Yaprak Sayar; Türk Müziği ile Cazı Harmanlayan Ses

Share

 TÜRK MÜZİĞİ İLE CAZI HARMANLAYAN SES YAPRAK SAYAR

İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Konservatuarı’nda ses eğitimi alan Yaprak Sayar, uzun yıllar boyunca Murat Bardakçı’nın sunduğu Tarihin Arka Odası programında solistlik yaptı. Birçok ülkede turne yapan Sayar, TRT İstanbul Radyosu’nda Ses Sanatçısı olarak çalışıyor.

Sayar, yakın zamanda müzik piyasasına sürdüğü Caz Musikisi isimli albümüyle sıra dışı bir şeyler deneyerek Türk müziği ile caz müziğini bir araya getirdi. Etkileyici sesiyle kendi kitlesini oluşturan güzel sanatçı, yeni albümünü anlattı…

HABERHAYAT: Yeni albümünüz Caz Musikisi’ni kısa süre önce yayınladınız. Projeden biraz bahsetmek isteriz.  Nasıl gelişti?

 

YAPRAK SAYAR: Proje ilk olarak Washington Büyükelçiliği’nde “Ertegün Jazz Series” kapsamında verdiğimiz bir konser ile başladı. Yaptığımız müzik ve sahnede yakaladığımız birlikteliğin heyecanı beni bu projeyi bir albüme çevirme fikrine ulaştırdı. Türk müziği ve caz müziğinin birbirine herhangi bir şekilde üstünlük kurmadan harmanlanması, iki ayrı disiplinin kendinden taviz vermeden birbiriyle kaynaşması son derece riskli bir durumdu. Ortaya çıkan müzik ve tepkiler gösteriyor ki bu yeni soluk, herkes tarafından keyifle dinlenilir bir ahenge dönüştü.

 

HABERHAYAT: Çıkış şarkınız ‘Kara Kız’ bildiğimiz kadarıyla eski bir kanto. Caz sound’ları ile şarkı adeta baştan yaratılmış. Şarkının bir hikayesi var mı?

 

YAPRAK SAYAR: Şarkının bendeki hikayesi şöyle; bu eseri ilk duyduğumda anda her Türk müziği eserinde alışkın olunduğu gibi ud, kanun, tambur gibi enstrümanlarla çalınarak icrasının aksine bakır nefeslilerle icra etmeyi hayal etmiştim. Bu fikrimi albümdeki tüm eserlerin aranjörlüğünü üstlenen Baki Duyarlar ile paylaştım. Sonuç olarak onun kıymetli tecrübesi, babasından gelen Türk müziği aşinalığı ve aramızdaki muhabbetin güzelliği hislerime tercüman oldu. İyi ki; böyle hissetmişim, hayal etmişim. Bunun için doğru adrese gelmişim. Bence çok dinamik bir yorum oldu.

 

HABERHAYAT: Kara Kız’ın klibini de çok beğendik. İçinde bolca dans geçen enerjik bir klip olmuş. Kimlerle çalıştınız?

 

YAPRAK SAYAR: Klibimin yönetmeni enerjisiyle, profesyonelliğiyle kendine hayran bırakan Murat Joker. Ben aranjesi için ne hissediyorsam; eseri dinleyip benim hissettiğim dinamiğin görselini hissederek benimle aynı heyecanı paylaşan çok kıymetli bir yönetmen Joker… Gerçekten bu şarkının enerjisi ancak bu kadar güzel ekrana yansıyabilirdi. Konseptin bu hale gelmesinde büyük payı olan diğer bir isim ise; sevgili Didem Dibekoğlu. Klipte kullandığım kıyafetler, aksesuarlar ve yakaladığımız stil dahil her şey onun elinden çıktı.

 

HABERHAYAT: İyi şarkı söylediğinizi keşfettiğiniz ilk ana gitmek istiyoruz. Nasıl keşfettiniz sesinizi?

 

“Kendim bildim bileli şarkı söylüyorum”

 

YAPRAK SAYAR: Kendimi bildim bileli şarkı söylüyorum. İlk olarak 8 yaşındayken ilkokulda Türk Sanat Müziği korosuna gittim. Oradaki şefimize olan sevgim ve hayranlığım bu müziği ve şarkı söylemeyi sevmeme sebep oldu. Beni ilk keşfeden profesyonel o oldu. Hatta o dönem hayatımın ilk solosunu Bostancı Gösteri Merkezi’nde yapmıştım.

 

HABERHAYAT: Şarkılarınızı seçerken belirli bir kriteriniz var mı?

 

“Genelde beni zorlayan eserleri seslendirmeyi tercih ediyorum. Bu zorluk beni mutlu ediyor”

 

YAPRAK SAYAR: Elbette olması gerekir. Her zaman söylediğim bir şey var; bir solistin okuduğu eser onun kıyafeti gibi olmalıdır. Yani ses rengine, aralığına ve ruhuna giydirilmiş gibi olmalıdır ki; seyirciye de tesir etsin… Genelde beni zorlayan eserleri seslendirmeyi tercih ediyorum. Bu zorluk beni mutlu ediyor.

 

HABERHAYAT: Eğitim hayatınızdan da bahsedelim biraz. Ne okudunuz, sonrasında nasıl gelişti?

 

YAPRAK SAYAR: İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı ses eğitimi bölümü mezunuyum. Konservatuvardan mezun olur olmaz Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Türk Din Musikisi Bölümü’nde yüksek lisansa başladım. Şu an tez aşamasındayım. Konservatuvarda okurken Murat Bardakçı’nın hazırlayıp sunduğu bir televizyon programında her Cumartesi solist olarak yer aldım. 5 sene kadar süren bu program benim için bir dönüm noktası oldu. Hala daha beni oradan hatırlayıp yolda çeviren insanlar olabiliyor. Daha sonrasında da müzik hayatım TRT Türk’te her pazar canlı olarak yayınlanan bir televizyon programıyla devam etti. Kanada, Tunus, ABD, Almanya, İtalya  gibi birçok yurt dışı turnelerim oldu. Şu anda da TRT İstanbul Radyosu’nda Ses Sanatçısı olarak görev yapıyorum.

 

HABERHAYAT: İleride müzikal anlamda gerçekleştirmek istediğiniz bir hayaliniz var mı?

 

“Müziğimizin dünyayı dolaşmasına vesile olmak istiyorum”

 

YAPRAK SAYAR: Yapmak istediğim çok şey var. Proje olarak  ya da bir başlık altında bahsetmekte yerine şunu söyleyebilirim;  İcra ettiğim müziği hem daha geniş ve genç kesime ulaştırmak, hem de müziğimizin sınırları aşarak dünyayı dolaşmasına vesile olmak istiyorum.

 

HABERHAYAT: Yaprak Sayar günlük hayatında kimleri dinler? İdol olarak aldığınız isimler oldu mu?

 

YAPRAK SAYAR: Günlük hayatımda o günkü ruh halime göre dinlediğim müzik tarzı değişebiliyor. Örneğin kimi zaman Münir Nurettin Selçuk ile güne başlayıp Fairuz ile devam edip Louis Armstrong ile günü kapatabiliyorum. Türk müziğindeki idollerimin başında Münir Nurettin Selçuk ve Safiye Ayla geliyor.

 

HABERHAYAT: Şarkı söylemeseydim kesinlikle şu mesleği seçerdim dediğiniz bir meslek var mı?

 

“Şarkı söylemeseydim bir laboratuvarda farelerle ilgileniyor olabilirdim”

 

YAPRAK SAYAR: Sanırım şu an bir laboratuvarda farelerle ilgileniyor olabilirdim. Çünkü konservatuara girmeyi düşünmeden önce biyoloji okumak isteyen bir öğrenciydim.

 

HABERHAYAT: Son olarak bizleri ilerleyen günlerde neler bekliyor? Var mı yeni projeleriniz, konserleriniz?

 

YAPRAK SAYAR: İlerleyen günlerde bu projeyle ilgili bir lansman konseri planlıyoruz. Henüz tarihler belli değil ama gündemim bir süre bu projeyle dolu olacak.

 

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir