor bir soru oldu. Çeyrek asırdır Şehir Tiyatrolarının oyuncusuyum, pek çok oyuncu ile sahnede keyifle oynadım. Alev Oraloğlu, Hikmet Körmükçü, Esin Umulu, Ali Mert Yavuzcan, Hüseyin Köroğlu, Murat Daltaban, Ersin Umulu, Serap Oral, Murat Batıkan Avcı… Daha çok oyuncu vardır…  Ekranda, Aydan Şener, Funda ilhan, Parla Şenol, Toprak Sergen ve daha nice oyuncu… İyi oyuncuların hepsiyle oynamaktan keyif alıyorum aslında… Yetenekli ve hazımlı olsunlar benim için en büyük keyif…

HABERHAYAT: Son olarak eklemek istediğiniz bir şeyler var mıdır?

SEVTAP ÇAPAN: Size teşekkür ediyorum öncelikle… Her ne yapıyor olursak olalım sözümüzle eylemimiz bir olsun. Sanatın bireysel değil kolektif bir çalışma gerektirdiği bilincini yayalım. Etik ve adaba uygun davranalım. Sanat güzele ulaşmak yolunda bize, ruhumuza sınırsız bir özgürlük sunarken küçük hırslarla vakit kaybetmeyelim. Gelişim için birleşim şarttır. Nice sanat dolu günlere, gecelere…

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir