YENİ EKONOMİK MODEL: BİT EKONOMİSİ – DOÇ.DR. YETKİN BULUT

İnsanoğlu ilk var olduğu zamanlarda geçimini sağlamak için çevresinde yetişen bitki ve hayvanları kullanıyor idi. Avcı- göçer toplum olan o zamanki insanlar sadece kendisinin ve ailesinin geçimini sağlayacak ölçüde üretim yapıyor ve bu sayede de hayatta kalıyor idi.

  1. yüzyıla geldiğimiz zaman insanlık tarihinin hızlı şekilde sıçramasına neden olan en büyük keşiflerden birisi yani buhar gücüyle çalışan makineler icat edildi. Bu sayede insanlar insan ve hayvan kaslarının ötesinde buharın gücü ile çok büyük miktarlarda enerji elde ederek fabrikaları kurdular. Fabrikalar aracılığı ile kitlesel üretime geçiş sağlandı. Benzer şekilde demiryollarının kurulması ile üretilen ürünler sınır ötesi yerlere ulaşmaya başladı. Yine demiryolları sayesinde insanlar farklı yerleri görmeye başladı. Bir anlamda modern yaşamın ilk temelleri atılmış olundu.

Ticaretin artık yerel sınırların dışına çıkması ile insan ihtiyaçları da farklılaşmaya başladı. Artık kendi bölgesinde üretilen ürünlerin dışında farklı yerlerde üretilen ürünler de satın alınabilir hale geldi.

Talebin çeşit ve miktar olarak artması ile beraber üretim teknolojileri de değişti. Üretimin hatasız ve zamanında olabilmesi için yazılımlar ve otomasyon teknolojileri kullanılmaya başladı. Malzeme ihtiyaç planlaması yazılımlarından başlayarak kurumsal kaynak planlamasına kadar yaşanılan süreçte üretilen ürünün niteliğine göre ürünlerin istenilen kalitede ve zamanında üretilmesi için türlü yollat denendi.

Bugün geldiğimiz noktada ise bu yazılımların ötesine geçilmiş durumdayız.  Bugün yaşadığımız çağı çeşitli bilim insanları farklı şekillerde adlandırıyor. Yaygın olarak kullanılan isimlerden bazıları Endüstri(sanayi) 4.0, İkinci makine çağı gibi.

Bugün yaşadığımız devrimin odak noktasında yazılım ve bilgisayar ağları var. 1980’li yıllardan beri bilgisayar insanoğlunun hayatında olsa da bugün kullanılan yazılımlar ve bilgisayarlar artık sadece basit hesaplamaların yapmaktan çıktı. Artık makinelerin kendi aralarında haberleştiği ve anlık verilerin üretildiği bir dönemde yaşıyoruz.

Teknolojinin bu dereceye gelmiş olması bireyler açısından da son derece önemli kazanımlar sağladı. Bilgiye erişim son derece kolay hale geldi. Akıllı telefonlarımız sayesinde istediğimiz her şeye rahatlıkla erişiyoruz. Bu aynı zamanda ürünlerin çeşitlenmesine ve insanların tüketim miktarlarının da artmasına neden oldu. Eskiden öğretmenlerden aldığımız eğitimi şimdi Youtube veya Khan Academy gibi portallardan rahatlıkla edinir hale geldik. Durum bu şekle gelince artık kütüphaneler başta olmak üzere birçok şey de dijital hale geldi. Eskiden bir bilgiyi saklamak istediğimiz zaman disketler kullanır iken şimdi artık yanımızda taşınabilir bellekler taşıyoruz. Daha da ötesi bulut teknolojileri sayesinde ihtiyaç duyduğumuz veriye dünyanın her yerinden ulaşılabilir hale geldik.

Önümüzdeki dönemde birçok sektörde artık insan gücüne dayalı olmadan hizmet alabileceğimiz bir döneme girmiş bulunuyoruz. Hepimizin ceplerinde birer akıllı telefon var. Bu araçlar sayesinde artık ne yaptığımız, ne zaman yaptığımız ve bu aktiviteleri kiminle/kimlere yaptığımız sürekli olarak kayıt altında. Örneğin adım sayar sayesinde sizin günlük adımlarınız, kan basıncınız sürekli kayıt altına alınıyor. Bugünlerde uygulamaya giren e-nabız gibi uygulamalar ile sizin verileriniz aile hekiminize ve dolayısı ile de Sağlık Bakanlığının veri tabanına girmiş olacak. Bu sayede aile hekiminizden sürekli olarak kontrol mesajları alabilecek, şeker tansiyon gibi olası rahatsızlıkları da zamanında teşhis konulmasına neden olabilecektir.

Olaya bir de satış cephesinden bakalım. Bu verilerin sağlık sigortası şirketlerinin sahibi olduğunu düşünelim. Size önerebilecekleri ürün sayısını düşünebilir misiniz?

Restoranlar için artık GSM şirketleri ile ortak yazılımlar geliştirmeye başladılar. Hiç yemek yemediğiniz bir restoranın önünden geçerken bile restorandan size özel yemek teklifleri geliyor/gelecek.

Teknolojinin bu şekilde değişiyor olması pazarlamasal anlamda da hayatımıza dijital mal teriminin girmesine neden oldu. Dijital mal basit anlamda somut olan ürünlerden daha farklı. Somut olan ürünlerde zaman zaman kıtlık sorunu olsa da dijital ürünlerde bu kıtlığın yerini bolluk almaktadır.

Buhar gücünden yararlanmaya başladığı zaman insanlık hava kirliliği sorunu ile karşı karşıya kalmış idi. Dijitalleşme ile beraber de bazı sorunlar ile karşılaşacağımız aşikar. Nasıl ki birinci sanayi devriminde kas gücünün yerini makineler aldı ise dijitalleşme ile beraber de insan kaynakları çok ciddi şekilde etkilenecek. Eskiden bir arabayı yapmak için birçok işçiye ihtiyaç duyulurken bugün başta Almanya başta olmak üzere birçok ülkede karanlık fabrikalar kurulmaya başlandı. Başka bir anlatımla modern dünyada üretimi birçok alanda robotlar yapacaklar.

Örneğin bir araba istediğinizi düşünelim. Şoför koltuğu sarı, ön koltuk mavi ve arka koltuklar da yeşil, turuncu ve siyah olsun. Normal bir üretim sürecinde bu koltukların tam anlamı ile üretilebilmesi için her birisi için ayrı bir banda girmesi gerekir. Bu hem zaman hem de işçilik giderleri açısından işletmeye inanılmaz bir yük getirmektedir. Bugünün dünyasında ise artık makinelerin kendi aralarında haberleşmesi sayesinde koltuklar bulundukları stok yerlerinden kolaylıkla üretim bandına gelmekte ve montajı da robotlar tarafından yapılmaktadır.  Bu durum işletmelerin gider kalemlerini azaltmakta olumlu katkılar sağlamaktadır. Çalışan piramidinin en altında yer alan ve sıradan işleri yapan insanlar açısından bu olumsuz bir gelişme olmakla birlikte kendisini sürekli geliştiren bireyler açısından inanılmaz fırsatları yakalamasına neden olacaktır.

Sanayi devrimi ile beraber nasıl ki yeni meslekler ortaya çıkmış ise dördüncü sanayi devrimi ile beraber de yeni mesleklerin ortaya çıkacağı aşikardır. Her yerde ve her zaman verinin üretildiği bu dönemde özellikle veri bilimcileri ve veri madenciliğine dayalı meslekler gündeme gelecek ve bu doğrultuda başta yükseköğretim kurumları olmak üzere yeni uzmanlık alanları ve yeni eğitim öğretim alanları ortaya çıkaracaktır.

Yeni çağda beyin gücü hemen her şeyden daha önemli bir güçtür. Dolayısı ile beyin gücüne sahip olan ülkeler ve ekonomiler yeni ekonominin de asıl gücünü oluşturacaktır. Bu bağlamda beyin gücüne yatırım yapmaktan başka çare maalesef ki yok. Çünkü bu çağı ya yakalayacağız ya da kaçırdığımız fırsat bir daha geri gelmeyecek. Biz de bu sefer kaçırdığımız zamanı telafi etmekte bir hayli zorlanacağız.

DOÇ.DR. YETKİN BULUT

Beğene bileceğinizi düşündüklerimiz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir